Psikoloji

Öğrenme

Öğrenme, yaşama ve eğitim yoluyla davranışta meydana gelen kalıcı ve olumlu davranış değişikliğidir. İnsanlar yaşama dair her türlü bilgiyi yaşayarak öğrenirler. Öğrenmeyi oluşturan üç temel koşul büyüme, olgunlaşma ve sosyalleşmedir. 

Öğrenme ve Olgunlaşma

Organizmanın bedensel ve zihinsel anlamda bazı beceriler kazanacak güce ulaşmasına olgunlaşma denir. Organizmanın yeni davranışlar kazanması ancak olgunlaşma ile mümkün olabilir. İki yaşındaki bir çocuğa ne bisiklete binmeyi ne de okumaya yazmayı öğretebiliriz. Yeni bir bebek yürümeyi denese başarılı olamaz. Çünkü bunları yapacak fiziksel ve zihinsel yeteneği henüz kazanmamıştır. Yani yeterince olgunlaşmamıştır. 

Olgunlaşma ile olan davranış değişikliğinin temelinde öğrenmeden çok büyüme vardır. Olgunlaşmanın olabilmesi için büyüme gereklidir. Olgunlaşma öğrenmenin temelidir. Çünkü bir davranışı kazanmak için o davranışı gerçekleştirebilecek donanıma sahip olmak gerekir. Bu da olgunlaşma ile mümkündür. 

Öğrenme ve Motivasyon

Öğrenmenin tanımını biliyorsunuz artık. Motivasyon ise, organizmanın harekete hazır hale gelecek davranışta bulunmasıdır. Bu nedenle güdüsüz bir öğrenme gerçekleşmez. Her öğrenmenin temelinde mutlaka bir güdülenme vardır. Herhangi bir şeyi öğrenebilmek için, bireyin uyarılmış yani güdülenmiş durumda olması gerekir. İnsanları öğrenmeye güdüleyen başlıca etmenler şunlardır:

  • Beğenilme, sevilme, başarılı olmayı istemek.
  • Bir işi başkasından daha iyi yapmayı istemek.
  • Ödül, ceza, yerilme veya övülme gibi dış etmenlerle karşı karşıya gelmek.

Bunlar arasından ödül ile ceza, övme, yerme ve kötülemeden daha etkilidir. Rekabet de etkili bir güdüdür. Ancak sürekli kullanımı sinirsel yıpranmalara neden olur. Ayrıca bilinmeyen bir korku olan kaygı da öğrenmede etkili olabilmektedir. İyi bir öğrenme için kaygı gereklidir. Yalnız yüksek kaygı dikkati dağıtarak bireyin neyi öğrenmesi gerektiğini engellemekte ve verimli öğrenmeyi aksatmaktadır. 

Nasıl bir güdü olursa olsun güdüler öğrenmeyi özellikle şu yönlerde etkilemektedir. Bunlar, bireyi öğrenmeye teşvik etmek, eleme yaptırmak ve davranışlara yön vermektir. 

Örneğin; okulunda başarılı olmak isteyen öğrenci dersini çalışmadan sokağa çıkmaz. Oyun oynamak ve ders çalışmak arasında eleme yapan birey çalışmalarına bu şekilde yön verir.

Öğrenmede etkili olan etmenler

  • Etkili ve kalıcı bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi için bir takım koşulların yerine gelmesi gerekir. 
  • Öğrenme için organizmanın belli bir olgunluk düzeyine ulaşması gerekir. 
  • Ceza veya ödül motivasyonu, belli bir düzeyi aşmamak şartıyla öğrenmeyi kolaylaştırır.
  • Yarışma, öğrenmenin hızlı ve kalıcı gerçekleşmesini etkiler. 
  • Konunun somutlaştırılması öğrenmeyi kolaylaştırır. 

Öğrenilecek materyalin özellikleri

Organizmanın öğrenmesine konu olan her şeye materyal denir. İyi bir öğrenme için materyalin de bazı özellikleri taşıması gerekir. 

