Septisizm Nedir?

20.04.2016 - 07:28

Bilgi felsefesinde doğru bilginin imkânsızlığı başlığı altındaki en güçlü görüşlerden biri septisizmdir. Peki, septisizm nedir biliyor muyuz? Septik kelimesini duymuşsunuzdur belki daha önce peki septisizm ve septik gerçekte nedir? Bu yazıda bilgi felsefesi açısından septisizm kavramını ele alacağız.

Septisizm direkt olarak kuşkuculuk demektir. Bu görüşe sahip olanlara da septik ya da kuşkucu denir.

septisizm nedir

Felsefe tarihine baktığımız zaman bilginin gelişmesi için kuşku duymanın önemli olduğunu fark edebiliriz. Büyük bilginler toplumda var olan görüşleri doğrudan kabul etmemiş bütün bu kanaatlere kuşku ile yaklaşmışlardır. Septisizm de işte bu kuşkunun idealize edişmiş biçimidir. Septisizm bilginin doğruluğunun kabul edilmemesi gerektiğini ve kuşku duyulması gerektiğini savunur. Septikler bir görüşü benimseseler de bunu kesin doğru olarak kabul etmezler.

Septikler ve Görüşleri

Septisizm yaklaşımı hiçbir şeyi kabul etmemekten veya her şeyden şüphe duymaktan çok daha fazladır. Şüpheci olmak demek her şeye doğrudan karşı olmak değildir. Sadece zihinsel olarak diğer olasılıklara karşı açık olmak ve her düşünceyi olduğu gibi kabul etmemektir. Septisizm nedir sorusunu bu konuyu yarım bilen birine sorduğunuz zaman her şeye karşı olmak hiçbir bilgiyi kabul etmemek gibi bir cevap alabilirsiniz. Aslında bu doğru değildir. Çünkü bir şey doğrudan kabul etmemek ve ona karşı şüpheci yaklaşmak hakikat düşmanlığı değildir. Sadece şu noktaya dikkat etmek gerekir. Geçmişte insanların kesin doğru kabul ettiği birçok şey yanlış çıktı. Bu da septikleri haklı çıkarmaktadır. Eğer insanlar kesin görülen bilgilerle ilgili şüphe duymasaydı bu yanlışlar şu an devem ediyor olurdu.

Kuşkuculuk asıl olarak felsefe ile birlikte bilimin de sahası içerisindedir. Dünyanın düz değil de küresel bir yapıda olduğunu iddia ederken var olan kanaatlere şüpheci yaklaştılar. Bu açıdan septisizm kritisizm benzemektedir. Aynı zamanda septisizm dogmatizmin de tam karşısındadır. Çünkü dogmatizm mutlak bilgiye karşı şüphe duymamayı gerektirir.

Septiklerin dayanak noktası şudur. Büyük iddialar büyük kanıtlar gerektirir. Çevremizde ise büyük kanıtları olmayan birçok büyük iddia vardır. İşte septisizm bu büyük iddialara karşı büyük şüpheler duyulmasını ön görür. Bu yaklaşım bilginin kalitesinin artmasına ve doğru bilinen bilgiden daha doğrusuna ulaşmaya neden olur. Aslında septisizm nedir dediğimizde doğruyu aramanın tutarlı bir yaklaşımıdır diye de cevap verebiliriz. Şüpheciliği ve septisizmi bu şekilde algılamalıyız. Kuşkucuların son dönemlerde bilimin yoluna yönelmiş olsalar da bilimsel bilgi de bir kuşkucu için kesinlik arz etmez. Çünkü bilimsel bilgi de sürekli gelişmekte ve ilerlemektedir. Septisizm ve diğer bilişsel akımların sınıflandırmasını kavramak için ise bilgi felsefesi konusuna hakim olmalıyız.

Septik filozofların tam karşısında dogmatik filozoflar bulunmaktadır. Çünkü septikler doğru bilginin mümkün olmadığını savunurken dogmatikler ise mutlak bilginin varlığını kabul ederler. Dogmatizm ve septisizm bu açıdan bilgi felsefesinin iki ana görüşüdür. Septikler ve sofistler birbirine yakın görüşlere sahip olsalar da sofistlerin düşüncesi yeterince sistematik değildir.

Septisizm Temsilcileri ve Filozofları

Septisizm düşüncesi İlk Çağda doğmuştur. Bu akımın ana temsilcileri şöyle sıralanabilir:

  • Phyrrhon (M.Ö. 365 - 275)
  • Timon (M.Ö. 320-230)
  • Arkesilaos (M.Ö. 216-241)
  • Karneades (M.Ö. 214-129)

Dikkat edilirse septisizm filozofları genellikle yakın dönemde yaşamışlardır. Bu filozofların ana karakteri olayları ve olguları belirli bir felsefi şüphe içerisinde ele almalarıdır.

Phyrrhon şüpheciliği kuran insan olarak bilinir. O şüpheciliğe en başından yani özne boyutuyla başlar. Bilginin ana muhatabı insandır. Ancak insan bir özne olarak tarafsız olamaz.

  • İnsanların duyumları birbirinden farklılık gösterir.
  • İnsanlar yapı itibariyle de farklıdır.
  • İnsanlar yaşadıkları dönemin, yetiştikleri ortam ve geleneklerin etkisi altındadır.
  • Algılanan nesneler de farklı ortamlarda farklı algılanır.

Bu denli öznel olan bir varlığın elde ettiği bilginin nesnel olması imkansızdır. Bu nedenle aslında mutlak doğru olabilecek bir bilgi yoktur. Akıl, duyumlar ve deneyler mutlak bilgiyi elde edebilecek güçte değildir.

Karneades ise bilginin doğruluk ölçütü olmadığını iddia eder. Buna göre elimizde olan bir bilgiyi doğru ya da değil diye kesin bir şekilde değerlendirme imkanımız bulunmamaktadır. Öyleyse kesin bilgiye ulaşmak da hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Bizim kesin olarak bildiğimizi zannettiklerimiz, geniş bir küme içerisindeki olasılıklardan ibarettir.


Etiketler:
  • felsefe    
  • Yorumlar
    Yorum Yap