Tarih

Atatürk İnkılabı ve Hedefleri

Atatürk'e göre inkılap,  mevcut kurumları zorla değiştirerek Türk milletini son yıllarda geri bırakan kurumların yerine çağdaş ve en yüksek medeni gerekliliklere göre yenilerinin kurulmasıdır. 

Atatürk İnkılaplarının Amaçları

  • Türkiye'yi çağdaş medeniyetlerin seviyesinin üzerine çıkarmak
  • Modern Avrupa devletleri ile Türkiye'yi bütünleştirmek
  • Türk milletinin refah seviyesini yükseltmek
  • Modern toplumlara ait değer yargılarını Türkiye'de yerleştirmek
  • Osmanlı Devleti'nden kalmış ve halkın ihtiyaçlarına cevap vermeyen müesseselerin yerine çağdaş müesseseler kurmak
  • Türkiye'de milli egemenlik ilkesini ve demokrasiyi yerleştirmek
  • Atatürk İlkeleri'nin yerleşmesi için zemin hazırlamak

A. Hukuk Alanında İnkılaplar ve Hukukun Laikleştirilmesi

Bir toplum içinde yaşayan bireylerin hayat ilişkilerinde uymak zorunda oldukları kurallara hukuk denir. Toplumda ailenin kurulması, ekonomik hayatın düzenlenmesi, kişi hak ve özgürlükleri... Kişiler arasındaki ilişkiler belli kurallara göre işlemelidir ki toplumda huzur sağlanabilsin. Devlet, hukuk koyar, bu kuralların uygulanıp uygulanmadığını denetler ve uymayanları cezalandırarak otoriteyi sağlar.

Osmanlı Devleti'nde hukuk sistemi iki temele dayanıyordu. Bunlardan şer'i hukuk kaynağını Kur'an ve hadislerden alıyordu. Örfi hukuk ise, töre ve padişah padişah fermanlarına dayanıyordu. Osmanlı Devleti'nde hukuk birliği yoktu. Buna delil olarak şer'i mahkemelerin yanında batı tarzında mahkemelerin kurulması, gayrimüslim cemaat mahkemeleri, kapitülasyonlara göre çalışan mahkemelerin bulunması gösterilebilir. Osmanlı Devleti'nde, Tanzimat Dönemi'nde hukuk alınında çalışmalar hızlanmıştır. Tanzimat Dönemi'nde Fransız kanunlarından faydalanılarak hukuk alanındaki karışıklık giderilmeye çalışılmıştır. 1840'da Ceza Kanunu, 1850'de Ticaret Kanunu, 1868'de Deniz Ticaret Kanunu çıkarılmış ve 1869'da Danıştay kurulmuştur.

XIX. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti, İslam hukukuna dayalı olarak Mecelle adı verilen medeni kanunu hazırladı. Ancak Mecelle Sünni inanış temel alınarak hazırlandığı için bazı alanlarda yetersiz kalıyordu. Bir devlet bütün vatandaşlarına aynı hukuku uygulamalıdır. Çünkü hukuk birliği milli birliğin temel ilkelerinden biridir. Değişik din ve milletlerden meydana gelen Osmanlı Devleti'nde bu özellik yoktu. 

 Yukarıda sayılan bu aksaklıkların giderilmesi hukuk ve devlet düzeninde laikliğin temel ilke olarak benimsenmesiyle mümkündü. 

1. Devletin Laikleşmesinin Aşamaları

1. Saltanatın kaldırılması ilk aşamadır. Bu inkılap ile din ve devlet işleri birbirinden ayrılmış, halifeliğin elindeki siyasal güç TBMM'ye geçmiştir. 

2. Halifeliğin kaldırılması devletin laikleşmesinde en önemli aşamadır. Bu kurumun kaldırılmasıyla inkılapların gerçekleşmesi kolaylaşmıştır.

3. Şer'iyye Vekilliği 1924 yılında kaldırılmıştır. 

4. Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılarak eğitim ve öğretim birleştirilmiş ve çağdaşlaştırılmıştır. Böylece eğitim alanında laikleşme gerçekleşmiştir. 

5. 1925 yılında Tekke ve Zaviyeler kapatılmıştır. Bu inkılap ile modern bir toplumda yeri olmayan kuruluşlar kaldırılmıştır.