  • Bireyin ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir. 
  • Çok uzun ve çok kısa olmamalıdır. Çünkü bu tarz materyaller ilgi çekmemekte ve öğrenmeyi güçleştirmektedir. 
  • Anlamlı olmalıdır. Bir anlam taşımayan ya da anlamı kavranmayan materyallerin öğrenilmesi zorlaşmaktadır. Bu tarz materyal ancak ezberlenebilir.
  • Materyal türüne alışık olmak da öğrenmeyi etkilemektedir. Aynı türden materyalin öğrenilmesi kolaylaşmaktadır.
  • Materyal öğrenenin düzeyinde olmalıdır.
  • Hoşa giden, haz veren, ilgi uyandıran, amaca ulaştıran materyaller de daha kolay öğrenilmektedir.
  • Bir bütünün parçası olan konuların da iyi öğrenilmiş olması gerekir. İyi öğrenilmeyen bir konu kendisinden sonra gelen konuların öğrenilmesini zorlaştırmaktadır.

Öğrenmede alıştırmanın etkisi

Bir konunun öğrenilmesi için nasıl öğrenilmesi gerektiğini de bilmek gerekir. Öğrenmede kullanılan yöntemler de öğrenmeyi kolaylaştırmak ya da güçleştirmek konusunda etkilidir. Çalışma sırasında iyi bir öğrenme için öncelikle şu koşullara dikkat edilmelidir. 

  • Çalışma zamanı yeterli dinlenme aralarıyla bölünmelidir. Genellikle aralıklı çalışma toplu çalışmadan daha iyi sonuçlar vermektedir. 
  • Konu bütün olarak değerlendirilmelidir. 
  • Öğrenmede elde edilen sonuç bilinmelidir.
  • Her öğrenmeden sonra unutma geldiği için konu yeterince tekrar edilmelidir. 

Programlı öğrenme

Öğretilecek konuyu en kolay öğrenilecek şekilde programlar halinde vermeyi amaçlar. Çünkü iyi programlanmış bir malzemenin mutlaka öğrenileceği ilkesinden hareket eder. Bu amaçla videolu anlatımlar, sorulu - cevaplı kitaplar ve öğrenme programları oldukça faydalı olabilmektedir. Günümüzde eğitim alanında bilgisayardan giderek daha çok yararlanılması da bunun bir sonucudur. 

  • Program kolaydan zora doğru gider. 
  • Öğrenmede doğru cevap alındıkça adım adım ilerlenir. 
  • Bir sorunun cevabında hemen öncesinde öğrenilen cevaptan yararlanılması sağlanır. 
  • Pozitif transfer üst düzeyde tutulur. 
  • Öğrenen bir kolu çevirmek, bir boşluğu doldurmak gibi durumlarla karşı karşıya kaldığı için aktif olmak zorundadır. 
  • Her birey kendi öğrenme hızına göre bir yol izleme olanağına sahiptir. 
  • Birey verdiği cevapların sonuçlarını anında alabilir, yanlışlarını düzeltip eksiklerini giderebilir. 

Öğrenme Yolları

A. Şartlanma Yoluyla Öğrenme

Organizmada yer alan ilk ve en basit öğrenme yoludur. Organizma yapısı ilkel hayvanlarda da görülür. Organizmanın tekrardan sonucu doğal bir uyarıcıya gösterdiği tepkiyi, yatay uyarıcıya da göstermeyi öğrenmsine şartlanma yoluyla öğrenme denir. Öğrenmenin bu biçimine ilk kez Rus bilim adamı İvan Pavlov (1894 - 1936) dikkat çekmiştir. 

Pavlov, köpekler üzerinde yaptığı şartlanma deneylerinde hayvanlara önce zil sesi duyurmuş daha sonra yiyecek vermiştir. Bu işlemi birkaç hafta sürdürdükten sonra artık yiyecek verilmese bile zil sesiyle köpeklerin salyalarının aktığı gözlemlenmiştir. 

Pavlov'un köpek deneyi

Pavlov'un deneyinde iki uyarım vardır:

Şartsız uyarım: Bu uyarım organizmanın yaradılışı gereği tepkide bulunduğu uyarımdır. Örneğin, köpeğin eti görünce ağzının sulanmasında, et şartsız uyarımdır. 

