Tarih

Osmanlı Devletinde Demokratikleşme Hareketleri

Osmanlı Devleti kurulduğu dönemde neredeyse her yerde monarşi vardı. Osmanlı Devleti de bu yapıdaydı. Zamanla dünyada idare yapısının tek kişilik monarşilerden çoğulcu yapıya dönmesi Osmanlıyı da etkiledi. Zamanla Osmanlı'da millet meclisi dahi açıldı. En sonunda bu devlet yerini demokratik yapıdaki Türkiye Cumhuriyetine bıraktı. Bu değişim devletin son iki yüzyılında kademeli olarak gerçekleşmiştir.

Osmanlı Devleti’nde İlk Demokrasi Hareketleri

Osmanlı Devletinde ilk demokrasi hareketleri 19. yüz yıl ile ortaya çıkmıştır.

1808 Sened-i İttifak

Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa merkezi otoriteyi güçlendirmek için II. Mahmut ile ayanlar arasında bu sözleşmeyi yaptırdı.

Buna göre; ayanlar padişaha bağlı kalacaklar, vergi ve asker toplamaya yardımcı olacaklar, ayanlar birbirlerinin haklarına saygılı olacaklar, ıslahatları destekleyecekler ve İstanbul’da isyan çıkarsa bastırılmasında yardımcı olacaklardı.

Bu sözleşme ile taşrada ekonomik güce sahip olan ayanlar siyasi açıdan da güç kazandı.

Tanzimat Fermanı (Gülhane-İ Hattı Hümayun) (3 Kasım 1839)

II. Mahmut ve Hariciye Nazırı (Dış işleri Bakanı) Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanan ferman Abdülmecit’in mührüyle yayınlanmış, Gülhane Parkında halka okunduğundan bu fermana Gülhane Hattı Hümayunu da denilmiştir.

Bu ferman Batıcılık ve Osmanlıcılık anlayışıyla hazırlanmıştır.

Tanzimat Fermanının Hazırlanmasında ki Amaç

Fransız ihtilaliyle ayaklanan azınlıklara haklar vererek imparatorluğun dağılmasını engellemek, Azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışan Avrupalı Devletlerin bu faaliyetlerine son vermek,

Azınlıklara haklar vererek Avrupa Devletlerine hoş görünerek, Mısır ve Boğazlar sorunu sırasında onların desteğini sağlamak, Balkanlar’daki Rus etkisini kırmak, amacıyla yayımlanmıştır.

Tanzimat Fermanında Yer Alan Hükümler

  • Herkesin can, mal ve ırz güvenliği devlet garantisinde olacak,
  • Herkesin gelirine göre vergi alınacak, vergi sistemi yeniden düzenlenecek,
  • Askerlik işleri düzene konulacak, askerlik vatan hizmeti haline getirilecek,
  • Herkes dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin kanunlar önünde eşit sayılacak,
  • Mahkemeler herkese açık olacak, hiç kimse mahkeme edilmeden cezalandırılmayacak,
  • Herkes malına sahip olup, miras bırakabilecek, müsadere usulü kaldırılacak,
  • Her türlü rüşvet ve iltimas kaldırılacaktır.

Tanzimat Fermanının Özellikleri

İlk kez “Kanun üstünlüğü Prensibi” kabul edilmiştir. Padişah kendi yetkilerini bizzat kendisi sınırlamıştır. Anayasal düzene geçişte en büyük adımdır. Sorunlarını yalnız çözemeyeceğini anlayan Osmanlı Devleti, bu fermanla Avrupalı Devletlerle dost geçinme amacını gütmüştür.

Tanzimat Fermanı ile getirilen yenilikler, önceki düzenlemelerden farklıdır. Bu ferman ile ilk kez insan hakları konusunda yenilikler yapılmıştır. Tanzimat Fermanı ile getirilen yenilikler halk hareketi sonucu değildir. Padişahın iradesi ile ortaya çıktığı için halk tarafından tam olarak anlaşılmamıştır.

Tanzimat Fermanının Sonucu Osmanlı Devleti Avrupa Devletlerinden beklenti açısından amacına ulaşamadı. Boğazlar meselesi Avrupa’nın çıkarlarına göre çözüldü. Fransız ihtilali’nin etkilerine engel olunamadı.

