Tarih

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu

Osmanlıların Genel Özellikleri

  • Çok uluslu bir devlettir.
  • Büyük Selçuklular ve daha önceki devletlerin aksine Merkeziyetçi bir yönetimle idare edilmiştir.
  • Dünyanın en uzun süren hanedan yönetimidir.
  • Teokratik (dini karakterli) bir devlettir.
  • Emevilerden sonra İslamiyet'i Avrupa'da geniş alanlara yayan tek devlettir.

Osmanlı Beyliği'nin Doğduğu Koşullar

XIII. yüzyılın sonlarında Anadolu ve Balkanlar siyasi birlikten yoksundu. Doğu Anadolu'ya Moğol İlhanlıları, Orta Anadolu'ya Moğollara bağlı Anadolu Selçukluları ile Karamanoğulları, Kuzeydoğu'ya Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu, Marmara Denizi kıyılarına Bizans İmparatorluğu, Batı anadolu'ya Türkmen Beylikleri hakimdi. Ayrıca Karadeniz'de Cenevizliler, Akdeniz ve Ege'de de Venedikliler bulunmaktaydı.

Balkanlarda ise, Bizanslılara bağlı Tekfurlukların yanısıra Sırplar, Bulgarlar, Bosna - Hersek ile Eflak - Boğdan Prenslikleri, Arnavut Krallığı ve birçok despotluk vardı. Bunların daha batısında ise güçlü bir Macar Krallığı bulunmaktaydı. 

Osmanlı Beyliği'nin kısa zamanda büyüyüp gelişmesinin nedenleri:

  • Fetih politikasına sahip olması
  • Tımar sistemi, Ahilik teşkilatı, Bektaşilik ve Mevlevilik gibi tarikatların olumlu etkisi
  • Diğer beyliklerle iyi geçinilmesi, bazı beyliklerin kolayca ele geçirilmesi
  • Bizans sınırında kurulması
  • Hükümdarların teşkilatçı özelliklere sahip olmaları
  • Yöneticilerin adil ve hoşgörülü olmaları
  • Moğol saldırılarından kaçarak batıya gelen Türkmenlerin Osmanlı Beyliği'ne katılmaları

Beyliğin Kuruluşu ve Osman Bey Dönemi

Kösedağ Savaşı'nda (1243) Anadolu selçukluları yenildi. Anadolu Moğol istilası altında kaldı. Anadolu'da bağımsız hareket eden beylikler ortaya çıktı. Bu beyliklerden biri de Söğüt'te kurulan Osmanlı Beyliği idi.

Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında Anadolu'da siyasi bir birlik yoktu. Anadolu Selçuklu Devleti'nin merkezi otoritesi sarsılmıştı. Anadolu Selçuklu hükümdarları Moğolların tayin ettiği bir memur durumuna düşmüştü.

Osmanlı Devleti'nin kurucusu Kayı Aşireti reisi Osman Bey'dir. Osman Bey babası Ertuğrul'un ölümünden sonra Söğüt'ü üs edinerek Akçakoca Bey, Gazi Abdurrahman, Konur Alp gibi öbür boy başkanlarıyla birlikte Bizans'a karşı fetihlere girişti. Kulaca Hisar'ı aldı (1285). 1288'de ele geçirdiği Karacahisar'da ilk kez bir kiliseyi camiye çevirtti, ilk hutbesini okuttu, ilk kadı ve subaşıyı atadı. 1299'da Osmanlı Devleti'nin bağımsızlığını ilan eden Osman Bey, 1301'de Yenişehir'i alarak İznik ve Bursa'nın fethinin yolunu açtı. 1313'te Akhisar, Geyve, Osmaneli, Hisarcık gibi kaleleri alarak Marmara Denizine dayanmış olan Osmanlı sınırını Karadeniz'e doğru genişletmeye başladı. 1314'te daha sonra aralıklarla sürdürülen Bursa kuşatmasını başlattı. 1320'de oğlu Orhan'ı kendisine vekil atadı. Orhan Gazi'nin Bursa'yı almasından kısa bir süre sonra Osman Gazi vefat etti.

