Tarih

Osmanlı Yükselme Devri

Osmanlı Yükselme Devri ya da Osmanlı Yükselme Dönemi Osmanlı Devleti'nin büyük ilerleme kaydettiği dönemdir. Bu dönemde büyük toprak kazançları olmuştur. Fetih politakasının bir sonucu olarak devlet imparatorluk özelliği kazanmıştır. Fatih, Bayezid, Selim ve Süleymandan Yükselme Devri'nin padişahlarıdır.

II. Mehmet (Fatih) Dönemi (1451 - 1481)

1451 yılında II. Mehmet ikinci defa Osmanlı tahtına çıktı. Taht değişikliğinden yararlanmak isteyen Karamanoğulları ile Osmanlıların arası açıldı. Ancak II. Mehmet'in kararlı tutumu sonucunda Karamanoğullarının isteğiyle barış yapıldı. 

II. Mehmet tahta çıktıktan sonra diğer devlerlerle olan ilişkilerini iyi tutmaya çalıştı. Bu dönemde Osmanlılarla - Bizans İmparatorluğu arasında bazı sorunlar bulunuyordu. Bu nedenle II. Mehmet İstanbul'un fethini temel amaç haline getirmişti. 

1. İstanbul'un Fethi (1453)

a. Fethin Nedenleri

  • İstanbul'un önemli ticaret yolları üzerinde bulunması
  • Bizans'ın Avrupa'ya Haçlı Seferi çağrısında bulunması
  • Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini ve Anadolu beylerini Osmanlı'ya karşı kışkırtması
  • Bizans'ın Osmanlı Devlenti'nin toprak bütünlüğü bozması
  • Hz. Muhammed'in İstanbulu fethedecek kişiyi övmüş olması

II. Mehmet, Batı dünyasına üstünlük sağlamak, toprakları birleştirmek, Müslüman coğrafyada itibar sahibi olmak ve ekonomiyi canlandırmak için fetih hazırlıklarına başladı. 

Bu amaçla;

  • Karadeniz'den Bizans'a gelecek yardımları önlemek ve kuşatmada üs olarak kullanılmak üzere Anadoluhisarının karşısına Rumelihisarı yapıldı.
  • Kuşatmada kullanılmak üzere 4000 parçalık büyük bir donanma kuruldu.
  • Macaristan, Sırbistan, Eflak, Venedik ve Karamanoğullarıyla anlaşmalar yapıldı.
  • Avrupa'dan gelebilecek yardımları önlemek için balkanlara ordu gönderildi. 

Osmanlı Devleti'nin bu hazırlıkları karşısında Bizans İmparatorluğu savunma önlemlerini arttırdı. Avrupa'dan gelebilecek yardımlar Bizans için çok önemliydi. Bu amaçla Bizans Ortodoks ve Katolik kiliselerini birleşmesini kabul etti. Ancak halk buna tepki gösterdi. Ayrıca Bizans, Osmanlı donanmasına karşı tedbir olarak Haliç'in ağzını zincirledi.

b. İstanbul'un Kuşatılması ve Fethi

Hazırlıklarını bitiren II. Mehmet  5 Nisan 1453'te İstanbul önlerine geldi. Bizans'a İstanbulu savaşsız terketmelerini teklif etti. Ancak bu teklif reddedildi. Bunun üzerine 6 Nisan 1453'te kuşatma başlatıldı. 21 - 22 Nisan gecesi donanma kaydırılarak Haliç'e indirildi. 53 gün süren kuşatma sonucunda 29 Mayıs 1453'te İstanbul fethedildi.

c. Fethin Sonuçları

  • İstanbul'un fethiyle Bizans İmparatorlu'ğu sona erdi. Böylece Avrupa, önemli bir müttefikini kaybetti.
  • Osmanlı devleti dünya devleti oldu. İstanbul başkent oldu ve önemli bir kültür ve ticaret merkezi haline geldi.
  • Avrupa devletleri Türk dünyası karşısında gerilemeye başladı. 
  • Osmanlu Devleti'nin toprak bütünlüğü sağlanmış oldu.
  • Osmanlı Devleti, İslam dünyasında etkin bir konuma geldi. 
  • Ortaçağ kapandı ve Yeniçağ başladı.
  • Karadeniz ile Akdeniz arasındaki su yolları ve önemli ticaret yolları Osmanlı Devleti'nin kontrolüne girdi. Osmanlı ekonomisi deniz ticaretiyle gelişti. Ticaret yollarının Türk kontrorüle geçmesi Avrupa'yı yeni yollar aramaya sevk etmiştir. Bu da Coğrafi Keşifleri sonuç verecektir.
  • Kale ve Surların toplarla yıkılabileceği görüldü. Böylece Avrupa'daki derebeylikler zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı.
  • İstanbul'un fethinden sonra İtalya'ya giden Bizanslı bilim ve sanat insanları Avrupa'da Rönesans'a öncelik etmişlerdir.
  • II. Mehmet "Fatih" ünvanını aldı.
  • II. Mehmet Hristiyanlara iyi davrandı. Ortodoks Kilisesini himaye altına aldı. 

Not: II. Mehmet Hristiyanlara hoşgörülü davranarak Hristiyan dünyasının birleşmesini önlemeyi ve Katoliklere karşı Ortodoksları himaye ederek bir güç oluşturmayı hedeflemiştir. 

2. Bizans'ı Diriltme Umutlarının Söndürülmesi

1453'te Bizans İmparatorluğu yıkılmasına rağmen aynı soydan gelen Mora'da iki despotluk ve Karadeniz kıyılarında Pontus Rum İmparatorluğu bulunuyordu. Bunlar isyan tehlikesi oluşturuyordu. Fatin bu tehlikeyi önleyebilmek için bu toprakların Osmanlı kontrolüne alınmasını gerekli görüyordu. Mora'da karışıklıkların çıkması üzerine Fatih, Venediklerin elindeki birkaç kale dışında bütün Mora'yı Osmanlı hakimiyetine aldı (1460). Bir yıl sonra da Trabzon Rum İmparatorluğu yıkılarak Bizans'ı diriltme umutlarına son verildi (1461).

3. Balkanlarda Fetihlerin Devam Etmesi

Kuruluş Dönemi'nde Balkanlar Osmanlı Devleti'ne bağlanmış ve bölge önemli ölçüde Türkleşmişti. Ancak Balkanlarda zaman zaman ayaklanmalar çıkıyor, vergiler ödenmiyor ve Balkanlılar Haçlı Seferlerine katılıyorlardı. Balkanlarda çıkan sorunları kökten çözmek ve buradaki hakimeyeti güçlendirmek için Fatih, Sırbistan, Arnavutluk, Bosna - Hersek, Eflak ve Boğdan'a seferler düzenlemiştir. 

Fatih Dönemi'nde Balkanlara düzenlenen seferler sonucunda 1459'da Belgrad hariç Sırbistab, 1462'de Eflak, 1463'te Bosna, 1465'te Hersek, 1476'da Boğdan, 1478'de Arnavutluk Osmanlı hakimiyetine girdi. 

