Tarih

Ortaçağ'da Avrupa

Ortaçağ'da Avrupa, Avrupa tarihi açısından incelenmesi gereken bir dönemdir. Ortaçağ Avrupası var olan kurumlarıyla ve sistemiyle incelenmelidir.

Kilise ve Papalık

Hz. İsa'nın havarilerinin çabaları sonucunca Roma İmparatorluğu'nda Hristiyanlım yayıldı. Roma İmparatorluğu Hristiyanlığın yayılmasını önlemeye çalıştı. Ancak başarılı olamadı. 381 yılında Roma Hristiyanlığı resmi din olarak kabul etmiştir. Havari Sen Piyer'in Roma'daki vekiline "Papa" adı verilmiştir.

Ortaçağ'da Hristiyanlar iki büyük mezhebin etkisinde kaldılar. Bunlardan Katolik mezhebinin dini lideri Roma'daki Papa, Ortodoks mezhebinin dini lideri İstanbul'daki Patrik idi. Özellikle Papaların elinde geniş yetkiler vardı. Bir kimseyi afaroz ederek dinden çıkarabilirlerdi. Afaroz edilen kişi toplum hayatının dışına itilirdi. Krallar bile afaroz edilmekten çekinirlerdi. Papanın enterdi ilan ettiği ülkede ise bütün dinsel faaliyetler durdurulurdu. Krallar bu duruma düşmemek için Papa ile iyi geçinmeye çalışmışlardır. 

Ortaçağ'da krallar ve senyörler kiliseye büyük topraklar bağışladılar. Böylece kilise örgütü oldukça zenginleşti. Kilisenin koyduğu kurallar Hristiyan ülkelerin kanunları arasında yer aldı. Hatta Kutsal Rome Germen İmparatorları taçlarını Papanın elinden giymeye başladılar. Elde ettikleri ayrıcalıkları kaybetmek istemeyen din adamları skolostik düşünce sistemini geliştirdiler. Bu düşünceye göre kilisenin koyduğu esaslar değişmez kabul edliyordu. Deney yasaklanmıştı. Bu düşünce tarsına Dogmatizm adı verilmiştir. 

Feodalite

Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra barbar kavimler Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde devletler kurdular. Krallar Roma kanunları ile kendi geleneklerini birleştirerek yeni düzenlemeler yaptılar ve ülkelerini kontluklara, onları da daha küçük idari birimlere ayırdılar. Bunlara barbar şeflerini atayarak bazı ayrıcalıklar verdiler. 

Kavimler Göçü'yle başlayan karışıklıkların etkisiyle büyük toprak sahipleri ve çiftçiler hayatlarını devam ettirebilmek için güçlü kişilerin koruması altına girdiler. Halkın himayesi altına girdiği kişilere süzeren, himaye edilen halka da vassal adı verildi. Senyörler bağlılıkları karşılığında maiyetlerine sahip oldukları toprağın işleme hakkını kira karşılığında verdiler.

Feodalitenin en belirgin özelliği siyasal bölünmüşlük ve sosyal eşitsizliktir. Senyörler himaye altında tuttukları halka mutlak hakimiyet kuruyorlardı. Her senyör farklı bir kural koyabiliyordu. Avrupa'daki bu siyasal bölünmüşlük, kültürel ayrışmayı da sonuç vermiştir.  Avrupa'da sosyal adalet kurulamamış, bu yüzden halk çeşitli sınıflara ayrılmıştır. 

1. Asiller

Ortaçağ Avrupası'nın en imtiyazlı sınıfıydılar. Bunların en üstünde senyör denilen derebeyleri bulunurdu. Senyörlerin en büyüğü kraldı. Asiller her türlü hakka sahipti.

2. Rahipler

Asillerden sonra en imtiyazlı sınıftı. Papa'ya bağlı olarak çalışırlardı. Ortaçağ'da önemli miktarda toprak elde ederek zenginleşmişlerdi. 

3. Burjuvalar

Kasaba ve şehirlerde oturup ticaret ve sanayi ile uğraşanlara burjuva denirdi. Senyörlere para verip onların himayelerinde yaşarlardı. Zamanla bu sınıftakiler zengin oldular ve bağımsızlıklarını satın aldılar.

