Edebiyat

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

1923’ten günümüze, Cumhuriyet’in kurulmasının ardından, Türk toplumunun yerli sanat etkinliklerine büyük önem verilip, Batı ve Doğu klasikleri Türkçeye kazandırıldı. Latin kökenli harflerin kabulü ve dil devrimi, özellikle yeni Türk edebiyatının daha geniş kitlelere ulaşmasında büyük rol oynadı.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde de biçim ve içerik yönünden büyük değişiklikler oldu.

Beş Hececiler'in yolundan giden bazı şairler, halk kaynaklarına yöneldiler, Anadolu'yu ve Türk tarihini konu edinerek, ulusçuluk bilincini güçlendirmeye çalıştılar.

1928'de "Yedi Meşale" adlı ortak bir kitap çıkaran ve "Yedi Meşaleciler" adıyla anılan şairler, sürekli ve etkili bir topluluk oluşturamadılar.

Türk şiirine 1940- 1955 yılları arasında egemen olan Garip akımı, geleneksel Türk şiiriyle bağını kopardı; Batılı çağdaş ozanlara, özellikle gerçeküstücülere il­gi gösterdi; ölçüsüz, uyaksız, söz ve anlam oyun­larından uzak bir şiir türü geliştirildi.

Garip akımına tepki olarak doğan İkinci Yeni akımı üyeleri, özgür çağrışım yöntemini kullandılar, soyut­lamaya yönelerek, “anlaşılmaz bir şiir" türü oluştur­dular.

Cumhuriyet dönemi Türk romanı ve öyküsü de, Anadolu insanının gerçeklerine, sorunlarına yöneldi, 1930 yıllarından sonra toplumcu-gerçekçi roman akımının doğması, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde yaşayan insanların yaşamını, sorunlarını gerçekçi gözlemlere dayalı olarak yansıtma olanağı sağladı. Cumhuriyet ve sonrasında eleştiri ve edebiyat tarihi çalışmaları daha sağlam bir bilimsel temele oturtul­du. Türk edebiyatının aşağı yukarı bütün dönemleri, bu dönemlerle ilgili akımlar, topluluklar ve genel olarak edebiyatçıların yaşam öyküleri, yapıtları üstü­ne çeşitli yayınlar yapıldı.

Beş Hececiler

Şiire I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında başlayan, Mütareke yıllarında şöhret kazanan toplu­luk, şiirlerinde Anadolu'yu ve Anadolu insanını işlemiştir. Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahra­manlık ve yiğitlik işledikleri başlıca konulardır. Hecenin beş şairi diye anılan bu sanatçılar, Milli Edebiyat akımından etkilenmiş ve aruzu bırakarak şiirlerinde heceyi kullanmaya başlamışlardır.

Topluluğun Özellikleri

  • Şiirde sade ve özentisiz olmayı, süsten uzak kalmayı tercih etmişlerdir.
  • İlk şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmışlar, daha . sonra heceye geçmişlerdir.
  • Şiirlerinde memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.
  • Yerli-milli sanat ve tarih motiflerini ele alarak yaşa­nan hayat dilimleriyle örülü bir memleket edebi­yatı meydana getirmeye yönelmişlerdir.
  • Hece ölçüsü ile serbest müstezat yazmayı da denemişlerdir.
  • Dize kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalma­mışlar, yeni yeni biçimler aramışlardır.
  • Düzyazıdaki sözdizimini şiire aktarmışlardır.

Topluluğun Sanatçıları

  1. Faruk Nafiz Çamlıbel
  2. Yusuf Ziya Ortaç 
  3. Enis Behiç Koryürek
  4. Halit Fahri Ozansoy
  5. Orhan Seyfi Orhon

Faruk Nafiz Çamlıbel (1898 - 1973)

Şiir dilinde yeni bir söyleyiş çığırı açmış, hececi çağ­daşlarının en üstünlerinden sayılmış ve şiir üslubu, sonra yetişen hece şairlerini etkilemiştir. Hececilerin en genci fakat en başarılı ismidir. Bireysel konulara yönelmiştir. Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket sevgi­sini anlatmıştır. Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, has­ret, tabiat, ölüm, kahramanlıktır. Lirik şiirleri de vardır. “Sanat” adlı şiirinde, uygulamaya çalıştığı “Memleket Edebiyatı"nın bir felsefesi vardır.

Yapıtları

Han Duvarları, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Gönülden Gönüle, Bir Ömür Böyle Geçti, Elimle Seçtiklerim, Heyecan ve Sükun: Şiir
Özyurt, Canavar, Akın, Kahraman: Tiyatro

Enis Behiç Korkürek (1892 - 1949)

Aruzla yazdığı ilk şiirlerinde aşk konusunu işlemiştir. Balkan Savaşı yıllarında Ziya Gökalp'in tavsiyesiyle heceyi benimsemiş ve Milli Edebiyat akımına bağlan­mıştır. Bu yıllarda, onu üne kavuşturan, ulusal duy­gularla yüklü kahramanlık şiirleri yazmıştır. Bir yan­dan da hece ölçüsü üzerinde çalışarak kimi durak değişikliklerini, bir şiirde çeşitli hece kalıplarını kul­lanmayı denemiştir.

Yapıtları

Miras, Güneşin Ölümü: Şiir

Halit Fahri Ozansoy (1891 - 1971)

Önce aruz ölçüsüyle duygusal şiirler yazmış; sonra Milli Edebiyat akımından etkilenmiş “Aruza Veda” adlı şiiriyle aruz ölçüsünü bırakıp hece ölçüsüyle şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerinde, konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır. Şiirlerinde çoğunlukla egzotik sahnelere, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygu­lara, aşk ve ölüm temalarına yer vermiştir.

Yapıtları

Rüya, Efsaneler, Cenk Duyguları, Paravan, Sulara Dalan Gözler, Sonsuz Gecelerin Ötesinde, Hep Onun İçin: Şiir

Baykuş, Nedim, Hayalet: Oyun

Yusuf Ziya Ortaç

Orhan Seyfi Orhon'la birlikte çıkardığı “Akbaba" mizah dergisini ömrünün sonuna kadar yayımlamış­tır. Şiirlerinde günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir. Şiire aruz ölçüsüyle başla­mış, Ziya Gökalp'in etkisiyle hece ölçüsünü benimse­miş ve başarılı şiirler yazmıştır. Hecenin beş şairin­den biri olarak ünlenmiştir. Şiirleri; Türk Yurdu, Servet-i Fünun ve Büyük Mecmua adlı dergilerde yayımlanmıştır. “Akbaba” dergisinde akıcı bir dille, rahat okunur bir tarzda yazdığı fıkralarında, siyasal mizahın özgün örneklerini vermiştir. Şiir ve gülmece yazılarının yanı sıra roman, öykü ve oyunlar da yazmıştır.

Yapıtları

Akından Akına, Bir Rüzgâr Esti, Yanardağ, Aşıklar Yolu, Bir Selvi Gölgesi, Cenk Ufukları, Oyun: Şiir
Binnaz, Kördüğüm, Latife, Nikâhta Keramet: Tiyatro
Şeker Osman, Kürkçü Dükkânı, Üç Katlı Ev, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gün Doğmadan, Göç: Roman
Göz Ucuyla Avrupa: Gezi Yazısı Portreler: Anı
Ahmet Haşim, Seyrani, Faruk Nafiz: İnceleme
Halk Edebiyatı Antolojisi: Antoloji

Orhan Seyfi Orhon (1890 - 1972)

1917’de Yeni Mecmua’da çıkan şiirleriyle adını duyurmuştur. Şiire aruz ölçüsüyle başlamış, “Fırtına ve Kar” isimli uzun şiirinde bunun başarılı bir örneği­ni vermiştir. Daha sonra Milli Edebiyat ve Genç Ka­lemler akımlarının etkisinde kalarak hece ölçüsüne dönmüştür. Hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerinde yalın bir dil kullanmıştır. Divan şiiri kalıplarını hece ölçüsü­ne uyarlayarak yazdığı gazel benzeri şiirleri de vardır.

Yapıtları

Fırtına ve Kar, Gönülden Sesler, Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi, O Beyaz Bir Kuştu, Kervan: Şiir

Yedi Meşaleciler

İlkelerini, “samimilik, içtenlik, canlılık ve devamlı ye­nilik” şeklinde açıklayan topluluk, yeni bir edebiyat, farklı bir şiir oluşturmak amacıyla bir araya gelmiştir. İlk ürünlerini 1928'de “Yedi Meşale" adlı kitapta toplarlar. Kitabın önsözünde çıkış amaçlarını: "Yazılarımızı ortak yayımlamamızın sebebi, ülke­mizde son edebi akımları gösterecek toplu bir yapıt meydana getirmek isteğidir.” şeklinde açıklarlar.