Not: Fatih Döneminde yapılan Balkan fetihleri Osmanlıların Balkanlardaki etkinliğini arttırmıştır. 

4. Anadolu'da Hakimiyet Mücadelesi

İstanbul'un fethinden sonra Karadeniz'in güney sahillerinde bir liman kenti olan Amasra'da Cenevizliler, Sinop'ta Candaroğulları, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde ise Pontus Rum İmparatorluğu bulunuyordu. Güney Karadeniz'in diğer kıyıları Osmanlı toprağıydı. 

a. Karadeniz Kıyılarına Yapılan Seferler

Fatih, Güney Karadeniz kıyılar ve Anadolu'nun güvenliğini sağlamak için Karadeniz bölgesine seferler düzenledi. 1461 yılında Amasra fethedilip buraya Türkler yerleştirildi. Seferlere devam eden Fatih, Candaroğullarından Sinop'u alarak bu beyliği topraklarına kattı. Yine aynı yıl Fatih, Trabzonu fethederek Pontus Rum İmparatorluğu'na son verdi. Böylece Osmanlı Devleti Karadeniz kıyılarına tamamen hakim oldu ve ticaret yollatı üzerindeki etkinliğini arttırdı.

b. Karamanoğulları Topraklarının Osmanlılara Katılması

Anadolu beylikleri içerisinde Osmanlıların Anadolu'da Türk birliğini kurma çalışmalarına en fazla Karamanoğulları direnmiştir. Osmanlı Devleti'ne karşı her fırsatı değerlendirmek isteyen Karamanoğulları İstanbul'un fethi sırasında Venediklilerle anlaşma yapmışlardı. Bu durum Osmanlı - Karamanoğulları sonuna önem vermesi sonucunda mücadele Osmanlı - Akkoyunlu çatışmasına dönmüştür. Bu çatışma Osmanlıların lehine sonuçlandı. Konya ve Karaman Osmanlı topraklarına katıldı. Karamanoğulları topraklarının Osmanlıların eline geçmesi Osmanlı - Memlük ve Osmanlı - Akkoyunlu ilişkilerini bozmuştur (1466).

c. Osmanlı - Akkoyunlu İlişkileri ve Otlukbeli Savaşı

Akkoyunluların Karamanoğullarını himaye etmeleri, Anadolu'da siyasal bütünlüğü tehdit etmeleri ve Osmanlılar aleyhine Venediklilerle ittifak kurmaları iki devletin ilişkilerini bozmuştur. 

Erzincan yakınlarında Osmanlılarla Akkoyunlular arasında yapılan Otlukbeli Savaşı Osmanlıların galibiyetiyle sonuçlandı (1473). Bun savaştan sonra Akkoyunlular Devleti yıkılış sürecine girdi. Doğu Anadolu'da Osmanlı egemenliği güçlendi ve Anadolu'da Türk siyasal birliğini sağlama yolunda önemli bir adım atıldı. 

d. Osmanlı - Memlük İlişkileri

Fatih Sultan Mehmet Dönemi'nde Osmanlı - Memlük ilişkilerinin bozulmasında Memlüklerin;

  • Anadolu siyasal birliğini tehdit etmesi,
  • Karamanoğullarını Osmanlılara karşı desteklemesi ve Dulkadiroğulları Beyliği ile ilgilenmesi,
  • Hicaz su yollarının onarımı konusunda anlaşmazlıkların çıkması etkili olmuştur.

1481 yılında Fatih'in vefat etmesi üzerine Osmanlı Devleti ile Memlükler arasında bu dönemde savaş olmamıştır. 

5. Denizlerde Kazanılan Başarılar

Osmanlılar, Akdeniz ile Karadeniz arasındaki tek su olan İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını ele geçirdiler. Bu konumda bulunan devletin güçlü bir donanmaya sahip olması gerekiyordu. Fatih Dönemi'nde güçlü bir donanma kurulmuşsa da Venedik ve Ceneviz donanmaları kadar güçlü değildi. Ayrıca İtalya'da Papalık ve Napoli Krallığı da güçlü donanmalara sahipti. 

Fatih Dönemi'nde Ege Denizi'ndeki Gökçeada, Taşoz, Semadirek, Bozcaada, Limni, Sisam, Eğriboz ve Midilli adaları Osmanlı yönetimine geçmiştir. Ayrıca Adriya Denizi'nde Zanta, Kefalonya ve Ayamavra adaları Venediklilerden alınmıştır (1479). Fatih Dönemi'nde 1480 yılında Rodos adası kuşatılmışsa da fethedilememiştir.  

a. Osmanlı - Venedik Savaşı

Fatih Dönemi'nde Karadeniz, Ege ve Batı Akdeniz kıyıları ile Mora dahil bütün Yunanistan, Osmanlı topraklarına katılınca Osmanlı - Venedik ve Osmanlı - Ceneviz ilişkileri yoğunluk kazanmıştır. Taraflar arasındaki ilişkilerin bozulmasında;

  • Venediklilerin ve Cenevizlilerin Osmanlılardan dolayı doğu ticaretinden zarar görmeleri,
  • Osmanlıların hakim olduğu Karadeniz ve Ege'de yabancı devletleri istememesi
  • Venedik, Macaristan ve Arnavutluk arasında Osmanlı Devleti'ne karşı ittifak kurulması etkili olmuştur.

Osmanlı Devleti ile Venedikliler arasında başlayan savaş on altı yıl (1463 - 1479) devam etti. Bu savaş sırasında birçok Venedik adası Osmanlıların eline geçti. Diğer cephelerde de başarılı olan Osmanlı Devleti karşısında yalnız olan Venedikliler 1479 yılında anlaşma yapmak zorunda kalmıştır.  

Osmanlı Devleti ile Venedikliler arasında yapılan İstanbul Antlaşması'na göre Venedikliler; bazı toprakları, savaş tazminatı ve yıllık vergi vermeyi kabul etmiştir. Buna karşılık Osmanlı Devleti de Venediklilere sularında ticaret yapma, İstanbul'da elçi bulundurma ve bazı hukuksal ayrıcalıklar tanımayı kabul etmiştir. Böylece Osmanlı Devleti Venediklilere kapitülasyon hakları tanımıştır. 