4. Köylüler

Ortaçağ Avrupası'nda en kötü şartlar altında bulunan sınıftı. Köylüler iki kısma ayrılmıştı. Serf adi verilen köylülerin hiç bir hakkı yoktu. Efendileri için tarlalarda çalışırlar ve kazançlarını onlara verirlerdi. Toprakla beraber alınıp satılırlardı. Araziden ayrılma hakları kesinlikle yoktu. Serbest köylüler, ekip biçtikleri topraktan kazandıklarının bir kısmını senyöre vergi olarak verirlerdi. İstedikleri zaman göç etme hakları ve miras hakları vardı.

Haçlı Seferleri

Avrupalıların XI. yüzyılın sonları ile XIII. yüzyılın sonları arasında Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve dolaylarını geri almak için düzenledikleri seferlere haçlı seferleri denmiştir. Haçlı seferlerinin dini, siyasi ve ekomomik nedenleri vardı.

Dini nedenler

  • Hristiyanların kutsal yerleri, özellikle Kudüs'ü Müslümanlardan geri almak istemesi.
  • Katolik Kilisesi'nin Ortodoks dünyasını egemenliği altına almak istemesi. 
  • X. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan Kluni tarikatının Hristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtması.
  • Dün adamlarının etkisi ile Hristiyanlarda oluşan koyu tutuculuk.
  • Papa ve din adamlarının nüfuzlarını arttırmak istemeleri.

Siyasi Nedenler

  • Avrupalıların Türkleri Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz'den uzaklaştırmak istemesi.
  • Türkler karşısında zor durumda kalan Bizans'ın Avrupadan yardım istemesi.
  • Senyör ve şövalyelerin macera arayışları. 

Ekonomik Nedenler

  • İslam dünyasının zenginliği, Avrupa'nın fakirliği.
  • Avrupalıların doğudan gelen ticaret yollarına hakim olmak istemeleri.
  • Avrupa'da toprak sahibi olmayan soyluların toprak elde etmek istemeleri.
  • Avrupalıların doğunun zenginliklerine sahip olmak istemeleri.

I. Haçlı Seferi (1096-1099)

Papa II. Urban ve Piyer Lermit'in çabalarıyla Avrupa'da kalabalık bir odu hazırlanmıştı. Anadolu'ya ilk gelen düzensiz gruplar I. Kılıç Arslan tarafından yok edilmişlerdir. Ancak bu grupların ardından şovelye, kont ve düklerden oluşan bir ordu Anadolu'ya girdi. Türkiye Selçuklarının merkezi İznik kuşatıldı. Kılıç Arslan İznik'i boşaltmak zorunda kaldı. Haçlılara karşı başarı ile mücadele eden Kılıç Arslan, Haçlıları çok kalabalık olmaları sebebiyle durduramamıştır. Antakya'yı işgal eden Haçlılar, 1099'da Kudüs'ü Fatımilerden aldılar. I. Haçlı seferi sonunda;

  • Kudüs Haçlıların elinde geçti.
  • İznik ve Batı Anadolu Bizans'ın eline geçti. 
  • Anadolu Selçukluları İznik'i kaybedince Konya'yı başkent yaptılar. 

Haçlılar ellerine geçirdikleri Antakya, Urfa, Trablusşam, Sur, Yefa, Nablus gibi şehirlerde feodalite rejimine dayanan dükalık ve kontluklar kurdular.

II. Haçlı Seferi (1147-1149)

Musul Atabeyi İmadeddin Zengi Urfa'yı 1144'te Haçlılardan aldı. Ardından Halep ve Şam alınınca Kudüs Krallığı Papa'dan yardım istedi. Papa'nın çağrısı ile Alman İmparatoru III. Konrad ile Fransa Kralı VII. Lui ayrı yollardan Anadolu üzerine sefere çıktılar. İki ordu da Anadolu Selçukluları tarafından bozguna uğratıldılar. Ordularının büyük kısmını kaybeden iki kral Şam'a saldırdılar, fakat başarılı olamadılar.

