Coğrafya

Ülkeleri Tanıyalım III

Ülkeleri tanıyalım konusunun son bölümü olan ülkeleri tanıyalım III bölümünde Güney Afrika Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti ile birlikte ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile ilgili temel esasları göreceğiz.

Güney Afrika Cumhuriyeti

Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika Kıtası’nın güneyinde yer alır. Üç tarafı okyanuslarla çevrili olan ülkenin batı­sında Namibya, kuzeyinde Botswana ve Zimbabwe, kuzeydoğusunda Mozambik yer alır. Ülke Cap, Natal, Transal ve Oranj eyaletlerinin birleşmesiyle oluşmuş federal bir devlettir.

güney afrika cumhuriyeti kimlik kartı

Ülkenin Yüzey Şekilleri

Afrika'nın en güneyinde bulunan ülkede birçok yüzey şekli bulunmaktadır.

Ülkedeki Dağlar, Ovalar ve Platolar

Ülkenin doğu ve güney kıyıları boyunca Drakens Dağ­ları uzanmaktadır. İç platoların etrafını çevreleyen bu dağların yükseltisi yer yer 3000 metreyi bulmaktadır, iç kesimlerde kenarları dik vadilerle yarılmış platolar yer alır. Bu platolar Yukarı, Orta ve Kurak Veld platolarıyla anılır. Bu platoların kuzeybatısında ise Kalahari Çölü'nün uzantısı ile Karroo Platosu yer alır. Ülkenin At­las ve Hint okyanusları kıyılarında bir şerit halinde uza­nan ovalar, nüfusun en fazla olduğu alanlardır.

Ülkedeki Akarsu ve Göller

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin en önemli ırmağı Drakens Dağları’ndan kaynağını alarak batıda Namibya sınırında Atlas Okyanusu'na dökülen Orange Irma­ğadır. Limpopo diğer önemli akarsuyudur.

Ülkenin İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülkede çeşitli iklim tipleri görülür. Doğu ve güneydoğu kıyıları boyunca tropikal iklim özellikleri hakimdir. İç bölgelerde ise yarı tropikal iklim görülür. Kap Bölgesi’nde Akdeniz iklimi, kuzeybatıdaki Kalahari’de çöl iklimi görülür. Ülkenin doğu ve güneydoğu kıyılarında Mozambik sıcak su akıntısının etkisiyle ılıman bir iklim hakimdir. Ülkedeki bitki örtüsü, iklim ve özellikle yağış miktarı ile uygunluk gösterir. Ormanlar toprakların an­cak % 5’ini oluşturur. Ülkenin Ümit Burnu civarında makiler, iç kesimlerde bozkırlar, çöl alanlarında ku­rakçıl otlar, kuzeydoğuda ise savanlar yer alır.

Güney Afrika Cumhuriyeti'nde Nüfus ve Yerleşme

Farklı etnik gruplardan oluşan ülke, Afrika’nın en kala­balık ülkelerindendir. Nüfusun büyük bir kesimini zen­ciler oluşturur. Hollandalılar, Almanlar ve Fransızlar do­ğal kaynaklara sahip olmak için 1488 yılından itibaren Güney Afrika topraklarına yerleşmişlerdir. 1800’lerin sonunda İngilizler, elmas ve altın madenlerinin bulun­ması üzerine ülkeye gelmeye başlamıştır. Yerli halklar­la İngilizler arasında yaşanan savaşlardan sonra 1910 yılında İngiltere’ye bağlı Güney Afrika Birliği ortaya çık­mıştır. Bu birlikte egemenlik Avrupalı beyazların elinde olmuştur. Ülke 1960 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti adını almıştır. 1991 yılına kadar zencilere ırk ayrımı ya­pılmış, oy hakkı verilmemiştir. 1991 yılında yapılan ya­sal düzenlemeyle ırk ayrımına son verilmiştir.

Ülkede nüfusun büyük bölümü güney ve doğu kıyılar ile zengin maden yataklarının bulunduğu Johannesburg kıyılarında toplanmıştır.