Osmanlı Devleti, Venediklilere imtiyazlar vermekle; Hristiyan birliğini bozmayı ve doğudan gelen malları Venedikliler aracılığıyla Avrupa'ya aktarmayı amaçlamıştır.

b. Kırım Hanlığı'nın Osmanlı Devletine Katılması

Karadeniz'de Cenevizlilere ait birçok koloni vardı. İstanbul ve Amasra illeri fethedilmiş olduğu için Karadeniz'in güneyinde ellerinde hiç liman kalmamıştı. Buna rağmen, Kefe, Menküb ve Azak gibi üç önemli Kırım şehri Cenevizlilerin elinde bulunuyordu. 1475 yılında Kırım'da iç karışıklıkların da artmasıyla Fatih, bu sorunu çözmeye karar verdi. Bölgeye Osmanlı donanması gönderilde ve donanma Kefe, Menküb ev Azak şehirlerini ele geçirdi. Böylece Karadeniz'deki Cenevizlilere ait koloniler bitmiş oldu. 1478 yılından itibaren Kırım tamamen Osmanlı Devleti'ne bağlı bir devlet haline geldi. Böylelikle İpek yolun tamamıyla Osmanlı kontrolüne girmiş ve Karadeniz bir Türk gölü haline gelmiştir.  

c. İtalya Seferi

Osmanlı Devleti'nin dış politikasında karşısına sık sık çıkan problemlerden biri de Napoli Krallığı idi. II. Mehmet bu problemi ortadan kaldırmak ve Katolikliğin merkezi olan Roma'yı ele geçirmek amacıyla Gedik Ahmet Paşa komutasında asker göndererek Otranto'yu fethettirdi. Fakat Fatih öldükten sonra Otranto Osmanlı Devleti'nin kontrolünden çıkmıştır. 

II. Bayezid Dönemi (1481 - 1512)

1. Cem Sultan Olayı

Fatih'in ölümünden sonra devşirme devlet adamları ve yeniçerililerin desteklediği II. Bayezid tahta çıktı. Fatih'in diğer oğlu Cem ise kardeşinin hükümdarlığını kabul etmedi. Cem Sultan'ın imparatorluğu paylaşma teklifini II. Bayezid kabul etmedi. Bunun sonucunda Cem Sultan Bursa'ya gelerek hükümdarlığını ilan etti. Bu gelişmelerden sonra iki kardeş arasında taht kavgaları başladı. Bursa yakınlarında yapılan savaşı kaybedeb Cem Sultan, Mısır'a giderek memlüklere sığındı. Karamanoğulları ve Memlüklerin desteğiyle yeniden ayaklanan şehzade, başarılı olamadı. II. Bayezid, Cem Sultan'ın Rumeli'ye geçeceğini öğrenince Rodos Şövalyeleriyle anlaştı. Rodos Şovalyeleri Cem'i Rumeli yerine Fransa'ya götürdüler. Rodos Şovalyeleri, Cem Sultanı ellerinde tutarak Rodos adasının güvenliğini sağlayabileceklerine inanıyorlardı. Uzun görüşmeler yapıldıktan sonra Cem Sultan önce Papa'ya daha sonra da Fransa Kralı VIII. Şarl'a teslim edildi. Cem Sultan Haçlı Seferi düzenlemesinde ve din değiştirmeye yanaşmayınca Avrupalılar ile Cem'in arası açıldı. 1495 yılında Cem Sultan vefat etti. Böyle Avrupalıların bir Osmanlı şehzadesini kullanarak düzenlemeyi planladıkları Haçlı seferi sonuçsuz kalmıştır.

Osmanlı Devleti'nin iç sorunu olan Cem Olayı, Rodos Şovalyeleri ve Avrupalıların devreye girmesiyle bir dış sorun haline gelmiştir. Ayrıca bu taht kavgası, Osmanlı Devleti'nin dış siyasette pasit kalmasına ve İspanya'daki Müslümanlara gereken yardımın yapılamamasına neden oldu. 

2. Osmanlı - Memlük İlişkileri

Osmanlı - Memlük ilişkileri ilk kez I. Bayezid zamanında bozulmuştur. Fatih Dönemi'nde kötüleşen ilişkiler II. Bayezid Dönemi'nde savaşa neden olmuştur. Memlüklerin Cem Sultan'a destek olması, Memlüklerin Ramazanoğulları ve Dulkadiroğulları topraklarına egemen olmak istemesi ve Fatih Dönemi'nde yaşanan bazı gelişmeler iki devlet arasında ilişkilerin bozulmasının temel nedeni olmuştur. 1485'te başlayan savaşlar altı yıl devam etmiş ve kesin bir sonuç alınamamıştır. 

3. Osmanlı - Venedik İlişkileri

II. Bayezid Dönemi'ne gelindiğinde Akdeniz'de en güçlü deniz kuvveti Venedik donanmasıydı. Kıbrıs ve Girit gibi adalarla, Mora'da Navarin, Modon ve Koron gibi önemli liman ve kaleler Venediklilerin elindeydi. Doğu Akdeniz'deki Osmanlı egemenliği Venediklilerin ticaret faaliyetlerini engelliyor, Venediklilerin bu bölgeye egemen olması da Osmanlı Devleti'nin hareket özgürlüğünü kısıtlıyordu. Venediklilerin Mora halkını Osmanlılara karşı isyana teşvik etmesi üzerine 1499 yılında Osmanlı - Venedik savaşı başlamıştır. Cem Sultan'ın vefatından sonra daha aktif bir politika izleyen Osmanlı Devleti, ilk önemli deniz zaferini bu savaşta kazandı. İnebahtı, Modon, Koron ve Navarin kaleleri Venediklilerden alındı. Böylece Venedikliler Mora'dan tamamen çıkarılmıştır (1520).

Not: II. Bayezid Dönemi'nde Gelibolu'da tersane kurulmuştur. Yine bu dönemde denizcilik ve topçuluk alanında önemli gelişmeler sağlanmıştır.

İspanya'da Katolikler, Müslüman Arap ve Yahudilere karşı soykırıma girişmişlerdi. 1492 yılında Türk denizcileri, özellikle Barbaros kardeşler İspanya'daki Arap ve Yahudi soykırımından kurtarmıştır. Araplar Kuzey Afrika'ya taşınmış, Yahudilerin önemli bir kısmı Osmanlı topraklarına yerleşmiştir. Bu durum Osmanlıların hoşgörüsünü, ezilen halklara ve mültecilere yardım ettiğini göstermektedir. 

II. Bayezid Dönemi'nde Karadeniz sahillerine seferler düzenlenmiştir. Boğdan üzerine sefer düzenlenerek Kili ve Akkirman Osmanlı Devleti'ne katılmış ve Boğdan yeniden Osmanlı egemenliğine girmiştir (1484). Osmanlıların bu bölgeye ilgi duymasında Boğdan'ın Macarlarla işbirliği yapması ve Osmanlı Devleti'nin Karadeniz ticaretini engellemesi etkili olmuştur. Boğdan'ın fethiyle Osmanlı toprakları karadan Kırım'la birleşmiş ve Karadeniz'in batı sahilleri Osmanlıların hakimiyeti altına girmiştir. 

XVI. yüzyılda Osmanlı donanması Karadeniz ve Akdeniz'de söz sahibi haline gelmiştir. Aynı dönemlerde Venedikliler denizcilik konusunda zayıflamış, ancak Akdeniz'in batısında İspanya ve Portekiz iki güçlü denizci devlet olarak ortaya çıkmıştır. 