Avrupalı devletler gayrimüslimlerin haklarını takip ediyor görünerek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine daha fazla karışmaya başlamıştır.

Tanzimat Fermandan sonra Avrupa tarzı mahkemeler ve okullar açılmış, eğitim ve hukuk alanında ikilik ortaya çıkmıştır.

Tazminat Dönemi (1839 - 1876)

Tanzimat Dönemi 3 Kasım 1839, Fermanın ilanı ile başlar. 23 Aralık 1876, I. Meşrutiyet’in ilanına kadar geçen dönemdir.

Tanzimat Döneminde Batıdan yasalar alınmaya başlanmıştır. 1840’da Fransız ceza yasası, 1860’da Ticaret Hukuku Osmanlı Devleti’ne girmiştir. Bu yasaları uygulamak için Nizamiye Mahkemeleri açılmıştır.

Tanzimat Fermanının mimarı Mustafa Reşit Paşa’ya göre; yapılacak yeniliklerin dayanağını eğitim oluşturmalıydı. Çünkü yeni hukuk düzeni hak ve görevlerini bilen kuşakların yetişmesi ile sağlanabilirdi. Eğitim sorununu görüşmek amacıyla Meclis-i Maarif-i Umumiye kurulmuş, batı tarzı birçok okul açılmıştır. Çeşitli milletlerin çocuklarına Osmanlıcılık bilincini aşılamak için Galatasaray Sultanisi açılmıştır. (1868) Batı bilimlerinin Osmanlı devletine girmesini sağlamak için Encümeni Daniş akademisi kurulmuştur.

Batıyı tanıyan ve anlayan birçok aydın yetişmiştir. Ülkede sivil siyasi gazetelerin çıkması kültürel hayatla birlikte, siyasi hayatı da canlandırmıştır. Aydınlar parlamentoya dayalı meşruti bir sistemi savunuyorlardı. Bu amaca ulaşmak için 1865’de Yeni Osmanlılar adıyla bir örgüt kurdular.

XIX. yüzyıl Avrupa’sında özgürlük mücadelesi veren Carbonari Cemiyeti’ni örnek alan yeni Osmanlıların öncülüğünü Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Süavi gibi kişiler yapmıştır.

Islahat Fermanı (23 Şubat 1856)

Abdülmecit zamanında Kırım Savaşı sonrasında toplanan Paris Konferansı sırasında yayınlanmıştır. Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerinin istekleri doğrultusunda ıslahatlar yaparak Paris Barış Konferansı’nda lehine karar çıkartmak amacını gütmüştür. Islahat Fermanı da tıpkı Tanzimat Fermanı gibi Osmanlının zor bir döneminde, Avrupa’nın desteğini almak için yayınlanmıştır. Tanzimat Fermanında; ırk, dil, din ayrımı yapılmamış, bütün halk için geçerli haklar tanınmışken, Islahat Fermanında gayrimüslimlere yeni haklar tanımıştır. Tanzimat Fermanının devamı niteliğindedir.

Kırım savaşında Osmanlı Devleti’nin yanında yer alan İngiltere, Fransa ve Avusturya; Osmanlı’da yaşayan Hıristiyan halka Tanzimat Fermanı ile tanınan hakları az buldu ve genişletilmesini istedi.

Islahat Fermanında Yer Alan Hükümler

Azınlıklara küçük düşürücü laflar söylenmeyecek. Din ve mezhep özgürlüğü tanınacak, okul, kilise ve bunların bakım ve onarımından devlet sorumlu olacaktır.

Gayrimüslimlerde devlet memuru olabilecekler. Askeri ve sivil okullara girebilecekler.

Vergiler herkesin gelirine göre alınacak, cizye vergisi kaldırılacak.

Mahkemeler herkese açık olacak, herkes kendi inancına göre yemin edebilecek, mahkemelerde gayrimüslimlerin şahitlikleri kabul edilecekti. Azınlıklar il genel meclisine üye olabileceklerdi. Her gayrimüslim topluma ikişer temsilci ile Meclis-i Vâlâ’ya (il genel Meclisi) katılma hakkı verildi.