Ülkenin Tarım ve Hayvancılığı

Tarım gelirinin ülke geliri içindeki payı sürekli azalsa da ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır, ihracatın yaklaşık 1/3’ü tarımsal ürünlerden sağlanır. Tarım yapı­labilecek alanlar ülke topraklarının büyük bir bölümünü oluşturur. Ancak, sulama problemi nedeniyle tarımsal üretim yetersizdir. Ekilen alanların yarısında mısır tarımı yapılır. Diğer başlıca ürünleri buğday, yer fıstığı, şeker kamışı ve ayçiçeğidir. Ülkenin kurak geçen iç kesimler­deki otlaklarda başta koyun olmak üzere tiftik keçisi ye­tiştirilmektedir. Ülkenin kuzeydoğusunda savanların yaygın olduğu arazilerde ve doğu kıyılarında sığır ye­tiştiriciliği öne çıkmaktadır. Balıkçılık ülkenin Atlas Ok­yanusu kıyılarında yaygın olarak yapılmaktadır. Yakala­nan balıkların büyük bölümü ihraç edilmektedir.

Güney Afrika Cumhuriyeti Sanayisi

Güney Afrika Cumhuriyeti Afrika Kıtası'nın en gelişmiş ekonomisine sahiptir. Ülkede yabancı yatırımcıların sa­yısı çok fazladır. Ekonomik faaliyetler büyük ölçüde değerli metal ve madenlere, tarım ürünlerine dayan­maktadır. Güney Afrika Cumhuriyeti, değerli madenler bakımından Dünya’nın en zengin ülkelerinden biridir. Dünya’nın en büyük altın üreticilerinden biridir. Burada meydana gelebilecek bir üretim aksaklığı uluslararası piyasaları olumsuz etkilemektedir.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ihraç ürünleri içinde pla­tin, altın, elmas gibi değerli madenler önemli bir yer tu­tar. Son yıllarda altın ve elmasın yerini platin almıştır. Altın dışındaki ihraç ürünlerinin % 30’u ham ve işlen­miş tarım ürünlerinden oluşmaktadır. Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika Kıtası'nın tek kâğıt ve selüloz üre­ticisidir.

Ülkede kömür önemli bir enerji kaynağıdır. Enerji ihti­yacının yaklaşık % 72'si kömürden karşılanmaktadır. Kömür aynı zamanda önemli bir ihraç ürünüdür.

Güney Afrika Cumhuriyeti sahip olduğu değerli ma­denlerin ve doğal kaynakların sağladığı ekonomik ge­lişmeyle Afrika Kıtası'nda kurulan bölgesel birliklerde önemli bir ülke konumuna gelmiştir.

Güney Afrika Cumhuriyeti madenleri
Madenler Dünya rezervleri içindeki payı (%)
Manganez 83
Platin 66
Krom 54
Altın 40
Pırlanta 24
Uranyum 12
Titanyum 11
Kömür

Ülkedeki Ulaşım

Güney Afrika Cumhuriyeti çok gelişmiş bir ulaşım ağı­na sahiptir. Afrika Kıtası’nın en uzun otoyol ağına sahip olan ülkede, kara yolu ulaşımı büyük önem taşır. Ülke aynı zamanda Afrika Kıtası’nın en uzun demir yolu ağı­na sahiptir. Hava yolu ulaşımı gelişme göstermekte olup, deniz yolu ulaşımı özellikle ticaret açısından önemlidir.

Ülkenin dış ticareti dengededir. Çok az olan dış ticaret açığı son yıllarda artan turizm gelirleriyle kapatılır. Dış ticaretinin büyük bölümünü Avrupa ve diğer Afrika ül­keleriyle yapar.

Çin Halk Cumhuriyeti

Dünyanın en kalabalık ülkesidir. Ekonomik olarak da çok hızlı büyümektedir. Geleceğin en büyük dünya güçlerinden biri olarak görülmektedir.

