Coğrafya

Kıtaların Keşfi ve Küçülen Dünya

Medeniyet yeni kıtaları keşfedince elde ettiği doğal kaynaklarla daha hızlı ilerlemeye başlamıştır. Dünyanın daha çok bilinmesi ve ulaşım olanaklarının artması ile de dünya daha erişilebilir bir yer olmuştur. Dünyanın daha çok bilinmesinde ise coğrafi keşifler etkili olmuştur.

Coğrafi Keşifler

Tarihte birçok devlet gelişebilmek ve güçlü durabilmek için önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemiştir. Bu­nun için devletlerarasında birçok savaş çıkmıştır. Tica­ret yollarını ellerinde tutan devletler aynı zamanda ge­lişmişler ve zenginleşmişlerdir, işte bundan dört ya da beş yüz yıl önce Avrupalılar kendilerini Asya ve Afri­ka’nın fakir komşusu olarak görüyorlardı. Çünkü bu kı­talarda değerli altın, çeşitli mücevherler, ipekli halılar, resimli duvar örtüleri, baharat ve porselen vardı. Bu da Avrupalıların gözünde bolluk ve zenginlik demekti. Bu zenginliklere ulaşmak için ticaret yollarının kontrol altın­da tutulması gerekiyordu. O günün ticaret yolları Türklerin ve Müslümanların elindeydi. Bu durum Avrupalıları yeni ticaret yolları aramaya şevketti. Bu dönemde doğu ile batı arasındaki ticarette kullanılan yollardan en önemlileri ¡pek ve Baharat yollarıydı.

İpek Yolu

İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin ha­yatında çok önemli bir yer tutmuş; Uzak Doğu’dan ge­len ipek ve baharat, Batı Dünyası için uluslararası iliş­kilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca Doğu kül­türünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır.

Doğunun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşın­ması, Çin'den Avrupa'ya ulaşan ticaret yollarını oluş­turmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin'in Xian kentinden hareket ederek Özbekistan'ın Kaşgar kentine gelirlerdi. Burada ikiye ayrılan yollar­dan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Deni­zine; diğeri ile de Karakurum Dağları’nı aşarak İran üzerinden Anadolu'ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yolu ile veya Trakya üzerinden karayolu ile Avrupa'ya giderlerdi.

Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette, da­ha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şe­bekesinden yararlanılmıştır. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınması­nın yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de olanak sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları, zaman içinde "İpek Yolu" olarak adlan­dırılmıştır.

İpek Yolu, Asya'yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin ve ırkların da izlerini taşımakta, ola­ğanüstü tarihi ve kültürel zenginlik sunmaktadır. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazan­malarından sonra, İpek Yolu’nun hem bir ticaret yolu, hem de tarihi ve kültürel değer olarak yeniden canlan­dırılması gündeme gelmiş, bu yol boyunca inşa edil­miş ve artık kullanılmayan yapıların, yeni işlevler ka­zandırılarak korunmaları ve yaşatılmaları için çalışma­lar başlatılmıştır

Baharat Yolu

Baharat, günümüzden binlerce yıl önce Doğu ülkele­rinde kullanılıyordu. Orta Çağ Avrupa’sında soyluların sofralarına da girince önemli bir ticaret ürünü haline geldi, ama pahalı olması nedeniyle ancak varlıklı kim­seler satın alabiliyordu. Tarçın, kakule, zencefil ve zerdeçal satışına dayanan baharat ticaretini Çinliler mi­lattan önce başlatmıştı.

Baharat, ilk zamanlarda Batı Asya’dan Karadeniz’e ve Yakın Doğu ülkelerine kara yoluyla getiriliyordu. Moğol İmparatorluğu'nun dağılmasıyla bu yol tehlikeli bir hâle geldi. Bunun üzerine 1400’lü yıllara kadar Arap ve Hintli tüccarlar baharatı deniz yoluyla Kızıldeniz'deki li­manlara kadar taşıdılar. Hindistan'dan başlayarak İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye'nin Akdeniz’deki li­manlarına veya Kızıldeniz yoluyla Süveyş ve Akabe’ye, oradan da kara yoluyla İskenderiye’ye ulaşan baharat, buradan Avrupa'ya gönderiliyordu. İşte Doğu ile Batı arasında baharat ürünlerinin yoğun olarak taşındığı bu yola zamanla Baharat Yolu adı verilmiştir.