4. Osmanlı - İran İlişkileri

Otlukbeli Savaşı'ndan sonra zayıflama sürecine giren Akkoyunlularda, XV. yüzyıl sonlarında taht kavgaları başladı. Bu taht kavgalarından faydalanan Şah İsmail Akkoyunluları yıkarak İran'da 1502 yılında Safevi Devleti'ni kurdu. Şiilik mezhebinin yayılmasını hedefleyen Safevi Devleti kısa sürede güç kazandı. 

Safevilerle Osmanlı Devleti  arasında uzun yıllar devam edecek savaşlar başladı. XVI. yüzyıl başlarında II. Bayezid'in tutumundan dolayı Safeviler Doğu Anadolu'da rahatlıkla ilerleyebilmiştir. Şah İsmail, Anadolu'yu hakimiyeti altına alarak Türkistan, İran ve Kafkasya'yı da içine alan büyük bir devlet kurmayı amaçlıyordu. Safevilerin bu amacı Osmanlı Devleti'nin çıkarlarıyla zıt düşüyordu. Şah İsmail amacına ulaşabilmek için Anadolu'da Şiilik mezhebini desteklemiş ve Türklerin Ehl-i Beyt'e olan sevgisinden yararlanma yolunu seçmiştir. Şah İsmail taraftarlarının çalışmaları sonucunda Anadolu'da isyanlar çıkmıştır. Bu isyanların en önemlisi 1511 yılındaki Şahkulu İsyanı idi. Osmanlı Devleti, Şahkulu İsyanı'nı güçlükle bastırabilmiştir. Bu durum Safevilerin Anadolu'daki etkinliğini göstermektedir. İsyanların yoğunlaşması üzerine Trabzon Sancak beyi olan Şehzade Selim merkezden habersiz harekete geçerek bir kısım İran toprağını ele geçirmiş, ancak II. Bayezid bu toprakları geri iade etmiştir. 

Osmanlı - İran ilişkilerin Osmanlılar aleyhine gelişmesi üzerine Şehzade Selim babasına karşı ayaklandı. Yeniçeriler ve devlet adamlarının desteklemesi üzerine I. Selim 1512 yılında padişah olmuştur. Fakat taht kavgası I. Selim padişah olduktan sonra da devam etmiştir. Önce şehzade Korkut, ardından da şehzade Ahmet öldürülerek taht kavgalarına son verilmiştir. 

I. Selim (Yavuz) Dönemi (1512 - 1520)

1512'de Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten sonra iki yıl taht kavgaları sürmüştür. Kardeşler arasındaki kavgalarının çözümlenmesinden sonra Osmanlı Devleti Doğu siyasetine ağırlık vermiştir. 

Yavuz Sultan Selim'in temel amacı İslam dünyasında birliği sağlamıktı. Bunun için Türkistan'a kadar ulaşmak istiyordu. Hatta Hindistan ve Çin'in haritalarını çizdiren Yavuz Sultan Selim, Yeniçeri Ocağı'nı yeniden düzenlendi ve donanmayı güçlendirdi. Yavuz Sultan Selim batıdaki devletlerle yapılmış anlaşmaları yenileyerek doğuya yöneldi. Doğudaki faaliyetleriyle oğlu Kanuni Sultan Süleyman'ın Avrupa ve Akdeniz'deki faaliyetlerine ortam hazırlamıştır.

1. Osmanlı - İran İlişkileri

Yavuz Sultan Selim'in hükümdar olmasından sonra Şah İsmail, Anadolu'da mezhep propagandasını yoğunlaştırmıştır. İranın asıl amacı Osmanlı topraklarını ele geçirmekti. Osmanlı Devleti hem topraklarını korumak hem de hakim olduğu bölgelerde mezhep ayrılığı yüzünden çıkan anlaşmazlıkların çözümlemek amacıyla İran üzerine sefere çıkmıştır. İki devlet arasında yapılan Çaldıran Savaşı Osmanlıların galibiyetiyle sonuçlanmıştır (1514).

Savaşın Sonuçları

  1. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Osmanlı egemenliğine girdi. 
  2. Anadolu'daki Safevi tehlikesi önlendi. 
  3. Tebriz - Halep ve Tebriz - Bursa İpek yolu Osmanlı denetimine girdi. 
  4. İdris-i Bitlisi'nin gayretleriyle Güneydoğu Anadolu'da Diyarbakır, Bitlis, Mardin alındı ve Diyarbakır eyalet merkezi oldu. 

Dulkadiroğulları Beyliği'nin Osmanlılara Katılması (1515)

Çaldıran Savaşı'ndan sonra fetih hareketleri devam etti. Anadolu'da Kemah alındıktan sonra Osmanlı ordusu Dulkadiroğulları üzerine yürüdü. Turnadağ Savaşı'nda Osmanlı ordusu galip geldi (1515). 

Bu savaşın sonunda;

  • Dulkadiroğulları Beyliği yıkıldı.
  • Maraş ve çevresi Osmanlı denetimine girdi.
  • Osmanlılar Memlüklerle komşu oldular ve Osmanlı Memlük ilişkileri gerginleşti.
  • Anadolu'da siyasal birlik sağlandı.

2. Osmanlı - Memlük İlişkileri

Mısır Seferi'nin nedenleri

  1. Yuvaz Sultan Selim'in İslam dünyasında birliği sağlamak istemesi
  2. Abbasi halifelerinin Mümlüklerin himayesinde bulunmalarından dolayı Memlüklerin İslam dünyasında büyük bir otoriteye sahip olması
  3. Memlüklerin Osmanlılara karşı Safevilerle ittifak kurmaları
  4. Dulkadiroğulları topraklarının Osmanlı Devleti'ne katılmasına Memlüklerin tepki göstermesi
  5. Baharat Yolu'nun Mısır'dan geçmesi nedeniyle Mısır'ın zengin olması
  6. İki devlet arasındaki ilişkilerin eskiden beri bozuk olması
  7. Portekiz'in Hint Okyanusu'nda etki olması

1. Mercidabık Savaşı (1516)

Safeviler üzerine sefer düzenleyen Osmanlı ordusunun Fırat nehrini geçmesine Memlükler izin vermeyince Yavuz Sultan Selim, Memlükler üzerine sefere çıktı. Halep yakınlarındaki Mercitabık'ta yapılan savaş Osmanlıların galibiyetiyle sonuçlandı (1516). Savaşta Memlük Sultanı Kansu Gavri öldürüldü. Bu savaşın sonucunda Halep ve Şam ele geçirilip Suriye fethedildi. 

2. Ridaniye Savaşı (1517)

Yavuz Sultan Selim seferi devam ettirerek Mısır üzerine yürüdü. Bu sırada Kansu Gavri'nin yerine tahta geçen Tomanbay, Avrupalılardan aldığı silahlarla güçlü bir savunma oluşturdu. Sultan Yavuz Selim, Kudüs ve Filistin'i egemenlik altına aldıktan sonra 13 günde Sine Çölü'nü aştı. Memlük savunma hattını dolaşarak topları etkisiz bırakılan Osmanlı ordusu Ridaniye'de Memlüklere büyük bir yenilgi tattırdı (1517).