çin halk cumhuriyeti kimlik kartı

Çin'in Coğrafi Konumu

Çin Halk Cumhuriyeti, Asya Kıtası’nın doğusunda yer alır. Yüz ölçüm bakımından Dünya'nın en büyük ülke­lerinden birisidir. Doğusunda Büyük Okyanus kenarın­da yer alan Çin Denizi ve Kore ile çevrilidir. Kuzeyde Rusya ve Moğolistan, batıda Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindis­tan, Bhutan, Nepal, Laos, Vietnam ve Birmanya kuzey­doğuda ise Kuzey Kore ile komşudur.

Çin Halk Cumhuriyeti, coğrafi açıdan dört bölgeye ay­rılır. Bunlar; Doğu Türkistan (Sinciang), Tibet Plato­su, Kuzey Çin ve Güney Çin’dir.

Çin'deki Yüzey Şekilleri

Ülke yüzey şekilleri bakımından çeşitlilik gösterir. Do­ğu Çin genel olarak geniş ovalar, lös ile kaplı sahalar ve çevresi alçak tepelerle çevrili havzalardan oluşur. Batı Çin ise genel olarak yüksek dağlar ile bunların oluşturduğu Tibet Platosu ve bu dağlar arasında kalan çöküntü havzalarından oluşmuştur.

Ülkedeki Dağlar, Ovalar ve Platolar

Çin'in batısında Dünya’nın en yüksek dağ sıraları yer alır. Dağlar genellikle doğu batı yönünde uzanır. Ku­zeybatıda ortalama yüksekliği 3000 metreyi aşan Altay Dağları ve güneyde daha yüksek olan Tanrı Dağ­ları ile Tibet Platosu’nun kuzeyinde Karanlık Dağlan uzanır. Güneye doğru ise Dünya’nın en yüksek dağını oluşturan Himalaya Dağları'na geçilir. Dağlar arasın­da geniş havzalar yer alır. Batıda Tanrı Dağlan, Çungarya ve Tarım havzalarını birbirinden ayırır. Tibet Platosu'nun kuzeyinde Altın Dağları ile Karanlık Dağları yer alır.

Çin’in güneybatı ve orta kesiminde, yükseltisi fazla olan Tibet Platosu, kuzeybatısında Şensi ve Şansi platoları bulunur. Çin'in doğu kesimlerinde genel ola­rak geniş ovalar yer almaktadır. Bu ovaların başlıcaları; Sarı Deniz'in kuzeyinde Mançurya Ovası, batısında Kuzey Çin Ovası, güneyinde Mavi Irmak’ın getirdiği alüvyonlarla oluşmuş Yankçe Ovası yer alır. Mançurya ve Yankçe ovalan hem tarımsal faaliyetlerin hem de sanayi ve ulaşımın geliştiği alanlardır. Ovaların, Çin’in toplam yüz ölçümü içindeki payı %18 iken platoların kapladığı alan % 30 kadardır.

Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki Akarsu ve Göller

Çin’de çok fazla ırmak vardır. Bunlardan Yang-çe (Maviırmak) Çin’in en uzun akarsuyudur. Bir kısmı ulaşıma elverişli olan bu ırmak üzerinde taşkınlardan korun­mak için çok sayıda baraj kurulmuştur. İkinci büyük akarsuyu Huang-ho (Sarıırmak)'dur. Bu akarsu üze­rinde de sulama ve enerji üretimi amaçlı çok sayıda baraj kurulmuştur. Bu akarsular Büyük Okyanus’a dö­külür. Bunların dışında Güney Çin Denizi’ne dökülen Mekong ve Altın Dağları’ndan doğup Tarım Havzası'ndan geçen Tarım Nehri yer alır. Ülkede çok sayıda göl bulunmasına rağmen, büyük yüz ölçüme sahip göllere rastlanmaz. Önemli gölleri Donding, Poyang ve Bosien gölleridir.

Ülkenin İklimi ve Bitki Örtüsü

Yüzey şekillerinin çeşitliliğine bağlı olarak çeşitli iklim tipleri görülür. Ülkenin kuzey, batı ve kuzeybatısında karasal iklim özellikleri, güney, doğu ve güneydoğu­sunda muson ikilimi görülür. Doğu Türkistan'da yarı kurak step iklimi ile çöl iklimi görülür. Yıllık sıcaklık ve yağış ortalaması genel olarak güneydoğudan kuzey­batıya doğru azalma gösterir. Örneğin güneydoğu kıyı­larında yıllık yağış miktarı 2000 mm’yi geçerken, Tarım ve Çungarya havzalarında 100 mm'nin altına düşer.

