Coğrafya

Ülkeleri Tanıyalım I

Coğrafya insanoğlunun yaşadığı doğayı tanımasına yarar. Bugün siyasi sınırları belirli birçok ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerden başlıcalarını tanımak dünyanın nasıl bir yer olduğu konusunda bize fikir verir. Bu nedenle ülkelerin tanıyalım konusu önemine binaen detaylı anlatılmıştır. Konu uzun olduğu için üç parçaya ayrılmıştır. Bu ilk kısımda Japonya, İngiltere ve Hindistan'ı detaylı bir şekilde ele alacağız. Üç ülke de gerçekten çok önemli ülkelerdir.

Japonya

Japonya çok önemli bir Uzakdoğu ülkesidir. Ürettiği teknoloji ile dünya ekonomisinde çok önemli bir paya sahiptir.

japonya'nın kimlik kartı

Japonya'nın Coğrafi Konumu

Japonya, Büyük Okyanus’ta dört büyük ada ile yakla­şık 3900 küçük adadan oluşan bir ülkedir. Dört büyük ada ülkenin % 97’sini oluştururun Bu adalar güneyden kuzeye doğru Kyuşu, Şikoku, Honşu ve Hokkaido’dur. Ülke Asya’nın doğu kenarı boyunca bir yay oluşturacak şekilde, kuzeydoğudan güneybatıya uza­nan dağlık bir takımada grubu üzerinde yer alır. Ülke­nin kıyılarının uzunluğu yaklaşık 27 350 km’dir. Ülkenin adalardan oluşması, Japonların izole olmasında ve kendi uygarlıklarını geliştirebilmelerinde etkili olmuş­tur. Japonlar, diğer kültürlerden fazla etkilenmemiştir.

japonya'nın coğrafi konumu

Yüzey Şekilleri

Dağlar ve Ovalar

Japonya oldukça dağlık bir ülkedir. Ülke arazisinin yaklaşık % 70'i dağlardan oluşur. Japonya'yı oluşturan adalar içinde en yüksek zirveler ve en dağlık yerler Honşu Adası'ndadır. Burası Japonya'nın çatısı konu­mundadır. Dağların zirvesinin 3000 metreyi geçtiği yer­ler bulunur. Örneğin Fuji Dağı 3376 metredir. Ülke dağlık ve engebeli olduğu için ovaların kapladığı alan azdır. Ülkenin % 21 'ini ovalar oluşturur. Ovalar da daha çok kıyı kesimlerde toplanmıştır. Başlıca ovaları; Tokyo ko­yu çevresindeki Kanto Ovası ile Sendai, İşikari ve Toyoma ovalarıdır.

Japonya'da çok sayıda volkanik ada vardır. Dünya’da- ki aktif volkanların 1/7'sine yakını Japonya’da yer alır. Japonya volkanik olaylarla birlikte, Dünya’nın sismik açıdan en aktif bölgelerinden biridir. Depremler sık ve şiddetli olarak görülür. Çoğu küçük alanları etkilese de yılda ortalama 1500’e yakın deprem kaydedilir. Vol­kanlar ve depremlerle birlikte Japonya'da tayfunlar da doğal afetler içinde gösterilebilir.

Akarsu ve Göller

Japonya'daki akarsuların boyu kısa, akışı hızlı ve hid­roelektrik enerji potansiyeli fazladır. Akarsuların bu özellikleri üzerinde arazinin engebeli ve yüksek olma­sının etkisi fazladır. Akarsuların akımları nisan ve eylül aylarında en yüksek seviyeye ulaşır. Başlıca akarsula­rı Tone ve Shinano'dur. Japonya, göl bakımından zengin bir ülkedir. Göllerin sayısının yaklaşık 600 civa­rında olduğu sanılmaktadır. Göllerin büyük bir kısmı volkanik kökenlidir. Ülkenin en büyük gölü Biwa’dır.

Japonya İklim ve Bitki Örtüsü

Japonya'da muson iklimi hakimdir. Ancak, enlem ve yükselti farklılığına bağlı olarak sıcaklık ve yağış mik­tarlarında büyük farklılıklar ortaya çıkar. Kuzeydeki

Hokkaido Adası ile Honşu Adası’nın kuzey kesimlerin­de, Oya Şivo soğuk su akıntısı ve Sibirya üzerinden gelen soğuk hava kütlelerine bağlı olarak kışlar çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Güneye doğru gidildikçe kışlar ılımanlaşır, yüksek yerler dışında kar yağışı gö­rülmez.

Yazlar sıcak ve yağışlı geçer. Yaz musonları sayesinde bol yağışlı mevsimler yaza denk gelir. Sıcaklık ve yağış miktarları kuzeye doğru azalır. Ülkenin iç kısımlarında şiddetli rüzgârlar (tayfun) ve sağanak yağışlar görülür.

Japonya’da çok zengin bitki örtüsü vardır. Bunun ne­deni ülkede hakim olan ılıman ve bol yağışlı iklimdir. Ayrıca, ülkenin kuzey güney yönündeki enlem farkının fazla olması bitki çeşitliliğinin fazla olmasında etkili ol­muştur. Ülke topraklarının % 65'i ormanlarla kaplıdır. Bu ormanların da yaklaşık % 40’ı insanlar tarafından ağaçlandırılarak oluşturulmuştur.

