Tarih

Atatürk ilkeleri Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesini anlatan ve devletin niteliğini şekillendiren ana etmenlerdir. Bu nedenle Türkiye tarihi açısından Atatürk ilkelerinin ve Atatürkçülüğün iyi bilinmesi gerekir.

Atatürkçülüğün Tanımı ve Önemi

Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzura ve refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve bilimin öncülüğünde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacıyla temelleri yine Atatürk tarafından belirtilen devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel kurumlarına ilşkin gerçekçi düşüncelere ve ilkelere "Atatürkçülük" denir.

Atatürkçülük, Türk milletinin ihtiyaçlarından ve tarihi gerçeklerinden doğmuş olup, ilerleme ve çağdaşlaşma amacı taşımaktadır. Atatürkçülük, Türk milletinin kültürüne ve medeniyetine dayanan, birbirini destekleyen düşünceler ve ilkeler bütünüdür.

Atatürkçü düşünce sistemi; gelecekteki saptırıcı ve tutucu akımlara karşı devletin korunmasının, Türk Devleti'nin güçlenmesinin ve parlak geleceğinin güvencesidir.

Atatürkçülüğün Nitelikleri

Atatürkçülük bir bütündür: Atatürkçülük birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan aynı hedefe yönelik kendi içerisinde uyumlu ve tutarlı işleyen düşünce ve ilkelerin oluşturduğu bir bütündür.

Atatürkçülük mili bir ideolojidir: Çünkü inkılaplar ve ilkeler Türk milletinin ihtyaçlarından ve gerçeklerinden çıkmıştır. Yabancı akımlar ve sistemlerle bağdaştırılamaz.

Atatürk İlkeleri ve Özellikleri

Atatürk ilkelerinin anlaşılması için bu ilkelerin oluştuğu ortam hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir.

Atatürk İlkelerinin Oluştuğu Ortam

Milli Kurtuluş Savaşı'mızın askeri zaferle sonuçlanmasından sonra uzun yıllardan beri birçok devletle savaşmak zorunda kalan ve bu nedenle de her yönden geri kalan bir milletin ve memleketin çağdaş ulusların seviyesine yükseltilmesi gerekiyordu. Çünkü ülke yeraltı ve yerüstü kaynaklarından iyi yararlanamaması sonucunda yolsuz, okulsuz, ışıksız kaldığı gibi hayat bilinci olarak da Batının ileri uluslarından geri durumdaydı.

Atatürk, öncelikle toplumda "Millet" bilincini uyandırdı. Eğer bu olmazsa milleti millet yapan niteliklerin kendisine bir yararı olamazdı. Bir toplumun millet olması, onun uzun bir geçmiş içinde ortak değerlere sahip bulunmasına bağlıdır.

Savaştan sonra sosyal ve ekonomik sorunların yanında rejim sorunu da vardı. Atatürk, millet egemenliğine dayanmayan bir yönetimin sorunları çözemeyeceği görüşündeydi. Atatürk, Milli Mücadeleyi millete mal ederek kazandı. Milletin görüş ve düşüncelerini Meclise yansıttı. Türk milletinin gerçekleştirdiği bu yeni yönetim her alanda gelişmeyi ve güçlenmeyi hedef aldığından diğer ilkelerin de ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.

Atatürk İlkelerinin Amacı

Atatürk ilkeleri, Atatürkçü düşünce sistemini kurmak ve geliştirmek amacıyla ortaya konulmuştur. Bu da devletin idealine bağlıdır. Aklın ve bilimin öncülüğünde Türk milletini medeni ulusların seviyesine çıkartmaktır.

Atatürk İlkelerinin Dayandığı Temeller

  • Milli tarih bilinci
  • Vatan ve millet sevgisi
  • Milli din bilinci
  • Bağımsızlık ve özgürlük
  • Milli egemenlik
  • Milli kültürün gelişmesi
  • Çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkma fikri
  • Türk milletine inanmak ve güvenmek
  • Milli birlik ve beraberlik
  • Ordu, okul ve dinin politika dışında tutulması

1935 yılında toplanan Cumhuriyet Halk Partisi kurultayında kabul edilen "Altı Atatürk İlkesi" 1924 Anayasası'nda 5 Şubat 1937'de yapılan değişiklikle girmiştir. "Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılık" şeklindeki altı ilke yanında bütünleyici ilkeler de vardı.

