Minerallerin Görevleri

19 Aralık 2016 15:50

Organizmanın fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için, su ve diğer besin maddelerinin yanında minerallere de gereksinimi vardır. Genel olarak mineraller besin maddeleri içerisinde kolaylıkla sağlandığından eksikliklerine çok fazla rastlanmamaktadır. Bu minerallerin başlıcaları kalsiyum, sodyum, potasyum, klor, magnezyum, fosfor, demir, iyot, flor gibi anyon veya katyonlardır. Bunların büyük çoğunluğu mineral tuzları şeklindedir. Minerallerin insan vücudunda çok önemli görevleri vardır.

minerallerin görevleri

Sodyum (Na)

Besinlerle organizmaya büyük miktarda giren Na+ iyonu vücut sıvılarında yüksek oranda bulunur. Sodyum tuzları suda çok çözündüklerinden akan sularla denize dökülürler, bundan dolayı topraklarda az, deniz suyunda ise fazla miktarda bulunurlar. Sodyum tuzlarının toprakta bulunması nedeniyle bitkilere geçen sodyum tuzları da azdır. Bunun sonucu olarak yemeklere sodyum içeren tuz ilave edilir.

Sodyumun görevleri: Vücut sıvılarında bulunan sodyumun en önemli görevi ozmotik basıncın sağlanmasında görev almasıdır. Kanın ve hücreler arası sıvının normal ozmotik basıncının korunmasında Na yoğunluğunun rolü büyüktür. Ayrıca sodyum, potasyumla birlikte sinir hücrelerinde uyartı iletimini sağlar.

Sodyum metabolizmasını böbreküstü bezinin korteks hormonları (mineral kortikoidler) düzenler. Fazla sodyum klorür alınması kanda sodyum düzeyinin yükselmesine bu da hipertansiyona neden olabilir.

Potasyum (K)

Bitkilerde yeteri kadar potasyum bulunduğu için ayrıca yemeklere eklenmesi gerekmez. Potasyum özellikle, dana eti, sığır eti, tavuk eti, karaciğer, sebzelerden; patates, kabak, lahana, meyvelerden; mandalina, portakal, kayısı ve muzda bulunur.

Potasyumun görevleri: Potasyum iyonları kas-sinir sistemini uyararak onların çalışmasını sağlar. Bundan dolayı potasyum tuzları kana enjekte edilirse aşırı kasılmalar görülür ki buna tetani denir. Kanda potasyum iyonu miktarı azalırsa çizgili kaslarda felçler ve kalp kaslarında bozukluklar meydana gelebilir. Potasyum metabolizmasını böbrek üstü bezi korteks hormonları (mineral kortikoidler) düzenler.

Kalsiyum (Ca)

Kalsiyum, insan organizmasında yoğun bir şekilde bulunan bir maddedir. Vücutta bulunan kalsiyumun büyük bir kısmı kemik dokusunda fosfatla birlikte bulunur. Sütte ve bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur. Kalsiyum, ince bağırsaklardan emilerek kana karışır, sonra kemiklerde depolanır. İdrarla atılan kalsiyum çok azdır.

Kalsiyumun görevleri: Kalsiyum iyonu, hücre zarının geçirgenliğini değiştirdiği gibi, kas kasılması ve kanın pıhtılaşması için de gereklidir. Yine kalsiyum bazı enzimlerin aktivatörü olarak da görev yapar. Kas ve sinir sisteminin uyarılma yeteneğini de azaltır. Yani potasyumla zıt çalışır. Kanda kalsiyum düzeyinin aşırı düşmesi hâlinde “tetani” (aşırı kasılma) dediğimiz durum ortaya çıkar.

Kanda aşırı kalsiyum birikimi hâlinde ise sinir sistemindeki uyarımlar yavaşlar. Bunun sonucu olarak kaslar tembelleşir. Kalsiyum metabolizmasını parathormon ve kalsitonin hormonları birlikte düzenler. Kalsiyumun bağırsaklardan emilimi için D vitaminine ihtiyaç vardır. Bu nedenle D vitamini eksikliği Raşitizm denen hastalığa neden olur.