Japonya, orman bakımından çok zengin olmasına rağmen ağaç ithal etmektedir. Bu durumun nedeni ağacın kullanım alanının eskiye göre artmasıdır. Ağaç eskiden yalnızca inşaatlarda kullanılırken, gü­nümüzde kâğıt ve mobilya gibi sektörlerde de kulla­nılmaktadır. Bu nedenle ülkenin ağaç ihtiyacı üreti­minden fazla olmaktadır. Kereste ithalatı petrolden sonra ikinci sırada yer alır.

Japonya'da Nüfus ve Yerleşme

Japonya Dünya’nın en kalabalık ülkelerinden biridir. Yüz ölçümü küçük olmasına rağmen, nüfusu çok faz­ladır. Ülkede yaklaşık 127 milyon insan yaşar. Japon­ya, Dünya’nın en yoğun nüfuslu ülkeleri arasında yer alır. Km2 ye 338 kişi düşmektedir. Topraklarının % 70’ten fazlasının yerleşime elverişli olmayan dağlık alanlardan oluşması nüfusun ovalarda, alçak düzlük­lerde ve kıyılarda toplanmasına yol açmıştır. Ülke nü­fusunun en önemli özelliklerinden birisi türdeş yapıda olmasıdır. Ülke bir uçtan bir uca şaşırtıcı benzerlik gös­terir. Bu benzerlikte tarihi ve geleneksel bağların etkisi fazladır.

Ülke nüfusunun yaklaşık % 79’u şehirlerde, % 21 'i kır­sal alanda yaşamaktadır. Eski başkent Kyoto hariç nü­fusu 1 milyonu geçen şehirlerin hepsi kıyıda, özellikle güneyde koylar çevresinde yer alır. Başlıca şehirleri Tokyo, Kavasaki, Yokohoma, Osaka, Kobe ve Nagoya'dır.

Japonya’nın nüfus yapısındaki değişimlerle birlikte or­talama ömür süresinde dikkate değer bir artış olmuş­tur. Günümüzde ortalama ömür kadınlarda 84, erkek­lerde 77’dir. Bu durum; gelişmiş sağlık hizmetlerine, taze sebzelerin ve balığın ağırlıkta olduğu beslenme tarzına ve yaşam koşullarına bağlıdır.

Japonya Tarım ve Hayvancılığı

Yer şekillerinin engebeli olması nedeniyle, toprakları­nın ancak % 13’ü tarıma uygundur. Modern yöntemle­rin kullanılması ve her karış toprağın işlenmesine rağ­men, nüfusun fazla olmasından dolayı tarımsal üretim ülke ihtiyacını karşılamaz. Bu nedenle ülke tarımda dı­şa bağımlıdır. Dünya’nın en çok tarımsal ürün ithal eden ülkelerinden biridir. Tarım alanlarının darlığı, mo­dern yöntemlerle tarımın yapılmasını zorunlu kılar. Ta­rım makineleri, ekim yöntemleri ve gübreler sayesinde dar alanda ülkenin toplam sebze ve meyve ihtiyacının yaklaşık yarısı üretilir. Özellikle yeni teknolojilerin bu başarıdaki etkisi fazladır. Japonya’da bazı tarım ürün­leri, toprak olmaksızın (hidrofonik yöntem) üretilmek­tedir. Topraklarının büyük bölümünde pirinç üretilir. Bunun yanında buğday, arpa, şeker pancarı, şeker ka­mışı, sebze ve meyve diğer önemli tarım ürünleridir. Bir miktar çay ve tütün de yetiştirilmektedir.

Japonya'da teknoloji tarımda yaygın olarak kullanıl­maktadır. Özellikle genetik mühendisliği tarımda yaygın olarak kullanılmaktadır. Genetik mühendisle­ri, ürünün daha az zahmet ve masrafla daha sağlıklı olması yönünde önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

Otlakların azlığı nedeniyle büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği küçük çapta yapılır. Hayvansal ürün ihtiyacı daha çok ithalatla karşılanır. Japonya’yı çevreleyen denizlerin balık bakımından zengin olma­sı, eskiden beri balıkçılığı önemli hâle getirmiştir. Ja­ponların beslenmesinde deniz ve deniz ürünleri önemli bir yer tutar. Bu durum, balıkçılığı Japonya’da önemli bir sektör hâline getirmiştir. Son derece mo­dern yöntemlerle yapılan açık deniz balıkçılığı saye­sinde ülke, avlanan balık miktarı açısından ilk sıralar­da yer alır. Balıkların toplam beslenme içindeki yeri fazladır. Tüketim çok fazla olduğundan zaman zaman balık ithal edilmektedir.

Japonya Sanayisi

Japonya, II. Dünya Savaşı sonunda nüfus ve iş gücü kaybına uğrarken ekonomik olarak da büyük bir dar­be almıştır. Hiroşima ve Nagazaki şehirleri atom bom­basının etkisiyle çorak ve boş arazilere dönüşmüş, sa­nayi tesisleri, elektrik santralleri, tersaneler ve ulaşım ağları tümüyle tahrip edilmişti. Japonya savaştan 40 yıl gibi kısa bir süre içinde tüm kayıplarını telafi ettiği gibi, yeni ve güçlü bir ekonomi kurmayı başararak Dünya'daki en ileri teknolojiye sahip ülkelerden biri ol­muştur. Günümüzde Japonya, ABD ve Almanya’dan sonra Dünya’nın 3. büyük ekonomik gücüdür.