Çin’de bitki örtüsü yüzey şekillerinin çeşitliliği ve top­rakların genişliğiyle orantılı olarak çok zengindir. Ülke topraklarının % 13'ü ormanlarla kaplıdır. Çin’in doğu­sunda ormanlar, batısında ise stepler ve çöl bitkile­ri yaygındır. Bazı bölgelerde tropikal ormanlara rast­lanır.

Çin'de Nüfus ve Yerleşme

Çin uygarlığı, 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. 1949 yı­lından itibaren günümüze kadar olan dönemde sosya­list bir idare tarzı ile yönetilen ülkenin başkenti Pekin’in nüfusu 6,8 milyondur. Pekin kültür, ekonomi ve ulaşım merkezidir. En büyük sanayi ve ticaret şehri ise Şang­hay’dır. Şanghay’ın nüfusu yaklaşık 7,3 milyondur. Çin’in toplam nüfusu yaklaşık 1,3 milyardır. Ancak nü­fus ülke geneline düzenli dağılmamıştır. Ülke nüfusu­nun % 80’i ülke yüz ölçümünün % 20’lik bir bölümü­ne toplanmıştır. Çin’in bazı bölgelerinde nüfus yoğun­luğu bu yüzden 1000 kişi / km2 yi geçer.

Hong Kong, Çin'in güney kıyısında bulunan, 1 Tem­muz 1997 tarihine kadar İngiliz Krallığı'na bağlı sömür­ge ve adalar grubuyken, bu tarihten itibaren Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özel yönetim bölgesi olmuştur. Hong Kong, Asya’nın en büyük serbest pazarı ve lima­nı, en işlek ticaret, endüstri ve turizm merkezidir. Nüfus yoğunluğu bakımından km2 ye 3500 kişi ile Dünya’da 1. sırayı alır. Hong Kong’da tropikal muson iklimi hakimdir.
Çin'de nüfus artış hızını düşürmeye yönelik sıkı politi­kalar izlenmektedir. Bunlardan tek çocuk sahibi ailele­ri destekleme en dikkat çekici olanlarıdır. Nüfusun az bir bölümü şehirlerde yaşayan ülkede, büyük şehirler doğu ve güney bölgelerinde toplanmıştır. Başlıca önemli şehirleri başkenti Pekin ile Şanghay, Tieçin, Şınyang, Nankin ve Sian’dır. Çin nüfusunun yaklaşık % 20’si şehirlerde, geri kalanı kırsal kesimlerde yaşar. Kırsal kesimde dağlık alanlar dışında çoğu kez toplu köy yerleşmeleri görülür.

Çin'de Tarım ve Hayvancılık

Halkın geçimini sağladığı en önemli ekonomik faaliyet tarımdır. Tarım alanları daha çok ülkenin doğusunda toplanmıştır. Sarıırmak ve Maviırmak çevresinde yılda iki ürün alınabilmektedir. En önemli tarım ürünü pirinç­tir. Pamuk, mısır, çay, şeker kamışı, buğday, şeker pancarı ve çeşitli sebzeler diğer yetiştirilen ürünler­dendir. Tarımda üretimi artırmak için yapılan bütün ça­lışmalara rağmen, hızla artan nüfusun ihtiyaçları karşılanamamakta, açık ithalatla kapatılmaktadır.

Güney Çin’de ipek böcekçiliği önemli bir gelir kayna­ğıdır. Çin’de hayvancılık faaliyetleri büyük ölçüde çift­liklerde yapılır. Koyun, sığır ve domuz yetiştirilir. Dünya’nın en büyük balık üreticisi olan Çin, üretiminin ta­mamını ülke ihtiyaçları için kullanır.