Topluluğun Özellikleri

  • Beş Hececiler’i eleştirmiş ve onlara karşı çıkmış­lardır.
  • Milli Edebiyatçıların gerçekçilikten ve içtenlikten uzak yurt sevgilerine karşı içtenliği savunmuşlardır.
  • Batı edebiyatını, özellikle Fransız edebiyatını kendi­lerine örnek alıp izleyeceklerini söylemelerine rağ­men, Beş Hececiler’in yolundan gitmişlerdir

Dönemin Sanatçıları

  1. Ziya Osman Saba
  2. Sabri Esat Siyavuşgil
  3. Yaşar Nabi Nayır
  4. Kenan Hulusi Koray
  5. Cevdet Kudret Solok
  6. Muammer Lütfi
  7. Vasfi Mahir Kocatürk

Ziya Osman Saba (1910 - 1957)

Yedi Meşaleciler’in şiire en bağlı şairi olan sanatçı, şi­irlerinde; çocukluk özlemi, anılara düşkünlük, ev-aile sevgisi, Allah'a kulluk, kadere boyun eğiş, küçük mutluluklarla yetinme, ölüm düşüncesi, öte dünya özlemi gibi konuları işlemiştir. 1940'tan sonra serbest şekillerle de şiir yazmıştır; Üzgün, yumuşak, açık ve duru şiirler onun genel özelliğidir. Öykülerinde de genellikle bir anı atmosferi görülür.

Yapıtları

Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak: Şiir
Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Değişen İstan­bul: Öykü

Vasfi Mahir Kocatürk (1907 - 1961)

İlkin epik şiirleri ile tanınmıştır. Âşık tarzında yazdığı şiirlerinde kahramanlık, fedakârlık, millî şuur, vatan ve millet sevgisi temalarını işlemiştir. Manzum oyun, çocuk hikâyeleri, tarih ve edebiyat araştırmaları ala­nında yapıtlar ortaya koymuştur.

Yapıtları

Dağların Derdi, On İnkılâp, Tunç Sesleri, Geç­miş Geceler, Bizim Türküler, Ergenekon, Hayat Şarkıları: Şiir
Yaman, Sanatkâr: Oyun
Saz Şiiri Antolojisi, Türk Nesri Antolojisi, Meş­hur Beyitler, Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Edebi­yatı Antolojisi: İnceleme-derleme

Cevdet Kudret Solok (1907 - 1992)

Edebiyata şiirle başlamış; daha sonra oyun, hikâye, 2 roman türünde yapıtlar kaleme almıştır. İncelemeler | ve ders kitapları hazırlamıştır.

Yapıtları

Birinci Perde: Şiir
Sınıf Arkadaşları, Havada Bulut Yok, Karıncayı Tanırsınız: Roman
Tersine Akan Nehir, Rüya İçinde Rüya, Kurtlar: Oyun
Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman, Örnekler­le Edebiyat Bilgileri: inceleme-derleme

Kenan Hulusi Koray (1906 - 1943)

Hikâye, mensur şiir denemeleri, eleştiri ve röportajlar yayımlamıştır. İlk hikâyeleri, konusu Arap dünyasın­dan olan masala benzer denemelerdir. Zamanla ger­çekçi hikâyeler yazmaya başlamış, hikâyelerinin kahramanlarını İstanbullulardan seçmiştir.

Yapıtları

Bahar Hikâyeleri, Bir Otelde Yedi Kişi, Bir Yudum Su: Öykü
Osmanoflar: Roman

Yaşar Nabi Nayır (1908 - 1981)

Edebiyata şiirle girmiş; sonraları öykü, roman, oyun, gezi yazıları, deneme türlerinde yapıtlar kaleme al­mıştır, Varlık dergisinin ve Varlık Yayınevi’nin sahibi­dir. Batı edebiyatından kitaplar çevirmiş, antoloji ve derleme alanında çalışmalar ortaya koymuştur.

Yapıtları

Kahramanlar, Onar Mısra: Şiir
Bu da Bir Hikâyedir, Sevi Çıkmazı: Öykü
Mete, İnkılâp Çocukları, Beş Devir, Köyün Na­musu: Roman
Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri, Nereye Gidiyoruz, Yıllar Boyunca, Atatürkçülük Nedir, Atatürk Yolu, Edebiyat Dünyamız, Dost Mek­tuplar, Değişen Dünyamız, Çağımıza Ters Dü­şenler: İnceleme-derleme-makale

Sabri Esat Siyavuşgil

Edebiyata çeşitli dergilerde şiirler yayımlayarak baş­lamış; sonra psikoloji, eğitim, folklor konularında araştırmalara yönelmiş ve çeviriler yapmıştır. Bir süre değişik gazetelerde fıkra yazarlığı da yapmıştır. “Ye­di Meşale” dergisi kapandıktan sonra ekspresyonist bir ressam edasıyla eşya ve görünüm betimlemeleri üzerine temellenen yeni, canlı şiirler yazmıştır.

Yapıtları

Odalar ve Sofalar: Şiir
İstanbul'da Karagöz ve Karagöz'de İstanbul, Psikoloji ve Terbiye Bahisleri, Tanzimat'ın Fran­sız Efkâr-ı Umumiyesinde Uyandırdığı Yankılar, Folklor ve Milli Hayat: İnceleme-derleme

Muammer Lütfi Bahşi (1903 - 1947)

“Yedi Meşale” dergisi kapandıktan sonra Yedi Meşalecilerln renkli hayal dünyalarının uzağında kalmıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde kendi başına şiirler ya­yımlamıştır. Şiir kitabı yayımlamamıştır.

Garipçiler (Birinci Yeni)

 1940’ta Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat üç­lüsü; şiirde var olan aşırı duygusallığa, şairaneliğe, basmakalıp söyleyişe başkaldıran şiirlerini “Garip” adıyla bir kitapta topladılar. Bu ad, zamanla hem üç şairi yansıtan bir kimlik kazandı hem de Türk şiirinde yeni başlayan bir şiir akımını yansıttı.

Topluluğun Özellikleri

  • Şiirde her türlü kurala ve önceden belirlenmiş ka­lıplara karşı çıkmış, kuralsızlığı kural edinmişlerdir.
  • Şiirde ölçü, uyak ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.
  • Şairaneliği, mecazlı söyleyişleri, söz sanatlarını kabul etmemişlerdir.
  • Şiirde o döneme kadar işlenmemiş konulan ele almışlardır.
  •  Konuşma dili ile, sıradan konuları işlemişlerdir.
  • Şiirlerinin başlıca konuları, günlük hayat, sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve ha­yattaki bazı garipliklerdir.
  • Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yer­giye yer vermişlerdir.

Topluluğun Sanatçıları

  1. Orhan Veli Kanık
  2. Melih Cevder Anday
  3. Oktay Rifah Horozcu

Orhan Veli Kanık (1914 - 1950)

1941'de arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları “Garip” adlı şiir kitabı ve yazdığı “Önsöz”, Türk şiirinin gün­den güne eskimiş değerlerini yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.

Sanatçı, bu önsözde Garip akımının ilkelerini şöyle sıralamıştır: Ölçüye baş kaldırıp serbestçe yazmak, uyağı şiir için gerekli görmekten vazgeçmek, şairane duygularla, parlak görüntüleri şiirden silmek, şiiri hayal gücünün kapalı duvarlarından kurtarıp sokağa, gerçek hayata çıkarmak, yapmacıksız, doğal bir söy­leyişle günlük yaşayış içinde halktan insanları yakalamak, her çeşit sözcüğü, konuyu şiire sokmak, halk deyişlerinden yararlanmak, toplumla ilgili yergiye yer vermek.

Yapıtları

Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı, Bütün Şiirleri: Şiir
Nasrettin Hoca Fıkraları: Nazma çevirdiği fıkraları içerir.
La Fontaine Masalları: Nazma çevirdiği masalları içerir.

Oktay Rifat Horozcu (1914 - 1988)

Orhan Veli ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Türk şi­irine damgasını vuran Garip akımının öncülerindendir. Garip dönemi şiirlerinde, kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarını lirik öğelerden yoksun bir biçimde dile getirmiştir. “Perçemli Sokak” adlı ya­pıtıyla Türk şiirinde İkinci Yeni denilen akıma, imge­ci bir şiire yönelmiştir. Türkçenin ses zenginliğini, ge­niş bir sözcük dağarcığıyla ustalıkla kullanan sanat­çı, şiirlerinde yer  yer gerçeküstücü görüntülere yer vermiş, kimi zaman klasik şiir geleneğine gönderme­ler yapmıştır.

Yapıtları

Garip, Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga ile Tilki, Aşk Merdive­ni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak, Koca Bir Yaz: Şiir
Bir Takım İnsanlar, Kadınlar Arasında, Atlar ve Filler, Yağmur Sıkıntısı, Çil Horoz: Oyun
Bir Kadının Penceresinden, Danaburnu: Ro­man

Melih Cevdet Anday (1915 - 2002)

İlk şiirlerinde, dönemin ortak dil beğenisini simgele­yen söyleyişlere kapılmıştır. “Mavi iklimlerde, dal dal erguvan açan rüyalar” biçiminde duyarlılıkları yansıt­maya çalışırken, kendi yaşamından uzak söyleyişlere öykünmüştür. Sonraki şiirlerinde toplumsal bir çizgi izlemiştir. Düzyazılarında çoğunlukla yoğun bir düşünce ile şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır

Yapıtları

Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Yan Yana, Göçebe Denizin Üstünde, Teknenin Ölümü: Şiir
Doğu-Batı, Konuşarak, Yasak, Dilimiz Üstüne Konuşmalar, Açıklığa Doğru, Paris Yazıları: Deneme

İkinci Yeniciler

Tam anlamıyla bir edebiyat dönemi ya da şiir toplu­luğu değildir. 1955 -1965 yılları arasında şairlerimiz­den bir kısmını etkilemiş bir şiir akımıdır. Orhan Veli ve arkadaşlarının oluşturduğu Garip akımı, diğer adıyla Birinci Yeni’den birçok noktada ayrılır. Hatta ikinci Yeni’yi bir bakıma Garip şiirine bir tepki gibi görmek de mümkündür. 1950'li yılların başlarında, şi­irde yalnız küçük olayların anlatılmaya başlandığı görülür. Şiirde alelade bir dil kullanılır olmuştur ve şi­irin ölçüsü basitlik ve aleladelik gibi görülmektedir. Şairler, Garip akımının ‘kopyalarını’ üreterek renksiz, cansız, coşkusuz şiirler ortaya koymaya başlamışlar­dır. Şiirdeki bu yöneliş karşısında, bazı şairler, Garipçiler’in ve onları takip edenlerin aksine; basitlik, ale­ladelik ve sadelikten ayrılan şiirler yazmaya başladı­lar. Başlangıçta bir arada bulunmayan bu şairlerin, kendi arayış ve sezgilerinin ürünü olan şiirler, son­radan ortak benzerlikler dolayısıyla “İkinci Yeni” adıy­la anılır olmuştur.