Böylece azınlıkların yerel yönetime katılmaları sağlanmıştır.

Azınlıklar istediği işyerini, kurumu açabilecekler, (okul, şirket, banka vb.)

Azınlıklar istediği mülkü satın alabilecek (Yabancı uyruklu herkes).

Askerlik için azınlıklara nakdi Bedel Usulü getirilecek.

iltizam usulü kademeli olarak kaldırılacak, işkence ve angarya kalkacaktır.

Islahat Fermanının Sonucu

Osmanlı Devleti Avrupa Devletlerinin iç işlerine karışmasını önleyemedi. Osmanlı’yı paylaşmayı hedefleyen devletler, Islahat Fermanına uyulmadığını öne sürerek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmaya devam etti.

Haklar elde eden azınlıklar patrikhanelerde toplanarak kendi milletlerine ait nizamnameler çıkardılar.

Tanzimat ve Islahat Fermanları ile tanınan hakları gayrimüslimler yeterli bulmadı. Çünkü Osmanlı tebaası olan gayrimüslimler eşitlik değil bağımsızlık istiyorlardı. Dağılmakta olan devleti kurtarabilmek için Osmanlı Devleti yeni ödünler vermek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti yöneticileri ve aydınları Osmanlıcılık düşüncesini hayata geçirmek istediler fakat başarılı olamadılar.

I. Meşrutiyet (23 Aralık 1876)

II. Abdülhamit zamanında Genç Osmanlıların çabalarıyla ilan edilmiştir.

Mithat Paşa, Ziya Paşa, Ali Süavi, Namık Kemal ve Şinasi’nin de bulunduğu devlet adamlarından oluşan Genç Osmanlılar (Jön Türkler) Sultan Abdülaziz’i tahttan indirerek V. Murat’ı tahta çıkardılar. V. Murat’ın akli dengesinin bozuk olduğu anlaşılınca, meşrutiyet ilan edeceğine söz veren II. Abdülhamit’i padişah yaptılar.

Meşrutiyet’in ilan Edilmesinin Sebepleri

Balkan uluslarının isyanlarını önleyerek Osmanlı Devletinin dağılmasını önlemek sebeplerde bir tanesiydi.

Osmanlıcılık düşüncesini savunan aydınlar (Genç Osmanlılar) imparatorluğunun bütünlüğünü korumak, Avrupalı Devletlerin iç işlerine karışmasını önlemek için dil, din, ırk ayırt etmeksizin Osmanlı halkının yönetime katılmasıyla devletin birliğinin sağlayacağını savundular.

İstanbul Konferansı’nda; Sırbistan ve Karadağ’ın topraklarını genişletmesi ve Bosna Hersek ile Bulgaristan’da özerk yönetimler kurulması kararı çıktı. Osmanlı bu kararları kabul etmeyince Londra Konferansı düzenlendi. Kararlar hafifletilerek Osmanlı Devleti’ne kabul ettirmek istediler. Osmanlı katılmadığı bu konferansın kararlarını da kabul etmeyeceğini bildirdi. Osmanlı Devleti Londra Konferansı kararlarını kabul etmeyince Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti (93 Harbi).

Kanuni Esasi

Mithat Paşa başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanan, 119 maddeden oluşan, Kanun-i Esasi Osmanlı’nın ilk anayasasıdır. Belçika Anayasası’ndan etkilenen Kanun-i Esasi, 23 Aralık 1876’da yürürlüğe girmiştir.

Kanun-i Esasi’ye göre Padişahın yetkileri;

Meclisi açma ve kapama, milletler arası antlaşmaları imzalama, Savaş ve barış ilanına karar verme, sürgüne gönderme yetkisi padişaha aittir.

Padişahın Yasama Yetkisi:

Ayan Meclisi ve Mebusan meclisine verilmiştir. Ayan meclis üyelerini padişah seçer, ölene kadar görevde kalırlar. Mebusan meclisini halk seçer, seçimlerle değişir. (Seçimler dört yılda bir yapılır.) Mebusan meclisinin başkanı ve iki yardımcısı meclisin gösterdiği adaylar arasından padişah tarafından seçilirdi. Kanun teklifini sadece hükümet yapabilir.

