Tarih

Atatürk İlkeleri

Atatürk ilkeleri yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet'inin kurumlarının temelini oluşturmuştur. Yenilik hareketleri de bu ilkeler etrafında toplanmıştır. Yeni kurulan devletin yapısını özetleyen bu altı ilke 1937 yılında anayasaya eklenmiştir. Bu ilkeler cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve inkılâpçılık ve laikliktir. Şimdi tek tek bu ilkeleri inceleyelim. 

Cumhuriyetçilik

Bu ilke Atatürk ilkelerinin temelini oluşturur. Çünkü ilkelerin hayata geçmesi için devletin cumhuriyet sistemiyle yönetilmesi gerekir. Cumhuriyetin olmadığı bir yerde Atatürkçülükten ve ilkelerden söz edilemez. Cumhuriyet basitçe devlet yönetimin bir kişi tarafından değil de bütün halk tarafından yürütüldüğü sistemdir. Bir soya veya kana bağlı yönetim şekli cumhuriyet ile bağdaşmaz. Yönetilenlerin seçimle başa gelmesi esastır. Cumhuriyet yönetim şekli olarak demokrasi ile paralellik gösterir. Cumhuriyet sistemi demokrasinin egemen olduğu toplumlarda en iyi şekilde işler. 

Milliyetçilik

Milliyetçilik ilkesi Atatürk'ün milliyetçilik anlayışının bir ürünüdür. Bu anlayış ırkçılıktan uzak ve bütün insanları sevmeye yöneliktir. Atatürk milliyetçiliği milletini sevme ve onu muasır medeniyetler seviyesinde görme isteğinin bir ürünüdür. Bir milletin diline sahip çıkması, kültürüne sahip çıkması milliyetçilikle ancak mümkün olabilir. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi kurumlar kurulmuştur. Atatürk milliyetçiliği barışçı, çağdaş ve insan sevgisini temel alan bir çizgidedir. Türk milletinin en az diğer milletler kadar iyi yaşamasını amaçlayan bir ilkedir. 

Halkçılık

Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti halkın desteğiyle kurdu ve gücünü hep halktan aldı. Bu yüzden Atatürk tam manasıyla bir halkçıdır diyebiliriz. Halkçılık toplumu oluşturan insanların refahı için toplum yararına politikaların üretilmesiyle alakalıdır. Toplum yararı esas alındığı için halkçılık ilkesi cumhuriyetçilik ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Halkı oluşturan bütün parçaların eşit olması halkçılıkta esastır. Bu yüzden kadın erken bütün yurttaşlar yöneticileri seçerken eşit oy hakkına sahiptirler. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması yine bu ilke doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bu sayede cumhuriyet rejimi de sağlam temeller üzerine kurulmuştur. 

Devletçilik

Bir toplumun varlığını sağlıklı bir şekilde yürütebilmesi için çeşitli görevleri üstlenmek üzere toplum tarafından var edilen ve toplumun varlığını kabul ettiği güce devlet denir. Devlet halkın ihtiyaçlarını karşılamak için vardır. Bu esasa göre Atatürk'ün devletçilik anlayışında toplumun faydasını devlet tarafından düşünülmesi devletçiliktir. Bu ilkeye göre devlet toplumun ekonomik, kültürel ve sosyal faaliyetlerine doğrudan müdahil olur. Özellikle ekonomiye devlet doğrudan karışmak zorundadır. Halk adına üreten ve karı halka dağıtılan devlet işletmelerinin varlığı bu ilke doğrultusundadır. Bu nedenle Osmanlı Devleti döneminde yabancı şirketlere ait olan birçok işletme Türkiye Cumhuriyeti'nde devlet tarafından satın alınmıştır. Bununla birlikte ekonominin yürüyebilmesi için halka serbest girişim hakkı da tanınmıştır. Yani devletçilikte karma ekonomi modeli esastır. 

İnkılâpçılık

Atatürk, yeni devlet düzeninin kurulmasıyla birlikte bir dizi yenilik hareketinde bulunmuştur. Topluma fayda vermeyen ve toplumu gerileten kurumları yıkıp yerine çağdaşlaşmayı ve ilerlemeyi esas alan kurumları kurmuştur. Atatürk'e göre bu milletin ilerlemesi için temel bir gereklilikti. İnkılâpçılık ilkesi sürekli yaşayan bir ilkedir. Medeniyet ilerledikçe kurumlar da medeniyet seviyesini yakalamak için yenilenmelidir. Ancak bu yenilikler yapılırken Atatürk'ün diğer ilkelerine ters düşülmemesi çok önemlidir. Aksi taktirde devleti çağdaşlaştırmak yerine geriye götürecek adımlar atılmış olabilir. Bu yüzden Atatürk inkılâpçılığı diğer ilkelerin esaslarıyla bağlantılı bir şekilde işler. 

Laiklik

Laiklik ilkesi yeni kurulan cumhuriyetin temel özelliğini oluşturan bir ilkedir. Bu açıdan bu ilke çok önemlidir. Osmanlı Devleti'nde devlet kurumları din kuralları çerçevesinde şekillenmişti. Fakat toplumda birçok farklı inanç grubu vardı. Bu ise hukukta ve adalette çokluluğa neden oluyordu. Ayrıca eğitim kurumları çeşit çeşit olmak zorundaydı. Atatürk bu sorunları laiklik ilkesiyle çözmüştür. Bu ilkeye göre devletin esası herhangi bir inancın kurallarına göre değil toplumdaki bütün kesimlerin ortak olarak kabul edebileceği çağdaş ilkelere göre düzenlenir. Din hayatı kişinin vicdanında yaşar ve inancı kişiye özgüdür. Devletin temel görevi bir inancın gerekliliklerini yerine getirmek değildir. Bütün inançların özgürce yaşabildiği bir ortam oluşturmaktır. Bu yüzden laik ülkelerde din ile devlet birbirinden kesin olarak ayrılmıştır. 

Bu temel altı ilke dışında Atatürk'ün hayata bakışını gösteren tamamlayıcı ilkeler vardır. Atatürkçülük bütün bu ilkeleri kapsar. Örneğin Atatürk yurtta barış cihanda barış diyerek barış ilkesini dile getirmiştir. Çağdaşlaşma yolundaki birçok ilke Atatürk tarafından belirlenmiştir. Bu altı ilke diğer bütün ilkeleri özetleyen bir niteliğe sahiptir.