Topluluğun Özellikleri

  • Şiirde öyküleyici anlatım yolu terk edilmelidir, an­latım kapalı va soyut olmalıdır.
  • Şiir dili, konuşma dilinden uzak ve özgün olmalı; mantık dokusundan arındırılmalıdır.
  • Ahlak, erdem, gerçek gibi değerler şiirin amacı ol­mamalıdır.
  • Şiirde ahenk, ölçü ve uyakla değil; musiki ve an­latım zenginliğiyle sağlanmalıdır.

Topluluğun Başlıca Sanatçıları

  1. Cemal Süreya
  2. Sezai Karakoç
  3. Ece Ayhan
  4. Edip Cansever
  5. İlhan Berk 
  6. Turgut Uyar
  7. Ülkü Tamer 
  8. Tevfik Akdağ

Cemal Süreya (1931 - 1990)

İkinci Yeni akımında kendine ayrı bir yer edinmiş ve “Diriliş” dergisini çıkarmıştır. Şiirlerinde İslami düşün­ceyi modern şiirdeki gerçeküstücülükle kaynaştırmıştır. Mistizmden, enbiya-evliya kıssalarından yarar­lanmış; çarpıcı benzetme ve imgelerle, denenmemiş sentezlere ulaşmıştır. Yeni, kapalı ve karanlık bir imge evreniyle ikinci Yeni akımının en önemli şairleri arasında yer almıştır. Ayrıca çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı yapmıştır.

Yapıtları

Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Be­ni, Güz Bitiği, Sıcak Nal, Sevda Sözleri: Şiir
Şapkam Dolu Çiçekle, Günübirlik: Deneme
Mülkiyeli Şairler, 100 Aşk Şiiri: Antoloji

Sezai Karakoç (1933 - ....)

İkinci Yeni akımında kendine ayrı bir yer edinmiş ve “Diriliş” dergisini çıkarmıştır. Şiirlerinde İslami düşün­ceyi modern şiirdeki gerçeküstücülükle kaynaştırmıştır. Mistizmden, enbiya-evliya kıssalarından yarar­lanmış; çarpıcı benzetme ve imgelerle, denenmemiş sentezlere ulaşmıştır. Yeni, kapalı ve karanlık bir imge evreniyle ikinci Yeni akımının en önemli şairleri arasında yer almıştır. Ayrıca çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı yapmıştır.

Yapıtları

Körfez, Şahdamar, Hızır'la Kırk Saat, Sesler, Taha'nın Kitabı, Gül Muştusu, Zamana Adan­mış Sözler, Âyinler, Leylâ ile Mecnun: Şiir
Meydan Ortaya Çıktığında, Portreler: Öykü
Yunus Emre, Mehmet Âkif, İslâm’ın Dirilişi, İs­lâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Dirilişin Çevresinde, İslâm, Kıyamet Aşısı, Allah'a İnan­ma ve Yalnızlık, Ölümden Sonra Kalkış, Ruhun Dirilişi, Çağ ve İlham, Yitik Cennet, İnsanlığın Dirilişi, Diriliş Neslinin Amentüsü, Gündönümü: İnceleme-deneme
Mağara ve Işık: Düzyazı-şiir

İlhan Berk (1918 - 2008)

İlkin “İstanbul” adlı kitabındaki şiirleriyle tanınmıştır. Çeşitli değişimlerden geçerek İkinci Yeni şiir görüşünü benimsemiş; şiirleriyle olduğu kadar, şiir üzerine yazı ve konferanslarıyla da tartışmalara konu olmuştur. Şiirlerinde Batı Hıristiyan ve klasik Yunan kültürünün etkileri görülür.

Yapıtları

Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı, Köroğlu, Galile Denizi, Çivi Yazısı, Otağ, Mısırkalyoniğne, Âşıkane, Şenliknâme, Taşbaskısı, İstanbul Kitabı, Kitap­lar Kitabı, Deniz Eskisi, Delta ve Çocuk, Atlas, Galata, Kül: Şiir
Şifalı Otlar Kitabı ve Bir Uzun Adam: Otobiyog­rafik anlatı
El Yazılarına Vuruyor Güneş: Günlük
Şairin Toprağı: Deneme

Edip Cansever (1928 - 1986)

İkinci Yeni şiirinin önde gelenlerindendir. Şiirlerinde anlam kapalılığı görülür, ilk şiirlerinde büyük bir şe­hirde varlıklı bir delikanlının yaşama sevincini, tatlı avareliklerini dile getirmiştir. 1950’lerden başlayarak düşünce yönü ağır basan bir şiire yönelmiştir.

Yapıtları

İkindi Üstü, Dirlik-Düzenlik, Yerçekimli Karan­fil, Umutsuzlar Parkı, Nerde Antigone, Tragedyala, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos, Şairin Seyir Defteri, Yeniden, Bezik Oynayan Kadın­lar, İlkyaz Şikâyetleri, Oteller Kenti: Şiir

Ece Ayhan (1931 - 2002)

Yeni motifler, karanlık çağrışım atkılarıyla ördüğü şiir­leri; onu, ikinci Yeni akımının en çok sözü edilen şair­lerinden biri haline getirmiştir.

Yapıtları

Kınar Hanımın Denizleri, Bakışsız Bir Kedi Ka­ra, Ortodoksluklar, Devlet ve Tabiat, Yort Sa­vul, Zambaklı Padişah, Çok Eski Adıyladır: Şiir
Defterler: Günce-anı

Turgut Uyar (1927 - 1985)

İlk dönem şiirlerinde kendi yaşamının ve çevresinin izdüşümleri üzerinde yoğunlaşmıştır. 1950’li yıllardan başlayarak toplum ve törelerle çatışan bireyin yenil­gisine yakılmış ağıtlar diyebileceğimiz şiirler yazmıştır. 1950 sonrası şiirimizi biçim ve öz bakımın­dan yenileştirmesiyle ikinci Yeni topluluğunun akla İlk gelen şairlerinden biri olmuştur.

Yapıtları

Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Top­landılar, Kayayı Delen İncir, Büyük Saat, Dün Yok mu, Sonsuz ve Öbürü: Şiir

Tevfik Akdağ (1932 - 1993)

İkinci Yeni’nin saklı sularından diye nitelendirilmiştir. Değişik dergilerde şiirlerini yayımlamış, “Şimdilik” adlı bir dergi çıkarmıştır.

Yapıtları

Lacivert Kanatlı Bir Kuştur Gece, Çıplak ve Se­vinçle, Eski İnsan Sözleri, Kıpırda Ey Karanlık: Şiir

Ülkü Tamer (1937 - ....)

Çevirmenlik, aktörlük, yayın yönetmeliği yaptı. İkinci Yeni ile başladığı şiirinde, her zaman kendine özgü olmayı başardı. Türkü, koşma tadında, masalların, doğa görüntülerinin, çocuksu duyarlığını yansıtan özgür çağrışımların beslediği neşeli, humor yüklü şi­irler yazdı. Canlandırdığı dünyaya giderek toplumsal kaygılarla pekişen ölüm izleğini, kendi çocukluk dö­nemini yaşadığı yöreden yerel renkleri ve yaşam izle­rini, izdüşümlerini taşıdı. İkinci Yeni'nin, çağdaş İngi­liz şiirini yakından izleyen, çeviriler yapan, Batı etkile­rine açık bir şairidir. Özellikle 1960‘ların ikinci yarısın­da yazdıklarıyla kapalı şiir anlayışının kusursuz ör­neklerini vermiştir.

Yapıtları

Soğuk Otların Altında, Gök Onları Yanıltmaz, Ezra ile Gary, Virgülün Başından Geçenler, İçi­me Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür, Sıra Göl­ler, Yanardağın Üstündeki Kuş: Şiir

Cumhuriyet Dönemi Sanatçıları

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901 - 1962)

Öykü, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi ve şi­ir türünde yapıtları vardır. En önemli yönü şairliğidir. Şiirlerinde temel unsur musiki, his ve hayaldir. Sanatçının şiirlerinde dış öğe olarak “ahenk”, iç öğe olarak “zaman” kavramıyla “bilinçaltı” ağır basar. Sanatçı, renkli ve pürüzsüz görüntüleriyle, insanı içten kavrayan bir üsluba sahiptir. Şiirlerini sade bir dille ve hece ölçüsüyle yazmıştır. Şiirleriyle olduğu kadar, psikolojik öykü, roman ve edebi inceleme­leriyle de tanınır. Öykü ve romanlarında kendi döne­mindeki toplum yaşamını, bu yaşamın çelişkilerini ortaya koymuştur. Sanatçının roman ve öykülerinde psikolojik yön önemli bir yer tutar. Sanatçı, dili başarıyla kullanmıştır.