Atatürk'ün Temel İlkeleri

Atatürk'ün temel ilkeleri aşağıda belirtilmiştir.

1. Cumhuriyetçilik

Cumhuriyet hem devlet, hem de hükümet şeklidir. Devlet şekli olarak Cumhuriyet; egemenliğin bir kişi veya zümreye değil, toplumun tümüne ait olduğu bir devlet sistemidir. Hükümet şekli olarak Cumhuriyet; başta devlet başkanı olmak üzere devletin temel organlarının seçim ilkesine göre kurulmuş olduğu, özellikle bunların oluşmasında veraset ilkesinin rol oynamadığı bir hükümet sistemidir.

Cumhuriyetçilik İlkesinin Özellikleri

  • Cumhuriyette temel ilke seçimdir.
  • Cumhuriyette, devlet başkanlığında ve diğer kademelerde hayat boyu kalmak yoktur.
  • Cumhuriyet rejiminde egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir.
  • Cumhuriyet, ahlaki faziletlere dayanan br idaredir.
  • Cumhuriyetçilik, anayasamızda "değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" şeklinde birinci madde olarak yer almıştır.
  • Cumhuriyet rejimi, demokratik bir devlet şeklidir.
  • Türk milletinin tabiatında ve adetlerine en uygun yönetim şeklidir.

Cumhuriyetçilik İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  1. TBMM'nin açılması
  2. 1921 ve 1924 Anayasalarının yapılması
  3. Saltanatın kaldırılması
  4. Cumhuriyet'in ilan edilmesi
  5. Siyasal partilerin kurulması
  6. Ordunun siyasetten ayrılması
  7. Kadınlara seçme ve seçilme haklarının verilmesi

Cumhuriyetçiliğin Faydaları

  • Cumhuriyet, bütün vatandaşların devlet yönetimine eşit şeklinde katılmasını sağlamıştır.
  • Türk toplumunun gelişmesini ve çağdaşlaşmasını sağlamıştır.
  • Demokrasinin kurulmasına ortam hazırlamıştır.

2. Milliyetçilik

Kişilerin mensup olduğu milletin varlığını sürdürmesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya, bu çalışma isteğini gelecek kuşaklara da yansıtmaya milleyetçilik denir. Bu tanıma göre, milliyetçiliğin en önemli ögesi millet olmaktır.

Atatürk'e göre bir topluluğunun millet sayılabilmesi için o topluluğun zengin bir ortak geçmişe ve samimi bir ortak gelecek ülküsüne sahip olması gerekir. Milli birliğin kuralabilmesi için de bu ortak paydalar gereklidir.

Atatürk Milleyetçiliğinin Başlıca Nitelikleri

  • Akılcı, çağdaş, medeni, ileriye dönük, demokratik, yüceltici, insani ve barışçıdır.
  • Dini, mezheb, soyu, dili ne olursa olsun kendini Türk hisseden herkesi Türk olarak kabul eder.
  • Ayırıcı değil, birleştiricidir. İnanç özgürlüğüne saygılıdır.
  • Türk milletinin manevi değerlerine (dil, tarih, kültür) sahip çıkmayı öngörür.
  • Eşitlik prensibini temel alır.
  • Hertürlü saldırganlığa ve sömürgeciliğe karşıdır.
  • Türk milletinin refahını, zenginliğini, mutluluğunu arttırmayı ve varlığını yükseltmeyi amaçlar.
  • Irkçılığa karşıdır.
  • Laiktir.