Önemli Keşifler

15. yüzyıl ve 16. yüzyıllarda Avrupalıların yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla başlattıkları, yeni okya­nusların ve kıtaların bulunmasıyla gerçekleşmiş olan keşiflere Coğrafi Keşifler denir. Bilimsel bir merak ve yeni ufukların keşfedilmesi duygusu söz konusu ol­makla birlikte temelde bu keşifler özellikle 15. yüzyıl­dan itibaren açık bir şekilde ekonomik nedenlerden kaynaklanmıştır.

Coğrafi Keşiflerin başlıca nedenleri şunlardır:

  • Avrupa'da coğrafya bilgilerinin artması, gemicilik deneyiminin çoğalması, pusulanın öğrenilmesi
  • Avrupa’nın kendinde olmayan ama Doğu uygarlık­larında olduğunu bildikleri zenginliklere ulaşabil­mek için yeni ticaret yolları arayışları
  • Özellikle İspanyol ve Portekiz krallıklarınca, değer­li madenlere ulaşılması için gemicilerin desteklen­mesi
  • Hıristiyanlık dininin ve Avrupa kültürünün yayılmak istenilmesi
  • Avrupalıların Dünya’yı tanımak istemeleri
  • İstanbul'un fethinden sonra Türklerin Doğu ticaret yollarına hakim olmaları ve Avrupalıların açık de­nizlere çıkmak istemeleri vs.

İlk keşif denemeleri, coğrafi konumlarından dolayı Portekiz ve İspanya’nın kontrolünde gelişmiştir. Afri­ka’nın güneyinden Ümit Burnu'nu geçerek Hindistan ve Çin’e ulaşmak, coğrafi keşifler için yapılan ilk dene­melerdir. Bu denemeler esnasında Ümit Burnu'nu ilk keşfeden Portekizli gemici Bartelmi Diaz'dır (1487). Bu yolu kullanarak Hindistan’a ilk ulaşan denizci ise Vasco da Gama’dır (1497).

Ümit Burnu’nun keşfi, Hint Okyanusu'nu önemli bir ti­caret bölgesi hâline getirmiştir. Bu şekilde Avrupalılar ilk kez alternatif bir yoldan Hindistan'a ulaşmış oldular.

Dünya’nın yuvarlak olduğuna inanan Kristof Kolomb sürekli batıya giderek Çin ve Hindistan’a ulaşılabilece­ğini beklerken, farkında olmadan Amerika Kıtası’na ulaşmıştır. Ancak, buranın yeni bir kıta olduğu daha sonraki yıllarda anlaşılacaktır. Portekizli gemici Macellan Dünya’yı ilk dolaşan gemici olmuştur. Macellan 1521’de Amerika Kıtası’nı geçerek Filipin Adaları’na ulaşmıştır. Keşifler daha sonraki yıllarda da artarak de­vam etmiştir.

Coğrafi keşiflerin başlıca sonuçları şunlardır:

  • Avrupalıların, keşfettikleri yerleri sömürgeleştirme­siyle Sömürgecilik Dönemi başladı. Yeni keşfedi­len ülkelerde bol miktarda bulunan altın ve gümüş gibi değerli madenler Avrupa'ya getirildi. Avru­pa'da ticaretle uğraşan kişiler zenginleşti. Tüccar­ların, soyluların ellerinde bulunan toprakları satın almalarıyla soylular eski güçlerini kaybettiler.
  • Keşifler, ticaret yollarının değişmesine neden oldu. Hint Deniz Yolu'nun bulunmasından ve Ameri­ka'nın keşfinden sonra Akdeniz limanları ile Baha­rat ve İpek Yolu eski önemini kaybederken Hint Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazandı.
  • Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika'ya Avru­pa’dan pek çok insan göç etti. Avrupa kültür ve uy­garlığı ile Hıristiyanlık yeni yayılma alanları buldu.
  • Zenginleşen Avrupalılar, kültür ve sanat hareketle­rini desteklediler. Böylece, Avrupa’da Rönesans'ın doğmasına ortam hazırlamış oldu.
  • Coğrafi Keşiflerle ticaret yollarının değişmesi so­nucunda Osmanlı Devleti ekonomik yönden bü­yük gelir kaybına uğradı.
  • Dünya tarihinde önemli sosyal, siyasal ve ekono­mik değişiklikler olmuştur.