Japonya, birçok sanayileşmiş ülkeden farklı olarak sa­nayinin gelişmesini destekleyecek ve onun ihtiyaçları­nı karşılayacak enerji kaynakları ve madenlerden yok­sun bir ülkedir. Bu nedenle de ithal ham maddelere bağımlılığı yüksektir. Günümüzde kömür, petrol, doğal gaz ve demir cevheri ile buğday, pamuk ve kereste gi­bi temel ham maddelerin % 90'dan fazlasını ithalat yo­luyla karşılar. Bundan dolayı temel ham maddeler için Dünya pazarlarında rekabet etmek zorunda kalmakta ve uluslararası ticarette meydana gelebilecek bir karı­şıklık ya da kopukluktan kolaylıkla etkilenebilmektedir. Onun için Japonya, ham madde ithal ettiği ülkelerle ekonomik ve politik açıdan sıkı bir ilişki kurmuştur.

Japonya’da, çeşitli maden yatakları bulunmakla birlik­te çoğunun rezervi sınırlıdır. Onun için ülke yer altı kay­nakları bakımından fakirdir. Sanayi için gerekli olan madenler ve enerji kaynaklarının yalnızca küçük bir bölümü ülke içinden karşılanır. Ülkedeki en önemli yer altı kaynağı linyittir. Kömür, bakır, cıva, nikel, tungsten, gümüş, altın ve kükürt en önemli madenlerdendir.

Ülke enerji ihtiyacının büyük bir kısmını petrolden elde etmektedir. Çok az bir kısmını yerel olarak üretebil­mektedir. 1955 yılına kadar en önemli enerji kaynağı kömür iken, günümüzde petroldür. Ülkede küçük ya­taklar hâlinde petrol olsa da petrol ürünlerinin tamamı­na yakınını Endonezya ve Suudi Arabistan’dan ithal eder. Ülke enerji kaynaklarına olan denizaşırı bağımlı­lığı azaltabilmek için bazı siyasi girişimlerde bulun­maktadır.

Önceleri ağır sanayiye ağırlık veren ülke, günümüzde ham madde ve enerji ihtiyacını azaltmak için hafif sa­nayiye yönelmiştir. Sürekli yeni teknolojiler kullanarak sanayi mallarının kalitesini ve rekabet gücünü artır­makta ve Dünya pazarlarını elinde tutmaktadır. Günü­müzde elektrik, elektronik, optik alet ve makine üreti­minde Dünya’da birinci, demir çelik sanayisinde ikinci sırada yer alır. Güneydoğu Asya ülkeleriyle ucuz işçi­likte rekabet edemediği için, tekstil sanayisi fazla ge­lişme gösterememiştir. Japonya’da otomotiv sanayisi çok ileridir. Yılda 10 milyon otomobil ve 3,5 milyonun üzerinde çeşitli ticari araç üretmektedir.

Japonya'da sanayi tesislerinin büyük çoğunluğunun dar kıyı şeritlerinde toplanmasının nedenleri; ham madde alımlarının kolaylıkla sağlanması ve üretilen malların Dünya pazarlarına gönderilmesidir. Dünya’nın her yanına ihracat yapan Japonya'nın en çok ticaret yaptığı ülke ABD’dir. Almanya, Güney Kore, Tayvan ve Hong Kong diğer ticaret yaptığı ülkelerdir. İthalat mal­ları arasında ağırlığı ham madde, gıda maddeleri ve petrol oluşturur.

Dış ticareti fazlalık veren Dünya’nın ender ülkelerinden biridir. Ülkenin yılda yaklaşık 100 milyar dolar ticaret fazlası vardır. Ülkenin Türkiye ile olan kültürel ve ticari ilişkileri oldukça iyi düzeydedir. Japonya'dan başta çeşitli makineler olmak üzere otomobil, gemi, televiz­yon, video, fotoğraf makinesi ve kimyasal maddeler satın almaktayız. Bunun karşılığında Japonya’ya tü­tün, çimento, fındık, balık, hazır giyim ürünleri, halı ve çeşitli gıda maddeleri satarız.

Japonya'da Ulaşım

Japonya’da ulaşım çok gelişmiştir. Ülke'de en fazla gelişen demir yolu ulaşımıdır. Tamamı elektrikli olan hatlarda hızlı trenler çalışır. Hızlı trenlerin saatteki hızı 300 km’yi bulur. Kara yolları da modern olup, çoğun­luğu oto yollardan oluşur. Büyük Japon adaları dev köprüler ve tünellerle kara yoluyla birbirine bağlanmış­tır. Her kilometre kare araziye yaklaşık üç kilometre yol düşmektedir. Bu değer, Fransa ve İngiltere’nin 2, ABD'nin 4,5 katıdır. Kara yolları yalnızca uzunluk ola­rak değil, alt ve üst yapılarıyla da üstündür.

Japonya’da çok sayıda uluslararası hava alanı bulun­maktadır. Ülkenin bir ada devleti olması, hava ulaşımı­nın dış dünyayla bağlanmasında çok önemlidir. Ja­ponya, Dünya hava ulaşımında kavşak noktasıdır. Tok­yo ve Osaka gibi dev hava alanları ile Dünya'nın her tarafıyla bağlantı sağlanır. Deniz yolu da önemli ulaşım araçlarından biridir. İrili ufaklı binlerce adayı birbirine bağlamakta deniz ulaşımının önemini kavrayan ülke, teknolojinin son ürünlerini bu alanda da kullanmaktan geri kalmamıştır.

