Dogmatizm Nedir?

06.05.2018 - 19:09

Günlük hayatta dogma veya dogmatik kelimelerini kullanırız. Genellikle bu ifadeleri sorgulanmadan kabul edilen, tartışılamayan inanç, düşünce veya yargılar için kullanırız. Tarih açısından bakarsak insanlık tarihi bir nevi dogmaların tarihidir. Dogma deyince aklımıza eleştiriye kapalı kanılar geliyorsa da mesele bu kadar da basit değildir. Bu yazıda dogmatizm nedir sorusunu irdeleyecek ve felsefe açısından dogmatizmi ele alacağız.

Bir şeyi sorgulamadan, eleştirmeden ve akıl süzgecinden geçirmeden olduğu gibi kabul eden düşünsel yapıya dogmatizm denir.

Bu genel tanımı veya benzerlerini çeşitli sözlüklerde bulabilirsiniz. Ancak dogmatizmi anlamak için bilgi felsefesini anlamak gerekir. Yoksa dogmatizm ile ilgili görüşler ortaya koyan filozofları da anlamak zor olacaktır.

Dogmatizm nedir

Bilgi Felsefesi ve Dogmatizm

Dogma ve dogmatizm ifadelerini ilk aramamız gereken yer bilgi felsefesi konusudur. Bilgi felsefesinin ana sorusu doğru bilginin mümkün olup olmadığı sorusudur. Bu soruya evet doğru bilgi mümkündür yanıtını verenler dogmatik filozoflardır. Yani felsefe açısından dogmatizm doğru bilginin varlığını kabul etmek manasına gelmektedir.

Doğru bilginin mümkün olmadığını savunan filozoflar septikler ve sofistlerdir. Bunlar dogmatizme karşı çıkmış ve doğru bilginin mümkün olamayacağını savunmuşlardır. Aslın bir açıdan sofistler de şüphecidir. Yani dogmatizmin karşısında duran ana görüş septisizm (şüphecilik) görüşüdür.

Diğer taraftan dogmatizm temsilcileri olarak görülebilecek bazı filozoflar mutlak ve doğru bilginin olabileceğini savunmuşlardır. Bu filozofların ortaya çıkardığı yaklaşımlar ise şöyledir:

  • Akılcılık (rasyonalizm)
  • Deneycilik (empirizm)
  • Sezgicilik (entüisyonizm)
  • Duyumculuk (sensüalizm)
  • Eleştiricilik (kritisizm)
  • Faydacılık (Pragmatizm)

Bütün bu fikir akımları doğru bilginin var olduğunu savunmuşlardır. Ancak bu akımların hepsinde doğru bilginin kaynağı açısından fikir ayrılığı vardır. Örneğin deneycilere göre doğru bilginin kaynağı deneylerken, faydacılara göre doğru bilginin ölçütü sağladığı faydadır.

Rasyonalizm dogmatizmin tam karşısında gibi düşünülse de aslında felsefe açısından rasyonalistler de dogmatiktir.

Dogmatizm Temsilcileri

Yukarıda felsefede dogmatizm nedir sorusunu kısaca yanıtladık. Şimdi de dogmatizm temsilcisi önemli filozofları kısaca söyleyelim.

  • Sokrates (M.Ö. 469 - 399)
  • Platon (M.Ö. 427- 347)
  • Aristoteles (M.Ö. 384 - 322)
  • Descartes (1596 - 1650)
  • Hegel (1770 - 1831)

Bu filozoflar rasyonalist dogmatiklerdir. Bunlara göre doğru bilgi mümkündür ve buna ancak akıl oluyla ulaşılabilir.

  • John Locke (1632 - 1704)
  • David Hume (1711 - 1776)

J. Locke ve D. Hume 17. ve 18. yüzyıldaki önemli deneycilerdir. Deneycilik fikrinin temellerini ilk çağlarda Demokritos ve Epiküros atmıştır.

  • H. Bergson (1859 - 1941)
  • Gazzali (1058- 1111)

H. Bergson ve Gazzali sezgiciliği benimsemiş filozoflardır.

  • William James (1842 – 1910)
  • John Dewey (1859 – 1952)

William James ve John Dewet faydacıdır. Bu filozoflara göre bilginin ana doğruluk ölçütü sağladığı fayda ile ilgilidir.

Dogmatizm ve Kanıt

Dogmatizmi savunan ya da dogmalara bağlı düşünürlerin kanıt ile ilişkisi biraz daha farklıdır. Aslında her dogmanın altında da bir akıl yatmaktadır. Ancak dogmayı sorgulamak ve en ince ayrıntısına kadar kanıt aramak yerine, dogmatikler belli kabullerin üzerine fikirlerini inşa ederler.