Panama ve Süveyş kanallarının açılması ticaret yol­larını yeniden değiştirmiştir. Panama Kanalı, günü­müzde Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'u birbiri­ne bağlayan en kısa ticaret yoludur. Süveyş Kanalı ise tüm Afrika Kıtası'nı dolaşarak Ümit Burnu’nu ge­çip Hint Okyanusu'na ulaşan yolu kısaltmıştır. Bu ka­nalın açılması ile Akdeniz tekrar önemli bir ticaret de­nizi hâline gelmiştir.

Bölgeler ve Ülkeler Arasındaki Etkileşimde Teknolojinin Rolü

İnsanın duygu ve düşüncelerini birbirine aktarmasına iletişim denir, insanın iletişimi diğer canlılardan farklı olarak belli başlangıç ve bunu izleyen bir gelişme sü­reci içerir. İnsanlar ilk olarak konuşmayı başarmışlar­dır. Böylece sözlü iletişim doğmuştur. Sözlü kültürde bilgi ve haber aktarımı kulaktan kulağa oluyordu. Yani sözlü kültürde işitme çok önemliydi. Anlatılanlar za­manla doğruluklarından sapabiliyor, masallaşıyor hat­ta efsaneleşebiliyordu.

Nüfusun artmasıyla birlikte Dünya üzerinde köyler ve şehirler kurulmaya başladı. Bu durum uzaklarla haber­leşme teknik ve yöntemlerini bulma ihtiyacını doğur­du. Böylece dumanla haberleşme, Afrika yerlilerinde olduğu gibi davullarla haberleşme vb. yöntemler orta­ya çıktı. Mısırlılar, haberleşmede ilk olarak posta gü­vercinleri kullandılar. Bu yöntem yüzyıllar boyunca kul­lanıldı. Güvercinler, askeri yazışmalarda ve devlet ya­zışmalarında çok önemli görevler üstlendiler. Haber­leşmesi daha iyi olan bir toplum savaşlarda her zaman daha hazırlıklı olabiliyordu. Haberleşme, ikinci Dünya Savaşı'nda yaygın olarak kullanıldı.

İletişim alanındaki önemli buluşlar ve tarihleri
Tarihler İletişim Alanındaki Önemli Buluşlar
M.Ö. 3500 - 3000 Yazı Sümerler tarafından kullanıldı. 
105 Çinliler kâğıdı kullandı.
1450 Matbaa icat edildi. Kitap baskıları arttı.
1826 İlk fotoğraf Fransız fizikçi Joseph Niepçe tarafından çekildi.  
1837 İlk fotoğraf makinesi icat edildi. 
1861 Telefon icat edildi.
1877 Ses kayıt makinesi icat edildi. 
1895 İlk sinema filmi yapıldı. 
1900 Fotoğraf makinesi yaygınlaştı. 
1913 Telefon kablosu üzerinden gönderi yapabilen faks geliştirildi. 
1915 Kıtalar arası ilk telefon görüşmesi yapıldı 
1925 Radyo istasyonları kuruldu. 
1926 İlk televizyon dünyaya tanıtıldı. 
1928 Renkli televizyon üretildi. 
1936 İngiltere'de halka ilk televizyon yayını yapıldı.
1962 Uydu aracılığıyla ilk okyanus ötesi yayın yapıldı. 
1977 Kişisel bilgisayarlar üretilmeye başlandı. 