Padişahın Yürütme Yetkisi

Başında padişahın bulunduğu Bakanlar Kurulu’na (Heyet-i Vükela’ya) verilmiştir. Heyet-i Vükela üyeleri ve başkanı (sadrazam) padişah tarafından atanır. Hükümet meclise karşı değil, padişaha karşı sorumludur.

Padişahın Yargı Yetkisi

Yüce divan ve mahkemelere verilmiştir. (Padişah mahkeme kararı olmadan istediğini sürgüne gönderebiliyordu.)

Saltanat ve hilafet hakkı Osmanlı hanedanının en büyük erkek evladına aittir.

Devletin dini İslâm’dır, yasalar dini hükümlere aykırı olamaz.

Başkent İstanbul, resmi dil Türkçedir.

Kanun-i Esasi’de kişi özgürlüğü, öğretim ve öğrenim özgürlüğü, mülkiyet hakkı, din özgürlüğü, basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, vergi eşitliği, yasal eşitlik ve dilekçe hakkı gibi temel haklar yer almıştır.

Kanuni Esasi’nin Önemi

  • Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır.
  • Meşruti Monarşik karakter taşır.
  • Teokratik yapıya sahiptir.
  • ilk kez halk yönetime katılmış, parlamenter sisteme geçilmiştir.
  • Son söz padişahındır, meclis danışma durumundadır. Padişahın yetkileri milli iradenin üstündedir.
  • Kişi hakları ve özgürlükler genişletilerek anayasal güvenceye alınmıştır.

İstibdat (Sıkı Yönetim) Dönemi (1878 - 1908)

II. Abdülhamit’in Meclisi kapatmasından (1878) II. Meşrutiyet’in ilanına kadar geçen süreye istibdat Dönemi denilmiştir.

I. Meşrutiyet’in ilanında etkili olan Genç Osmanlılar sürgüne gönderildi, çoğunluğu yurt dışına kaçtı. Basın özgürlüğü kaldırıldı. Jurnalcilik teşkilatı kuruldu.

Dış politikada Ümmetçilik (İslamcılık) düşüncesi savunuldu. Doğuda Ermeniler ayaklanma çıkarttı. Ermeni asilere karşı Hamidiye Alayları kuruldu.

1878 Berlin Antlaşmasıyla Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsız oldu. Kars Ardahan, Batum Ruslara bırakıldı. Kıbrıs’ın yönetimi İngilizlere bırakıldı.

Berlin Antlaşmasından sonra Osmanlı - Almanya yakınlaşması başladı. Berlin Bağdat demiryolu hattı Alman şirketlerine ihale edildi.

Ahmet Cevdet Paşa tarafından hazırlanan Mecelle yürürlüğe girdi. Kıbrıs, Tunus, Mısır elden çıktı.

Yurt dışına giden Genç Osmanlılar yurt dışında çalışmalarına devam etti. Gazeteler, dergiler çıkarttılar bunları Osmanlı gençliğine gizlice ulaştırdılar. II. Abdülhamit’e karşı ittihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurdular.

Aynı amaçla Mustafa Kemal Şam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. 1905 ittihat ve Terakki cemiyeti ile birleşti.

II. Abdülhamit, Avrupa’ya Muharrem Kararnamesi ile iflasını duyurdu, borçları ödeyemeyeceğini belirtti. Bunun üzerine Avrupalı Devletler 1881 Duyun-u Umumiye Kurumu’nu kurarak Osmanlı Devleti’nin gelirlerine el koydu.

Meşrutiyeti yeniden ilan ettirmek isteyen ittihat ve Terakki Cemiyeti 1908 Reval’de bir araya gelen İngiltere ve Rusya’nın Makedonya’nın Muhtariyetine karar vermesi üzerine Selanik’te isyan başlattı (Rezneli Niyazi), ittihat ve Terakki’nin Selanik’te başlattığı isyanın yayılmasından çekinen II. Abdülhamit Kanun-i Esasi’yi ikinci kez yürürlüğe koydu.