Mısır Seferi'nin sonuçları

  • Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı topraklarına katıldı. 
  • Hicaz Osmanlı himayesine girdi. Kutsal emanetler İstanbul'a taşındı. 
  • Memlük Devleti yok edildi. 
  • Halifelik, Osmanlı Devleti'ne geçti ve Osmanlı Devleti teokratik bir karakter kazandı. 
  • Osmanlı Devleti İslam dünyasında lider konumuna geldi. 
  • Baharat Yolu Osmanlı egemenliğine geçti. Ancak Ümit Burnu'nun bulunması Osmanlı Devleti'nin istediği kazancı elde etmesine engel oldu. 
  • Venedikliler, Kıbrıs'ı ellerinde bulundurdukları için Memlüklere ödedikleri vergiyi Osmanlılılara ödemeye başladılar.
  • Elde edilen ganimetler ve vergilerle Osmanlı hazinesi arttı, devlet zenginleşti.
  • Kuzey Afrika'nın fethi için önemli bir üs elde edildi. 
  • Kıbrıs, Girit ve Rodos adaları dışında Doğu Akdeniz Osmanlı egemenliğine girdi. 

Mısır Seferi'nden sonra Bozoklu Şeyh Celal isyan çıkardı. Ancak isyan 1519 yılında bastırıldı. Bu isyandan dolayı VII. yüzyılda Anadolu'da sosyal nedenlerle çıkan isyanlara Celali İsyanları adı verilmiştir. 

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi (1520 - 1566)

I. Süleyman Osmanlı tahtına çıktığında Osmanlı Devleti hem doğuda hem batıda rakipsiz durumdaydı. Ayrıca Yavuz Sultan Selim Dönemi'nden Sultan Süleyman'a mükemmel bir ordu, tecrübeli devlet adamları ve ağzına kadar dolu bir hazine kalmıştı. Babası vefat ettiğinde başka erkek kardeşi olmadığı için Kanuni, taht mücadelesi yapmadı. Ancak tahta çıktıktan sonra iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı. 

1. İç İsyanlar

a. Anadolu İsyanları

Sultan Süleyman Dönemi'nde Şiilik propagandaları, vergilerin ağır olduğunu ileri süren ve tımar sisteminin değişmesine tepki gösteren Baba Zünnun (1527) isimli bir kişi Yozgat çevresinde, Kalender Çelebi (1527) de, Maraş ve çevresinde ayaklanma çıkarmıştır. Bu ayaklanmalar kısa süre içinde başarıyla bastırılmıştır.  

b. Mısır İsyanları

Mısır'da Memlük Devleti'ni yeniden kurmak isteyen Canberdi Gazali 1521 yılında ayaklandı. Diğer isyanı da Sultan Süleyman'ın sadrazamı olmak istediği halde Mısır'a vali tayin edilen Ahmet Paşa 1524 yılında çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti'nin bu dönemde çıkan isyanları kolaylıkla bastırması devletin güçlü olduğunu göstermektedir. 

2. Avrupa'da Genişleme

a. Osmanlı - Macar İlişkileri

Osmanlı Devleti Yavuz Dönemi'nde Doğu siyaseti izlemiş böylece bu yöndeki sınırların güvenliğini sağlamıştır. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Osmanlı Devleti, Batıda aleyhinde başlayan çalışmaları bertaraf etmek ve bu yönde gücünün devamlılığını sürdürebilmek için Batı siyasetine önem vermiştir. Bu dönemde ilk savaş Macarlarla yapılmıştır. Macarların Balkan halklarını Osmanlılara karşı kışkırtması ve Haçlı Seferlerinin hepsine katılması, ödemesi gereken vergileri ödememesi ve Macar Kralına gönderilen Osmanlı elçilerinin öldürülmesi Osmanlı Devleti ile Macarlar arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden olmuştur. Bu gelişmelerden dolayı Kanuni Sultan Süleyman Han, Macaristana sefere çıktı ve 1521 yılında Belgrad fethedildi. Daha sonra Belgrad Avrupa'ya düzenlenen seferler için mühim bir üs olmuştur.

Mohaç Meydan Savaşı (1526)

Belgrad fethedildikten sonra Osmanlıların Macarlarla olan ilişkileri iyice bozuldu. Aynı zamanda Avrupa'daki en güçlü kral olan Alman İmparatoru Şarklen, Fransa Kralı I. Fransuva'yı esir almıştı. Fransuva'nın Osmanlıdan yardım istemesi üzerine Sultan Süleyman; hem  Osmanlı gücünün gereği hem de Fransuva'yı yanına alarak Avrupa Hristiyan birliğini bozmak amacıyla 1526 yılında Macaristan üzerine yürüdü. Osmanlılar ile Macarlar arasında yapılan Mohaç Savaşı birkaç saati geçmedi ve Osmanlı Devleti savaşı kazandı. 

Bu savaş sonucunda;

  • Budin dahil Macaristan Fethedilerek Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır. 
  • Fransa Kralı esirlikten kurtarılmıştır. 
  • Orta Avrupa'daki Osmanlı egemenliği güçlenmiştir. 
  • Osmanlı Devleti ile Avusturya sınır komşusu olmuş ve uzun yıllar devam edecek savaşlar başlamıştır. 

 b. Osmanlı - Avusturya İlişkileri

I. Viyana Kuşatması (1529)

Avusturya Arşidükası ölen Macar Kralının akrabası olduğu için Macar tahtının kendisine ait olduğunu ileri sürerek Osmanlı Devleti tarafından tayin edileni yeni Macar Kralını tanımadı. Bu nedenle Macaristan'a girerek Budin'i işgal etti. Macar Kralı Yanoş Sultan Süleyman'dan yardım istedi. Macaristan seferine çıkan Kanuni'nin asıl hedefi Şarklen'in Avrupa'daki üstünlüğüne son vermekti. Bu sefer sırasında Budin geri alınmış ve Viyana Türkler tarafından ilk defa kuşatılmıştır ama şehir ele geçirilememiştir. 

Almanya Seferi (1532)

Birinci Viyana kuşatmasının ardından Macar Krallığından vazgeçmeyen Ferdinand, Budin'i yeniden işgal edince Kanuni yeniden sefere çıktı. Osmanlı ordusunun Almanya içlerine kadar ilerlemesine karşın ne Ferdinand ne de Şarklen Kanuni'nin karşısına çıkmaya cesaret edemediler. 1533 yılında Ferdinand'ın isteğiyle Osmanlı ile Avusturya arasında İstanbul Antlaşması yapılmıştır.

Bu antlaşmaya göre;

  • Avusturya, Macaristan'ın Osmanlı Devleti'ne ait olduğunu kabul etmiştir. 
  • Avusturya, elinde bulundurduğu Macar toprakları için Osmanlı Devleti'ne vergi ödeyecektir. 
  • Avusturya Arşidükası protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılacaktır. 

Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, Avusturya üzerinde yaptırım gücüne sahip olmuştur. Ayrıca Avusturya, Osmanlı Devleti'nin üstünlüğünü kabul etmiştir. Macar Kralı Yanoş'un ölümünden dolayı Avusturya Arşidükası'nın İstanbul Antlaşması'nı bozarak Macaristanı işgal etmesi üzeriene Kanuni 1541 yılında yeniden sefere çıktı. Bu sefer sırasında Macaristan toprakları üçe ayrıldı. Güney Macaristan; Budin Beylerbeyliği kurularak burası Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Budin merkeze bağlı bir eyalet durumuna getirildi. Orta Macaristan da Erdel Beyliği adıyla Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Kuzey Macaristan ise Avusturya'ya kaldı. 

Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında 1562 yılında bir antlaşma yapıldı. Ancak Avusturya'nın saldırıları sürdü ve Kanuni bunun üzerine 1566 yılında Zigetvar Seferi'ne çıkıp Zigetvar kalesi kuşatıldı. Kale kuşatıldığı sırada Kanuni Sultan Süleyman 1566 senesinde vefat etti. 

c. Osmanlı - Fransız İlişkileri

Osmanlıların Fransızlarla ilişkileri, Fransa Kralı I. Fransuva'nın Kanuni'den yardım istemesiyle başlamıştır. İyi ilişkileri sürdürmek isteyen Fransa 1535 senesinde İstanbul'a elçi gönderdi ve iki taraf arasında dostluk ve ticaret antlaşması imzalandı. Bu antlaşma iki hükümdarın yaşadığı süre boyunca geçerli olacaktı. 1535 yılındaki ticaret antlaşması eşitlik ilkesine dayanıyordu fakat Kanuni'den sonra gelen padişahlar bu hakları yabancılara tek taraflı olarak verip süresiz olarak da uzatmışlardır (1740).

Kanuni Sultan Süleyman Fransızlara kapitülasyonlar vererek Fransa'yı kendi yanına alarak Avrupa'daki Hristiyan birliğini bozmayı hedeflemiştir. Ayrıca bu kapitülasyonların Akdeniz ticaretini canlandıracağını ve Osmanlı mallarının Fransız limanları aracılığıyla Avrupa'ya yayılacağını düşünmüştür. 1535 yılında yapılan antlaşma ile Fransızlara tanınan ayrıcalıkların en önemlileri şunlardır:

  1. Fransız ticaret gemileri Osmanlı denizlerinde serbestçe gezebilecekler, istedikleri limanlara girebileceklerdir.
  2. Fransız tüccarlardan daha düşük miktarda vergi alınacaktır. 
  3. Osmanlı sınırları içerisindeki Fransız vatandaşlarına din ve mezhep hürriyeti tanınacaktır. 
  4. Fransız tüccarlar arasında gerçekleşen davalara Fransız mahkemeler bakacaktır. 
  5. Fransız tüccarların Türk tüccarlarla olan meselelerine Türk mahkemeleri bakacak ancak mahkemede bir tane Fransız tercüman bulundurulacaktır. 
  6. Osmanlı Devleti'nde ölen Fransız tüccarların malları veya Osmanlı sularında batan geminin mallaru Fransa'daki varislerine verilecektir. 
  7. Türk tüccarları da Fransa toprakları de sularında aynı haklara sahip olacaktı.
  8. Kapitülasyonlar, antlaşmayı imzalayan hükümdarların hayatta oldukları süre içerisinde sürerliğini devam ettirecektir. 

Önemi

  • Fransızlar diğer Avrupa milletlerine göre Osmanlı ülkesinde daha çok çıkar elde ettiler. 
  • Fransızlara tanınan ayrıcalıklardan zamanla diğer Avrupalı devletler de faydalanmaya başladılar. Fransızlardan sonra Sultan III. Murat Dönemi'nde İngilizlere imtiyazlar tanınmıştır (1580). Bu imtiyazlar 1838 yılında imzalanan Balta Limanı Antlaşması ile genişletilmiştir. 
  • Kapitülasyonlardan Fransa'nın dışınaki Avrupalı devletlerinin de faydalanması daha sonraki dönenmlerde Osmanlı Devleti'ni zor duruma düşürmüştür. Zamanla Osmanlı tüccarları Avrupalılarla rekabet edemeyecek hale gelmiştir. 
  • 1740 senesinde Fransızlara tanınan kapitülasyonlar sürekli hale getirilmiştir. 

Osmanlı Devleti ve Avrupalı Devletler

Osmanlı Devleti'nin dış politikasının temeli devletin bütünlüğünü devam ettirmek hedefi üzerine kurulmuştur. Bunun için Avrupalı devletlerin birlik olmaması istenmiştir. Osmanlı Devleti her açıdan Avrupalı devletlerin kendi aralarındaki ilişkilerini etkilemiştir. Almanya ve Avusturya üzerine düzenlenen seferler, Rusya ve Almanya arasında paylaşılma endişesi taşıyan Lehistan'la yakınlık kurulması, Fransa'ya ve Venedik'e ekonomik ayrıcalıklar verilmesi bu politikaya örnek olarak gösterilebilir. 

3. Denizlerdeki Gelişmeler

II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim Dönemlerinde Avrupa donanmalarıyla rekabet halinde olan Osmanlı donanması, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde Avrupa'ya üstünlük sağlamıştır. Karadeniz'in ardından Akdeniz de Türk denizi haline gelmiştir. 

a. Rodos'un Fethi (1522)

Anadolu sahillerine çok yakın ve Akdeniz'in güvenliği açısından önemli bir konumda bulunan Rodos adası Sen Jan şovalyelerinin kontrolündeydi. Bu şovalyelerin Anadolu sahillerine ve Osmanlı gemilerine saldırmaları ve Akdeniz ticaretini engellemeleri adanın kuşatılmasını gerekli kılmıştır. Rodos'un fethinden sonra Alman İmparatoru Şarklen bu şovalyeleri Malta adasına yerleştirmiştir. 

Rodos'un alınmasıyla Suriye ve Mısır deniz yollarında güvenlik sağlanmış, Ege Denizi'nin denetimi Osmanlı'nın eline geçmiştir

b. Barbaros'un Osmanlı Hizmetine Girmesi ve Cezayir'in Alınması (1533)

Akdeniz'de bağımsız bir şekilde hareket eden denizcilerden en önemlileri Barbaros kardeşlerdi. Önce Akdeniz'in doğusunda daha sonra da batısında faaliyet halinde olan Barbaros kardeşler, Yavuz'un da kendilerine yardım etmesi ve Anadolu'dan asker toplamalarına izin vermesi ile güçlendiler. Karışıklık içinde olan Cezayir'in İspanya'ya karşı kardeşlerden yardım istemesi üzerine 1516 yılında İspanyolların elinden Cezayir'i alarak burada bir devlet kurdular. İspanya'da katliama maruz kalan Müslüman ve Yahudileri gemileriyle taşımak suritiyle kurtardılar. 