Japon Turizmi

Japonya, doğal güzellikleri ve ilginç kültürel yapısıyla görülmeye değer bir ülkedir. Japon halkının gelenek­sel ev tipleri, bahçeleri, tapınakları, sarayları, Buda heykelleri kültürel zenginliklerini oluşturur. Jeolojik ya­pısına bağlı olarak kaplıcaların ve volkanik dağların fazla olması, Japonya’yı turizm açısından çekici hâle getirmiştir.

Japonya'da turizmi dört mevsim canlı tutan organizas­yonlar yapılır. Her yıl kış aylarında Hokkaido Adası’ndaki Sappora’da yapılan kar festivaline 2 milyona yakın insan katılmaktadır. İlkbahar mevsiminde ise çi­çek festivalleri yapılır. Çiçek festivallerine her yıl binler­ce insan katılarak sergilenen çiçekleri ilgiyle izler. Yaz aylarında ise havai fişek gösterileri ve festivaller dü­zenlenir. Her yıl milyonlarca insan tarafından izlenen havai fişek gösterileri Tokyo’da bulunan Sumida Nehri'nde yapılmaktadır.

Japonya, kişi başına düşen yıllık gelirin fazla olması ve önemli miktarda bütçe fazlası olması nedeniyle, den­geyi sağlamak amacıyla ülke dışına turizm seyahatleri düzenlemektedir. Devlet, bizzat insanları telkin ve teş­viklerle kendi ülkelerinde olduğu kadar yurt dışına se­yahat yapmaya özendirmektedir. Bu nedenle yurt dışı­na turist olarak giden insan sayısı, Japonya’ya gelen turist sayısına göre çok fazladır. Günümüzde, Dünya turizmine en çok katılan uluslar arasında Japonlar yer alır.

İngiltere

İngiltere çok önemli bir Avrupa ülkesidir. Sanayisi, siyasal etki gücü ve ekonomisiyle hala dünyanın en önemli ülkeleri arasındadır.

ingiltere'nin kimlik kartı

İngiltere'nin Coğrafi Konumu

Avrupa'nın kuzeybatısında yer alır. Kuzeybatısı ile gü­neybatısında Atlas Okyanusu, batısında İrlanda, doğu­sunda Kuzey Denizi ile güneyinde Manş Denizi yer alır. İngiltere’yi oluşturan adalar topluluğunun en büyüğü olan Britanya Adası ile Kuzey İrlanda ülke topraklarının tamamına yakınını meydana getirir. Ülke Dover Boğa­zı ile Avrupa anakarasına bağlanır.

ingilterenin coğrafi konumu

Yüzey Şekilleri

Yüzey şekilleri bakımından karmaşık bir özellik gösteren ülke, kuzeyde Dağlık İskoçya Bölgesi, güneybatıda Galler Bölgesi, güneyde alçak alanlar olarak üç bölümde incelenebilir.

Dağlar ve Ovalar

Ülkenin kuzey, orta ve güneybatı bölümleri dağlıktır. Dağlar, I. jeolojik zamanda oluşmuş yaşlı kütleler olup, yükseltileri genellikle 1000 metreyi geçmez. İngilte­re’nin kuzey kesimleri IV. zamanda buzullaşmaya uğ­ramıştır. Buzulların oluşturduğu vadilerin ve alçak te­pelik alanların suların altında kalması sonucu kıyıda yüzlerce koy, körfez ve ada meydana gelmiştir.

Ülkenin başlıca dağları; Higlands ve Grampien, Pen- nie, Cambrian dağlarıdır. Ülkedeki en yüksek zirve Grampien Dağları üzerinde yer alan Ben Nevis Doruğu(1343 m)’dur. Ülkenin doğu ve güney kesimleri ço­ğunlukla alçak ovalardan oluşur. Doğudaki bataklık alanlar kurutularak tarım alanı hâline dönüştürül­müştür.

Akarsu ve Göller

Ülkenin yüz ölçümünün küçük olması ve doğu batı yö­nünde daralması nedeniyle kısa boylu akarsular bulu­nur. En önemli akarsuları Thames ve Savern nehirle­ridir. Akarsuların rejimleri genellikle düzenlidir. Bunda ılıman okyanus ikliminin etkisi fazladır. Ülkede büyük göller yoktur.

İngiltere'nin İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülke, ılıman okyanus ikliminin etkisindedir. Kışlar ılık, yazlar serin ve her mevsim yağışlı geçer. Gulf Stream sıcak okyanus akıntısı ülke iklimini ılımanlaştırmıştır. Orta kuşağın kuzey kesimlerinde yer almasına rağ­men kış sıcaklık ortalamaları fazla düşük değildir. Batı rüzgârlarının etkisiyle her mevsim nemli ve yağışlıdır.

Her mevsim nemli ve yağışlı bir iklimin görülmesi, do­ğal bitki örtüsünün ormanlardan oluşmasına neden ol­muştur. Ormanların bir kısmı günümüzde otlaklara ve tarım alanlarına dönüştürülmüştür.

Nüfus ve Yerleşme

İngiltere Dünya’nın yoğun nüfuslu ülkeleri arasındadır. Ülkede nüfusun dağılımı dengesizdir. Nüfusun dağı­lışı üzerinde doğal koşullar ile sanayi faaliyetleri etkili olmuştur. Nüfusun % 90'ı kentlerde yaşar. Yıllık nüfus artış hızı diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi düşüktür.