II. Meşrutiyet (24 Temmuz 1908)

ittihat ve Terakki Cemiyeti’ne bağlı genç subaylardan Ahmet Niyazi Bey (Rezneli Niyazi) ve Enver Bey manastır ve Selanik tarafında devlete isyan ettiler. Azınlıkların ve ittihatçıların ayaklanmaları önlenemeyince II. Abdülhamit Meşrutiyeti tekrar ilan etmek zorunda kaldı.

II. Meşrutiyet’le II. Abdülhamit’in otuz yıllık “istibdat Yönetimi” sona ermiştir. Yeni dönemde ittihatçılarla, karşıtları arasında yoğun bir çatışma ve örgütlenme çalışmaları başladı.

II. Meşrutiyet’in ilanıyla Oluşan Siyasi boşlukta; Bulgaristan bağımsız oldu. Yunanistan Girit’i işgal etti.

Avusturya - Macaristan Bosna - Hersek’i topraklarına kattığını ilan etti, ittihat ve Terakki Cemiyeti parti oldu, iktidara geçmeyip, hükümet işlerine müdahaleyi çıkarlarına uygun görmüşlerdir.

İttihat ve Terakki Partisine muhalefet olarak padişah yanlıları Ahrar Partisini kurdu. Ahrar Partisi’nin lideri Gazeteci Hasan Fehmi öldürülünce 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) çıktı.

31 Mart Olayı

Meşrutiyet rejimine karşı çıkan bir isyandır. Selanik’ten gelen ittihat ve Terakkici subaylardan oluşan Hareket Ordusu isyanı bastırdı. Hareket Ordusunun komutanı Mahmut Şevket Paşa, Kolağası Mustafa Kemal’dir. (Kurmay Yüzbaşı)

II. Abdülhamit ayaklanmada rolü bulunduğu gerekçesiyle 1909 yılında meclis kararıyla tahttan indirildi. Yerine V. Mehmet Reşat getirildi (1909 - 1918).

İttihat ve Terakki Partisi Osmanlı’nın ilk siyasi partisidir. II. Meşrutiyet Döneminde Osmanlı Devleti çok partili hayata geçilmiştir. Türk tarihinde rejime karşı yapılan isyanlar 31 Mart Olayı, Şeyh Sait isyanı ve Menemen olayıdır.

Osmanlı tarihinde meclis kararıyla tahtan indirilen iki padişah vardır. Birincisi II. Abdülhamit, İkincisi de TBMM tarafından alınan Vahdettin’dir.

II. Meşrutiyet Dönemi’nde Kanun-ı Esasi’de Yapılan Değişiklikler (1909)

  • Padişah Mebusan Meclisi’nde anayasaya bağlı kalacağına dair yemin edecektir. (Kanun üstünlüğü ilkesi pekiştirilmiştir.)
  • Padişah Bakanlar Kurulu başkanını seçmekle yükümlüdür.
  • Bakanlar Kurulu (Hükümet) Mebusan Meclisi’ne karşı sorumludur. (Millet iradesi yürütme organı üzerinde denetim hakkı elde etmiştir.)
  • Mebusan Meclisi başkanını padişah seçer. Uluslararası antlaşmalar Mebusan meclisinin onayından sonra yürürlüğe girer.
  • Mebuslar Meclisi ve Ayan Meclisi padişahtan izin almadan yasa önerme hakkına sahiptir.
  • Padişah veto ettiği yasa tasarısı değişmeden mecliste yeniden kabul edilirse onaylamak zorundadır.
  • Padişahın meclisi açma - kapama yetkisine sınırlama getirildi.
  • Osmanlı halkına siyasi örgütlenme ve toplantı hakları tanındı.
  • Padişahın sürgüne gönderme yetkisi elinden alındı.
  • 1909 Anayasa’da yapılan değişikliklerle Anayasa daha demokratik hale getirilmiştir.

Siyasi örgütlenmeye izin verilince II. Meşrutiyet Dönemi’nde ittihat ve Terakki, Ahrar, Hürriyet ve itilaf, ittihad-ı Muhammed, Ahali ve Fedakaran-ı Millet partileri kuruldu. Çok partili hayata geçildi.

Meşrutiyet Dönemi Düşünce Akımları

Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemek amacıyla ortaya çeşitli düşünce akımları ortaya atılmıştır.