Yapıtları

Huzur, Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Ensti­tüsü, Sahnenin Dışındakiler, Aynadaki Kadın: Roman
Abdullah Efendi’nin Rüyaları, Yaz Yağmuru: Öykü
Bütün Şiirleri: Şiir
Beş Şehir: Deneme
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Tevfik Fikret, Yahya Kemal: inceleme

Abdülhak Şinasi Hisar (1883 - 1963)

Eleştiri yazıları ve romanlarıyla tanınır. Yapıtlarında görgü, anı, betimleme, kültür unsurları, mutluluklarla geçmiş gençliği ve 20. yüzyıl başlarındaki rahat İs­tanbul yaşamı ağır basar. Sanatlı, uzun cümleleri vardır.

Yapıtları
Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz, Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği: Roman
Boğaziçi Mehtapları, Geçmiş Zaman Köşkleri, Boğaziçi Yalıları, İstanbul ve Pierre Loti: Anı

Peyami Safa (1899 - 1961)

Konuya hâkim, kuvvetli üslubu ve yapıtlarını ören zengin düşünce öğeleri ile edebiyatımızda ateşli ve enerjik sanat hamleleri göstermiş güçlü bir kalemdir. Edebiyata i. Dünya Savaşı yıllarında başlamış olan sanatçı daha çok kişisel gayretleri ile özellikle Batının düşünce hareketlerini yakından takip ederek, felsefe ve psikoloji alanlarında geniş bilgiler edinmiştir. Romanlarında psikolojik tahlillere önem vermiş ve bunda da başarılı olmuştur. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” adiı romanında kendi hayatının bir bölümü­nü anlatmıştır. Edebi düzeyini beğenmediği yapıt­larını “Server Bedii” takma adıyla yayımlamıştır.

Yapıtları

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Sözde Kızlar, Ca­nan, Atilla, Fatih-Harbiye, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız, Biz İnsanlar, Bir Te­reddüdün Romanı: Roman
Bir Mekteplinin Hatıratı, Karanlıklar Kralı, İstan­bul Hikâyeleri: Öykü
Felsefi Buhran, Mistizm, Nasyonalizm, Doğu- Batı Sentezi, Sanat-Edebiyat-Tenkit: İnceleme, deneme

Memduh Şevket Esendal (1899 - 1952)

Sanatçı, halkın içinden, ilgi çekmeyen kişileri ve on­ların önemsiz görünen davranışlarını konu edinir. Onların yaşayışlarının gülünç, iyi ve kötü yönlerini okuyucuya sevdirerek anlatır. Bütün kişileri sevimli­dir, onların düzensizliklerini bile hoş göstermeyi ba­şarmıştır. Öykülerindeki kişileri her zaman çevremiz­de görür, tanır gibi oluruz. Öyküye bir yalınlık getir­miş, onu gereksiz süslemelerden kurtararak halktan kişilere ve basit görünüşlü gerçek olaylara yönelt­miştir. Yapıtlarında konuşma dilini kullanmıştır. Öykü­lerinde güçlü bir gözlem sezilir. Edebiyatımızda, “Çehov” tarzı denilen modern öykünün temsilcisidir. 

Yapıtları

Otlakçı, Mendil Altında, Bir Kucak Çiçek, Hava Parası, Kelepir, Temiz Sevgiler: Öykü
Ayaşlı ve Kiracıları, Miras, Vassaf Bey: Roman

Sait Faik Abasıyanık (1906  - 1954)

Edebiyatımızda, öykü alanında yeni bir dönem başlatmıştır. İşitilmemiş, okunmamış sözler, yadır­ganan bir üslup, konu sayılamayacak kadar aykırı karşılanan konular... Bütün bunlar edebiyatımız için, hepsi de ilk olan dikkatlerin, ilgilenişlerin, duygulan­ma tarzlarının ve önemseyişlerin ortaya çıkardığı bir kişiliktir.

Yazmanın kendisi için bir ihtiyaç olduğuna inan­mıştır. Gözlemci ve gerçekçi bir yazardır. Toplumu konu alan öykülerinde toplumdaki bazı problemleri işler. Düşüncelerini ve hayallerini içtenlikle anlatır. Öykülerinde, yakından tanıdığı, gözlemlediği kişileri okuyucularına tanıtır. Kişileri, yaşadıkları çevreye ve karakterlerine uygun olarak ele alır ve anlatır. Burgazada, deniz, doğa, ihtiyarlar, boyacı çocuklar, balıkçı kahveleri... onun öykülerinde sık sık rastlanan öğelerdir. Öykülerini yapmaciklıktan ve sanat kaygısından uzak bir dille yazmıştır. Edebiyatımızda, “Çehov” tarzı denilen modern öykünün temsilcisidir.

Yapıtları

Semaver, Şahmerdan, Sarnıç, Havada Bulut, Son Kuşlar, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Tüneldeki Çocuk, Kumpanya: Öykü
Medar-ı Maişet Motoru, Kayıp Aranıyor: Roman
Şimdi Sevişme Vakti: Şiir
Açık Hava Oteli: Röportaj, makale

Halikarnas Balıkçısı (1886 - 1973)

Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı’dır. Halikarnas, Bod­rum’un antik çağdaki ismidir. 1925’te yazdığı "Hapishanede idama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler" adlı öyküsü yüzünden Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı ve Bodrum'da üç yıl sürgün cezasına çarptırıldı. Cezası bittikten sonra çok sevdiği Bodrum'a yerleşti ve 1947'ye kadar Bodrum'da yaşadı. Bodrum'a olan sevgisini şu dizeleriyle dile getirmiştir: “Yokuş başına geldiğinde Bodrum'u göreceksin / Sanma ki geldiğin gibi gideceksin / Senden öncekiler de böyleydiler / Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler.”

Deniz öyküleriyle tanınmış bir sanatçımızdır. Yapıtla­rında genellikle Ege, Akdeniz kıyı ve açıklarında geli­şen, denize bağlı olayları işlemiştir, içinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve inatçı deni­zi, denizin emrindeki balıkçıları, dalgıçları, sünger av­cılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitoloji hâzine­sinden yararlanarak, denize karşı sonsuz bir hayran­lıktan gelen şiirli, yer yer aksayan; ama sürükleyip götüren bir anlatımla öykü ve romanlarına yansıtmayı başarmıştır.

Yapıtları

Aganta Burina Burinata, Ötelerin Çocukları, Uluç Reis, Turgut Reis, Deniz Gurbetçileri: Roman
Ege Kıyılarından, Ege’nin Dibi, Merhaba Akde­niz, Yaşasın Deniz, Parmak Damgası, Gülen Ada, Dalgıçlar: Öykü
Mavi Sürgün: Anı

Falih Rıfkı Atay (1894 - 1971)

Türkçeyi en yalın ve en duru bir anlatıma ulaştıran yazarlarımızdan biridir. Yapıtlarını kısa cümlelerle ve sade bir dille oluşturmuştur. Sanatçının dilimizin geliş­mesinde ve özellikle Cumhuriyet’ten sonraki Türk gezi edebiyatının oluşumunda yadsınamaz bir yeri vardır.

Yapıtlarında dış ülkelerde gördüklerini anlatırken sırası geldikçe Türkiye ile gezdiği yerler arasında kar­şılaştırmalar yaparak önemli noktalara değinir.

Yapıtları

Denizaşırı, Yeni Rusya, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Yolcu Defteri: Gezi yazısı
Ateş ve Güneş, Zeytindağı, Çankaya: Anı
Eski Saat: Fıkra
Roman: Roman
Niçin Kurtulmamak, Batış Yılları, Çile: Politikay­la İlgili makale, fıkra ve anıları

Eflatun Cem Güney (1896 - 1981)

Folklor alanında araştırmalar yapmış, Halk şairlerimiz üzerine incelemelerde bulunmuştur. Halk hikâyeleri­ni, masal ve efsaneleri yapılarını bozmadan derlemiş­tir. Edebiyatımızda daha çok “masal yazarı” olarak tanınmıştır.

Yapıtları

Açıl Sofram Açıl, Dede Korkut Masalları, Dertli Kaval, Halk Şiiri Antolojisi, En güzel Türk Ma­salları, Halk Türküleri, Bir Varmış Bir Yokmuş, Nasreddin Hoca Fıkraları, Evvel Zaman İçinde, Âşık Garip, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Gök­ten Üç Elma Düştü, Az Gittim Uz Gittim, Folklor ve Eğitim, Folklor ve Halk Edebiyatı: Masal-Derleme-İnceleme

Mithat Cemal Kuntay (1885 - 1956)

Vatan ve millet sevgisi temalı epik ve lirik şiirleri ile ta­nınmıştır. Oyunları, monografileri bir de romanı var­dır. Türk aruzunun son devirde güçlü temsilcilerindendir.