Milliyetçilk İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  1. Milli bir Türk devletinin kurulması
  2. TBMM'nin açılması
  3. İzmir'de İktisat Kongresi'nin toplanması
  4. Kapitülasyonların kaldırılması
  5. Kabotaj Kanunu'nun çıkarılması
  6. Türk Tarihi Kurumu'nun kurulması
  7. Türk Dil Kurumu'nun kurulması

Milliyetçiliğin Faydaları

  • Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasını sağlamıştır.
  • Mlletimizin iç ve dış tehditler karşısında bütünleşmesini sağlamıştır.
  • Türk toplumunu din, mezhep, ırk ve sınıf kavgalarından koruyarak milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmiştir.

Ortak kültür, dil, tarih, ideal, manevi değerler ve Misak-ı Milli birlik ve beraberliği güçlendiren unsurlardandır.

3. Halkçılık

Bir milleti oluşturan çeşitli mesleklerin ve toplumsal grupların içinde bulunan insanlara halk denir. Halkçılık se, millet içindeki çeşitli insan gruplarının yararına bir siyaset izlenmesi, halkın kendi kendini yönetmeye alıştırılmasıdır. Bundan dolayı halkçılık, hem cumhuriyetçilik hem de milliyetçilik ilkelerinin doğal sonucudur.

Halkçılık İlkesinin Özellikleri

  • Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik lkeleriyle doğrudan ilişki içindedir.
  • Kanunlar önünde eşitliği savunur.
  • Bütünleyici ilkelerden milli egemenlikle doğrudan ilgilidir.
  • Halkçılıkta hiçbir toplumsal grubun ve zümrenin ayrıcalığı yoktur.
  • Halkçılık sınıfsal mücadeleyi reddeder ve sosyal dayanışmayı öngörür.
  • Halkçılık iklesi ekonomik alanda hem halka hem de devlete yükümlülükler getirir.

Devlet vatandaşın sorunlarını çözmek ve hayat seviyesini yükseltecek tedbirler almak zorundadır. Toplum ise, daha çok çalışmak ve üretmek için çaba göstermekle yükümlüdür.

Halkçılığın Faydaları

  • Halkçılıkta milli egemenlik tam olarak gerçekleşmiş ve demokrasinin yerleşmesine katkıda bulunulmuştur.
  • Toplumda barış ortamı kurulmuştur.
  • Bu ilke ile Türk toplumu yönetime katılma, kanunlar önünde eşit olma ve devletin imkanlarından eşit olarak faydalanma olanağına kavuşmuştur.
  • Halkçılık, kalkınmayı hızlandırmış, zayıf bir ekonomik mirastan bugünkü Türkiye'yi çıkarmıştır.

4. Devletçilik

Toplum halinde yaşayan insanların, aralarında düzeni kurmak ve sürdürmek için oluşturdukları sistematik güce devlet denir. Devletin varlığının temel nedeni, insanlar arasında düzeni sağlamaktır.

Bir devletin dayandığı anlayışa, onu yönetenlerin niteliklerine, düzeni temin etme bakımından o devlette diğerlerinden farklı yöntemler uygulanabilir. Böylece devlet çeşitleri ortaya çıkar. Bazı devlet şekilleri şunlardır:

Monarşi: Egemenlik tek kişinin elinde ve bu kişi hep bir aile içinden çıkıyorsa bu yönetim sistemi monarşidir.

Oligarşi: Egemenliğin gücü bazı kişilerin elinde toplandığı devlet şekli oligarşidir.

Demokrasi: Egemenliğin bütünüyle millete ait olduğu yönetim şeklidir.

Cumhuriyet: Devlet başkanı seçimle işbaşına geliyorsa ve kanunları yapanlar da seçimle belirleniyorsa bu yönetim tarzı Cumhuriyettir.

Devletçilik anlayışına göre devlet; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın temel faktördür. Devlet bu alanlardaki faaliyetleri yürütmekle görevli ve geniş yetkilere sahiptir.

Ancak daha dar anlamda devletçilik, devletin ekonomik alana doğrudan müdahalesini öngören bir düşüncedir. Devletçiliğin ekonomik alandaki görünümü, karma ekonomi şeklinde olmuştur. Devletçilikte asıl uygulama alanı ekonomi olduğundan, devletçilik ve karma ekonomi eş anlamda kullanılmıştır.