Osmanlıcılık

Osmanlı imparatorluğu içindeki tüm tabaya din, dil, ırk farkı gözetmeksizin eşit haklar vererek imparatorluğu bir arada tutma çalıma düşüncesidir. Tanzimat fermanı bu amacı gerçekleştirmek için ilk adım olmuştur.

Tanzimat ve Islahat Fermanlarının hazırlanmasında ve I. Meşrutiyetin ilanı bu düşünce hareketinin bir ürünüdür.

Osmanlıcılık fikri Tanzimat Dönemi’nin sonlarına doğru ilk defa Genç Osmanlılar adı verilen aydınlar tarafından ortaya atılmıştır.

Osmanlıcılık düşüncesi, milliyetçilik akımının etkisiyle Balkan uluslarının Osmanlı Devleti’ne isyan ederek ayrılmalarıyla geçerliliğini kaybetmiştir.

İslamcılık (Ümmetçilik)

Müslüman unsurlar arasında birlik ve beraberliği sağlamak ve imparatorluk dışındaki Müslümanların halifelik kurumunun dini gücü etrafında birleştirilerek beraber hareket edilmesi amaçlanmıştır.

II. Abdülhamit İslamcılık düşüncesini, resmi bir politika olarak benimsemiştir. Ancak milliyetçilik hareketleri karşısında başarılı olamamıştır.

I. Dünya Savaşında Arapların İngilizlerle işbirliği yapmasıyla İslamcılık fikri anlamını yitirmiştir.

Turancılık (Türk Birliği)

Bir kültür hareketi olarak başlayıp, Siyasal bir karakter kazanmıştır.

Dünyadaki bütün Türkleri bir bayrak altında birleştirme düşüncesidir.

ittihat ve Terakki Partisi’nin benimsediği bir görüş olarak yaygınlaşmıştır. II. Meşrutiyet Dönemi’nde devlet politikası durumuna gelmiştir. Türkiye, Rusya, Çin, İran gibi yerlerde yaşayan ve Türkçe konuşan Türkleri bir araya getirerek “Turan Devleti Kurma” amacı düşünülmüştür.

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya savaşında Kafkas Cephesini açmasındaki temel düşünce turacılıktır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Turancılık düşüncesinin yerini, Misak-ı Milli sınırları içindeki Türklerin birliği ve bağımsızlığını sağlama amacı aldı.

Türkçülük

Osmanlı aydınları Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında milliyet ve millet kavramı olduğunu anlamıştır. Türk kültürünü araştırmakla ilgili bilimsel çalışmalar başlatılmıştır. Bağımsız bir bilim dalı olarak gelişen Türkoloji, Türkçülük hareketinin gelişmesini sağladı. Türk tarihini, uygarlığını ve coğrafyasını araştırıp dünyaya duyurmayı amaçlayan bu akıma göre; Osmanlı Devleti’ni ancak bu düşünce kurtarabilirdi. Türkçülük hareketi, ilk olarak “Dilde Türkçülük” parolasıyla ortaya çıkmıştır.

Türkçülük düşüncesinin aydınları, bilim ve teknikte batının örnek alınması gerektiğini savunmuşlardır. Türkçülük düşüncesi Yeni Türk Devleti’nin kurulmasında ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu milliyetçilik ilkesinin oluşmasında etkili olmuştur.

Batıcılık

XVIII. yüzyılda ilk olarak Batılılaşma hareketleri başlamış, II. Meşrutiyet’le düşünce akımı haline gelmiştir.

Batıcılık görüşüne göre, batının üstünlüğü bilime ve akla dayalı olduğu için ona karşı gelmekte mümkün değildir.

Batının sadece bilim ve tekniğinin alınmasını hedefleyen Batıcılık düşüncesi, Yeni Türk Devleti’nin temel taşlarından birini oluşturmuştur.

Adem-i Merkeziyetçilik (Federalcilik)

Osmanlı’da azınlık bölgelerine özerklik vererek federal sistem oluşturmayı savunan bir fikir hareketidir. Bu fikri ortaya atan kişi Prens Sabahattin’dir. Ancak Uygulama alanı bulamamıştır.