Yapıtları
 
Üç İstanbul: Roman
Kemal, Yirmi Sekiz Kanun-ı Evvel: Oyun
İstiklâl Şairi Mehmed Âkif, Namık Kemal, Sarık­lı İhtilalci Ali Suavi: Monografi

Ruşen Eşref Ünaydın (1892 - 1959)

Devrin ileri gelenleri ile yaptığı röportajlarla tanınmış­tır. Bu röportajlarını “Diyorlar ki” adı ile kitap haline getirmiştir, ilk defa Mustafa Kemal Paşayı, uzun bir röportajla Türk okuyucusuna tanıtmıştır. 1919 yılında Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele'ye katılmıştır. 

Yapıtları

Diyorlar ki, Anafartalar Kahramanı Mustafa Ke­mal'le Mülakat, Çanakkale'de Savaşanlar Dedi­ler ki: Röportaj
Geçmiş Günler, İki Saltanat Arasında, İstiklâl Yolunda, Ayrılıklar, Boğaziçi Yakından: Deneme
Atatürk'ü Özleyiş, Atatürk'ün Hastalığı: Anı

Aka Gündüz (1885 - 1958)

Edebiyat-ı Cedide şairleri tarzında şiirler yazarak edebiyat dünyasına girmiştir. Enis Safvet, Avni, Mual­lim ve Serkenkebîn takma adlarıyla edebi ve mizahi şiirler ve yazılar kaleme almıştır. Yapıtlarında impara­torluktan ulusal devlete geçiş dönemini anlatmış; Ru­meli'de düşman elinde kalan Türk topraklarının karşı­sında duyduğu ıstırabı dile getirmiştir.

Yapıtları

Muhterem Katil, Beyaz Kahraman, Yandım Os­man, Mavi Yıldırım: Oyun
Türk Kalbi, Kurbağacık, Bu Toprağın Kızları, Hayattan Hikâyeler, Sarı Zeybek: Öykü *♦ Dikmen Yıldızı, Odun Kokusu, İki Süngü Arasın­da, Yaldız, .Üvey Ana, Aşkın Temizi, Mezar Kazı­cıları, Giderayak, Yayla Kızı, Bebek, Bir Şoförün Gizli Defteri, Sansaros, Eğer Aşk: Roman

Arif Nihat Asya (1904 - 1975)

Şiirlerinde aruz ve hece ölçüsünü başarıyla kullanma­nın yanı sıra, serbest şiirler de yazmıştır. Halk ve Di­van şiiri biçimlerinin yanında modern şiir biçimlerini de kullanmıştır. En çok da rubai yazmıştır. Şiirlerinde genellikle; kahramanlık, tarih duygusu, din, aşk, tabi­at ve memleket güzellikleri gibi temaları dile getirmiş­tir. Edebiyatımızda Bayrak şairi olarak tanınmıştır. 

Yapıtları

Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor, Heykeltıraş, Ruba- iyat-ı Ârif, Kökler ve Dallar, Kıbrıs Rubaileri, Ni­san, Emzikler, Dualar ve Aminler, Kova Burcu, Kubbe-i Hadra, Avrupa’dan Rubailer, Köprü, Yürek, Basamaklar: Şiirler
Yastığımın Rüyası, Ayetler: Mensur şiir
Kanatlar ve Gagalar, Enikli Kapı, Terazi Kendi­ni Tartmaz, Aramak ve Söyleyememek, Kanat­larını Arayanlar: Düzyazı

Nurullah Ataç (1898 - 1957)

Cumhuriyet sonrası,edebiyatımızda bir yol gösterici görevi üstlenmiştir. Yaşadığı dönemde deneme türünün başarılı bir temsilcisi olmuştur. Ayrıca edebiyatımıızda eleştiri türünün gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Genç sanatçıların tanınma­sında öncülük etmiştir.

Türkçenin özleşmesi, arınması için yılmadan çalış­mış, bu uğurda yazdığı yazılarda hiçbir yabancı söz­cük kullanmadığı da olmuştur. Kendine özgü, devrik cümleleri çoğunlukla kullanmış, yeni bir dil ve anla­tım biçimi oluşturmuştur. Anlatımda devrik cümlenin, konuşma dilinin gerekliliğini savunmuş ve bunları yapıtlarında uygulamıştır. Deneme, söyleşi, eleştiri ve çeviri alanında birçok yapıt ortaya koymuştur.

Yapıtları

Karalama Defteri, Günlerin Getirdiği, Sözden Söze, Ararken, Diyelim, Söz Arasında, Okuru­ma Mektuplar: Deneme, eleştiri, söyleşi, inceleme
Günce: Günlük

Suut Kemal Yetkin (1903 - 1980)

İlkin Suut Saffet imzasıyla şiir ve mensur şiirler yazmıştır. Estetik, sanat, felsefe, resim, İslam sanat­ları konularındaki yapıtlarının yanı sıra, 1940'tan son­ra deneme türünde yapıtlar kaleme almıştır. Edebi­yatın türlü konuları üzerinde özlü düşüncelerini, za­man zaman; yalın bir anlatımla kaleme alarak dene­me türünün en başarılı temsilcilerinden biri olmuştur.

Yapıtları

Düş’ün Payı, Yokuşa Doğru, Edebiyat Konuşma­ları, Edebiyat Üzerine, Günlerin Götürdüğü, Şiir Üzerine Düşünceler, Denemeler: Deneme
Ahmet Haşim ve Sembolizm, Edebi Meslekler, Türk Mimarisi: İnceleme
Şi’r-i Leyal: Şiir

Sabahattin Eyyüboğlu (1908 - 1973)

Sanat sorunlarımızla toplumsal sorunlarımızı kuvvetli bir kültürle araştıran sanatçıdır. Tarihimiz içinde Anadolu'nun en bilinçli yorumcularındandır. Olaylara Batı kültürünün geniş açısından bakar. Köklü ve de­rin bir kültürün temsilcisi, Anadolu âşığı bir gönül adamıdır. Halk gerçeğine inanmış, demokrasi tutkunu bir düşünürdür. Ona göre “yurt" demek, birçok uygarlığı beslemiş, potasında eritmiş Anadolu demektir. Anadolu, Anadolu halkı, Atatürk tutkun­luğu, demokrasi, halk sanatı, halk dili, halk eğitimi en çok üzerinde durduğu ana konulardır. Halkı hor görenlere her fırsatta çatar. Daha çok, deneme, eleştiri ve inceleme türünde yapıt vermiştir. Yapıtlarıyla dilimizin gelişmesine ve edebiyatımızın ulusal ve evrensel bir nitelik kazanmasına katkıda bulunmuştur.

Yapıtları

Mavi ve Kara, Sanat Üzerine Denemeler ve Eleştiriler, Yunus Emre’ye Selam, Pir Sultan Abdal: Deneme, eleştiri, inceleme

Ahmet Kutsi Tecer (1901 - 1967)

Şiirlerinde yer yer Anadolu halk motiflerini işleyen sanatçı, duygulu şiirler ve memleket şiirleriyle tanın­mıştır. Hece ölçüsüne yeni biçimler arayışı da başka bir özelliğidir. Batılı şiir anlayışından âşık tarzı söyleyişe yönelmiştir. Türk halk şiirinden yararla­narak yazdığı şiirleri vardır. Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havası vardır. Ayrıca Âşık Veysel’in edebiyatımızda tanın­masına katkıda bulunmuştur.

Yapıtları

Şiirler: Şiir
Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı, Satılık Ev, Bir Pazar Günü: Tiyatro

Ahmet Muhip Dıranas (1908 - 1980)

Fransız sembolist şiirinin öncülerinden Baudelaire'in etkisi altında kalan sanatçı, “biçim" ve “ahenk”i kaygı edinmiş, yeni bir yapı içinde ruhun dalgalanışlarını dile getirmeye çalışmıştır. Şiirlerinde konu olarak Ana­dolu’yu, memleket manzaralarını, doğa ve tarih sevgisini, aşkı, ölümü, hatıraları işlemiş, destanımsı şi­irler de yazmıştır. Şiirde yeni bir bütünlük kurmaya çalışmış, ölçü ve uyağa sıkı sıkıya bağlı kalmış, sese ve ahenge önem vermiştir.

Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşak­tan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şi­ire ulaşmıştır. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüy­le unutulmaz şiirler yazmıştır. Adı, “Fahriye Abla” şi­iriyle adeta özdeşleşmiştir.

Yapıtları

Şiirler: Şiir
Gölgeler, O Böyle İstemezdi: Tiyatro

Kemalettin Kamu (1901 - 1948)

Kurtuluş Savaşı sırasındaki şiirleriyle dikkat çek­miştir. Sanat yaşamına aruz ölçüsüyle yazdığı şiirler­le başlamış, daha sonra Milli Edebiyat akımından etkilenerek hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. İlk şiirlerinde vatan sevgisi, Milli Mücadele yılları; son­raki şiirlerinde aşk, gurbet, yalnızlık gibi konuları İşlemiştir. Şiirlerinde sağlam bir söyleyiş ve ahenk vardır. “Bingöl Çobanlan", “Gurbet” en tanınmış şiirleridir. Şiirleri, ölümünden sonra, “Kemalettin Kamu, Hayatı, Şahsiyeti ve Şiirleri" adlı kitapta toplanmıştır.