İngiltere Tarımı ve Hayvancılığı

Ülke topraklarının % 75’i tarıma elverişlidir. Ancak ta­rımda çalışan nüfus çok azdır. Çalışan nüfusun yakla­şık % 4'ü tarımda yer alır. Tarım yöntemleri çok geliş­miş olup, modern teknoloji sayesinde üretim fazladır. Ülkenin tarımsal ihtiyacının yarısından fazlasını karşı­lar. Ülkede en çok yetiştirilen ürünler; buğday, arpa, şeker pancarı, yulaf ve patatestir. Bağcılık ve sebze üretimi de yapılmaktadır. Hayvancılık faaliyetlerinde de modern yöntemler kullanılır. Otlaklarda yaygın olarak yapılan büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık daha çok süt hayvancılığı şeklinde yapılır. Adalar ülkesi olması ve açık denizlere kıyı olması nedeniyle balıkçılık geliş­miştir.

İngiltere Sanayisi

Dünya’da sanayileşme sürecini ilk yaşayan ülke, İngil­tere'dir. Bu nedenle ülke başta Avrupa Kıtası olmak üzere Dünya’da sanayinin gelişimine öncülük etmiştir. İngiltere'nin sanayileşme sürecinin birçok Avrupa ül­kesine göre önce başlamasında çeşitli faktörlerin etki­si vardır. Bu etkilerden başlıcalar şunlardır;

  • Ülkenin Avrupa ana karasına göre daha özgür bir ortama sahip olması. Bunun sonucu birçok bilim, sanat ve fikir adamının bu ülkeye yerleşmesi ve mesleğini özgürce icra etmesine zemin hazırlan­ması
  • Sanayi için gerekli en temel ham maddeler olan kömür ve demir yönünden zengin yer altı kaynak­larına sahip olması
  • 19. yüzyıl başlarına kadar Avrupa’da görülen dere­beylik mücadelesi, mezhep farkı huzursuzlukları, savaşlar gibi siyasal rahatsızlıklardan hiç etkilen­memiş ve siyasi istikrarını erken sağlamış olması
  • Sahip olduğu deniz gücü sayesinde coğrafi keşif­ler sonrasında, doğal kaynaklar bakımından zen­gin olan birçok ülkeyi sömürgeleştirmesi. Bu ülke­lerin doğal kaynaklarını önce yelkenli gemilerle da­ha sonra buharlı gemilerle ülkesine aktarması
  • Bir ada devleti olan ülkenin, Avrupa ana karasına göre elverişli coğrafi konuma sahip olması
  • İngiliz donanması ve güçlü ticaret filolarının, taşı­macılığı kolaylaştırması
  • Parlamentonun, kapitalizmin ilkeleri doğrultusun­da iç piyasada özgür rekabeti önleyici bütün en­gelleri kaldırması

İngiltere’yi Dünya’nın sanayi merkezi hâline getiren ilk yenilikçi değişmeler pamuklu dokuma ve demircilik alanında olmuştur. Sanayi Devrimi’nin temel itici gücü ise pamuklu dokuma sanayisidir. Dokuma, yüzyıllar­dan beri İngiliz millî üretiminin önemli bir bölümünü oluşturmaktaydı. Sanayi Devrimi öncesi yünlü doku­ma İngiltere'nin üstün olduğu alanlardan biriydi. Pek çok İngiliz ailesi yünlü dokumadan kazandığı tecrübe­yi pamuklu dokuma sanayisine aktarmıştır.

İngiltere’nin Sanayi Devrimi’nin beşiği olmasının ne­denleri; Sanayi Devrimi’ni hızlandıracak icatların, teknik buluşların, Birleşik Krallıkta gerçekleşmesi, siyasi, ekonomik ve sosyal avantajların bulunması­dır. Günümüzde pek çok icadın İngiltere patentli ol­masının nedenleri arasında Sanayi Devrimi’nin bu ülkede gerçekleşmesinin etkisi fazladır.

İngiltere'de eskiden elle ya da ayakla çevrilen bir te­kerlekten meydana gelen iplik yapma makinesi kulla­nılıyordu. 1764 yılında Hargreaves iplik yapma maki­nesini icat etti. Bu icatla birlikte dokuma önemli bir uğ­raş hâline geldi. 1769’da Akrwright su gücü ile işleyen iplik makinesini icat etti. Bu makineyle ilk kez dayanık­lı pamuk ipliği üretildi ve bundan yeni bir ürün olan İn­giliz kumaşı üretildi. Hargreaves’in makinesinden fark­lı olarak su gücü ile işleyen bu makine, daha sonrala­rı buhar gücüyle de işletildi. Buhar gücü, su gücünün olmadığı yerlerde de dokuma fabrikalarının kurulması­nı sağladı. Manchester, fabrikaların çoğalmasıyla ilk sanayi şehri olarak ortaya çıktı.

Sanayi Devrimi’nin ilk aşamasında buhar, kömür ve demirin ortak kullanımı demir yolu çağını da açmıştır. Kömür yalnızca demir yollarında çalışan araçlara güç sağlamakta kalmamış, aynı zamanda demir yolları ile kömür çok uzaklara götürülmüştür. Böylece İngiltere'de kömürle çalışan makinelerin bulunduğu fabrikalar hem büyümüş hem de uzak yerlere kadar yayılmıştır.

