Sosyal Devlet Nedir?

26 Kasım 2016 23:58

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında devletin nitelikleri belirtilirken sosyal devlet sıfatı da kullanılmıştır. Peki, bu durumda sosyal devlet nedir? Bu soruyu yanıtladığımız zaman devletin temel niteliklerinden birini de öğrenmiş olacağız. Sadece bizim devletimize özgü bir durum olmayan sosyal devlet anlayışı gelişmiş birçok ülkede hâkimdir. Sosyal devlet ilkesi bir sıfatla kalacak durumda değildir. Sosyal devlet olma iddiasındaki bir devletin bu alanda faaliyet göstermesi gerekir. Bir devletin sosyal devlet olup olmadığını yaptığı icraatlarla ve bazı sayısal verilerle anlayabiliriz.

sosyal devlet nedir

Sosyal Devletin Tanımı

Sosyal devlet, vatandaşların ekonomik ve sosyal durumuyla ilgilenen, onlara asgari bir yaşam düzeyi sağlamaya çalışan, aynı zamanda sosyal güvenliği ve adaleti temin edecek faaliyetlerde bulunan devlettir. Sosyal devletin tanımı genişletilebilir. Ancak bir tanımdan ziyade sosyal devlet ilkesi esas alınmalıdır. Bu ilke de vatandaşın sorunlarını çözme ve ondan yana tutum sergileme olarak ortaya çıkar.

Sosyal devlet anlayışı, devletin, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti ve böylece toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü olduğunu bilmesi ve buna göre eylemde bulunması demektir.

Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi

Sosyal devlet anlayışı bir anda ortaya çıkmamıştır. Tarihin seyri devlet idaresinde bu ilkeyi gittikçe daha önemli hale getirmiştir. 19. Yüzyılın getirdiği sanayi şartlarında sermaye ve gücü olanın güçsüzün emeğinden faydalanarak koşullarını çok daha iyileştirmesi karşısında sömürülen kitleye bu kazanımdan bir pay sunmaması sosyal devlet anlayışını önemli hale getirmiştir. Sanayiyle birlikte halk ekonomik olarak aralarında uçurum olan sınıflara ayrılmıştır. Sermayesi olmayan ve ailesinden kendine servet devredilmeyen çok kalabalık insan kitleleri sadece hayatta kalabilmek için ağır koşullarda çalışmak zorunda kalmıştır.

Kötü hayat koşullarının neden olduğu huzursuzluklar, zamanla sisteme karşı ses çıkarmayı sonuç doğurmuştur. Ekonomik sınıflar arasında tarafsız olan devlet bu kalabalık kitlenin gücüne karşı koyamamış ve belirli ölçülerde taraf tutmak zorunda kalmıştır. Devlet, iş hayatında dengeyi sağlamak için ücret karşılığında çalışan işçiden yana olması gerektiğini fark etmiştir. Çünkü işçi ekonomik olarak işverene bağlı olduğu için güçsüz taraftır. Haklarını korumak için devlete ihtiyaç duyar.

Sosyal devlet anlayışını halk iktidarlara kurdukları baskıyla adım adım hakim kılmışdır. Yine de bir aşamadan sonra devletlerin bütünüyle sosyal devlet olduğunu söylememiz mümkün değildir. Ancak ekonomik olarak ezilen sınıfların haklarını savunmak için çeşitli yöntemler devletin temel yönetim aracı olan hukuka girmiştir. Sendikalar, grev hakkı, iş sözleşmesi gibi haklar sosyal devlet anlayışının bir ürünü olarak zaman içerisinde ortaya çıkmıştır.

Sosyal devlet ilkesi gereğince toplumsal ilişkilerin düzenlenmesinde toplumun ortak faydası dikkate alınır. Sosyal adalet sağlanırken bireylerin arasında ayrım yapılmaz. Çünkü herkes doğduğu zaman bir devletin doğal vatandaşı olmaktadır. Birey eğer onu refaha eriştirecek yetenek ve imkanlardan yoksunsa arada bir uçurumun olmaması için devlet yoksunluk yaşayanlardan yana tutum sergiler. Daha açık ifadeyle devlet dolaylı da olsa zenginden alıp fakire verir.

Sosyal Devletin Araçları

Devlet yukarıda bahsettiğimiz tutumu alırken hukuk içerisinde kalmakla yükümlüdür. Devletin elinde araç olarak vergi ve ücret politikası bulunmaktadır. Sosyal devlet zenginden daha fazla vergi almakta, fakirin de belirli bir ücretin altında çalıştırılmasına müsaade etmemektedir. Asgari ücret uygulaması bu amaç doğrultusunda getirilmiş bir uygulamadır. Ayrıca işçi lehine sigorta, tazminat gibi yükümlülükler de işverene yüklenmiştir.

Devlet sosyal adaleti sağlamak adına işçiden yana yer alırken bütünüyle işvereni cezalandıracak bir tutum içine de giremez. Bu olduğu taktirde ekonominin yaşaması söz konusu olamaz. İşveren iş yapamadığı sürece yanında kimseyi çalıştıramaz, üretemez ve devlete yararlı olamaz. Bu nedenle işçi, işveren ilişkisi de hukuk ile güvence altına alınmıştır.

Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak devlet vatandaştan harcamalarla orantılı olarak aldığı vergilerle sosyal faaliyetler yürütür. Örneğin çalışacak durumda olmayan engelli vatandaşlara yardım yapar. Belirli bir gelir seviyesinin altında olan bireyler için sosyal politikalar uygular. Yine ekonomik olarak sosyal ihtiyaçlarını karşılayamayacak bireylerin yararına sosyal ve kültürel faaliyetler düzenler. Devletin kullandığı bütün bu araçlar sosyal devlet ilkesinin uygulanması amacıyladır.

Sosyal devletin özellikleri maddeler halinde aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Devlet ezilen kesimden yasa tavır sergiler.
  • Sosyal adaleti sağlamak devletin temel politikaları arasında yer alır.
  • Gelir adaleti amaçlanır, ekonomik uçurumlarla savaşılır.
  • Zor durumda olanların ihtiyaçları devlet tarafından karşılanır.
  • Devlet sosyal politikalarla birlikte sosyal ve kültürel faaliyetler düzenler.
  • Sosyal güvenlik devletin güvencesi altındadır.
  • Devlet işçiyi işverene karşı hukuk ile korur.

Etiketler:
  • siyaset    
  • Yorumlar
    Yorum Yap