III. Haçlı Seferi (1189-1192)

Mısır'da devlet kurmuş olan Selahaddin Eyyubi, Haçlılarla amansız bir savaşa tutuştu. Amacı; Suriye'deki Haçlı üstünlüğüne son vermekti Selehaddin Eyyubi bu mücadelede başarılı olarak 1187'de Hıttin denilen yerde Haçlıları yendi. Kudüs dahil olmak üzere Suriye'nin büyük bir bölümünü Haçlı istilasından kurtardı. Kazanılan bu zaferler, Avrupada duyulunca, her yerde dini propagandalar yapıldı. Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı Filip Ogüst, ve ingiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar komutası aldıntaki yeni Haçlı orduları harekete geçtiler. Kara ve deniz yollarıyla gelen Haçlı orduları Kudüs'ü almayı başaramayarak geri döndüler.

IV. Haçlı Seferi (1204)

Eyyubiler, Haçlılarla mücadeleye devam ediyorlardı. Filistin'deki Yafa ve sahil şeridindeki bazı kaleler Eyyubilerin eline geçince Papa bütün Hristiyanları sefere çağırdı. Haçlılar bu sefer deniz yolunu kullanmak istediler ve Venedik ile anlaştılar. Bu sırada Bizans'ta taht kavgaları sürüyordu. İmparator olmak isteyen Aleksi Angelos Haçlılardan çeşitli vaadlerle yardım istedi. Papanın muhalefeti rağmen İstanbula gelen Haçlılar tahttan indirilen İzak ve oğlu Aleksi'yi imparator ilan ettiler ve İstanbul'u yağmaladır. İstanbul halkının ayaklanarak İmparatoru ve oğlunu öldürmesi üzerine Haçlılar, İstanbul'u işgel ederek Latin İmparatorluğu'nı kurdular. (1204).

İstanbul'dan kaçan Bizans soyluları İznik Rum İmparatorluğu'nu (1204-1261) ve Trabzon Rum İmparatorluğu'nu (1204-1261) kurdular. İznik Rum İmparatorluğu 1261 yılında Latin İmparatorluğunu yıkarak Bizans'ı tekrar canlandırmıştır.  

V. Haçlı Seferi (1228)

Papa'nın çağrısı üzerine Alman İmparatorluğu II. Frederik, deniz yolu ile Akka'ya geldi (1228). Bu sırada Eyyubiler iç mücadeleler ile uğraşıyorlardı. Haçlılar bundan yararlanarak Sayda ve Kudüs'ü kuşattılar. Haçlılarla başa çıkamayacağını anlayan Eyyubi Hükümdarı Melik Adil, Haçlıların Kudüs'te serbestçe oturma şartını kabul ederek on yıllık bir anlaşma yaptı (1229). Böylece Haçlılar amaçlarına ulaştılar. Ancak Filistin'e kadar inen Harzem Türklerinin Haçlıları yenmesiyle Eyyubiler Kudüs'ü yeniden ele geçirdiler (1244).

VI. Haçlı Seferi 

Kudüs tekrar Türklerin eline geçince Papa yeniden Hristiyanları Sefere çağırdı. Ancak Avrupalılar seferlerden bıkmışlardı. Sadece Fransa Kralı Sen Lui sefere çıktı. Sen Lui de Eyyubi Hükümdarı Turanşah'a esir düştü. Önemli miktarda kurtuluş parası vererek Fransa'ya dönebildi. 

VII. Haçlı Seferi

Fransa Kralı Sen Lui kardeşinin kışkırtmalarıyla son Haçlı seferine çıktı. O sırada Tunus'tan kalkan Arap korsanları doğuya giden Hristiyan gemilerine zarar veriyordu. Bu yüzden Tunus'a sefer düzenleyen Sen Lui ve ordusunun yarısı veba salgını nedeniyle öldü. 

Haçlı Seferlerinin Sonuçları

Ortaçağ'da Avrupa için Haçlı Seferleri önemli bir olgudur. Bu olgunun sonuçlarını birkaç açıdan irdelememiz gerekir.