Adil ve eşitlikçi yönetimiyle yöresindeki beylerin de güvenini kazanan Osman Bey, komşu Türk beylikleriyle çatışmaktan sürekli kaçındı. Döneminde beyliğin gelirleri, denetimini ve güvenliğini sağladığı panayır ve pazarlardan aldığı pazar vergisi, hayvan besleyenlerden ağnam resmi adı ile alınan vergi ve savaşlarda ele geçirilen ganimetlerin beşte biriydi.  

İlk Osmanlı parasını Orhan Bey'in bastırdığı kabul edilirse de, son zamanlarda Osman Bey döneminde basılmış bir akçe de bulunmuştur.

Orhan Bey Dönemi (1324 - 1362)

Osman Bey'in son dönemlerinde babasına vekalet eden Orhan Bey, Bursa'yı beyliğin başkenti yaptı. Kocaeli Yarımadası'nın fethini tamamlamak için Aydos ve Semendire kalelerini fethetti. Bunun üzerine Bizans Ordusu Osmanlı Devleti'ne saldırdı. İlk Ordu, 1329'da Maltepe'de karşılaştı. Yapılan savaşta Osmanlı Ordusu Bizans Ordusu'nu bozguna uğrattı. İznik, Osmanlıların eline geçti ve beyliğin merkezi oldu. Sonra 1337 yılında İzmit alındı. Bundan sonra Ulubat, Mihalıç ve Kirmastı gibi yerler ele geçirildi. Karesioğulları Beyliği, Osmanlı topraklarına katıldı. Daha sonra Balıkesir, Manyas, Edincik ve Kapıdağ çevresi Osmanlılara katıldı (1345). Karesioğullarının deniz kuvvetlerinden  faydalanan Osmanlılar, Çanakkale'nin Anadolu kıyılarını ellerine geçirdiler. 

1341'de Bizans'ta saltanat mücadeleleri başladı. Bizans İmparatoru Kantakuzinos, Osmanlılardan yardım istedi. Osman Bey, Süleyman Paşa komutasındaki bir orduyu yardım için Rumeli'ye gönderdi. Orhan Bey'in yardımına karşılık Bizans, Gelibolu yakınlarındaki Çimpe Kalesi'ni Osmanlılara verdi. Böylece Rumeli'de önemli bir üs elde edilmiş olundu. Bu olaydan sonra Osmanlıların Rumeli'deki fetihleri hızlandı. Gelibolu, Bolayır ve Tekirdağ'a kadar Marmara sahilleri ele geçirildi.

Orhan Bey zamanında Osmanlı toprakları Anadolu ve Rumeli'de genişlerken ilk devlet organlarının da temeli atıldı. Divan teşkilatı kuruldu. Devlet adamlarının ve askerlerin resmi kıyafetleri belirlendi. Osmanlı Devleti'nin ilk daimi ordusu olan Yaya ve Müsellem örgütleri kuruldu. 

I. Murat Dönemi (1362 - 1389)

Orhan Bey'in ölümü üzerine Rumeli Beyi olan Murat Hüdavendigar Osmanlı tahtına oturdu. I. Murat'ın ilk işi Ankara'ya hakim olan Ahiler'in elinden bu şehri geri almak oldu. I. Murat Rumeli'ye geçerek Malkara, Keşan, İpsala, Dedeağaç ve Dimetoka'yı ele geçirdi. Lala Şahin Paşa Filibe'yi Osmanlı topraklarına kattı. Filibe'nin Osmanlıların eline geçmesiyle Bizans'ın Batı'yla doğrudan bağlantısı kesildi. Lala Şahin Paşa Sazlıdere Savaşı'nda Bizans ve Bulgar kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Edirne, Türklerin eline geçti. Osmanlıların ilerlemesini durdurmak için Papa V. Urban'ın çabalarıyla oluşturulan bir Haçlı Ordusu, 1364 yılında Sırpsındığı Savaşı'nda bozguna uğratıldı. Bizans ve Bulgarların elinde bulunan bazı kaleler ve şehirler fethedildi ve Edirne başkent yapıldı (1365).