Devletçilik İlkesinin Özellikleri

  • Devletçilik halkçılığın zorunlu bir sonucudur.
  • Atatürkçü devletçilik, güçlü ve çağdaş bir devlet meydana getirmeyi amaçlar.
  • Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk milletinin ve devletinin durumundan dolayı zorunlu olarak ekonomide devletçilik ilkesi uygulanmıştır.
  • Atatürk'e göre devletçilik özel teşebbüs hürriyetinin ve piyasa ekonomisinin reddi değildir.
  • Devletçilik, planlı ekonomiyi gerekli hale getirmiştir.

Devletçilikte Devletin İşlevi

  • Adalet ve güvenliği sağlayarak vatandaşlarının haklarını garanti altına almak
  • Dış siyaset ve diğer uluslara olan ilişkileri iyi yöneterek milletin bağımsızlık ve egemenliğini korumak
  • Ekonomik alanlarda özel teşebbüs ile devlet arasındaki ilişkileri dengeli olarak yürütmek
  • Bayındırlık, eğitim, sağlık, sosyal yardım, sanat ve ticaret işleriyle ilgilenmek

Devletçiliğin Sağladığı Faydalar

  • Türkiye'de ilk defa planlı bir ekonomiye geçilmiştir.
  • Devlet eliyle önemli yatırımlar gerçekleştirildi.
  • Teknik eleman eksikliği giderilmiştir.
  • Ekonomik kalkınmada bölgeler arası farklıklar giderilmiştir.
  • Türk çiftçisine ürünlerini en iyi şekilde değerlendirme fırsatı sağlanmıştır.

5. İnkılapçılık

İnkılap; Türk milletin son asırlarda ger bırakan müesseleri yıkarak yerlerine milletin en yüksek medeni gereklere göre ilerlemesini sağlayacak müesseseleri kurmaktır. İnkılapçılık, batılaşma ve çağdaşlaşma yolunda daima ileriye, çağdaş uygarlığa yönelmektir. İnkılapçılık, sadece inkılapları savunmayı değil, inkılapları geliştirmeyi, çağdaş hayatın gereklerine uydurmayı da içine alır. Atatürk, inkılapçılık ilkesiyle diğer ilkelerin de canlı kalmasını ve devamını sağlamıştır.

İnkılabın Sağladığı Faydalar

  • Türk toplumuna her yönden gelişme ve ilerleme yolunu açmıştır.
  • Kişisel egemenliğe son verilerek millet egemenliği kurulmuştur.
  • Türk Devleti, yeni kurumları ile çağdaş ve dinamik bir yapıya kavuşturulmuştur.

6. Laiklik

Laiklik, devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılmasıdır. Ancak kişinin de dini inancına ve vicdan hürriyetine karışılmamasıdır.

Laiklik İlkesinin Genel Özellikleri

  • Din ile devlet işleri birbirinden ayrılmıştır.
  • Laik bir devlette yönetim, toplumun ihtiyaçları din kurallarına göre değil, akılcı ve bilimsel yollarla giderilmeye çalışılmıştır.
  • Laiklik kişilere din, vicdan (inanç) ve ibadet özgürlüğü sağlamıştır.
  • Laiklik ilkesine göre; devlet gerçek bir kişi olmadığından resmi bir dini yoktur. Laiklikte devletin belli bir dine üstünlük tanıması, onun kurallarını devlet gücüyle benimsetmeye ve uygulatmaya çalışması yoktur.
  • Herkes din ve mezhep ayrımı gözelitmeksizin kanun önünde eşittir.
  • Devletin egemenlik gücü ilahi kaynaklara değil millet iradesine dayandırılmıştır.
  • Laiklik ilkesi Türk toplumunun batılaşmasına ve çağdaşlaşmasına ortam hazırlamıştır.
  • Atatürk laiklik ilkesiyle, dini faaliyetlerin çıkar amacıyla kullanılmasının önlenmesini, bilimsel esasların ve ileri teknolojinin yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlamıştır.
  • Atatürk laiklik ilkesinden kesinlikle taviz vermemiştir.