Yazının icat edilmesi ile yazılı kültür doğdu. Yazılı kültür­de çok sayıda bilgi, hafızada tutulmak yerine yazıya ge­çirildi. Böylece insan zihni yeni alanlara yöneldi. Yazılı ile­tişimde görerek akılla nesnelleştirme gerçekleşti. Yazıyı bilen ve kullanan toplumlar bilim ve teknolojide öne geç­meye başladılar. Bunun nedeni, bilgilerin doğru şekilde iletilmesi ve üzerine daha çok bilgi eklenmesiydi.

mısır hiyeroglifi

Matbaanın bulunması ile basılı kültür doğdu. Kitap ve gazeteler fazla sayıda basılarak geniş kitlelere ulaştırıl­dı. Basılı kültür ile eğitim tüm toplum düzeyine yaygın­laştırdı. Baskı makinelerinin gelişmesi ile kitap pahalı olmaktan çıktı ve her zaman okunabilir hâle geldi.

1844 yılında ilk telgraf hattı kuruldu. Böylece elektronik haberleşme başlamış, iletişim kâğıt ve mürekkepten başka boyuta taşınmış oldu. Telgraf ile başlayan elek­tronik iletişim bugün bilgisayar teknolojisine kadar ulaşmıştır. Sadece 120 yıl kadar önce, Amerika'daki biriyle haberleşmek için mektup yazmak ve cevabın gelmesi haftalar sürerken, günümüzde aynı anda tele­fonla iletişim kurulabilmektedir.

Uyduların gelişmesi ile dijital televizyon ve radyo ya­yıncılığı başlamıştır. Taşınabilir küçük uydu antenleriy­le haberler Dünya’nın her tarafındaki stüdyoya iletilebi­lir ve canlı yayına sokulabilir hâle gelmiştir. Bu sayede Dünya’nın her yerinden naklen “uydu” yayını yapabil­mek mümkün olmuştur. 20. yüzyılda insanların yaşan­tılarına giren bir diğer yenilikte bilgisayar olmuştur. Böylece bilgi depolama ve bilgiyi işleme hızlanmıştır. Ülkeler binlerce kilometrelik mesafelere ulaşan inter­net ağı ile birbirine bağlanmıştır. İnternet’le sınırlar or­tadan kalktı. Belli bir ülke içinde bulunmaksızın o ülke içindeki bilgi kaynaklarına veya insanlara ulaşmak ko­laylaştı. İnternetle, elektronik posta ile haberleşmek, bilgi transferi yapmak, forum düzenlemek veya katıl­mak, bilgi toplamak ve bilgi kaynaklarına ulaşmak mümkündür. İnternet ile artık insanlar işlerini evlerinde de takip edebilme olanağına kavuştular. Bir işyeri ken­di işi ile ilgili forum ve grupları takip ederek Dünya öl­çüsündeki gelişmelerden (fuarlar, yeni teknolojiler, pa­zar olanakları vb.) haberdar oldu. Fiyatları daha kolay takip edebilir duruma geldi.

Ülkelerin gücü, sahip olduğu zengin ham madde kay­naklarına bağlı olduğu kadar bu ham maddeyi işleye­bilecek teknolojiye de bağlıdır. Eğer böyle bir teknolo­ji yoksa ham maddenin ülkeye verdiği güç asgari dü­zeydedir. Kitle iletişim araçlarının doğru kullanılması toplum bilincini geliştirir ve kültür düzeyini artırır. Bilim ve teknolojiyi geliştirip yeni uygulama alanlarına soka- bilen toplumlar giderek güçlü bir toplum hâline gelir­ler. Günümüzde bilgiyi üretip kullanan toplumlar, kısa sürede bilgi çağına girmiş ve teknolojiyi üretmişlerdir. Diğer toplumlar ise tarım toplumu ile sanayi toplumu arasında bocalama sürecini bir türlü aşamamıştır.