Cahit Sıtkı Tarancı (1910 - 1956)

İlk şiirleri, temiz dili ve yeni buluşlarıyla dönemin ede­biyat çevrelerinde ilgi uyandırmıştır. Belli duyguları hece ölçüsüne bağlı olarak işlediği bu dönemde şiir­leri; Ahmed Hamdi, Necip Fazıl etkilen taşırken gide­rek Fransız sembolistlerin etkisinde kalan sanatçı, “yaşama güzelliği” içinde “ölümlü olma” bilincine va­ran; bunun acısını çekerek “ölüm ve yalnızlık” karşı­sında duygulanan bir şair olarak tanınmıştır. Ölümü unutabildiği şiirlerinde mutludur. Şiirlerinde “ölüm korkusu" ile “yaşama sevinci" iç içedir.

Daha sonra yayımladığı şiirlerde Garip hareketinin yönelişlerinden esinlenmiştir. Hece ölçüsünde du­rakları atarak yeni uyumlar arama kaygılarına bağlı eski tekniği değiştirip biçimde daha serbest, konu­larda yaşama, gerçeğe daha açık şiirler yazmıştır. Şiirlerini; sade, yalın, ahenkli bir söyleyişle, konuşma diliyle oluşturmuştur. Şiirlerinde iç sıkıntılarını, karamsarlığı ve özellikle ölüm konusunu işlemiştir.

Yapıtları

Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Ömrümde Sükut, Sonrası: Şiir
Zlya’ya Mektuplar: Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektupları içerir.

Cahit Külebi (1917 - 1997)

Şiirlerinde, yalın bir dil ile, zaman zaman kötümser, güvensiz, kendi türküsünü söylemiştir. Yarım uyak­lar, iç sesler, duygu ve düşüncelerine eklediği zarif benzetmelerle özgün bir söyleyişe sahiptir. Yurt köşelerindeki yaşamı, modern bir biçim ve yeni bir romantizmle yaşatma, anılarla güçlü, içten bir du­yarlık, onun şiirlerinin başlıca özelliğidir.

Yapıtları

Adamın Biri, Rüzgâr, Atatürk Kurtuluş Savaşın­da, Yeşeren Otlar, Süt, Şiirler, Yangın, Bütün Şiirler: Şiir

Necip Fazıl Kısakürek (1904 - 1983)

Modern Türk şiirinin mistik şairidir. Düzyazı türünde yapıtları da olmasına rağmen asıl güçlü yanı şair­liğidir. Halk şiirimizin öz ve biçim yapısından yarar­lanmış, ona Batılı, modern bir özellik kazandırmış, sonraları dinsel duyuşlarda karar kılmıştır. Şiirlerinde esrarlı iç âlemini, felsefi görüşlerini, etkileyici bir an­latım, temiz ve berrak bir Türkçeyle dile getirmiştir. İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten sonra gönderildiği Fransa'da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okumuş, Paris'te geçen bohem günlerinden sonra Türkiye’ye dön­müştür. Paris dönüşü yayımladığı “Örümcek Ağı” ve “Kaldırımlar” adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta çağdaşı şairlerin en önüne çıkarmıştır. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı “Ben ve Ötesi” de en az öncekiler kadar beğenilmiştir. Şöhretinin ve bohem tarzı yaşamının zirvesindeyken 1934 yılı sanatçı için bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü yaşam felsefesinin değişmesine neden olan ve Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz veren Abdülhakim Arvasi ile bu dönemde tanışmış, ondan bir daha kopmamıştır. Üstün bir ahlak felsefesini savunduğu tiyat­ro yapıtlarını birbiri ardına edebiyatımıza kazandır­ması da bu döneme rastlar.

1943’te dinsel ve siyasal kimliği ön plana çıkan “Bü­yük Doğu” adlı dergiyi çıkarmıştır. Bu dergide yazı­larıyla iktidarlara cephe alan sanatçı, birçok kez mah­kemelik olmuş, hapse girmiştir. 1962 yılından itiba­ren hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde verdiği konferanslarla büyük ilgi toplamıştır. Bu konferans­larda inanç ve ideal duygusunun insanın yaşamında oldukça önemli bir yer tuttuğunu söyleyen sanatçı, bu değerlerle ulusal varlığımızı daha iyi anlayabile­ceğimizi önemle vurgulamıştır.

Yapıtları

Kaldırımlar, Örümcek Ağı, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile (Bütün şiirlerini içerir.): Şiir
Bir Adam Yaratmak, Para, Tohum, Reis Bey: Tiyatro
Namık Kemal, Ulu Hakan İkinci Abdülhamit Han: İnceleme, monografi
Aynadaki Yalan: Roman

Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914 - 2008)

İlk şiirlerini “Havaya Çizilen Dünya’’ adlı yapıtıyla yayımlayan sanatçı, “Çocuk ve Allah’’ adlı yapıtında soyut konulara yönelmiştir. Bu yapıtında, varlığın giz­lerinin araştırılışını, çocukluk dünyasını, insan yaşa­mının ince ayrıntılarını, genellikle klasik kıta biçimle­rinde ve uyaklı şiirlerle, o güne kadar şiirimizde örne­ği bulunmayan imgelerle, kişisel yaşamın en uzak anılarından, çağrışımlarından kaynaklanan bir lirizm­le yansıtmıştır. Şiirlerini yalın ve duru bir Türkçeyle oluşturmuştur. Önceleri ölçülü ve uyaklı şiirler yaz­mış, daha sonra serbest şiire yönelmiştir.

 

Her yapıtında yeni konulara ve yeni söyleyiş özellik­lerine yer vermiş, zamanla bireysel çizgiden uzak­laşarak toplumsal anlayışta şiirler yazmıştır. Destan tarzında yazdığı şiirleri bunun en güzel örneğidir, Kurtuluş Savaşı ile ilgili epik-lirik şiirler de yazmıştır. Sanat anlayışını şu cümlesi özetler durumdadır:' "Sanat yapıtı hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir."

Yapıtları

Havaya Çizilen Dünya, Çocuk ve Allah, Çakır’ın Destanı, Üç Şehitler Destanı, Çanakkale Desta­nı, 19 Mayıs Destanı: Şiir

Behçet Necatigil (1916 - 1979)

Zengin bir sözcük dağarcığı ve özgün bir söyleyişi vardır. Şiir anlayışını şöyle açıklamıştır; “Ben mum alevinde pervane gibi hep aynı odakta yazdım şiirle­rimi, ev ve her günkü yaşamlar... Toplumun ve imkân­larımın bana bağışladığı dar dörtgende gözlerimi her açışımda karşımda büyük şehrin insanlarını ev, aile ve çevrelerini buldum.”

Yapıtları

Kapalı Çarşı, Çevre, Evler, Eski Toprak, Dar Çağ, Yaz Dönemi, Divançe, Beyler, Sevgilerde: Şiir
Yıldızlara Bakmak, Gece Aşevi, Üç Turunçlar, Pencere: Radyo oyunu
Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Edebi­yatımızda Eserler Sözlüğü: Derleme

Haldun Taner (1915 - 1986)

Gazetelerde sanat ve kültür yazıları, fıkralar yazmıştır. Gücünü gözlem, mizah ve yergiden alan sanatçı; büyük şehrin tipik ve türedi yaşamlarına yer verdiği öyküleriyle tanınmıştır. Özellikle 1960 sonrası tiyatro alanında “ulusal” bir sahnenin oluşturulması yönünde çaba harcadı. “Keşanlı Ali Destanı” adlı yapıtı edebiyatımızda ilk epik tiyatro örneğidir.

Yapıtları

Yaşasın Demokrasi, Tuş, Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu, On İkiye Bir Var, Konçinalar: Öykü
Keşanlı Ali Destanı, Lütfen Dokunmayınız, Günün Adamı, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı: Oyun

Tarık Buğra (1918 - 1994)

Bir süre öykü yazdıktan sonra romana geçti. Sanatçı, varlık ve olayların iç yüzünü araştırmış, entelektüel planda, yapıtlarını çözümleyici bir yöntemle oluştur­muştur. Yapıtlarına kattığı yoğun bir anlatışa paralel, şiirli bir atmosfer, onu tanıtan özelliklerin başında gelir. Yapıtlarında ideal tipler ortaya koymuştur.

Yapıtları

Oğlumuz, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında, Hikâyeler: Öykü
Küçük Ağa, İbişin Rüyası, Firavun İmanı, Dönemeçte, Gençliğim Eyvah, Osmancık: Roman
Ayakta Durmak İstiyorum, Dört Yumruk, Üç Oyun, Sahibini Arayan Madalya: Oyun

Necati Cumalı (1921 - 2001)

Yapıtlarında Anadolu ve özellikle Ege yöresindeki köy ve kasabalarda yaşayanların sorunlarını işledi. Köylünün doğa ile savaşını, konuşma dilinin doğal­lığından yararlanarak ortaya koydu.

Yapıtları

Kızılçullu Yolu, Harbe Gidenin Şarkısı, Mayıs Ayı Notları, Yağmurlu Deniz: Şiir
Susuz Yaz, Yalnız Kadın, Değişik Gözle, Ay Büyürken Uyuyamam: Öykü
Tütün Zamanı, Acı Tütün, Aşk da Gezer: Roman
Boş Beşik, Ezik Otlar, Vur Emri: Oyun

Sadri Ertem (1900 - 1943)

Romanlarında köylünün, işçinin, orta sınıfın sıkın­tılarını dile getirmiş; sosyal sorunlar üzerinde durmuş, sanat kaygısını ikinci plana atmıştır.

