Okuma Sabrı

10 Eylül 2016 22:47

okuma sabrı

Teknoloji geliştikçe bilgi edinme daha kolaylaşıyor. Peki insanın bilgi düzeyi neden belirgin bir şekilde artmıyor? Çünkü teknoloji bir ölçüde insanı tembelleştiriyor. Örneğin artık okuma sabrı gösteren az insan var. Eskiden çok az kitap vardı. İnternet de yoktu. Hoca bir ödev verdiğinde öğrenciler kitaplardan araştırırdı. Bunun sonucunda bilgiye verilen emek de artartı. Kalın bir kitaba kapaklanıp onu bitirmek için sabır gösterirdi başarılı insanlar. Günümüzün tecrübeli akademisyenleri böyle ortaya çıktı. Onlar okuma sabrı gösterdikleri için bugüne başarıyla geldiler.

Tüketim kültürünün yaygınlaşmasıyla bilgiyi de hızlı tüketir olduk. Bununla birlikte bilgi kaynaklarını da hızlı tüketiyoruz. Her zaman daha iyisini, daha yenisini arıyoruz. Bir konuyu öğrenmek için bir kitap alıyoruz. Sonra beğenmeyip yenisini alıyoruz. Bu tutum okuma sabrını göstermemekten kaynaklanıyor. Yeni kaynak arayışı sabır gösteremekten dolayı öğrenmeyi ertelemekten başka bir şey değildir.

Eskiden İngilizce sözlüklerde kelimeleri sayfaları çevirerek arardık. Sonra elektronik sözlükler çıktı. Sonra akıllı telefonların hepsi birer sözlüğe dönüştü. Peki bütün bunlar ne işe yaradı? İngilizce öğrenmemiz mi arttı? Elde olan verilen böyle göstermiyor. Daha iyi yabancı dil konuşmuyoruz. Çünkü okuma sabrı gösteremiyoruz. Eğer okuma sabrı gösterseydik hala kitaplar her şeye yeter.

Okumaya karşı sabır gösteremek bilgi kaynağını videolara çeviriyor zaman içerisinde. Gözle öğrenmek yerine hem göz hem de kulakla öğrenmeyi tercih ediyor insanlar. Bu kötü bir şey değil. Gerçekten videonun öğretici bir gücü var. Ancak orda da işin içine okumayı, not almayı, sözcükleri kullanmayı denemezsek öğrendiklerimiz bir kulaktan girip diğerinden çıkacaktır. Videonun şu an için yazıyı tamamen yok etme gücü zaten yok. Ayrıca okumanın izlemeye oranla hayal gücünü ve genel manada beyni daha fazla geliştirdiği de ortadadır. Videoya karşı olmayalım ama okumanın da yerini ayrı tutalım.

Bir diğer mesele de okuma sabrı göstermek için kısa yazılar istememiz. İnce kitaplar, 3 5 satırdan oluşan köşe yazıları ve sonuç odaklı makaleler istiyoruz. Çünkü okumaya karşı sabır gösteremiyoruz. Her şeyi olduğu gibi hazır istiyoruz. Oysaki bir meseleyi kavrarken etraflıca öğrenmek önemlidir. Çünkü olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurmak için çerçeve bilgisine de sahip olmalıyız. Ancak biz kısa yazılarla doğrudan istediğim pratik bilgiyi elde etmek istiyoruz. Bu da beyni zamanla tembelliğe alıştırıyor ve belli uzunluktaki bir yazıdan daha fazlasına okuma sabrı gösteremiyoruz.

Üniversitede bir hukuk hocası şunu söylemişti. Bizim gençliğimizde hocalar bize dersten sorumlusunuz derdi. Biz de küütphaneye kapanıp koca kitapları günlerce okurduk. Her detayı öğrenmeye çalışırdık. Şimdi sizler özetin özetiyle sınava giriyorsunuz. Sürekli slayt peşindesiniz. Böyle eğitim de öğrencilik de olmaz.

Gerçekten de öğrenmenin en klasik ve akla yatan yolu okumaktır. Sürekli daha kolay bilgi kaynakları arayacağımıza, elimizdei tek bir kaynağa sıkı sarılsak hem daha az kağıt israfı olur hem de öğrenme ciddi manada gerçekleşir.

Sonuç olarak okuma sabrı göstermemiz gerekiyor. Bu yazıyı da çok uzatmamak gerek. Zira okuma sabrı göstermeyip anlatılmak istenen şeyi alamayabiliriz.


Etiketler:
  • başarı    
  • Yorumlar
    Yorum Yap