Dini sonuçlar

  • Avrupada kiliseye ve din adamlarına duyulan güven sarsıldı.
  • Skolastik düşünce zayıfladı. 
  • Kilise ve Papanın otoritesi zayıfladı.

Siyasi Sonuçlar

  • Seferler sırasında binlerce Senyör ve Şovalyelerin çoğu öldü. Sağ kalanların bir kısmı da topraklarını kaybetti. Böylece feodalite rejimi zayıfladı.
  • Merkezi krallıklar güç kazanmaya başladı.
  • Feodalitenin zayıflamasıyla köylüler çeşitli haklar elde ettiler.
  • Türklerin batıya doğru ilerleyişleri bir süre için durdu. 
  • Bizans, Batı Anadolu'daki topraklarının bir kısmını ele geçirdi.
  • Haçlılar ile yapılan mücadeleler İslam dünyasını Moğol saldırıları karşısında güçsüz bıraktı. 

Ekonomik Sonuçlar

  • Doğu-batı ticareti gelişti.
  • Marsilya, Cenova, Venedik gibi Akdeniz limanları önem kazandı.
  • Avrupalılar dokuma, cam ve deri işleme sanatını öğrendiler.
  • Papaların ve kralların seferlere mali destek sağlamak için İtalyan bankerlere başvurmaları bankacılığı geliştirdi.
  • Avrupa'da hayat standartları yükseldi. Ticaretle uğraşmaya başlayan şehir halkı zenginleşerek burjuva sınıfını oluşturdular.
  • Anadolu, Suriye ve Filistin ekonomik bakımdan zarar gördü. 

Teknik Sonuçlar

  • Pusula, barut, kağıt ve matbaa Avrupa'ya götürüldü. Bunlar Avrupa'da bilim ve teknik alanında gelişmelere yol açtı.
  • Avrupalılar İslam medeniyetini yakından tanıdılar ve faydalandılar.
  • Avrupa'da Kültür hayatı canlandı.

Ortaçağ Avrupasındaki Diğer Gelişmeler

Ortaçağ Avrupası yukarıda anlatılanlar dışında da tarihi gelişmelere sahne olmuştur. Bu gelişmelerden önemli olanlarını inceleyelim.

Magna Charta (Büyük Şart)(1215)

İngiltere'de Yurtsuz Jan zamanında ilk kez demokrasi alanında bir adım atılarak Magna Charta denilen Büyük Şart ilan edilmiştir. Buna göre; kral halkın rızasını almadan halktan vergi alamayacak, özgür insanları haksız yere tutuklayamayacak ve sürgüne gönderemeyecekti.

Not: Büyük Şart bir çeşit anayasa niteliğindedir ve bir süre sonra İngiltere'de parlamento yönetiminin kurulmasını sağlamıştır.

Yüzyıl Savaşları

İngiltere'nin Fransa topraklarına göz dikmesi savaşların başlamasına sebep oldu. 116 yıl süren savaşların başlangıcında İngiltere başarılı olarak Fransa'nın bir bölümünü işgal etti. Kresy Şavaşı'nda (1346) İngilizler tarihte ilk kez topu kullanmışlardır. Zaman zaman ara verilen savaşlar sırasında Jan Dark adlı genç bir kız, gaipten sesler duyduğunu ve Fransa kralına yardım etmek için görevlendirildiğini ileri sürdü. Fransızlar tarafından bir azize olarak kabul edilen Jan Dark'ın İngilizlerce yakalanarak yakılması üzerine Fransızlar harekete geçerek İngilizleri her yerde yendiler. 

Yüzyıl Savaşları sırasında Fransa'da derebeylik zayıfladı. Derebeylerle mücadelenin sonucunda Fransa'da mutlak krallık kurularak siyasi birlik sağlandı. İngiltere'de Yüzyıl Savaşlarındaki yenilgi sonucunda iç savaş çıktı. Çifte Gül adıyla 30 yıl süren iç savaşta İngiltere'de derebeylik rejimi zayıfladı.

Not: Yüzyıl Savaşları Kuruluş Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki ilerleyişini kolaylaştırmıştır.