Şartlı uyarım: Bu uyarım ise, şartsız uyarıma bağlı olarak ortaya çıkan uyarımdır. Örneğin, deneydeki zil sesi şartlı uyarıcıdır. Köpeğin zil sesine gösterdiği tepkiye ise şartlı tepki denir. 

Klasik şartlanmayla ilgili bazı kavramlar:

Genelleme: Yapay uyarıcıya karşı şartlanan organizmanın, yapay uyarıcıya benzeyen tüm uyarıcılara aynı tepkiyi göstermesidir. Bir kez köpekten korkan çocuğun, bütün dört ayaklı hayvanlardan korkması bu duruma örnektir. 

Ayırt etme: Şartlanılan davranış başka bir benzer durumda başarıya götürmezse bu ikisi arasında organizmanın ayrım yapmasıdır. İlk kez kediyi algılayan bir çocuk bütün dört ayaklı hayvanlara kedi der. Bir süre sonra her dört ayaklı hayvanın kedi olmadığı anlar ve ayırt eder. 

Sönme: Yapay uyarıcıya karşı şartlanan organizmanın, doğal uyarıcı verilmediği taktirde aradaki bağı unutmasıdır. Zil sesine salya akıtmaya şartlanan köpeğe, zilden sonra defalarca et verilmezse köpek artık salya akıtmayı kesecektir. 

Kendiliğinden geri gelme: Sönme yoluyla yok olan davranışların bir süre sonra yeniden canlanmasıdır. Artık balık tutamadığı için aynı koya gitmekten vazgeçen balıkçının bir süre sonra aynı koya geri dönmesi buna örnek olarak gösterilebilir. 

Şartlanma türü öğrenmeleri iki başlık altında toplayabiliriz:

Klasik şartlanma

Şartlı refleks ve şartlı tepki yoluyla gerçekleşen şartlanmadır. Pavlov'un köpek deneği bir klasik şartlanma (koşullanma) deneyidir. 

Operant (edimsel) şartlanma

Organizmanın öğrenmeye etkin biçimde katılmasıyla oluşan bu şartlanma türüne vasıtalı şartlanma da denir. Organizma öğrenmeyi gerçekleştirdiğinde ödül alır ve bu nedenle öğrenmede isteklidir. Ödül beklentisi veya ceza korkusu nedeniyle organizma kendisini öğrenmeye zorlamaktadır. Bu tür şartlanma sirk hayvanlarının eğitimi için çok sık kullanılır. 

  • Edimsel şartlanma ile klasik şartlanma arasında bazı farklar vardır. Bu farkları özetle şöyle sıralayabiliriz:
  • Klasik şartlanmada uyarıcı ışık ya da ses gibi belirli bir olaydır ve kısa süre için sunulur. Edimsel şartlanmada ise uyarıcı birçok öğesi olan bir durumdur. Ayrıca uzun süre için verilir. 
  • Edimsel şartlanmada organizma daha aktif olmak zorundadır. Klasik şartlanmada organizmaya istenen davranış gösterilsin veya gösterilmesin doğal uyarıcı kendisine verilir. Buna karşın edimsel koşullanmada istenilen davranış için ödül, istenilmeyen için ceza vardır. 
  • Edimsel şartlanma ile organizmada daha kalıcı, daha geç unutulan öğrenme sağlanır. 

B. Deneme - Yanılma Yoluyla Öğrenme

Organizma bir problemle karşılaşınca bu problemi çözmek üzere türlü davranışlarda bulunur. Problemin çözümüne yardımcı olan davranışları benimser, çözüme yardımcı olmayanları tekrar etmez. Birçok kez bu denemelerde bulunan organizma yanılmaları giderek azaltır, doğruyu öğrenir. Örneğin, bir labirente konan aç fareler, birçok defa çıkmaz yollara saparak yiyeceğe ulaşırlar. Aynı labirente birkaç kez daha konulduklarında her seferinde yanılmaları azaltarak yiyeceğe daha kısa sürede ulaşırlar. Sonunda labirente konulduklarında hiç yanılmadan yiyeceği bulurlar. Deneme yanılma yoluyla öğrenme insanın günlük hayatta sık sık başvurduğu bir öğrenme yoludur. 