Çin Sanayisi

Çin, sahip olduğu önemli doğal kaynaklan ve nüfusu ile gelişmekte olan ülkeler arasında önemli bir güçtür. Son yıllarda sanayi alanında büyük gelişmeler kayde­den ülke pamuk ve ipekli dokuma sanayi, demir çelik sanayi, silah sanayi ile makine imalatında büyük iler­lemeler kaydetmiştir. Bu nedenle Çin'in enerji tüketimi ve ihtiyacı son yıllarda büyük artış göstermiştir.

Madencilik Çin'de önemli bir ekonomik faaliyettir. Ülke maden yatakları açısından oldukça zengindir. Çin'de en fazla çıkarılan madenler kömür ve petroldür. Çin petrol ve petrol ürünü ihracatı yapar. Ülke aynı zamanda Amerika ve Rusya'dan sonra elektrik üretiminde üçüncü sıradadır.

Çin önceleri sadece SSCB ve diğer sosyalist bloğu ül­kelerle olan dış ticaretini son yıllarda bütün Dünya ül­keleriyle yaparak büyük bir gelişme göstermiştir. Bu bakımdan ekonomistler tarafından Çin’in yakın bir ge­lecekte çok büyük bir ekonomik güç olacağı tahmin edilmektedir.

Çin son yıllarda Fransa ve İngiltere’yi geçerek Dünya’nın en güçlü ekonomik güçlerinden biri olmuştur. Japonya’yı da geride bırakarak Dünya’nın en fazla dö­viz rezervine sahip ülkesi konumuna gelmiştir. Çin’in bu ekonomik yükselişinde değişik etkenler söz konu­sudur. Bunların başlıcaları şunlardır:

  • Yabancı yatırımcılara büyük kolaylıklar sağlanması
  • Devletin ekonomik kalkınma bölgesi, teknolojik kalkınma bölgesi, sanayi parkları ve serbest bölge kurulmasına öncülük ederek, bu bölgelerden alı­nan gelir vergisinin azaltılması veya kaldırılması 
  • Ucuz iş gücü nedeniyle Dünya'nın ekonomik ba­kımdan büyük şirketlerinin üretimlerini Çin'e kay­dırması
  • Yolsuzluk, kaçakçılık ve dolandırıcılıkla mücadelelerin artırılması ve bu suçlara ağır cezaların uygu­lanması
  • Alt yapı hizmetlerini geliştirmesi. Örneğin bu çer­çevede devlet her yıl kara yollarına 65 milyar dolar yatırım yapmaktadır.
  • Gümrük vergilerini kademeli olarak azaltması, bu­nun sonucu Çinlilerin teknoloji transferi yapabil­melerine olanak sağlanması. Çinlilerin ithal malla­rını örnek alıp, kendi üretimlerini geliştirmeleri.
  • Hükumetin Ar-Ge çalışmalarını artırarak, daha ucuz, kaliteli, verimli ve daha özgün malların üreti­mine öncülük etmesi.

Çin'de Ulaşım

Çin'de ulaşım ağı son yıllarda büyük gelişme göster­miştir. Uzunluğu 700 000 km’yi bulan birinci sınıf kara yoluna sahiptir. Buna karşılık demir yolları sınırlı bir dü­zeydedir. Çin'in sanayileşmesinde kara yollarına yaptı­ğı yatırımların önemi fazladır. Kara yolu ve demir yolu şebekesi ülkenin doğu kesimlerinde yoğunlaşmıştır.

Çin, 5 yılda dış ticaret hacmini 3 kat artırıp 1,7 trilyon dolara çıkarmıştır. Gayri Safi Millî Hâsılası’nı her yıl % 10 artırarak ABD, Japonya ve Almanya’dan sonra Dünya'nın 4. büyük ekonomik gücü olmuştur. Tek­noloji ürünlerinin dış satımdaki payı son 8 yılda % 11 'den % 27’ye çıkmıştır. Her yıl Ar-Ge çalışmalarına ayırdığı payı 30,5 milyar dolara çıkarmıştır.

Çin Turizmi

Çin’in son dönemde ekonomide sağladığı büyük ba­şarıya paralel olarak turizm sektörü de hızlı bir gelişim göstermektedir. Şu anda Çin’de gezilecek turistik ören yeri sayısı gittikçe artarken, altyapı hizmetleri de iyileştirilmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak, Çin'e se­yahat eden yabancıların sayısı da günden güne art­maktadır. Dünyaca ünlü Çin Şeddi, en fazla ziyaret edilen yerler arasındadır.