Dünya’yı Birbirine Bağlayan Ağlar

İnsanın, mal ve hizmetlerin çeşitli ulaşım araçları ile ül­ke içinde veya ülkeler arasında bir yerden başka bir yere nakline ulaşım ya da ulaştırma denir. Tarihin ilk çağlarından itibaren insanlar kervanlarla ve kara yolu ile bir yerden başka bir yere gidebiliyordu. Yeniçağın başlarından itibaren kara yoluna deniz yolu ve demir yolu eklenmiştir. 1800'lü yılların sonundan itibaren bu­harla işleyen gemi ve trenlerin devreye girmesiyle ula­şımda büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra ise saatteki hızı 1000 km'yi aşan jet uçaklarının icadı ile 3 - 4 saat içinde bir kıtadan başka bir kıtaya gitmek mümkün olmuştur. Günümüzde özel­likle Japonya, ABD, Batı Avrupa ülkeleri ulaşımın en fazla geliştiği ülkelerdir. Bu ülkelerde her türlü ulaşım faaliyetleri yoğun olarak sürdürülmektedir.

Ulaşımın gelişmesiyle birlikte bilim, sanat ve kültürün yayılması da aynı hızla gerçekleşebilmiştir. Farklı din, dil ve kültüre sahip milletler birbirlerini tanıma ve ya­kınlaşma sürecine girmişlerdir. Aynı şekilde turizm ve ticari faaliyetlerde ulaşımın gelişmesiyle birlikte geliş­me göstermişlerdir.

Yeryüzü şekilleri ile iklim koşulları ulaşım üzerinde en fazla etkili olan faktörlerdir. Gelişmiş olan ülkelerde uy­gun ulaşım araçları ve modern yollarla birlikte yeryüzü şekilleri ve iklim koşullarının olumsuz etkisi azaltabil­mektedir. Teknolojik gelişmelere rağmen doğal koşul­larının ulaşım faaliyetleri üzerindeki etkisi hala önemi­ni korumaktadır.

Ulaşım yolları; deniz yolu, demir yolu, kara yolu ve ha­va yolu olmak üzere dört başlıkta toplanabilir.

Deniz Yolu

Dünya ticaretinde en fazla kullanılan yol, deniz ulaşı­mıdır. Yaklaşık olarak, Dünya ticaretinin % 80’i deniz yolu ile olmaktadır. Bu durumun nedeni deniz yolu ula­şımının diğer taşıma türlerine göre daha ucuz olması­dır. Deniz yolu ulaşımını diğer ulaşım yollarına göre daha cazip kılan özelliklerin başlıcalar şunlardır:

  • Yol yapım ve bakım giderlerinin olmaması
  • Tek seferde daha fazla yükün taşınabilmesi
  • Kara ve demir yollarına göre güzergâhta değişiklik yapılabilmesi vb.

Deniz yollarıyla taşınan yükün büyük bir bölümünü ka­tı ve sıvı yükler oluşturmaktadır. Katı yüklerin büyük bir bölümünü tahıl, taş kömürü, çeşitli madenler, gübre gibi ürünler oluştururken, sıvı yüklerin büyük bir kısmı­nı petrol ve petrol ürünleri ile sıvılaştırılmış doğal gaz oluşturmaktadır. 

Kuzey Atlantik Yolu

Dünya üzerindeki deniz yolları trafiği incelendiğinde bazı alanlarda yoğunlaştığı görülür. Bunlarından başlıcalar şunlardır:

Dünya’nın en yoğun deniz trafiği Kuzeybatı Avrupa limanları ile Kuzey Amerika ile Güney Amerika’nın doğu­sundaki limanlar arasında görülmektedir. Deniz trafiği­nin bu kıtaların limanları arasında yoğun olmasında ta­rım, sanayi, ticaret ve bunlara bağlı olarak gelişen çe­şitli ekonomik faaliyetlerin gelişmesi gösterilebilir.

Avrupa - Akdeniz - Hint Okyanusu Yolu

Kuzey Atlantik yolundan sonra gelen bu yol, Batı Avru­pa’dan başlayıp Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’i izleyerek Hint Okyanusu’na, oradan Doğu Afrika, Gü­neydoğu Asya ve Yeni Zelanda’ya kadar uzanır. Bu yo­lun özelliği, Orta Doğu petrollerini Dünya'nın her tara­fına ulaştırmaktır. Ayrıca batının sanayi ürünlerini do­ğuya ve doğunun tarımsal ürünlerini batıya naklet­mektir.