İngiltere, Sanayi Devrimi’ne 6 milyon nüfusla girmişti. 80 yıl sonra nüfus 14 milyona ulaşmıştı. Yüzyıldan da­ha az bir sürede nüfusun iki katından fazla artması sa­nayi öncesi ülkelerde karşılaşılan bir durum değildi. Artan doğum oranının asıl sebebi erken evlilikler ve fazla çocuk sahibi olma isteğiydi. Doğumlar, yeni ku­rulan fabrikalarda çocuk iş gücüne olan talep yüzündendi. 1795 yılından sonra hükümetin çocuk sayısına göre aile yardımını artırması, teşvik primi uygulanması çocukları her zamankinden önemli hâle getirmiştir. Sa­nayi Devrimi ile birlikte görülen sosyoekonomik geliş­meler tıp alanında da kendini göstermiş, çocuk ölüm­leri azalmıştır. İngiltere'deki sanayileşme şehirleşmeyi de beraberinde getirmiştir. Köylüler yavaş yavaş köy­lerini terk ederek fabrikalarda çalışmak üzere şehirlere göç etmişlerdir.

İngiltere nüfusunun, 1700’lü yıllarda % 25’inden azı şehirlerde yaşıyordu. 1850'li yıllardan başlayarak çe­kim merkezi maden kömürü yataklarında yer alan sa­nayi merkezlerine doğru kaymaya başladı. Doğal ola­rak en çekici olanlar, Manchester ve Liverpool’daki do­kuma tesisleri ve Penine Dağları kenarında yer alan maden yataklarıydı. 1800 ile 1900 yılları arasında şe­hirde yaşayanların oranı % 27’den % 64’e yükselmiş ve İngiltere nüfusunun yarıya yakını sanayileşmiş böl­gelerde yaşamaya başlamıştı. Kırsal alanlardan şehir­lere doğru olan bu göç, İngiltere’yi tarım ülkesinden sanayi ülkesi hâline getirdi. Artan sanayi tesisleri, çe­şitlenen sanayi kolları ve hızlı bir artış gösteren üretim, doğal kaynakların ekonomik ve sosyal hayatta önem kazanmasına neden olmuştur.

16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Dünya’nın en büyük sömürge imparatorluklarından birini kuran ve Dünya’nın her yerindeki sömürgeleri nedeniyle üzerinde Güneş batmayan imparatorluk olarak adlandırılan İn­giltere I. Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgelerinin birçoğunu kaybetti. Britanya adaları üzerindeki topraklar dışında tüm topraklarında bağımsız devletler kuruldu. Bağımsızlık hareketleri sonucunda eski sömürgeleri ile irtibatı kesmeyen İngiltere günümüzde eski sömür­geleriyle birlikte İngiliz Milletler Topluluğu’nu kur­muştur. İngiltere bugün eski gücünü yitirmesine rağ­men hâlâ Dünya’nın en güçlü devletlerinden biridir.

İngiltere yer altı kaynakları bakımından fakir bir ülkedir. Ülke ekonomisini uzun yıllar ayakta tutan kömür günü­müzde çok azalmıştır. En önemli yer altı kaynağı 1970'ten itibaren çıkarılan petrol ve doğal gazdır. Ülke petrol ihtiyacını kendi üretimi ile karşılar. İngiltere’de demir çelik, kimya, otomotiv, petrokimya, dokuma başlıca gelişme gösteren sanayi kollarıdır. Ülke eko­nomisinde bankacılık, sigortacılık, ulaşım gibi hizmet­ler sektörü gün geçtikçe gelişmektedir. İngiltere'nin dış ticareti sürekli açık vermektedir. Dış ticaret açığını turizm, bankacılık gibi sektörlerden elde ettiği gelirler­le kapatmaya çalışmaktadır.

İngiltere’de olduğu gibi her ülke belli bir sanayileş­me süreci yaşar. Sanayideki gelişmeleri zamanında izleyen ülkeler hızla gelişip kalkınırlar ve toplumlarını refaha kavuştururlar.

İngiltere'de Ulaşım

İngiltere çok gelişmiş bir ulaşım ağına sahiptir. Ülkede­ki demir yolları eski önemini kaybetmiştir. Deniz ulaşı­mı, yük taşımacılığında ilk sırayı alır. Dünya'nın önem­li deniz ticaret filolarından birisine sahip olan İngiltere, hava yolu taşımacılığında da ilk sıralarda yer alır. Kara yolu ulaşımı gelişmiştir. Kara yollarının önemli bir bölü­mü İse otoyol şeklindedir. Ülkedeki akarsular üzerinde önemli oranda akarsu taşımacılığı yapılmaktadır.

İngiltere Turizmi

Ülkeyi her yıl çok sayıda turist ziyaret etmektedir. 2004 yılında ülkeye 30 milyon turist gelmiş ve 30,4 milyar dolar turizm geliri elde edilmiştir, iklim özellikleri deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Ülkedeki tarihi ya­pılar en fazla ziyaret edilen yerler arasındadır.