Laiklik Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  1. Saltanatın ve halifeliğin kaldırılması
  2. Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kurulması
  3. Eğitim - öğretimin birleştirilmesi
  4. Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
  5. Medeni Kanun'un kabul edilmesi
  6. 1928'de anayasadan "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dini İslam'dır." maddesinin çıkarılması
  7. 1937'de laiklik ilkesinin anayasaya eklenmesi

Laikliğin Sağladığı Faydalar

  • Bu ilke ile din ve mezhep farklılıkları ortadan kaldırılarak toplumsal alanda kaynaşma sağlanmıştır.
  • Türkiye'de hukuk birliğinin sağlanmasında etkili olmuştur.
  • Toplum hayatında dine, insana saygı ve hoşgörü gelmiştir.
  • Laiklik ilkesi sayesinde yabancı devletlerin azınlıkları bahane ederek içişlerimize karışması engellenmiştir.
  • Türkiye'nin çağdaşlaşması hızlanmıştır.
  • Din ve vicdan hürriyeti sağlanmıştır.
  • Laikliğin kabul edilmesiyle Türkiye'de akla, bilime, gerçeğe ve özgürlüğe dayanan bir toplum ve devlet sistemi kurulmuştur.

Bütünleyici İlkeler

1. Milli Egemenlik

Milli egemenlik, milletin kendi kendini idare etmesi ve kendisini yönetecek kişileri seçmesidir. Demokratik rejimin bir sonucu olarak egemenliğin kaynağı millettir. Milli egemenlik, Cumhuriyetçiliğin bütünleyicisidir.

2. Milli Bağımsızlık

Milli egemenlik, içeride millet hakimiyetini ifade ederken, milli bağımsızlık da hür bir şekilde yaşamayı gerektirir. Bağımsızlık, "başka bir devlete veya milletlerarası bir müesseseye bağlı bulunmamak" demektir.

Atatürk, Türk milletinin bağımsızlığına büyük değer vermiştir. "Ya istiklal, ya ölüm!" sözü bunun en güzel örneğidir.

3. Milli Birlik ve Beraberlik, Ülke Bütünlüğü

Milli birlik ve beraberlik, milletçe birliği, bir arada yaşamayı ifade eder. Böylece milletin sevgi ve saygı ile birbirine bağlanmasını, ortak ideallere yönelik olarak varlığını devam ettirmesini sağlar. Milli birlik ve beraberlik aynı zamanda ülke bütünlüğünün bulunmasını gerektirir.

4. Yurtta Barış Dünyada Barış

"Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi bir taraftan yurt içinde huzur ve güven içinde yaşamayı amaçlarken, diğer taraftan da milletlerarası barış ve güvenliği hedeflemiştir.

5. Akılcılık ve Bilimsellik

Türk inkılabının temel özelliği akla ve bilime dayanmasıdır. Akılcılık, gerçeği ararken ölçüt olarak aklın kullanılmasıdır. Bilimsellik ise, devlet ve toplum hayatında bilime yer verme, bilimi değerlendirmedir. Olaylara bilimsel gözle bakılmalı, gerçek bilimsel yöntemlerle incelenmelidir. Böylece hurafeler ve önyargılar yerine aklın hakimeyeti gerçekleşecektir.

Akılcılık ve bilimsellik, Atatürk'ün davranışlarının belirleyicisi olmuştur. İnkılap hareketleri de bu çerçeve içinde gerçekleşmiştir. Böylece hukuk, eğitim, toplumsal ve ekonomik hayatın düzenlenmesinde akıl ve bilim asıl rehber olarak kabul edilmiştir.