Yapıtları

Çıkrıklar Durunca, Bir Varmış Bir Yokmuş, Düşkünler, Yol Arkadaşları: Roman
Silindir Şapka Giyen Köylü, Bacayı İndir Bacayı Kaldır, Korku, Bay Virgül, Bir Şehrin Ruhu: Öykü
Bir Vagon Penceresinden, Ankara-Bükreş: Gezi yazısı
Fikir ve Sanat: Deneme

Fakir Baykurt (1929 - 1999)

“Yılanların Öcü” adlı romanından sonra roman yaz­maya yöneldi. Türk köylüsünü kendi zihni olgusu için­de şematik olarak değerlendirmiş ve sosyal gerçekle­rin dışına çıkarak olumsuz tiplemelere gitmiştir. Basit, kolay okunur tasvirlerle Türk insanını karikatürize et­miş, mübalağalı anlatımlara yer vermiştir.

Yapıtları

Yılanların Öcü, Onuncu Köy, Irazca'nm Dirliği, Kaplumbağalar, Tırpan, Köy Göçüren, Keklik, Yayla, Karaahmet Destanı, Yüksek Fırınlar, Koca Ren: Roman
Çilli, Efendilik Savaşı, Karın Ağrısı, Cüce Mu­hammet, Anadolu Garajı, On Binlerce Kağnı, Sınırdaki Ölü, Barış Çöreği, Gece Vardiyası, Duisburg Treni: Öykü

Oğuz Atay (1934 - 1977)

Yapıtlarında toplum kurallarıyla çatışan aydınların iç dünyasını işlemiştir.

Yapıtları

Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı: Roman
Korkuyu Beklerken: Öykü
Oyunlarda Yaşayanlar: Oyun

Kemal Tahir (1910 - 1971)

Sanat yaşamına önce şiir, sonra öykülerle giren sanatçı, yapıtlarının konularını Çankırı, Çorum dolay­larından, cezaevi yaşantılarından, Kurtuluş Savaşı’ndan, eşkıya menkıbelerinden almış; yapıtlarında törelere bağlı köy düzeni ve sorunlarını incelemiş ve eleştirmiştir. Yerli dekor ve renkleri ustalıkla kullana­rak gerçek bir Anadolu romanı oluşturmuştur.

Yapıtları

Yorgun Savaşçı, Devlet Ana, Sağırdere, Esir Şehrin İnsanları, Yol Ayrımı, Rahmet Yolları Kesti, Kurt Kanunu, Köyün Kamburu: Roman
Göl İnsanları: Öyküler

Orhan Kemal (1914 - 1970)

Yapıtlarında köyden kente göç eden mutsuz, yoksul insanları, ezilen köylüleri, toprak ağalarını, memurları, hapistekileri, Adana ve İstanbul’un kenar mahal­lelerinde yaşayan halkı gerçekçi bir gözle anlatır. İlk yapıtlarında sadece gözlemlerini aktarmakla yetinmiş, son yapıtlarında yol göstericilik görevi üstlenmiştir.

Yapıtları

Ekmek Kavgası, Sarhoşlar, Çamaşırcının Kızı, Grev, Arka Sokak, Kardeş Payı, Önce Ekmek, İşsiz, 72. Koğuş: Öykü
Baba Evi, Âvâre Yıllar, Bereketli Topraklar Üze­rinde, Devlet Kuşu, Hanımın Çiftliği, Eskici ve Oğulları, Gurbet Kuşları: Roman

Yaşar Kemal (1922 - ....)

Yapıtlarında çoğunlukla Çukurova bölgesini, bu böl­genin insanlarını ve toplumsal gerçeklerini şiirsel bir dille anlatmıştır. Yaptığı uzun doğa betimlemeleri renkli, ayrıntılı ve etkileyicidir. Yapıtlarında Halk ede­biyatından yararlanmıştır.

Yapıtları

Sarı Sıcak, Çukurova Yana Yana, Bir Bulut Kay­nıyor: Öykü
İnce Memed, Teneke, Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır, Deniz Küstü, Kale Kapısı, Ölmez Otu, Demirciler Çarşısı Cinayeti: Roman
Üç Anadolu Efsanesi, Ağrı Dağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi: Efsane

Orhan Asena (1922 - 2001)

Yazın yaşamına şiirle başlamış, daha sonra öykü ve tiyatro türünde yapıtlar ortaya koymuştur. Yazın dünyasındaki ününü tiyatro türündeki yapıtlarıyla ka­zanmıştır. Yazarın yapıtlarında ele aldığı konular psi­kolojik ve toplumsal alanları da kapsayacak biçimde çeşitlilik gösterir.

Yapıtları

Tanrılar ve İnsanlar, Hürrem Sultan, Tohum ve Toprak, Fadik Kız, Kocaoğlan, Yalan, Alemdar Paşa, Gecenin Sonu, Simavnalı Şeyh Bedret­tin, Atçalı Kel Mehmet, 16 Mart 1920, Şlli’de Av, Ölü Kentin Nabzı: Tiyatro
Masal, Kıt Kanaat: Şiir

Recep Bilginer (1922 - 2005)

Yazın yaşamına şiir yazarak başlamış, daha sonra oyun yazarlığına yönelmiştir. Yapıtlarında konu ola­rak toplumdaki aksaklıkları seçmiş, daha çok, köylü­lerin sorunlarını dile getirmiştir.

Yapıtları

Gazeteciden Dost, İsyancılar, Ben Devletim, Utanç Dünyası, Sarı Naciye, Yunus Emre, Mevlana, Parkta Bir Sonbahar Günüydü, Sevdiğim Adam, Karım ve Kızım: Tiyatro
Politikada Bir Sarı Çizmeli: Roman
Bir Zamanlar: Şiir

Refik Erduran (1928 - ....)

Oyunlarında toplumsal bozuklukları başarıyla işle­miş; ahlaki değerlere önemli bir yer ayırmıştır. Çeşitli dergilerde mizah yazıları yazmış, değişik gazetelerde fıkralar kaleme almıştır.

Yapıtları

Yağmur Duası, Deli, Bir Kilo Namus, Cengiz Han’ın Bisikleti, Karayar Köprüsü, Turp Suyu, Canavar Cafer, Tamirci: Tiyatro

Turan Oflazoğlu (1932 - ....)

Günümüz oyun yazarlarındandır. Çok sayıda ünlü yapıtı çevirmiş ve edebiyatımıza kazandırmıştır. Kafka, Nietsche, Rilke, Shakespeare gibi yazarlardan çeviriler yapmıştır.

Yapıtları

Keziban, Yine Bir Gülnihal, Kösem Sultan, Cem Sultan, Allah’ın Dediği Olur, Deli İbrahim, Fatih, IV. Murat, Sokrates Savunuyor, Genç Osman, Elif Ana, Bizans Düştü, III. Selim, Sinan, Gardi­yan: Tiyatro
Rilke’den Seçme Şiirler, Duino Ağıtları, Sha­kespeare, Moliere: Çeviri
Sevgi Hakanı, Fetih: Şiir
Topkapı, Mütareke’den Büyük Taarruz’a: Se­naryo

Zeki Ömer Defne (1903 - 1992)

Kendine özgü şiir anlayışıyla Halk şiiri arasında bir köprü kurmaya çalışmıştır. Halk şiiri ve halk ağzı söy­leyişlerinden etkilenmiş, günlük olaylardan uzak bir dünyanın güzelliklerini anlatmıştır. Bazı illerimiz için yazdığı güzellemelerde Halk şiiri geleneğinde yer alan motifleri kullanmıştır.

Yapıtları

Denizden Çalınmış Ülke, Sessiz Nehir, Kardelen­ler: Şiir

Çoşkun Ertepınar (1914 - 2005)

Kendine özgü bir şiir tarzı oluşturmuş, ölçülü ve uyaklı şiirler kaleme almıştır. Şiirlerinde “memleket sevgisi, barış, kardeşlik ve dostluk” gibi konulara ağırlık vermiştir.

Yapıtları

Dönülmez Zaman İçin, Tek Adam, Kaderden Yana, Mevsimlerin Ötesinden, Şu Dağlar Bizim Dağlar, Güzel Dünya, Zaman Bahçesinde Tek Adam, Destan Atatürk, Sevginin Yedi Rengi: Şiir

Oktay Akbal (1923 - ....)

Yapıtlarında, sıradan insanların hayatını, dramını, ge­lenek ve görenekler karşısındaki tutumlarını, sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı düştükleri ümitsiz­likleri dile getirmiştir. Öyküleri, ince duygulu, aydın bir orta sınıf insanının toplum törelerine uyamazlık ve bireysel ümitsizliklerini belirten; bu yönüyle birinci ve üçüncü kişilerin iç monologları görünümündedir.