Pasifik Aşırı Yollar

Panama Kanalı’nın açılması ile Pasifik Okyanusunda­ki yolların odak noktasını Yeni Zelanda - Panama yayı oluşturmuştur. Bugün Kuzey Amerika ile Yeni Zelanda, Batı Avrupa ile Yeni Zelanda ve Güney Amerika’nın ku­zeyi ile Yeni Zelanda arasındaki ulaşım çoğunlukla Ye­ni Zelanda - Panama yayını izlemektedir.

Dünya’da deniz ulaşımında büyük öneme sahip bazı kanal ve boğazlar şunlardır:

Panama Kanalı

Bu kanal açılmadan önce gemiler Güney Amerika Kıtası'nı dolaşmakta, Atlas Okyanusu’ndan Büyük Okyanus'a geçmek için Macellan Boğazı’nı kullanmaktaydı­lar. Kanalın açılmasıyla Pasifik ve Atlantik okyanusları, Orta Amerika’nın dar bir yerinden birbirlerine bağlan­mış oldu. Kanalın açılması Dünya ticaretinde büyük katkılar sağladığı gibi aynı zamanda büyük kolaylıklar da getirmiştir. Dünya ticaretinin % 5 kadarı bu kanal üzerinden yapılmaktadır. Bu kanaldan yılda yaklaşık 14 bin - 15 bin civarında gemi geçmektedir.

Kanaldan geçerken gemilerin kılavuz kaptan alma zo­runlulukları vardır. Kanalın uzunluğu 80 km’dir. Bir ge­mi yaklaşık 8 -10 saatte geçmektedir. Kanalın deniz se­viyesinden yüksekliği 28 metredir. Sıvıların dengesi ka­nunundan yararlanılarak gemiler kanal içinde yavaş yavaş yükseltilir ve aynı metotla diğer tarafa indirilir.

panama kanalı

Panama Kanalı Dünya'nın mühendislik harikasıdır ve en pahalı kanallarındandır. Kanalda yaklaşık 9 bin per­sonel çalışmaktadır. Kanal bölgenin sosyoekonomik koşullarını geliştirmiş, Panama halkının refah düzeyini yükseltmiş, ülkenin gelişimine katkılarda bulunmuştur.

Kanalın dezavantajları ise geçiş ücretinin yüksek ol­ması ve büyük tankerlerin geçişine olanak sağlamamasıdır.

Süveyş Kanalı

Süveyş Kanalı, Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağla­yan yapay suyoludur. Uluslararası ulaşıma 17 Kasım 1869'da açılmıştır. Süveyş krizleri sırasında ve daha sonraki savaşlarda kanal büyük hasar gördü ve 1967 yılından sonra yıllarca işletilemedi. 5 Haziran 1975 yı­lında kanal yeniden açıldı ve o zamandan bugüne ge­liştirildi. Mısır topraklarında bulunan ve Akdeniz ile Kızıldeniz’i birleştiren kanal, 161 km uzunluğunda, 70-125 metre arasında genişliğindedir.

Süveyş Kanalı, Hint Okyanusu ve ötesine bağlantıyı sağladığı gibi karadan da Afrika ile Asya'yı birbirine bağlar. Dünya’da kapakları olmayan en uzun kanaldır.

Diğer suyolları ile karşılaştırıldığında kaza oranı nere­deyse sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir. Sefer yapan tankerler için barınma olanağına sahiptir. Kanal­dan geçerken kılavuz kaptan almak ve geçiş ücreti ödemek zorunludur.

Süveyş Kanalı'nın hizmete girmesiyle birlikte Akde­niz’le Hint Okyanusu arasındaki mesafe çok kısalmış- tır. Örneğin Suudi Arabistan’ın Cidde Limanı ile Kara­deniz’deki Köstence Umanı arasındaki mesafe Ümit Burnu üzerinden 11 771 mildir. Süveyş Kanalı üzerin­den ise 1 698 mildir. Böylece mesafe % 86 oranında kı­salır.