Bir dogmayı kabul ettikten sonra ondan çıkacak her türlü sonucu akıl ve mantık ilkeleriyle türetmek mümkündür. Dogmanın ana kaynağını ise insan dışı varlıklara veya ideolojilere dayandırabiliriz. Bu bazen dini bir inanç bazen de siyasi bir ideoloji olarak karşımıza çıkabilir. Kanıt problemi dogmatikler ile septikler arasındaki en önemli ayrışmalardan biridir.

Burada esas ayrışma kanıtın var olup olmaması değil, kanıtın niteliğidir. Örneğin herhangi bir filozofun fikrini mutlak doğru kabul eden birisi düşüncelerini temellendirmek için o filozofun cümlelerini kanıt olarak gösterebilir. Burada bahsedilen filozofun mutlak doğru olarak kabul edilmesi söz konusudur. Buna göre her şeye şüphe ile yaklaşılması gerektiği fikrini savunan septiklerle dogmatikler anlaşamazlar.

Dogmatizmin Tarih İçerisindeki Serüveni

Dogmatizm felsefe tarihi kadar eski bir olgudur. Ancak tarih içerisinde farklı serüvenler yaşamıştır. Bildiğimiz tarihte entelektüel fikirlerin ortaya çıkmasıyla birlikte dogmalar da ortaya çıkmıştır. Bunda insanların dogma üretme eğiliminin etkili olduğunu söylemek mümkündür.

Yunan felsefesi içerisinde bulundurduğu dogmaları akılla temellendirme yoluna gitmiştir. Kendi içerisinde bir mantık silsilesi kurmuştur. Ancak Orta Çağın gelmesiyle birlikte felsefe de karanlık bir döneme girmiştir. Yunan felsefesinden kopan toplum birden kendini amansız bir dogmalar zinciri içerisinde bulmuştur. Bu dönemde dogmatizm çok şiddetlenmiş ve birçok fikir asırlar boyunca tartışmaya kapalı kalmıştır.

Orta Çağ Avrupa'sında sadece fikirsel anlamda bir kısırlık yaşanmamıştır. Bu kısırlığın sonucu olarak siyasi ve hukuki düzen de gerilemiştir. Kilisenin aşırı egemen olması ve özgür düşünceye imkan verecek hukuki bir yapının olmaması Avrupa toplumlarına karanlık dönemler yaşatmıştır. Bilimin ve teknolojinin üretilememesi, iç savaşların ve fakirliğin yaygın olması bunu durumla bağlantılı sonuçlardır.

İslam coğrafyasında bu dönemde Avrupa'ya nazaran daha hoşgörülü ve açık fikirli bir ortam bulunmaktadır. Bu nedenle Yunen eserleri Arapça'ya çevrilmiş, oradan da çeşitli etkilerle Avrupa'ya geçmiştir. Avrupa'da Aydınlanma Çağı denilen sürecin başlamasının etkenlerinden biri de İlk Çağ Yunan filozoflarının tekrar okunması ve değerlendirilmesidir diyebiliriz. Bu süreçte dogmatik düşünceler irdelenmeye başlanmış ve açık bir dünya görüşü zamanla Avrupa'ya egemen olmaya başlamıştır. Bugünkü Batı medeniyeti bu şekilde yeniden doğmuştur.

Dogmatizm tarih sahnesinden silinmiş değildir. İnsanın olduğu her yerde çeşitli dogmalar olacaktır. Birçok fikre de aslında dogmalar kaynaklık etmektedir.

Dogmatizm ve Medeniyet

Günümüzdeki kullanım alanıyla dogmatizm medeniyetin ve gelişimin karşısındaki ana aktör olarak görülmektedir. Dogmatizm doğrudan bağnazlık olarak tarif edilmektedir. Ancak medeniyetin gelişmesinde dogmatizmin de doğrudan yararları olmuştur. İnsanların aynı ortak kabullerle bir araya gelmeleri iş birliğini kolaylaştırmıştır.

Bu açıdan yaklaştığımızda birçok dogmanın ihtiyaçtan ortaya çıktığını görürüz. Örneğin doğaya karşı zayıf olan insan onunla ilgili mantıksız birçok dogma üretmiş ve böylece doğayla barış sağlamıştır. Hayatı anlamlandırma isteğinin bir ürünü olarak birçok dogma farklı toplumlarda farklı zamanlarda ortaya çıkmıştır.

Dogmatizm sadece inanç alanında değil aynı zamanda fikir alanında da karşımıza çıkan bir kavramdır. Dogmatik her şey mutlak doğru kabul edilemeyeceği gibi mutlak yanlış da kabul edilemez. İnsanların bir araya gelip ortak kabuller geliştirmesinin yanı sırı önce ortak kabuller oluşturup bunların etrafında birleşmeleri de söz konusudur. Dolayısıyla dogmalar tarihte insanları bir arada tutan önemli değer yargılarını da içinde barındırır.


Etiketler:
  • felsefe    
  • Yorumlar
    Yorum Yap