Hukuk ve Din İlişkisi

08 Aralık 2016 11:42

Toplumda huzur ve birliği sağlama görevini çok eski zamandan beri üstlenen din kuralları, sosyal yaşama büyük etkide bulunmuştur. Birçok inançta insanların yaratıcı ile ilişkilerinin yanında insanların kendi aralarındaki ilişkleri de düzenlenmiştir. Bu açıdan din ahiret yaşamının yanında dünya yaşamını da düzenlemektedir. Din ve hukuk bu tür açılardan benzer işlevleri üstlenir. Ancak yaptırım ve uygulama bakımından farklılık gösterirler. Eğer bu farklılık olmasaydı dinlerin yanında bir de hukuk kurallarına ihtiyaç duymazdık.

hukuk ve din ilişkisi

Din kurallarına uymamanın cezası çoğunlukla manevidir. Allah’ın emrine uymayanlar cezasını ahirette çeker. Din kurallarına uymamanın cezası ahirette verilmektedir. Ancak hukukun bu dünyada huzuru ve adaleti sağlamak gibi bir amacı vardır. Bu nedenle hukuk kuralları laik devlette yaptırım gücüyle desteklenirler. Kişi işlediği günahın dini yükümlüğünden dolayı vicdan azabı çekebilir. Allah’tan af dileyebilir. Ya da affedildiğini hissedebilir. Ancak hukuk kuralları çerçevesinde yargılanmanın yine de yapılması gerekir.

Özetle ahiret yaşamını düzenleyen kurallar ile dünya yaşamını düzenleyen kurallar birbirinden ayrılmıştır. İkisi birbirinin yerini tutmaz.

Hukuk ve Din kuralları

Teorik olarak hukuk kuralları ile din kuralları ayrılmıştır desek de dünyadaki uygulamalar her zaman böyle olmamaktadır. Tarihte ve günümüzde din kuralları ile yönetilen devletler olmuştur. Toplumda dine duyulan üstünlük ve egemenlik zamanla dinin devlete egemen olmasını sağlamıştır. Devlete egemen olan din de hukukun kaynağı olmaya başlamıştır.

Laiklik bir devlet idaresi ilkesi olarak bir anda ortaya çıkmamıştır. Din kuralları Allah’tan geldiği için durağan kurallardır. Yeni bir peygamber gelmedikçe değişmezler. Bununla birlikte toplumun ihtiyaçları ve dinamizmi değişimi gerektirmiştir. Zamanla din kuralları insanlara yetersiz gelmiş ve insanlar hukuk kurallarını belirlemede aklı kıstas almaya başlamışlardır. Bu süreç büyük oranda Batı Avrupa ülkelerinde meydana gelmiş ve diğer ülkelere yayılmışlardır. Dinin hukuk karşısında zayıflaması din kavramının zayıflaması olarak değil, dinin kural koyucu niteliğinin zayıflaması olarak algılanmalıdır.

Laiklik ilkesinin ortaya çıkması ve giderek yaygınlaşması sonucu laik devletlerin sayısı artmıştır. Ancak laik ülkelerde dahi toplumun inancı mutlaka devlet kurumlarına yansımıştır. Din ve inanış insanların hayatında çok önemli bir yer ettiği için hukuk kurallarının dinden beslenmesiyle ilgili talepler her zaman olmuştur.

Hukuk Kaynağı Olarak Din

Laik devlet sistemlerinde hukuk kuralları dinden ayrılmış olmasına rağmen din hukuka kaynaklık etmektedir. Hukuk kuralları bilimsel niteliğinin dışında toplumun ortak değerlerini temel alarak ortaya çıkar. Toplumu besleyen değerlerden biri de dini değerlerdir. Bu nedenle hukukun din ile görünür olmayan bir ilişkisi bulunmaktadır.

Ayrıca hukuk kurallarının uygulanması konusunda din bazı durumlarda kolaylık sağlamaktadır. Şöyle ki; hırsızlık, adam öldürme türü suçlar bütün dinlerde günah olarak kabul edildiği için toplumun bu tür kurallar konusunda uzlaşması daha kolay olur. Bazı değerlerin insanlar tarafından benimsenmesi hukukun temel amacı olan adaleti ve huzuru sağlama konusunda işleri kolaylaştırmaktadır. 


Etiketler:
  • hukuk    
  • Yorumlar
    Yorum Yap