Akdeniz’den gelip Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’i geçen gemiler, Hindistan ve Pakistan kıyılarını geride bırak­tıktan sonra Malakka Boğazı’nı geçip Singapur, Endo­nezya, Yeni Zelanda ve Avustralya’ya ulaşır.

Korint Kanalı

Yunanistan ile Mora Yarımadası arasında yer alır. İyon Denizi ile Ege Denizi’ni birbirine bağlar. Dar bir kanal ol­duğundan büyük gemilerin geçişine olanak sağlamaz.

Kiel Kanalı

Baltık Denizi’ni Kuzey Denizi’ne bağlar. İki deniz ara­sındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yoludur. Al­manya sınırları içinde yer alan kanal, 1895 yılında de­niz trafiğine açılmıştır.

Denizleri birleştiren doğal suyollarına boğaz adı veri­lir. Boğazlar deniz yolu ulaşımında önemli bir yere sa­hiptir. Dünya’daki başlıca boğazlar şunlardır:

Cebelitarık Boğazı

Akdeniz'in batı ucunu Atlantik Okyanusu’yla birleştirir. Ulaşım yönünden oynadığı rol itibariyle jeopolitik ba­kımdan önemli boğazlardan biridir. Önemi Süveyş Kanalı'nın açılması ile daha da artmıştır. Yaklaşık 60 km uzunluğunda olan boğaz, İber Yarımadası’nın güney kıyısı arasında uzanır. Boğaz’dan yılda 7000 - 7500 gemi geçer. Her iki kıyısı da İngilizlerin elindedir.

Hürmüz Boğazı

İran ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında yer alır. Basra Körfezi ile Hint Okyanusu’nu birbirine bağlar. Dünya’nın en işlek su yollarından biridir. Basra Körfezi’ne kıyısı olan ülkeler ve petrol sevkiyatı için önemli olan bir su yoludur.

Babülmendep Boğazı

Kızıldeniz'i Hint Okyanusu’na (Aden Körfezi) bağlar. 32 km genişliğindeki boğaz, Yemen ile Somali kıyıları arasındadır. Boğazın Arabistan Yarımadası'na düşen kıyıları I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı Devleti yöne­timinde kalmıştır. Stratejik önemi çok büyük olan bo­ğazdaki denetim Yemen tarafından gerçekleştirilir.

Malakka Boğazı

Malezya Yarımadası ve Endonezya'ya bağlı Sumatra Adası arasında 805 km uzunluğunda dar bir boğazdır. Dünya’nın en önemli deniz yollarından biri olup, Sü­veyş Kanalı ve Panama Kanalı'na eşdeğerdir. Hint Ok­yanusu ve Büyük Okyanus arasında ana deniz yolu oluşturmakta, aynı anda Dünya’nın en kalabalık 3 ül­kesi olan Hindistan, Endonezya ve Çin’i deniz yoluyla birbirine bağlamaktadır. Bununla kalmayıp yörenin en gelişmiş ticaret devletlerini; Japonya, Güney Kore ve Tayvan’ı uluslararası ticarete bağlar. Her sene yaklaşık 50 000 gemi bu boğazı kullanarak Dünya deniz ticare­tine katkı sağlar.

Bering Boğazı

Asya’nın en doğu noktası ile Amerika’nın en batı nok­tası arasında yer alır. Günümüzde Rusya ile ABD ara­sında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir. Boğaz, kuzeyindeki Chukchi Denizi ile güneyin­deki Bering Denizi’ni birbirine bağlamaktadır. İsmini, boğazı 1728 yılında geçen Rus asıllı Danimarkalı kâşif Vitus Bering'den almıştır. İki yaka arasında bir günlük tarih farkı vardır. Diğer boğaz veya kanallara göre da­ha az deniz yolu trafiğine sahiptir.