6. 1928'de anayasadan "Türkiye Devleti'nin dini İslam'dır" maddesi çıkarılarak devlet yapısının laikleşmesi tamamlanmıştır. 1937'de de anayasaya Türk Devleti'nin laik olduğu ilkesi konulmuştur.

2. Hukuk İnkılabının Nedenleri

  • Milliyet, din, mezhep ve tarikat farklılıklarından dolayı ülkede hukuk birliğinin sağlanamaması
  • Halkın evlenme, boşanma ve miras gibi konularda kendi dini kurallarını uygulması
  • Ceza hukukunun modern hukuk normalarına uymaması ve kamu otoritesini korumada yetersiz kalması
  • Mahkemede tek yargıcın (kadı) bulunması
  • Kadın haklarıyla ilgili kanunların yetersiz kalması
  • Ekonomik hayatı düzenleyen kuralların yetersiz kalması
  • Müslüman olmayan azınlıkların kişisel hukuk ve aile hukukuna ait sorunları kendi dini kurallarına göre çözmeleri
  • Eski hukuk sisteminin çağın gerisinde kalması
  • Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı medeniyetlerine katılmayı hedeflemesi
  • Devletin laik bir karakter kazanmasının gerekliliği
  • Yeni Türk Devleti'nin din toplum (ümmetçilik) yerine milliyetçilik esasına göre kurulması

Osmanlı Devleti'nden sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti, milli egemenlik ve tam bağımsızlık ilkelerine dayanıyordu. Siyasal alanda inkılaplar yapılarak milli egemenlik sağlandı. Tam bağımsızlığı ve ülkede yaşayan herkesin hukuk önünde eşitliğini sağlayabilecek güçlü bir hukuk sisteminin kurulması gerekiyordu. Atatürk'ün hukuk inkılabının en önemli tarafı laik hukuk kurallarının benimsenmesidir. 

3. Medeni Kanun'un Kabulü (17 Şubat 1926)

Türkiye Devleti, laikliği amaçladığına göre İslam hukukuna dayanan "Mecelle" yi uygulayamazdı. Bu nedenle bir takım çalışmalar yapıldı. Yeni bir medeni kanun hazırlanması uzun zaman alabilirdi. Dolayısıyla Japonların yaptığı gibi, ileri ve laik bir Avrupa ülkesinin medeni kanununun alınması uygun görüldü. Sonuçta, İsviçre Medeni Kanunu'nun alınması kararlaştırıldı. TBMM, 17 Şubat 1926'da yeni Medeni Kanunu kabul etti. Bu kanun 6 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi. 

İsviçre Medeni Kanunu'nun kabul edilme nedenleri 

  1. Avrupa'daki medeni kanunların en yenisi olması
  2. Akılcı ve pratik çözümler getirmesi
  3. Aile hukukunun kadın - erkek eşitliğine dayanması 
  4. Avrupa medeni kanunlarının tümünden yararlanmış olması
  5. Demokratik olması

Medeni Kanun'un kabulülünün sonuçları

  • Kadınlarla erkekler arasında toplumsal ve ekonomik alanda tam bir eşitlik sağlanmıştır. Kadınlara istediği mesleğe girme hakkı tanınmıştır. 
  • Evlilik, devlet kontolü altına alınarak resmi nikah zorunluluğu kabul edilmiştir. 
  • Birden fazla kadınla evlenme yerine tek kadınla evlenme kararlaştırılmış, Medeni Kanun ile modern Türk ailesi kurulmuştur.
  • Mirasta kız ve erkek çocuklar arasında eşitlik sağlanmıştır.
  • Boşanmada serbestlik kaldırılarak belli şartlara bağlanmıştır.
  • Toplumsal hayat çağdaş gelişmelere göre düzenlenmiştir.
  • Kabul edilen kanunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarına uygulanır hale getirilmiştir. Böylece hukuk bakımından vatandaşlar arasında din ve mezhep farkı gözetilmemiştir.
  • Türkiye'deki gayrimüslimler Lozan'da kendilerine tanınan haklardan vazgeçtiklerini ve yeni medeni kanuna uymak istediklerini bildirdiler. Böylece Avrupalı devletlerin müdahaleleri ortadan kalkmıştır. Patrikhane ve konsoloslukların mahkeme kurma yetkileri de sona ermiştir. 
  • Türkiye'de hukuk birliği sağlanmıştır. 