Bu esnada Osmanlı Devleti'nin Avrupa içlerine kadar ilerlemesi üzerine İmparator Şarklen, Osmanlıları Akdeniz'de mağlup etmeyi amaçlıyordu. Bu niyetle Venedik, İspanya, Papalık ve Malta Şovalyelerinden teşekkül bir Haçlı donanması meydana getirildi. Donanmanın başına o dönemdeki en ünlü denizcilerden biri olan Andrea Doria getirildi. Kanuni Sultan Süleyman bu sırada İran seferine çıkmıştı. Haçlı donanmasının Mora kıyılarına saldırması üzerine Kanuni, Barbaros'u Osmanlı hizmetine çağırdı. Barbaros İstanbul'a geldi ve Kaptan-ı Deryalığa getirildi. Bunun üzerine Cezayir, 1533 yılında Osmanlı Devleti'nin bir eyaleti haline geldi.

c. Preveze Deniz Zaferi (1538)

Savaşın nedenleri

  • Osmanlı Devleti ile Kutsal Roma Germen İmparatorluğu ve Avusturya arasındaki mücadelenin sürüyor olması
  • Osmanlı Devleti'nin Ege'de Venediklilere ait kaleleri almas ve İtalya ile İspanya kıyılarına saldırması
  • Ege Denizi'nin Osmanlı egemenliğine girmesi
  • Osmanlı Devleti'nin Korfu Adası'nı kuşatması
  • Akdeniz'de Osmanlı Devleti'nin giderek daha etkin olması

Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekizlilerden oluşan ve Andrea Doria'nın komutasındaki Haçlı donanması ile Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Preveze'de karşı karşıya geldiler. Osmanlı donanması Haçlı donanmasına ağır bir yenilgi yaşattı (1538).

Savaşın sonuçları

  • Akdeniz artık bir Türk gölü halini aldı. 
  • Doğu Akdeniz'in egemenliği Osmanlı Devleti'ne geçti. 
  • Venedikliler, Osmanlılara savaş tazminatı ödeyip barış yaptılar. 
  • Venediklilere ait Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki bazı kaleler Osmanlı Devleti'nin eline geçti. 

d. Barbaros Hayreddin Paşa'nın Fransa'ya Yardımı

Avrupa'da Almanya ile mücadele içerisinde olan Fransa, Osmanlı Devleti'nden yardım istedi. Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki donanma Fransa'ya yardıma gönderildi. 1543 yılında Nis kuşatılarak alındı. Bu sefer Barbaros Hayreddin Paşa'nın son seferi oldu. 

e. Trablusgarp'ın Alınması (1551)

Şarklen Müslümanlardan aldığı Trablusgarp'ı Maltaya yerleştirdiği Sen Jan Şovalyelerine vermişti. Kanuni Sultan Süleyman, Trablusgarp'ı fethetme görevini Turgut Reis'e verdi. Karadan ve denizden aynı anda kuşatılarak Trablusgarp 1551 yılında fethedildi. Fethin ardından Turgut Reis Trablusgarp Beylerbeyliği'ne getirildi. 

f. Cerbe Deniz Savaşı (1560)

Turgut Reis daha önce kendisine bağlı bulunan Cerbe Adası'nı kuşatınca Türklerin Akdeniz'deki başarılarına son vermek ve Türkleri Kuzey Afrika'dan atmak için Giovonni Doria komutasındaki Haçlı donanması Cerbe'ye geldi. 1560 yılında yapılan savaşta Haçlılar büyük bir bozgun yaşadılar. Preveze'den sonraki en büyük deniz savaşı olan Cerbe Deniz Savaşı ile Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika'da Türklerin üstünlüğü kesin hale geldi. 

g. Malta Seferi (1565)

Kuzey Afraka'daki toprakların güvenliği açısından Malta'nın alınması gerekliydi. Malta'da bulunan Sen Jan Şovalyeleri devamlı olarak Osmanlı gemilerine saldırıyorlardı. Bunun üzerine ada kuşatıldı ancak kuşatma sırasında Turgut Reis'in şehit olması ile kuşatma kaldırıldı (1565).

4. Doğudaki Gelişmeler

a. Osmanlı - İran İlişkileri

Kanuni Devri'nde Osmanlı - İran savaşları tekrar başladı. Osmanlı Devleti'nin batıda Macaristan ve Almanya seferlerine çıkmasını fırsat bilen İran, Doğu Anadolu'da çeşitli karışıklıklar çıkardı. Aynı zamanda Safeviler, Venedik ve Avusturya ile Osmanlılara karşı bir ittifak anlaşması yaptılar. Bu gelişmeler üzerine 1534 yılında Sultan Süleyman, İran seferine çıktı. Tebriz ve Bağdat bu seferle ele geçirildi. 

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde 1548, 1553 ve 1554 yıllarında üç kez daha İran üzerine sefer düzenlendi. 1555 yılında İran'ın isteğiyle iki taraf arasında Amasya Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma gereğince, Bağdat, Tebriz, Erivan ve Doğu Anadolu Bölgesi Osmanlı Devleti'nde kaldı. Amasya Antlaşması, Osmanlı Devleti ile İran arasında yapılan resmi antlaşmaların ilkidir. Osmanlı Devleti İran seferleri ile Basra Körfezi'ne ulaşarak Hint Okyanusu ile bağlantı kurdu. Şam ve Kudüs'ten sonra Bağdat gibi tarihi bir merkez de Osmanlı Devleti'nin eline geçmiş oldu. 

b. Hint Okyanusu'nda Üstünlük Mücadelesi (1538 - 1553)

Coğrafi Keşiflerin ardından Portekizliler Doğuda sömürgeler kurdu. Portekizliler, Hint Okyanusu'nda Müslüman kıyılarına donanmalar göndererek Müslüman tüccarların ticaretini engelliyorlardı. Arap Yarımadası'nın güneyinde Basra Körfezi'nde ve Hindistan'daki Müslümanları sıkıntıya sokmaya ve onlar üzerinde egemenlik kurmaya çalıştılar. Bu gelişmelerden dolayı b bölgelerdeki Müslüman devletler Sultan Süleyman'dan yardım istediler. Sultan Süleyman, Hint deniz ticaret yolunun denetimini ele geçirmek ve Müslümanların rahat hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla Hint Deniz Seferlerini başlattı. Hindistan'a bu amaçla 1538, 1551, 1552 ve 1553 yıllarında olmak üzere dört deniz seferi yapıldı. Bu seferlerde Osmanlı Devleti genellikle başarısız oldu. Bu başarısızlığın başlıca nedenleri şunlardır:

  • Hindistan'daki Müslüman devletler Osmanlı Devleti'ne yeteri kadar yardım edemediler.
  • Seferlerde toprak kazanma amacı olmadığı için seferlere gereken önem verilmedi.
  • Seferler daha çok yardım amacıyla yapıldığı için askeri ve siyasi amaç güdülmedi.
  • Osmanlı gemileri Okyanus koşullarına pek dayanıklı değildi.
  • Osmanlı devlet adamları bu seferlerin ekonomik önemine dikkat etmediler.
  • Bölgenin kontrolünü elinde bulundururan Portekiz'in deniz yollarına hakim olması

Bu seferlerin sonucunda Yemen, Eritre ve Sudan sahilleri ile Habeşistan'ın bir kısmı Osmanlı Devleti'ne katıldı. Ayrcıa Arap Yarımadası tamamıyla Osmanlı egemenliğine girdi. Kızıldeniz'de ve Basra Körfezi'nde denetim sağlandı. Ancak bu gelişmelerle birlikte Portekiz'in Hindistan'daki zararlı faaliyetlerine engel olunamadı.   