Magnezyum (Mg)

Magnezyum insan organizmasında başlıca kemiklerde, kaslarda ve sinir dokusunda bulunur. Hücrelerdeki magnezyum tahıl ve yeşil sebzelerde bol miktarda bulunduğundan normal bir beslenmeyle yeteri miktarda magnezyum alınır.

Genel olarak magnezyum birçok enzimin aktivasyonu için gerekli bir mineraldir. Magnezyum düzeyindeki düşme, sinir sisteminin ve kalbin çalışmasında sorunlara neden olur.

Magnezyum bitkilerin gelişimi için de mutlaka olması gereken bir mineraldir. Çünkü magnezyum klorofilin yapısına katılır. Klorofilin varlığı da bitkinin ışık enerjisinden faydalanmasını mümkün kılar.

Demir (Fe)

Toprakta bol miktarda demir bileşikleri bulunur. Bitkiler demiri topraktan, hayvanlar ise bitkilerden ve sudan alır.

Demir alyuvarlarda bulunan oksijen taşıyan hemoglobin molekülünün fonksiyonel parçası olan hemin yapısına da katılır. Yani aynı şekilde kaslarda bulunan miyoglobinin fonksiyonel grubunda da yer alır. Bazı önemli enzimlerin (katalaz gibi) yapısında yer alır. Demirin biyokimyasal reaksiyonlar yönünden özellikle solunum sistemlerinde büyük görevleri vardır. İnce bağırsaklardan emilen demir, plazmada taşınarak başta karaciğer olmak üzere dokulara taşınır.

Demir eksikliğinde anemi (kansızlık) görülür. Aneminin görüldüğü bireylere demir içeren ilaçlarla takviye yapılmalıdır.

Klorür (Cl)

Klor, yemek tuzu yani NaCl şeklinde organizmaya alınır. Bu nedenle Na ve Cl metabolizmaları birbiriyle ilintilidir. Klor, özellikle plazmada ve hücreler arası sıvıda ozmotik basıncın sağlanmasında görev alan bir elektrolittir. Ayrıca klor, sinir sisteminde uyartı iletiminde fonksiyonel bir iyondur. Klor iyonları ve karbonik asitin (H2CO3) parçalanması ile meydana gelen H+ iyonları midede HCl’yi oluşturur. Midedeki HCl ortamı asidikleştirerek pepsinojeni aktifleştirir. Klorür metabolizmasını böbreküstü bezi korteks hormonları düzenler.

Florür (F) ve İyodür (I)

Florür, kemik ve dişlerin yapısına katılarak onları sertleştirir. Florür özellikle diş minesinin yapısına katılır. Eksikliği dişlerin çürümesine, fazlalığı ise dişlerin sararmasına yol açar.

İyodür ve iyot suda kolay çözünürler. Yiyecek ve sularla alınan iyodür emilerek kana karışır. Hızla tiroit bezine geçer ve orada tiroit hormonlarından olan tiroksinin yapısına katılır. Tiroit bezi hormonları metabolizmayı hızlandırarak büyüme gelişmeyi sağladığından iyot eksikliği ciddi metabolik bozukluklara yol açar. Özellikle gelişme çağındaki çocuklarda iyot eksikliğinin olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca iyot eksikliği tiroit bezinin çok çalışmasına neden olur ki buna guatr hastalığı denir.

Fosfat (PO4)

Tahıllar, et, süt, kuruyemişler ve yumurta fosforca zengin maddelerdir. Organizmada kalsiyumla beraber başlıca kemiklerde bulunur. Bütün vücutta ve hücrelerde de yaygındır. Fosfat kanda fosfat iyonları şeklinde bulunduğu gibi, protein ve lipitlere bağlı olarak da bulunur. Fosfat DNA, RNA ve ATP’nin yapısına katılır.

Fosfat iyonlarının en önemli görevlerinden biri de vücuttaki asit-baz dengesini sağlamaktır. Plazmadaki fosfor düzeyi kalsiyum düzeyi ile yakından ilişkilidir. Fosfat vücuttan idrarla inorganik fosfat iyonları hâlinde atılır. Fosfat metabolizmasını parathormon düzenler.


Etiketler:
  • biyoloji    
  • Yorumlar
    Yorum Yap