C. Kavrayış Yolu ile Öğrenme

Organizmanın zihinsel fonksiyonları kullanarak gerçekleştirdiği öğrenme türüdür. Birden çok sayıdaki materyal ya da konu arasında mantıksal ilişkilerin kurulduğu öğrenmedir. Bu öğrenme türünde öğrenenin zeka ve yeteneği öğrenme hızına doğrudan etki eder. Yüksek yapıda bir beyin gerektirdiği için genellikle insanlara özgü bir öğrenme türüdür. Daha üst düzey davranışları kazanmak için kullanılır.

D. Farkına Varmadan Öğrenme

Bilinçli bir öğrenme isteği göstermediğimiz halde gerçekleşen öğrenmedir. Örneğin, bireyin hiç gitmediği bir yerin şehrin hangi tarafında olduğunu bilmesi farkında olmadan öğrenmeye bir örnektir. Kişi fazladan çaba göstermese bile bu bilgiye istemsiz olarak sahip olur. 

Öğrenmede Transfer (Geçiş)

Öğrenmenin belli bir alana bağlı kalmayarak başka alanları da etkilemesi olayına geçiş denir. Bu aktarma olabileceği gibi olumsuz da olabilir. 

Pozitif (Olumlu) Transfer

Öğrenilmiş bir bilgi, bir beceri yeni bilgi ve becerilerin kazanılmasını kolaylaştırıyorsa aralarında pozitif transfer var demektir. Pozitif transfer, bireyin farklı uyarıcılara karşı benzer davranışlar yapmayı öğrenmesi durumunda ortaya çıkar. Bisiklete binmeyi bilen bir kişinin motosiklete binmeyi daha kolay ve çabuk öğrenmesi pozitif geçişe bir örnektir. 

Negatif (Olumsuz) Transfer

Öğrenilmiş bir bilginin, bir becerinin yeni bilgi ve becerilerin elde edilmesini engellemesi olayıdır. Örneğin, iki parmakla daktilo yazan birinin on parmakla yazmayı öğrenmesinin daha zor olması. 

Ket Vurma

Bazı bilgilerin diğer bilgileri karıştırması veya unutturması ket vurma denir. Ket vurmanın iki biçimi vardır.

Geriye ket vurma

Yeni öğrenilenlerin önceden öğrenilenleri unutturmasıdır. Almanya'da çalışan bir Türk işçisinin Almancayı çok iyi öğrenip uzun bir müddet geçtikten sonra Türkçeyi unutması geriye ket vurmadır. 

İleriye ket vurma

Önceden öğrenilenlerin sonradan öğrenilenleri unutturmasıdır. İleri saat uygulamasına geçildiği zaman bireyin bunu bildiği halde yine önceki saat uygulamasına göre zamanını ayarlaması bir ileriye ket vurma olayıdır. 

Çağrışım

Bir varlığın başka bir varlığı hatırlatması olayına çağrışım denir. Aristo, çağrışımın dört ilkesi olduğunu belirtmiştir.

1. Zamanda yakınlık

Zaman bakımından aynı ya da yakın olan eşya ve olaylar birbirlerini zihin alanına çağırırlar. Fransız devriminin yeniçağın başlamasını hatırlatması zamanda yakınlıktan kaynaklanan bir çağrışımdır. 

2. Mekânda yakınlık

Yer bakımından birbirine yakın olan varlıklar birbirlerini çağrıştırırlar. Balıklı gölün Urfa'yı çağrıştırması iki tasarımın da aynı mekânla ilgili olmalarındandır. 

3. Benzerlik

Şekilce ya da işlevce birbirini çağrıştıran kavram veya durumlar benzerdirler. Annesine benzeyen bir insanın annesini hatırlaması benzerliği çağrışım gücünden kaynaklanmaktadır. 

4. Karşıtlık

Birbirinin karşıtı olan kavramlar birbirlerini aynı zihin alanına çağırırlar. Çok zayıf birini gördüğümüzde aklımıza aynı anda şişmanlık da gelir.