1371 yılında yapılan Çirmen Savaşı'nı Osmanlılar kazandı. Bu savaştan sonra Sırp ve Bulgar prensleri Osmanlı egemenliğini tanıdı. 

1376 - 1382 yılları arasında Bursa'da kala I. Murat Anadolu beylikleri ile ilgilendi. Oğlu şehzade Beyazıt'ı Germiyanoğulları Beyi'nin kızıyla evlendirdi. Çeyiz olarak verilen Simav, Tavşanlı ve Kütahya'yı Osmanlı topraklarına kattı. Daha sonra yeniden 1385'te Sofya'yı, 1386'da Niş'i aldı. Ancak Bursa Sancakbeyi olan Oğlu Savcı Bey'in kendini hükümdar ilan ettiğini öğrenince hemen geri döndü. Kete Ovası'ndaki savaşta oğlunu yenerek yakalayıp idam ettirdi. 

Hamitooğulları Beyliği'nin topraklarının büyük bir kısmı satın alındı. 1387'de Osmanlı Devleti ile arasında çatışma çıktı. Karamanoğulları Beyliği yenilgiye uğratıldı. 

I. Kosava Savaşı (1389)

Başında I. Murat'ın bulunduğu Osmanlı orduları Sırp, Arnavut ve Hırvat birliklerini bozguna uğrattı. I. Murat,  savaş alanında bir Sırplı tarafından öldürüldü. Bu zaferle Sırp devleti tamamen yıkılırken, Bizans da bütünüyle kuşatma altına alındı. I. Murat döneminde devlet yönetimi kurumsal bir yapı kazandı. Askerlikte yeni bir örgütlenmeye gidildi. Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı kuruldu. Maliye örgütü oluşturuldu. 

Yıldırım Bayezit Dönemi (1389 - 1402)

I. Kosava Savaşı'nda I. Murat şehid düşünce I. Bayazit tahta çıktı. Tahta çıktığında Anadolu'da Osmanlılara tabi olan beylikler isyana kalkmışlar, eski topraklarına yeniden sahip olabilmek için Karamanoğulları'nın etrafına toplanmışlardı. Anadolu'ya geçen Bayezit 1389 - 1390 yıllarında Anadolu'daki Türkmen beylikleri Aydın, Saruhan, Menteşe, Hamit ve Germiyan Oğulları'nı Osmanlı idaresi altına aldı. 

Bayezit daha sonra dikkatini Batı'ya çevirdi. Bizans üzerindeki kontrolünü artırdı. 1387'de Bizans'ı abluka altına aldı. 1394'te İstanbul'u kuşattı. 1395'te Macaristan üzerine hücuma geçti. 17 Mayıs 1395'te Macar ordularını bozguna uğrattı.

Niğbolu Savaşı (1396)

Bayezit'in ani ve süratli fetihleri Macarlar ve Venedikliler'in ittifak kurarak Osmanlılar'a karşı yeni bir Haçlı seferi başlatmalarına yol açtı. 1396'da Bayezit İstanbul'u almak için büyük bir gayret sarfederken Macar Kralı Sigismund idaresindeki Haçlı kuvvetleri Niğbolu'yu kuşattılar. Acele olarak kuşatmayı kaldırıp Niğbolu'ya gelen Bayezit Haçlıları büyük bir bozguna uğrattı. 

Niğbolu Savaşı ile Anadolu'da Osmanlılara duyulan sempati daha da arttı. Mısır'daki Abbasi Halifesi Bayezit'e "Rum diyarının Sultanı" ünvanını verdi. Bosna - Hersek Osmanlı himayesine girdi. Yunanistan Osmanlı egemenliğine alındı. 

Bayezit, Niğbolu zaferinden sonra Eflak ve Macaristan üzerine başarılı seferler düzenledi. Bizans İmparatoru Manuel'in Haçlılar'ı Osmanlılar'a karşı kışkırtmasından dolayı, Bizans'ın Karadeniz ile olan bağlantısını kesmek için Anadolu Hisarı inşa edildi. İstanbul yeniden kuşatıldı. Bu kaşatma, İmparator Manuel'in İstanbul'da ayrı bir Türk mahallesi kurulması, bir cami inşa edilmesi ve bir kadı bulundurması şartlarını kabul edeceğini bildirmesi üzerine kaldırıldı. 