Hindistan

Hindistan giderek büyük güç olmaya başlayan bir güney Asya ülkesidir. Nüfusu çok hızlı bir şekilde artmakta, buna paralel bir şekilde üretim miktarı da yükselmektedir.

hindistan'ın kimlik kartı

Hindistan'ın Coğrafi Konumu

Hint Yarımadası’nın büyük bölümünü oluşturan Hindis­tan, yüz ölçüm bakımından Dünya’nın 7. büyük ülkesi­dir. Hindistan topraklarının tamamı Kuzey Yarım Küre’de yer alır. Güneyden Hint Okyanusu ile komşu olan ülke, doğudan Bengal Körfezi, batıdan Umman Denizi ile çevrilidir. Batıda Pakistan, doğuda Bangladeş ve Myanmar, kuzeyde Çin Halk Cumhuriyeti ile komşudur.

hindistan'ın coğrafi konumu

Yüzey Şekilleri

Dağlar, Ovalar ve Platolar

Ülkenin kuzeyinde Himalaya Dağları’nın uzantıları görülür. Bu dağlar, III. jeolojik zamanda oluşmuş, en­gebeli ve yüksek dağlardır. Bu dağlar üzerindeki en yüksek nokta Nanda Devi Tepesi’dir. (7816 m) Himalayalar’la, Dekkan Platosu arasında doğu - batı doğ­rultusunda uzanan Ganj Ovası bulunur. Bu ova, Ganj Nehri’nin taşıdığı alüvyonların buradaki çöküntü alanı­nı doldurmasıyla oluşmuştur. Hindistan Yarımadası’nın büyük bir bölümü platolarla kaplıdır. Dekkan adı veri­len bu aşınmış platoyu, kuzey ovalarından Vindiya Dağları ayırır. Platonun batı ve doğu kıyıları boyunca Batı ve Doğu Gat Dağları uzanır. Kuzeybatıda Tar Çölü'nün de bulunduğu Racastan Bölgesi yer alır. .

Hindistan'daki Akarsu ve Göller

En önemli akarsuları Ganj, Brahmaputra, Godavari ve Yamuna’dır. Bu akarsular içinde Ganj Nehri’nin Hintliler için ayrı bir önemi vardır. Hindistan, göl bakı­mından zengin değildir. Göller genellikle küçük çaplı olup, az sayıdadır.

Hindistan'ın İklimi ve Bitki Örtüsü

Ülkenin büyük bölümünde muson iklimi egemendir. Ülkede enlem ve yer şekillerine bağlı olarak sıcaklık ve yağış koşullarında önemli değişmeler görülür. Yüksek dağlık alanlarda kışlar çok soğuk geçer. Güneye doğ­ru gidildikçe enlemin etkisiyle sıcaklıklar artar. Racas­tan Bölgesi’nin dışında kalan yerler yaz musonlarının etkisiyle bol yağış alır.

Kuzeydeki Himalayalar’ın yüksek olması ve doğu batı yönündeki uzanışı nedeniyle bol yağış alır. Çerapunçi yıllık 12 000 mm yağış ile, Dünya'nın en fazla yağış alan yeridir. Dekkan Platosu’nun doğu ve batısında yer alan Gat Dağları'nın denize dönük yamaçları da fazla yağış alır. Yağışlar yarımadanın iç kesimlerine doğru ve Racastan Bölgesi’nde azalır.

İklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak da bitki örtüsü çeşitlilik gösterir. Ülkede güneyden kuzeye doğru; tro­pikal muson ormanları, çöl, kurakçıl bitkiler, iğne yapraklı ormanlar ile yüksek alpin çayırlar görülür.

Nüfus ve Yerleşme

Ülke, nüfus miktarı bakımından Dünya’nın ikinci büyük ülkesidir. Nüfusuna göre, toprakları daha az olduğu için nüfus yoğunluğu fazladır. Toplam nüfusu 1 milyarı geçer. Nüfus miktarı bakımından 2. sırada yer alan Hindistan’ın nüfus artışının fazla olması nedeniyle 20 yıl içinde 1. sırada yer alan Çin'i geçmesi beklenmek­tedir.

Hindistan'da nüfusun dağılımı dengesizdir. Ganj Ova­sı, Pencap, Ahmedabad, Bombay ve Korela Yarımadası’nın güneybatısı gerek tarihi yerleşmeleri barındırma­sı gerekse tarım koşullarının elverişliliği nedeniyle Hin­distan’ın en yoğun nüfuslu bölgeleridir. Ülkede çalışan nüfusun yarısından fazlası tarım sektöründe yer alır. Ülkede çalışan nüfusun % 64’ü tarım, % 20’si hizmet, % 16’sı sanayi alanında yer alır.

Hindistan'da Tarım ve Hayvancılık

Ülke genel olarak tarım ülkesidir. Topraklarının yarısı tarıma uygundur. Kış kuraklığı tarımsal verimi olumsuz olarak etkiler. Tarlaların % 30'undan fazlasında birden fazla ürün yetiştirilmektedir. Çok fazla nüfusu olan Hin­distan’da, nüfusu beslemek için tarımsal verimin artırıl­ması gerekmektedir. Bunun için çeşitli tarım yöntemle­ri uygulanmaktadır. Ancak geleneksel tarım yöntemle­ri yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkede tarımdan elde edilen gelirin % 80’ini bitkisel üretim ve tarla faaliyetle­ri oluşturmaktadır. Tarımsal üretim ülke ihtiyacını karşı­layamadığı zaman dışarıdan tahıl ithal edilmektedir.

Üretim, mevsime göre iki ekim döneminde yapılmak­tadır. Yağışlı bahar ve yaz mevsiminde tahıl (buğday) dışında), pamuk, jüt (Hint keneviri), yer fıstığı, çeltik ve mısır ekilir. Kurak kış mevsiminde ise buğday, baklagil­ler veya yağlı tohumlar yetiştirilir. Bunun yanında turunçgil, elma, armut, mango ve muz da ülkede yetişti­rilen diğer ürünlerdir. Fakat ülkenin en önemli tarım ürünü pirinçtir. Pirinç tarımı, genelde bol yağışlı Bengal Havzası’nda yapılır.