4. Hukuk Alanındaki Diğer Düzenlemeler

Madeni Kanun'un kabulünden sonra diğer hukuk mevzuatının da laik esaslara göre düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir. Medeni Kanun'un alındığı İsviçre'den Borçlar Kanunu da alınarak 8 Mayıs 1928'de yürürlüğe girdi. Ticaret Kanunu Almanya'dan alınarak 10 Mayıs 1928'den İtalya'dan alınan Ceza Kanunu 1 Temmuz 1928'den itibaren uygulanmaya başlamıştır.

5. Kadınlara Siyasal Hak Tanınması

Toplumda kadın-erkek eşitliğinin sağlanması Cumhuriyet rejiminin hedeflerinden biridir. Menedi kanun ile verilen haklar, kadınlarla erkekler arasında sosyal ve medeni alanda eşitlik sağlandı. Ancak tam bir eşitliğin olması için kadınlara siyasal hakların da verilmesi gerekiyordu. Atatürk başlangıçta, yurt gezileri sırasında kadının bağlı olduğu geleneklerin kalkması için konuşmalar yaptı. Menedi Kanun'un kabülünden sonra sıra kadınlara siyasal haklar tanınmasına geldi. 

1930 yılında kabul edilen Belediye Kanunu ile kadınların belediye seçimlerine katılmaları sağlandı. 5 Aralık 1934'te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. Böylece Türk kadını hukuk alanında tam olarak erkeklerle eşit oldu. Avrupa devletlerinden çoğu, kadınlara bu imkanları sağlayamadan, Türk İnkılabı'nın kadınlara siyasal haklar vermesi Atatürk'ün kadınlara verdiği değeri göstermektedir.

B. Eğitim Alanındaki İnkalıplar

Osmanlı Devleti'nin zayıflamasının en önemli nedenlerinden biri de eğitim işlerinin ihmale uğramasıdır. XIX. yüzyıl sonlarında Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitim kurumları mahalle mektepleri ve medreselerle, Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemlerinde açılmış Batı tarzında eğitim veren okullar, azınlık okulları ve yabancı okullardan oluşuyordu. Bu okullarda farklı eğitim verilmesinden dolayı toplumda kültür çatışmaları ortaya çıkmaktaydı. İlköğretimin zorunluluğu bile uygulanamıyordu. Kadınların eğitimi de ihmal edilmişti.

Eğitim Politikası

Çağdaşlaşmak, ilerlemek eğitimin yaygınlaştırılmasına ve geliştirilmesine bağlıdır. Bunu sağlyabilmek için devletlerin belli bir eğitim politikası tespit etmesi ve bir plan dahilinde yürütmesi gerekir. Eğitim esaslarının başında eğitim politikasının milli olması gerekir. Buna paralel olarak Atatürk, "Milli eğitim esas olduktan sonra onun dilini, yöntemini, araçlarını da milli yapmak zorunluluğu tartışmaktan uzaktır." demiştir. Eğitim politikasının dayanacağı ikinci ilke ise, çağdaşlıktır. Eğitim faaliyetlerinin hem amacı hem de yöntemlerinin ve araçlarının bilimsel olması gerekir. Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim politikası bu temeller üzerine kurulmuş ve hızla ilerleme göstermiştir. 

Milli Eğitim Sisteminde Gözetilecek Esaslar

  • Öğretimde birlik sağlanmalıdır. 
  • Eğitim yaygınlaştırılmalı ve kolaylaştırılmalıdır. 
  • Eğitimde kız ve erkek çocuklarının arasındaki eşitsizlik giderilmelidir. 
  • Eğitim programları bilimselliği temel almalıdır. 
  • Eğitim, üst düzeyde meslek elemanı yetiştirmelidir.
  • Eğitim uygulamalı olmalıdır. 
  • Eğitim ve öğretimde disiplin sağlanmalıdır. 
  • Eğitim fikir ve hareketi birlikte yürütmelidir. 

Türk Milli Eğitimi'nde belirlenen amaçlara ulaşabilmek için uygulancak ilkeler Atatürkçülük düşüncesinin temelini oluşturan Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılıktır. Bu ilkelerin uygulanması, Türkiye'nin gelecekteki güvencesidir.