Osmanlı - Karamanoğulları İlişkisi

Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasıyla Anadolu'da kurulan beyliklerin en büyüğü Karamanoğulları idi. Anadolu Selçukları'nın başşehri Konya'yı da ele geçirdikleri için kendilerini Anadolu Selçukluları'nın tek varisi olarak görüyorlardı. Osmanlılar'ın Anadolu'ya hakim olmasına en büyük direnmeyi bu beylik gösteriyordu. Osmanlılar'ın Rumeli'de uğraşmasını fırsat bilen Karamanoğulları Ankara'yı basarak ele geçirdiler. Bunun üzerine Yıldırım Bayezit Karamanoğulları'nın üzerine yürüdü. Karamanoğulları ortadan kaldırarak Osmanlılar'a bağlandı (1397).

Ankara Savaşı (1402)

Yıldırım Bayezit Anadolu Türk birliğini sağlamak üzere iken, doğuda Timur tehlikesi baş gösterdi. İran'daki hanedanları ortadan kaldıran Timur, 1394'te Bağdat ve Irak'ın batı tarafını ele geçirince hem Osmanlılar, hem de Memlükler için büyük bir tehlike haline geldi. Bayezit tarafından ortadan kaldırılan Anadolu'daki beyler kendisine sığındı. Bu beyler Timur'u Yıldırım'a karşı savaşa kışkırttılar. Bayezit da Timur'un düşmanları Ahmet Celayir ve Kara Yusuf'u korudu. Onları kendi hizmetlerine aldı. Bu durum Timur'u çok kızdırdı. Anadolu'ya yürüyüp Erzincan'a geldi. Sivas Kalesi'ni kuşattı. Halk teslim olduysa da şehir 1400 yılında yağmalandı. Yıldırım Bayezit hazırlıksız yakalandığı için Sivas kuşatmasına müdahale edemedi. Timur, Tebriz'den gönderdiği elçi vasıtasıyla, savaşın mesuliyetini Bayezit'e yükledi. Bunun karşılığında O'ndan bazı isteklerde bulundu. İstekleri arasında, Anadolu beyliklerinin yeniden kurulması, şehzadelerden birinin kendi yanına gönderilip bağımlılık alemeti olarak vereceği külah ve kemendin kabul edilmesi, ayrıca Kara Yusuf'un da iadesi yer alıyordu. Bu tekliflerin hiçbiri Bayezit tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine Timur, ordusu ile Ankara üzerine yürüdü.

Ankara yakınlarında Çubuk Ovası'nda yapılan savaşı Osmanlılar kaybetti. Savaş sonunda Anadolu Türk birliği bozuldu. Rumeli'deki fetih hareketleri geçici olarak durdu. İstanbul'un fethi yarım yüzyıl gecikti. Anadolu beylikleri yeniden kuruldu. Timur, Anadolu şehirlerini yağmalattı. Fetret devri başladı. Yıldırım'ın çocukları taht mücadelesine giriştiler. 

Fetret Devri

Osmanlı Devleti'nde Ankara Savaşı'ndan ortaya çıkan ve 1413 yılına kadar iktidar boşluğunun yaşandığı döneme Fetret Devri denir. Yıldırım Bayezit'in oğullarından Süleyman Çelebi Rumeli'dei, İsa Çelebi Balıkesir'de, Mehmet Çelebi Amasya'da hüküm sürmeye başladılar. 

Timur'un Anadolu'dan çekilmesinden sonra ilk olarak Çelebi Mehmet harekete geçti ve Orta Anadolu'daki Türkmen beylerini saf dışı bırakarak güçlü bir Türkmen ordusu kurdu. Kardeşlerini bertaraf ederek hükümdarlığını ilan etti. En son kardeşi Musa Çelebi'yi ortadan kaldırarak Osmanlı Devleti'nin tek hükümdarı oldu. Böylece Fetret Devri 1413 yılında sonra erdi.