Sokullu Dönemi (1564 - 1579)

Kanuni'nin son dönemlerinden itibarenm Sokullu Mehmet Paşa Osmanlı devlet işlerinde etkin olmaya başladı. Kanuni'den sonra II. Selim ve sonra da III. Murat'ın ilk beş yılında devlet işlerini Sokullu üstlendiği için bu döneme Sokullu Dönemi denmiştir. 

Sokullu Dönemi'nde, Batı Anadolu kıyılarının güvenliği sağlamak amacıyla 1566 yılında Cenevizlilerden Sakız adası alınmıştır. Hint seferleriyle ele geçirilen Yemen'de isyanlar çıkmıştı. Bu isyanlar bastırıldı ve burada Osmanlı hakimiyeti yeniden kuruldu. 1569 yılında Endonezya'ya sefer düzenlenmiş, Açe'ye gönderilen teknik yarımla Osmanlı Devleti'nin hakimiyet alanı buralara kadar genişletilmiştir. 

Kıbrıs'ın Fethi (1571)

Anadolu'ya yakın olan ve Osmanlı Devleti için büyük bir stratejik öneme sahip olan Kıbrıs adası Venediklilerin elindeydi. Venedikliler Yavuz Dönemi'ndeki Mısır Seferi'nden sonra Osmanlılara vergi ödemeye başladılar. Bu adanın alınması Osmanlı Devleti açısından çok önemliydi. Çünkü Kıbrıs konum olarak çok önemli bir yerdeydi ve Venedikliler Kıbrıs için ödedikleri vergiyi kesmişti. Ayrıca Venedikliler Osmanlı Devleti'nin Akdeniz ticaretine ve Akdeniz egemenliğine gölge düşürüyordu. 

II. Selim adanın fethedilmesini istiyordu ancak Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa bu isteği doğru bulmuyordu. Çünkü Kıbrıs alınırsa Avrupa'da Osmanlılara karşı büyük bir Haçlı Seferinin düzenleneceğini düşünüyordu. Vezir Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Kıbrıs için bir yıl savaştı ve adayı fethetti. 

Fethin sonuçları

  • Doğu Akdeniz'de Osmanlı egemenliği kesinleşti ve bu sayede Mısır yolunun güvenliği sağlandı.
  • Anadolu'yu savunmak için bir iç savunma hattı oluşturulmuş oldu.
  • Konya, Karaman, Kayseri, Niğde ve Bozok sancaklarından birçok Türk aile Kıbrıs adasına yerleştirildi. 
  • Bu adanın fethi İnebahtı Deniz Savaşı'na neden oldu. 

Akdeniz kıyılarında Alanya, Silifke, Kozan ve Tarsus bağlanarak Kıbrıs adası merkezin kontorülünde bir eyalet haline getirilmiştir.

İnebahtı Deniz Savaşı (1571)

Kıbrıs'ın fethedilmesiyle Avrupalı devletler yeniden harekete geçmeye başladılar. Papa'nın da kışkırmaları sonucunda Papalık, Sen Jan Şövalyeleri, Venedikliler ve İspanyollardan müteşekkil bir Haçlı donanması kuruldu. Bu donanma 1571 yılında Yunanistan'ın batısına gelerek İnebahtı Körfezi'nde Osmanlı donanmasını ateşe verdi. Bu gelişme Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki itibarına gölge düşürdü. 

Osmanlı Devleti yakılan donanmanın yerine altı ay gibi bir sürede daha büyük bir donanma kurdu. 1572'de Akdeniz'e açılan bu donanmaya Venediklile karşı koyamadı ve barış istemek zorunda kaldılar.

Sokullu Mehmet Paşa Dönemi'nde 1574 yılında Tunus fethedildi. 1575 yılında Lehistan ve bir yıl sonra da Fas Osmanlı himayesine girmiştir. 

Osmanlı güçleri Vadi's Sebil Savaşı'nı kazanarak 1578 yılında Portekizlileri Fas'tan attılar. Bu savaştan sonra Portekizliler Hind Okyanusu'ndaki etkinliklerini İngiltere ve Hollanda'ya kaptırdılar. Fas 50 yıl kadar Osmanlı himayesinde kaldı fakat 1830 yılında Cezayir'in Osmanlı Devleti'nden ayrılmasıyla ilişkileri kesildi. Osmanlı Devleti Fas'ı topraklarına katmayı başaramamıştır. 

İngiltere'ye Kapitülasyon Verilmesi (1580)

Sultan III. Murat 1580 yılında İngilizlere Osmanlı topraklarında özgürce ticaret yapma hakkını verdi. Böylece İngilizler Kıbrıs adasının fethinden sonra kaybolan Venediklilerin yerini almaya başladılar. 

Sokullu Mehmet'in Kanal Projeleri

Don - Volga kanalı projesinin amaçları

  • Orta Asya'daki Türkler ile ilişki kurmak
  • Rusya'nın güneye inip güçlenmesinin önüne geçmek
  • İran savaşları için Osmanlı donanmasını Hazar Denizi'ne geçirip İran'ı doğudan ablukaya almak
  • İpek Yolu'na yeniden canlılık kazandırmak

Don ve Volga nehirlerinin birbirlerine yakın oldukları yerden 10 km kadar bir kanal açılması için çalışmalar 1569 yılında başladı. Fakat proje tamamlanamadı çünkü Rusya saldırdı ve Osmanlı ordusu burayı yeterince savunamadı. 

Süveyş kanalı projesinin amaçları

  • Akdeniz ticaretine canlılık getirmek
  • Hindistan ve çevresindeki Müslümanların üzerindeki Avrupalı baskısını sonlandırabilmek
  • Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki faaliyetlerine engel olabilmek

Akdeniz ile Kızıldeniz'in birleştirilmesi ilk defa Yavuz Sultan Selim Dönemi'nde gündeme gelmişti. 1568 yılında bu proje yeniden düşünüldü fakat yeteri kadar önem verilmediği için proje gerçekleştirilemedi. 

Karadeniz - Marmara projesi

İznik Gölü, Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve Marmara Denizi arasında kanallar açmak suretiyle Karadeniz ve Marmara Denizi arasında bağlantı kurmak hedeflenmiş ancak proje hayata geçirilememiştir. 

Sokullu Mehmet Paşa, Sultan III. Murat'ın padişahlığında itibarını kaybetti ve bir ikindi divanından çıkarkan 1579 yılında öldürüldü. Sokullu Mehmet'in vefatıyla Osmanlı Devleti'nde Yükselme Devri'nin bitip Duruklama Devri'nin başladığı kabul edilir.