6. Çağdaşlık ve Batılaşma

Ülkemizde gerçekleşen inkılapların, bir kısmı çağdaşlaşma ve batılaşmadan doğan inkılaplardır. Din ve devlet işlerinin ayrılması, medreselerin, tekke ve zaviyelerin kapatılması, yeni hukuk sisteminin kabulü, şapka inkılabı, harf inkılabı, Miladi Takvimin ve pazar tatilinin kabulü, batı kıyafetinin benimsenmesi, Soyadı Kanunu vb. batılaşmaya, dolayısıyla çağdaşlaşmaya yönelik olarak yapılmıştır.

7. İnsanlık ve İnsanlık Sevgisi

Türk inkılabının bir özelliği de insana ve insanlık sevgisine değer vermesidir. Toplumun temelini oluşturan insan, gerçek değerlerin sahibidir. Türk inkılabı da dayandığı temel ilkelerle hümanist bir karakter taşır.

Birinci Dünya Savaşı'ndan Sonra Avrupa'daki Gelişmeler

Avrupa'da başlayan I. Dünya Savaşı, İttifak Devletleri'nin mağlubiyetiyle sonuçlandı. Avusturya - Macaristan İmparatorluğu parçalandı ve imparatorluk içindeki milletler bağımsızlıklarını kazandılar. Bulgar kralı, Almanya ve Avusturya imparatorları tahtlarını bırakarak komşu devletlere sığındılar.

I. Dünya Savaşı sonunda Orta ve Doğu Avrupa'da Letonya, Estonya, Litvanya, Finlandiya, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya ve Yugoslavya gibi devletler kuruldu. İtalya'da ve Almaya'da rejim değişikliği oldu. İtalya'da Faşizm, Almanya'da Cumhuriyet rejimleri kuruldu. 1933'te Hitler yönetimi ele geçirerek Almanya diktatörü oldu.

Barışın Sürekliliğini Sağlama Girişimleri

I. Dünya Savaşı'ndan sonra İttifak Devletleri'ne imzalatılan ağır antlaşmalar Avrupa'da gerçek barışı sağlayamadığı gibi kararsızlığa ve siyasi kardaşaya neden olmuştur. Savaş sonrasında Almanya Versay Antlaşması'ndan kurtulmak, Fransa elde ettiği çıkarları korumak, savaştan en karlı çıkan İngiltere ekonomik kayıplarını gidermek, İtalya amacına ulaşamadığından yeni çıkarlar elde etmek için uğraşıyorlardı. ABD ve Rusya ise, Avrupa siyasetinden uzaklaşmışlardı. Bu durumda olan büyük devletler barışın sürekliliğini sağlamak için bir dizi çalışma yaptılar.

1. Milletler Cemiyeti

İtilaf Devletleri, uluslararası barışı sağlamak ve güvenliği korumak için Paris Konferansı'nda 28 Nisan 1919'da Milletler Cemiyeti'nin kurulmasını kararlaştırdılar. 10 Haziran 1919'da Londra'da çalışmalara başlayan Milletler Cemiyeti, Versay Antlaşması'nın onaylanmasından sonra 10 Ocak 1920'de resmen kuruldu ve merkezi Cenevre oldu.

Çok iyi niyetlerle kurulan Milletler Cemiyeti, milletlerarası barışı korumak yerine büyük devletlerin çıkarlarını korudu. Görevini yapmayan cemiyet güvenirliğini yitirmiştir.

2. Locarno Antlaşması

Fransa'nın Almanya'ya olan güvensizliği sonucunda Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslavakyo arasında imzalandı (1 Aralık 1925).

Bu antlaşma ile anlaşmazlıkların barış yoluyla ve Milletler Cemiyeti kanalıyla çözümlenmesi kabul edilmiştir.

3. Kellog Paktı

27 Ağustos 1928'de ABD, İngiltere, Almanya, İtalya, Japonya, Polonya, Çekoslovakya ve Belçika arasında Paris'te imzalandı. Barışın sürekliliğini sağlamak ve devletlerarası ilişkilerde barışçı yollara başvurmak esas alınmıştır. Bu pakt da sorunlara pratik çözüm getirememiştir.

Yorumlar
Sen de Yaz