Çin, her yıl ithal ve ihraç ürünleri fuarı düzenleyerek çok sayıda iş adamını ağırlamaktadır. Bu tür organi­zasyonlar ülkenin turizmini geliştirdiği gibi aynı za­manda dış ticaret hacmini de artırmaktadır.

Ülkeler Neden Farklı Gelişmişlerdir?

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri farklı şekillerde ölçülebi­lir. Gelişmişlik seviyesini tek bir ölçütle belirtmek güç­tür. Çünkü ülkelerin ekonomik, sosyal ve siyasal yapı­ları farklılık gösterir. Gelişmişlik seviyesini belirleyen en önemli ölçüt kişi başına düşen millî gelirdir. Bunun ya­nında sağlık, eğitim, yerleşme, nüfus gibi bir takım göstergeler de ölçüt olarak kullanılabilmektedir. Örne­ğin ülkelerin okullaşma oranları, doktor başına düşen kişi sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi veriler ölçüt olarak kullanılabilmektedir. Birleşmiş Mil­letlerin bu konuda kullandığı en geçerli ölçüt insani gelişim endeksidir.

İnsani gelişme endeksi, her ülkedeki yaşam uzunlu­ğu, okuryazar oranı, eğitim ve yaşam düzeyi doğrultu­sundan hazırlanan bir ölçümdür. İnsanların düzgün yaşaması, özellikle çocuk hakları için bir ölçüt teşkil eder. Bir ülkenin gelişmiş, gelişmekte olan ya da geliş­memiş bir ülke olduğu bu endekse bakılarak anlaşıla­bilir. Bu endeks Birleşmiş Milletler tarafından her yıl ha­zırlanır.

1970’li yıllarda ülkelerdeki kalkınma ve gelişme, büyük oranda ulusal gelirdeki artışla eşdeğer görülmekteydi. Kalkınmadaki temel amaç, üretim ve istihdam yapısın­da sanayi ve hizmet sektöründe çalışanların sayısını artırmak olmuştur. Bu amaca uygun olarak ülkenin ge­lişmişlik seviyesinin en iyi göstergesi olarak kişi başı­na düşen millî gelir kullanılmıştır. 1970’li yıllardan son­ra gelişmişlik ölçütlerinin sadece ekonomik olarak de­ğil insani, sosyal ve çevresel boyutlarıyla da tanımlan­ması gerektiğini savunan yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca ekonomik büyüme kavramının içine yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı ve bölgesel dengesizlik gibi un­surlar da eklenmiştir.

Ekonomik açıdan kalkınmış olan birçok ülkede sosyal sorunların ortaya çıkması, ekonomik kalkınma ile insa­ni gelişme arasındaki ilişkilerin önemini ortaya çıkar­mıştır. Bu doğrultuda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından, ülkelerin sosyoekonomik geliş­mişlik düzeylerinin ortaya konulduğu İnsani Gelişme Göstergesi oluşturulmuştur.

İnsani Gelişme Göstergesi başlıca üç temel ölçütü ön plana çıkarmaktadır. Bunlar:

  1. Uzun ve sağlıklı yaşam; ölçümü ortalama yaşam süresine göre yapılır.
  2. Bilgi düzeyi; okuryazar oranı (2/3'ü) ve ilkokul, li­se ve üniversite kayıtları yüzdesi (1/3'ü) ile yapılır.
  3. Ölçünlü (standart) yaşam düzeyi; ölçümü kişi başına düşen gelir ve alım gücünün Amerikan Doları'ndan hesaplanmasıyla yapılır.

Birleşmiş Milletler'in hazırladığı insani gelişim raporuna göre bazı gelişmiş ülkeler insani gelişim konusunda daha fazla gelişim gösterirken gelişmekte olan ülkeler de bu açıdan gerileme içerisindedir. Gelişmemiş veya geri kalmış ülkelerin büyük bir kısmı Afrika Kıtasında bulunmaktadır.