Edebiyat

Milli Edebiyat Dönemi

Milli edebiyat dönemi edebiyat tarihimizde önemli bir yere sahiptir. Milli edebiyat döneminin başlıca özellikleri aşağıda listenmiştir.

  • 1911'de Selanik'te çıkan Genç Kalemler dergisi etrafında kuruldu.
  • Eserlerinde ulusal kaynaklara yöneldiler ve Anadolu'ya açıldılar.
  • Eserlerinde yerli hayatı yansıtma, halkın yaşantısını dile getirmeyi tercih ettiler.
  • Tiyatro yeniden canlılık kazandı.
  • Realizm akımına bağlı eserler ver­diler.
  • Halk edebiyatı şiir biçimlerine yöneldiler.
  • Şiirde hece ölçüsü kullandılar.
  • Dilde birlik ve sadeleşmeyi savunan Yeni Lisan hareketini başlattılar.
  • İstanbul Türkçesini edebiyat dili olarak kabul ettiler.

Dönemin Başlıca Sanatçıları

Ziya Gökalp (1876 - 1924)

Sosyoloji ve Türkçülük alanındaki çalışmalarıyla ünlendi. Milli Edebiyat akı­mının kurucularındandır. Sanatı, düşüncelerini yaymak için bir araç olarak kabul etti. Şiirlerinde Milli Edebiyat akımına bağlı kaldı. Destan ve masal türlerinde eserler verdi. "Türkçeleşmiş Türkçedir" ilkesini benimsedi.

Fuat Köprülü (1890 - 1966)

Edebiyat tarihi ve tarih araştırmacısıdır. Türk edebiyatını dönemlere ayıran, bilimsel yöntemlerle inceleyen ilk araştırmacıdır.

Mehmet Emin Yurdakul (1869 - 1944)

Türk edebiyatında "Milliyetçilik" akımının ilk temsilcisi sayılır. Halkın yaşamını halkın diliyle dile getirdi. Ulusal duygular, kahramanlık ve öğreticilik öğelerini öne çıkardı. Halk edebiyatı şiir biçimlerinde yenilikler yaptı.

Ömer Seyfettin (1884 - 1920)

Mili Edebiyatı akımını başlattı. Edebiyata şiirle başladı ama öykü alanında ün yaptı. Konularını günlük yaşam­dan, anılarından, tarihten seçti ve gözleme dayalı eserler verdi. Kahramanlarını toplumun her kesiminden seçti. Olay öyküsünün edebiyatımızdaki ilk örneklerini verdi. Sade ve süssüz bir anlatımı tercih etti. Eserlerinde sade­ce İstanbul'dan değil, yurdun her köşesinden bahsetti. Çoğu öyküsünde mizahi üslup kullandı.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889 - 1974)

Roman, hikâye, deneme, mensur şiir, makale ve anı yazarıdır. Edebiyata Fecr-i Ati Topluluğunda başladı ve Milli Edebiyata geçti. Sağlam bir gözlemciliğin besledi­ği realizmin ağır bastığı gerçekçi bir edebiyat anlayışını benimsedi. İlk eserlerindeki mistik hava Milli Mücadele yıllarında yerini Anadolu'ya ve Anadolu insanına bıraktı. Tanzimattan Cumhuriyet'e Türk toplumun geçirdiği tarihsel aşamaları anlatan romanlar yazdı. Toplumsal kurumlardaki yozlaşmaları, kuşaklar arası çatışmaları, halk-aydın çelişkisini işledi. Ağır ve sanatlı bir dil kullandı. Teknik bakım­dan sağlam eserlerinde titiz bir üslup kullandı. Karakterleri başarıyla canlandırdı. Titiz bir üslûpçudur. Anıları yakın tarihimiz açısından önemlidir.

Reşat Nuri Güntekin (1889 - 1956)

Roman, hikâye, tiyatro ve gezi yazısı yazarıdır. Öğretmen ve müfettiş olarak Anadolu'da uzun yıllar gezdi. Eserlerinde toplumsal olaylar ve duygu­sal yönler ağır basar. Anadolu'yu en canlı ve gerçekçi anlatan edebiyatçımızdır. Anadolu yaşamını ve Anadolu insanının psikolojisini, batıl inançları, yanlış batılılaşmayı, insanımızın bilime ve eğitime ihtiyacını işledi. Tiyatro alanında da başarılı eserler verdi. Eserlerinde yalın ve içten bir konuşma dili kullandı. Mizahi yazıları da vardır.

Halide Edip Adıvar (1884 - 1964)

Romancı ve hikâyecidir. Sultanahmet Mitingi'nde yaptığı konuşma ünlüdür. İlk romanlarında özellikle kadın merkezli birey­sel konuları işledi. Kurtuluş Savaşı yıllarında yazdığı romanlarda gerçekçi bir yaklaşımla toplum­sal konuları ele aldı. Çocukluk hatıraları ve aşk konularını işledi. Daha sonra töre romanları yazdı. Romanlarının ortak özelliği, sevgi üzerine kurulu, başarılı ruh çözümlemeleri içeren ve gözleme dayalı eserler olmalarıdır. Dili kullanmakta başarılı değildir. Romanlarının çoğunda kadın kahramanlara yer verdi.

Refik Halit Karay (1888 - 1965)

Romancı, öykücü ve gazetecidir. Fecr-i Ati'de başladığı edebiyat hayatını Milli Edebiyat anlayışıyla sürdürdü. "Kirpi" takma adıyla mizah yazıları yazdı. Anadolu yaşamını anlatan "Memleket Hikayeleri" ile sürgünde kaldığı sürede yazdığı "Gurbet Hikayeleri" adlı öykü kitaplarıyla ünlüdür. Güçlü bir gözlemcidir ve toplumsal aksaklıkları dile getirmekten kaçınmadı. Başarılı ruh tahlilleri içeren olay öyküleri yazdı. Açık ve pürüzsüz, bir konuşma dili kullandı.

Ali Canip Yöntem (1887 - 1967)

Fecr-i Ati topluluğundan Milli Edebiyata geçti. Milli Edebiyat akımının kurucula-rındandır. Şairliğinden çok edebiyat araştırmaları ve okul kitapları ile tanındı.

Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869 - 1949)

Felsefeci, şair ve devlet adamıdır. Hece ölçüsüyle yazdığı lirik ve içten şiirleri yanında felsefe yazıları da yazdı.

Dönemin Bağımsız Sanatçıları

Mehmet Akif Ersoy (1873 - 1936)

İstiklal Marşımızın şairidir. Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan şairlerimizdendir. Güçlü gözlemciliği ile savaş yıllarının sıkıntılarını başarılı bir şekilde dile getirdi. Manzum hikayeleri ile ünlendi. Şiirle-rinde sanat, bilim, eğitim, çalışma, kalkınma, ahlak ve din konularını işledi, Türkçülük hare­ketine karşı çıktı ve İslam birliğini savundu. Eserlerinde konuşma dilini bütün canlılığıyla kullandı. Destansı anlatımda da başarılıdır. Sanatı, düşünceleri açıklamak için bir araç olarak kabul etti.

Yahya Kemal Beyatlı (1884 - 1958)

Bir şiiri dışında (Ok) tüm şiirlerini aruzla yazdı. Şiirde biçim güzelliğine, ahenk ve musikiye önem verdi. Eski ile yeniyi birleştirerek şiirde yeni biçimler kurdu. Fransız şairlerinden etki­lendi. Şiirlerinde ölüm, aşk, tabiat, kahramanlık, ölüm, sonsuzluk gibi konular yanında tarih bilinci ve İstanbul sevgisi önemli yer tutar.