Yapıtları

Önce Ekmekler Bozuldu, Aşksız İnsanlar, Bi­zans Definesi, Bulutun Rengi, Yalnızlık Bana Ya­sak, Tarzan Öldü, Lunapark, Ey Gece Kapını Üs­tüme Kapat: Öykü
Garipler Sokağı, Suçumuz İnsan Olmak, İnsan Bir Ormandır, Düş Ekmeği: Roman
Şair Dostlarım, Yazmak Yaşamak, Senin Adın Aşk, Temmuz Serçesi, Vatan Mahzun Ben Mah­zun, Atatürkçülük Savaşı, Atatürk Bir Gün Gelecek, Yaşayıp Görmek, Susmak mı Konuş­mak mı, Şairlere Ölüm Yok: Anı-deneme-eleştlri

 Sabahattin Kudret Aksal (1920 - 1993)

 İlk şiirlerinde Orhan Veli ve Oktay Rifat’ın etkisinde kalmış, yaşamın gündelik akışında bireysel sevinç ve mutlulukları dile getirmiştir. 1960'lardan sonra düşün­ce yönü ağır basan şiirler yazmıştır. Bu şiirlerinde ki­şinin evrendeki yerini, değerini aramaya çalışmış; fel­sefi düşünceye ağırlık vermiştir. Öykü ve tiyatroların­da ruh tahlillerine ve biçim kaygısına önem vermiştir. 

Yapıtları

Şarkılı Kahve , Gün Işığı, Duru Gök, Bir Sabah Uyanmak, Eşik, Çizgi, Zamanlar, Bir Zaman Dü­şü, Buluşma: Şiir
Evin Üstündeki Bulut, Şakacı, Bir Odada Üç Ayna, Tersine Dönen Şemsiye, Kahvede Şenlik Var, Kral Üşümesi, Önemli Adam: Oyun
Gazoz Ağacı, Yaralı Hayvan: Öykü
Geçmişle Gelecek: Deneme

Salah Birsel (1919 - 1999)

1955’ten sonra Garip şiirinden tamamen sıyrılarak bağımsız bir şiir yapısı kurmuş; konularını alaysamalı bir tutumla işlemiştir. Denemelerinde şiirin ve ede­biyatın kuramlarını ortaya koymuştur.

Yapıtları

Dünya İşleri, Hacivat’ın Karısı, Ases, Kikirikname, Haydar Haydar: Şiir
Şiirin İlkeleri, Sen Beni Sev, Kendimle Konuş­malar, Şiir ve Cinayet, Kurutulmuş Felsefe Bah­çesi, Halley Kimi Kurtarır, Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi, Amerikalı Tolstoy, İstanbul-Paris, Siz Zavallı Sarı Af, Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde, Hafiyeler Önde Gi­der, Nezleli Karga: Deneme
Boğaziçi Şıngır Mıngır, Ah Beyoğlu Vah Beyoğ­lu, Kahveler Kitabı: Anı
Dört Köşeli Üçgen: Roman
Kuşları Örtünmek, Yalnızlığın Fırınlanmış Ko­kusu: Günlük

 Orhan Şaik Gökyay (1902 - 1994)

Şiirlerinde Âşık edebiyatı geleneğinin havası hâkim­dir. Özellikle “Bu Vatan Kimin” şiiri çok ünlüdür. Eleştiri ve edebiyat araştırmalarıyla tanınmıştır. Türk Divan ve Halk edebiyatlarının pek çok sorununu işle­miş, birçok çalışma ortaya koymuştur. “Dedem Korkut'un Kitabı” bu yayınları arasında önemli bir yer tu­tar.

Yapıtları

Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları, Devlet Konservatuvarı Tarihçesi, Mercimek Ahmed-Kabusname, Kâtip Çelebi Hayatı-Şahsiyeti ve Eserleri, Kâtip Çelebi'den Seçmeler, Ahmet Ra- sim-Eşkâl-i Zaman, Kâtip Çelebi-Mizanü'l Hak fî- İhtiyari'l-Ahakk, Dedem Korkut’un Kitabı: İnceleme-derleme
Destursuz Bağa Girenler: Eleştiri

Bedri Rahmi Eyuboğlu (1911 - 1975)

Çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler ve yazılar yayım­ladı. Şiirlerinde Halk edebiyatının bazı özelliklerini görmek mümkündür.

Yapıtları

Yaradana Mektuplar, Karadut, Tuz, Dol Karabakır Dol, Yaşadım: Şiir
Canım Anadolu, Tezek: Gezi yazısı
Delifişek: Düzyazılarını içerir.

Ceyhun Atuf Kansu (1919 - 1978)

İlkin Halk şiiri geleneğine bağlı şiirler yazmıştır. Son­raları yeni şiiri benimsemiş ve 1940 kuşağının top­lumcu şairlerinin kuşağına katılmıştır. Yaşadığı top­rakların dertlerini, acılarını, sevinçlerini ve özlemlerini dile getirmiştir.

Yapıtları

Bir Çocuk Bahçesinde, Bağbozumu Sofrası, Çocuklar Gemisi, Yanık Hava, Haziran Defteri, Yurdumdan, Bağımsızlık Gülü, Sakarya Meydan Savaşı, Buğday Kadın, Gül ve Gökyüzü: Şiir
Canım Anadolu, Tezek: Gezi yazısı

Ömer Bedrettin Uşaklı (1904 - 1946)

Şekil olarak hececilere bağlı olmasına rağmen, özde onlardan ayrılır. Memuriyeti dolayısıyla Anadolu'da bulunduğu sıralarda Anadolu tabiatına olan hayran­lığını şiirlerinde dile getirmiştir. Şiirlerinde hassas ve içli bir söyleyiş vardır.

Yapıtları

Deniz Sarhoşları, Yayla Dumanı, Sarıkız Mer­merleri: Şiir 

Şevket Rado (1913 - 1988)

Şevket Hıfzı imzasıyla yazdığı şiirlerini “Varlık" der­gisinde yayımlamış, edebiyatımızda radyo sohbet­leriyle tanınmıştır.

Yapıtları

Kördüğüm ve Ötekiler: Şiir
Eşref Saat, Ümit Dünyası, Hayat Böyledir, Aile Sohbetleri, İnsan Severse Yaşar, Saadet Yolu: Sohbet

Attila İlhan (1925 - 2005)

Garip Akımı ve ikinci Yeni şiirine karşı çıkmış; Maviciler adıyla tanınan toplumcu gerçekçi şiir akımını baş­latmıştır. Şiire yeni bir ses düzeni, taşkın, coşkulu bir anlatım ve kendisine özgü bir duyarlılık getirmiştir. Yapıtlarında toplumsal konulardan bireysel konulara kadar bir dizi konuyu kültürel doku zenginliği ile ele | almıştır. Bağımsızlık, adalet, eşitlik, özgürlük, barış, halkçılık gibi temaları evrensele yakın bir söylemle işlemiştir. Yapıtlarında işlediği bireysel temaların başında, kişinin kendi olma isteği gelir. Eleştirilerinde toplumcu gerçekçilik ilkelerine bağlı kalmıştır. “Sisler Bulvarı", “Yağmur Kaçağı”, “Ben Sana Mecburum” şiir kitaplarındaki şiirleriyle genç şair kuşağını etkile­miştir. ilk romanı “Sokaktaki Adam’dan sonraki ro­manlarında tarihsel konulara ağırlık vermeye başla­mıştır.

Yapıtları

Duvar, Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sa­na Mecburum, Bela Çiçeği, Yasak Sevişmek, Tutkunun Günlüğü, Böyle Bir Sevmek, Elde Var Hüzün, Korkunun Krallığı, Ayrılık Sevdaya Da­hil, Kimi Sevsem Şensin: Şiir
Sokaktaki Adam, Kurtlar Sofrası, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Bıçağın Ucu, Dersaadette Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz: Roman
Abbas Yolcu, Batı’nın Deli Gömleği: Gezi Yazısı
Kartallar Yüksek Uçar, Yarın Artık Bugündür, Yıldızlar Gece Büyür: Senaryo

Rıfat Ilgaz (1911 - 1993)

1940-1950 yıllarında güçlenmiş toplumcu şiirin önde gelen temsilcilerinden biridir. Yapıtlarında yoksulların yaşamını, mizahi öğelerle yansıtmıştır.

Yapıtları

Yârenlik, Sınıf, Yaşadıkça, Devam, Üsküdar'da Sabah Oldu, Soluk Soluğa, Karakılçık, Uzak De­ğil, Güvercinim Uyur mu, Kulağımız Kirişte, Ocak Katırı, Alagöz: Şiir
Radarın Anahtarı, Don Kişot İstanbul'da, Kesmeli Bunları, Nerde O Eski Usturalar, Saksağa­nın Kuyruğu, Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı: Öykü
Hababam Sınıfı, Bizim Koğuş, Karadeniz'in Kıyıcığında, Meşrutiyet Kıraathanesi, Karartma Geceleri, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Hababam Sınıfı İcraatın İçinde: Roman

Sabahattin Ali (1907 - 1948)

Yapıtlarında, Anadolu köy kasaba hayatından aldığı acıklı konuları gerçekçi bir anlayışla işlemiştir. Sanat gücünü daha çok, öykülerinde göstermiştir. Güçlü doğa betimlemeleriyle örülü; çok sert çizgili bu öykü­lere çarpıcı bir tragedya niteliği katmıştır.

Yapıtları

Dağlar ve Rüzgâr: Şiir
Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya, Sırça Köşk: Öykü
Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Man­tolu Madonna: Roman