Böbreğin Hormonal Kontrolü

30 Kasım 2016 13:53

Böbrek artık maddelerin vücuttan atılması görevini üstlenmiş hayati organlardan biridir. Böbrek kandaki atık maddeleri süzüp suyla atar. Boşaltım sisteminin temel elamanlarından biri olan böbrekler vücut iç dengesini sağlamakla görevlidir. Böbreğin çalışması hormonlar ile kontrol edilir. Böbreğin hormonal kontrolü homeostasi için çok önemlidir.

Hipofiz bezinin arka lobundan salgılanan vazopressin (antidiüretik hormon) hormonu böbrek tüpçüklerine etki ederek suyun geri emilimini sağlar. Vücudun suya olan ihtiyacı artınca vazopressin hormonu salgılanır. Bu hormon özellikle idrar toplama kanallarına etki ederek suyun tekrar kana geri emilmesini sağlar. Böylece tüpçüklerde yoğunlaşmış idrar artar.

böbreğin hormonal kontrolü

ADH hormonu kan basıncını ve kan miktarını arttıran bir hormondur. Kan basıncının artması glomerular basıncı arttırır. Süzülme artar. Kan ve doku sıvısının artması ADH hormonunun salgılanmasını engeller. Bu nedenle idrar toplama kanalında geçirgenlik azalır. Sonuç itibariyle su emilimi azalır. Bu yolla vücuttaki su miktarı dengede tutulur. Eğer vücuttaki su miktarı normal değerin altına düşerse bu işlem tam tersi şeklinde gerçekleşir. Dolayısıyla az su süzülür. Bu durumda suyun geri emilimi artar. ADH hormonunun salgılanması hipofiz tarafından kontrol edilir. Nefron kanallarının içindeki sıvıda tuz ve glikoz gibi maddeler yoğunca bulunuyor ise çok daha az su geri emilir. Bundan dolayı dışarı atılan idrar miktarı artar. Şeker hastalarının sık idrara çıktığını akılda tutmak gerekir.

Böbreklerden birinin çalışmaması veya herhangi bir nedenden dolayı birinin alınması durumunda kalan böbrek boşaltımı sağlayabilmek için çok çalışır. Bu nedenle kalan böbrek büyür. Yeterli gelmediği durumlarda ise kanda atılması gereken üre uzaklaştırılamazsa üremi adı verilen hastalık ortaya çıkar.

Böbreklerden tuzun geri emilimini böbrek üstü bezinden salgılanan aldosteron hormonu sağlar. Aldosteron hormonu kan yoluyla distal tüpe etki ederek Na ve Cl’nin geri emilimini ve K’nin atılmasını sağlar. Vücuda fazla miktarda tuzun alınması durumunda vücut sıvısının ozmotik basıncı artacağından vücutta fazla su tutulur. Bu da ödemlerin ortaya çıkmasına neden olur.

Bir insan fazla deniz suyu içerse ölür. Çünkü deniz suyunda %3 civarında tuz bulunmaktadır. İnsan kanınız tuz oranı ise %1’dir. Yutulan deniz suyunun kana geçmesiyle kanın tuz oranı bir anda yükselir. Kanın ozmotik basıncı artar. Hücreler arası sıvıdan hücrelerden kana su geçer. Kanın hacmi artar. Böbreklerimiz ancak %2’lik tuz içeren sıvıları süzebilir. Vücuttaki fazla tuz atılamadığından hücreler su kaybeder, enzimler çalışmaz, metabolizma bozulur ve ölüm gerçekleşir.

Özetle şöyle diyebiliriz. Böbreklerin faaliyeti sonucu atılan su ve tuzun geri emilimi için ADH ve aldosteron hormonu devreye girer. Bu hormonlar vücuttaki su ve tuz dengesinin ayarlanması açısından çok önemlidir. Hormonlar vücuttaki eksiklik ya da fazlalık durumlarına göre salgılanıp iç dengeyi sağlarlar.


Etiketler:
  • biyoloji    
  • Yorumlar
    Yorum Yap