Dünya pirinç üretiminde Çin'den sonra 2. sırada yer alan Hindistan; şeker kamışı, tütün ve pamuk üretimi bakımından Dünya'nın önde gelen ülkelerindendir. Hindistan’da jüt, çay, kahve, şeker kamışı üretimi ol­dukça fazladır. Hindistan, Dünya’da kauçuk üretimin­de 3., mısır üretiminde 7., mercimek üretiminde ise 1. sırada yer alır.

Buna rağmen ülke ihtiyacını karşılamak amacıyla za­man zaman buğday, pirinç, mercimek gibi ürünleri it­hal etmektedir. 1960’lı yıllardan itibaren tarımı geliştir­mek ve daha fazla verim almak için çalışmalar yapıl­maya başlanmıştır. Verim değeri yüksek pirinç, buğ­day gibi ürünler yurt dışından getirilerek ürün artışına gidilmiştir.

Hindistan’ın tarım, hayvancılık ve ormancılığa ait genel özellikleri şunlardır:

  • Hindistan, ABD’den sonra Dünya’nın en büyük ta­rımsal alanına sahip ülkesidir.
  • İş gücünün % 50’sinden fazlası tarımda çalışmak­tadır. Nüfus ve nüfus artış hızı ile birlikte tarım ürün­leri ancak kendine yetmektedir.
  • Tarımsal alan bakımından Dünya’da 2. sırada yer almaktadır. Buna rağmen, tarımsal üretim büyük ölçüde doğal koşullara bağlı olduğundan ancak üretim iç tüketimi karşılamaktadır.
  • Tarım eski usullerle yapıldığından verim düşüktür. Tarımsal üretim ancak ülke ihtiyacını karşılamak­tadır.
  • İhracatında tarımsal ürünlerin payı azdır. Tarımda çalışan nüfus fazladır.

Hindistan büyükbaş hayvan sayısı bakımından Dün­ya’da 1. küçükbaş hayvan sayısı bakımından 2. sırada yer alır. Fakat bu yüksek hayvan potansiyeline rağ­men, yeterli et ve süt üretimi sağlanamamaktadır. Bu durumun nedenleri arasında dini inanışlar ve hay­vanlardan alınan verimin düşüklüğü gelir. Bu yüz­den hayvan sayısının fazlalığı, hayvansal ürün ve bes­lenme yeterliliğine dönüşememektedir.

Hindistan'da üç ana tarım sistemi vardır: Emele yo­ğun tarım; tamamen el emeği ve hayvan gücü ile yapılır. Ürünün tarlaya ekimi, işlenmesi, taşınması ve dağıtımı insan ve hayvan gücüne dayanır. Plantas­yon tarımı; geniş sahalarda kauçuk ve çay üretimi yapılmaktadır. Hindistan'da uygulanan "Yeşil Dev­rim” ile tarımda makine kullanılmaya ve verim değe­ri yüksek kaliteli tohumların ekimine başlanmıştır. Plantasyon tarımını büyük şirketler yapmaktadır. Bu­ralarda üretilen ürünlerin bir bölümü ihraç edilmekte­dir. Göçebe tarım sistemi; arazinin sürekli olarak ta­rım yapmaya uygun olmadığı ormanlık sahalarda yapılır. Tarıma açılan bir sahada birkaç yıl tarım yapıl­dıktan sonra terk edilir, başka bir sahada tarım yapıl­maya başlanır. Çünkü fazla yağıştan dolayı toprak ve topraktaki besin maddeleri taşınır.

Hindistan Sanayisi

Hindistan yer altı kaynakları bakımından zengin bir ül­kedir. Başlıca yer altı kaynakları demir, çinko, bakır, boksit, doğal gazdır. Hidroelektrik enerji potansiyeli fazla olan ülkede, elektrik üretiminin büyük bir kısmı barajlardan sağlanır. Ancak, en büyük pay kömürden elde edilen termik santrallere aittir. Ülke sanayileşme yolunda önemli gelişmeler sağlamıştır. Sanayi kuru­luşları maden yatakları çevresinde ve kıyılardaki büyük kentlerin çevresinde toplanmıştır. Dokuma, kimya, gı­da, demir - çelik, makine başlıca sanayi kollarıdır. Ucuz iş gücü nedeniyle Dünya pazarlarında rekabet edebilmektedir. Özellikle tekstilin büyük bir kısmı ihraç edilmektedir.

Hindistan'da Ulaşım

Hindistan çok gelişmiş bir ulaşım ağına sahiptir. Ancak kara yollarının büyük bir kısmı yetersizdir. Dünya'nın en büyük demir yollarına sahip ülkede, yolcu ve yük taşımacılığında demir yollarının payı fazladır. Hava yol­larıyla Dünya'nın birçok noktasıyla bağlantı sağlanır. Dış ticaretinin büyük bir kısmını deniz yoluyla yapan ülkenin en önemli limanları Kalküta, Madras ve Bom­bay’dır.

Hint Turizmi

Hindistan millî parkları, koruma altına alınan yaban sa­haları, tarihî kalıntıları ve sahilleri ile turist çekmektedir. Babür Şah’ın yaptırdığı Agra şehrindeki Tac Mahal'i her yıl binlerce turist ziyaret etmektedir. Yine ülkenin koruma altına alınmış doğal güzellikleri ve sahilleri tu­ristlerin uğrak yerlerindendir.