Çelebi Mehmet Devri (1413 - 1421)

Fetret Devri'ne son verdiği için Osmanlı Devleti'nin ikincisi kurucusu olarak görülebilir. Çelebi Mehmet kardeşi Musa Çelebi'yi ortadan kaldırdıktan sonra Edirne'yi yeniden Osmanlı Devleti'nin başkenti yaptı. Daha sonra Anadolu'ya dönerek Aydınoğulları'nın elindeki İzmir'i ele geçirdi. Eflak Beyliğini yeniden vergiye bağladı. Döneminin en önemli olaylardan biri olan Şeyh Bedrettin Ayaklanması'nı bastırdı. Rumeli'de taht mücadelesine girişen kardeşi (Düzmece Mustafa)Mustafa Çelebi'yi yenilgiye uğrattı. Ölümünden kısa bir süre önce Amasya Sancak Beyi olan oğlu Murad'ı tahtına varis gösterdi. 

II. Murat Devri (1421 - 1451)

Çelebi Mehmet'in ölümünü üzerine oğlu II. Murat Edirne'de Osmanlı tahtına çıktı. Bizans'ta göz altına tutalan Düzmece Mustafa serbest bırakıldı (1421). Bu sırada Anadolu'da Osmanlılara bağlı beylikler ayaklandı. 1422'de Düzmece Mustafa yakalanarak idam edildi. II. Murat Düzmece'yi serbest bırakan Bizanslılardan intikam almak amacıyla 1422'de elli gün süreyle İstanbul'u kuşattı. Anadolu beyleklerinin isyanları bastırıldı. İsfendiyaroğulları Osmanlılar'a bağlandı. Menteşeoğulları ve Hamitoğulları Beylikleri ortadan kaldırıldı. Germiyanoğlu Beyliği kendiliğinden Osmanlı topraklarına katıldı. Selanik, Osmanlılar tarafından fethedildi. Venedik donanması Gelibolu'da bozguna uğratıldı (1430).

1437 yılında Macaristan'da karışıklıklar çıktı. Macaristan'a büyük bir sefer düzenlendi. Ancak Osmanlı ordusundaki salgın hastalık, Osmanlı Seferinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu. Osmanlı Ordusu, Erdel'de Macar ordusuna yenildi. 1444'te Macarlar'la Edirne - Segedin Anlaşması imzalandı. 

Edirne Segedin Antlaşması (1444)

Bu antlaşmaya göre, Sırp Despotluğu yeniden kurulacak, Bulgaristan Osmanlı hakimiyetinde kalacak, Eflak Beyi Osmanlılar'a vergi ödeyecek, anlaşma on yıl süreli olacak ve her iki taraf da bu süre içinde birbirine saldırmayacaktı. 

Varna Savaşı (1444)

Edirne Segedin Antlaşması 10 yıllık bir barışı öngörmekteydi. II. Murat antlaşmadan sonra tahtını çocuk yaştaki II. Mehmet'e bırakarak tahttan çekildi. Çocuk yaşta birinin tahta çıkmasını fırsat bilen Macarlar antlaşmayı bozdular. Osmanlılara karşı yeni bir Haçlı ordusu hazırladılar. Varna'da yapılan savaşı Osmanlılar kazandı. Bu zafer Osmanlıların Balkanlar'daki durumunu güçlendirdi. Bizans İmparatorluğu daha da sarsıldı. 

II. Kosava Savaşı (1448)

Osmanlı Ordusu'yla Macar Kral Naibi Janos Hündayi'nin komutasındaki Macar - Eflak ordusu (Haçlılar) arasında yapıldı. Savaş Osmanlıların kesin zaferi ile sonuçlandı. Böylece Osmanlıların Balkanlardaki egemenliğine son vermek ve İstanbul'u kurtarmak amacıyla girişilen son büyük Haçlı saldırısı da önlenmiş oldu. Osmanlıların Balkanlardan atılmayacağı Haçlılar tarafından tamamen anlaşıldı.