İstanbul ve Çanakkale Boğazları

İstanbul ve Çanakkale boğazlan, tümüyle Türkiye top­raklarında yer alır. İstanbul Boğazı Dünya’nın en işlek su yollarından biri olup, Panama Kanalı'nın 4 katı Sü­veyş Kanalı'nın ise 3 katı daha fazla trafiğe sahne ol­maktadır.

Bu boğazlar, Karadeniz’in Akdeniz’e açılmasını sağ­larlar. Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler, ürettikleri malların büyük kısmını Dünya pazarlarına sunmak için Türkiye boğazlarından geçmek zorundadır. Yine Dünya’nın her bölgesinden Karadeniz’e mal taşıyan gemiler İs­tanbul ve Çanakkale boğazlarından geçerler. İstanbul Boğazı keskin dönüşleri olan, oldukça dar bir su yolu­dur. Büyük gemilerin boğazdan geçmesi 2 saatten fazla sürmektedir Boğazların güvenliğini tehlikeye so­kan en önemli konu petrol tankerlerinin ve nükleer atık taşıyan gemilerin kontrolsüz geçişleridir.

Orta Asya’daki ham petrolün Avrupa ülkelerine taşın­ması nedeniyle boğazlardan petrol tankeri geçişini da­ha da artıracağı tahmin edilmektedir. Yıllık geçişlerin % 10 - 15’ini tehlikeli yükler oluşturmakta olup, bu gün­de ortalama 14 gemiye karşılık gelmektedir. Böylelikle boğazlardan yılda 60 milyon ton ham petrol ve petrol ürünü geçmektedir. Güçlü güney rüzgârları, güçlü bir ters akıntıya neden olmaktadır. Ters akıntı gemilerin manevra kabiliyetini olumsuz olarak etkilemektedir. Boğazlar bölgesinde görüş mesafesi sis, yağmur ve kar nedeniyle azalabilmektedir. Boğazlardan geçiş yapmak isteyen gemilerin yarısının limanlara uğrama­dığı ve kılavuz kaptan almadığı görülmektedir.

Yapılan araştırmalar sonucunda kazaya karışan gemi­lerin % 85’inde kılavuz kaptan olmadığı ortaya çıkmış­tır. Bu durum İstanbul Boğazı’ndaki kazaların seyir ha­talarından kaynaklandığını göstermektedir. Her gün yaklaşık 1,5 milyon kişi, boğazın her iki yakasına geç­mek için deniz yolu ulaşımından yararlanmaktadır.

Çanakkale Boğazı, Karadeniz'i Ege Denizi’ne bağla­yan boğazlardan birisidir. Asya ile Avrupa kıtaları ara­sında bulunan boğazda köprü yoktur. Kıtalar arasında ulaşım feribotlarla sağlanır. En derin noktası 167 metre olan boğazın ortalama derinliği 65 metredir. Çanakka­le Boğazı, İstanbul Boğazı’nın iki katıdır ve en dar yeri orta tarafında 1300 metredir. Boğazın en geniş yeri 7 km, uzunluğu 60 km'dir.

Demir Yolu

Demir yolları, düşük maliyette yolcu ve mal taşınabilen orta uzaklıktaki bir mesafe için idealdir. Kara yoluna göre daha ekonomiktir. Teknolojinin ilerlemesi ile bir­likte tren yolculuğu da çok hızlı ve konforlu hâle gel­meye başlamıştır. Deniz yolu ulaşımı ile karşılaştırıldı­ğında ise demir yolları çok daha az yük taşıyabilmek­te ve daha pahalı olmaktadır.

Demir yolu ulaşımı ilk olarak 1800’lü yılların başında yük ve yolcu taşımak amacıyla buharla işleyen loko­motiflerin icadı ile başlamıştır. Günümüzde ise geliş­miş olan ülkelerde devreye sokulan hızlı trenlerle yol­cu taşımacılığında büyük önem taşımaktadır.

Elektrikli trenler diğer ulaşım araçlarına göre daha az enerji tüketir. Elektrikle çalıştığı için de hava kirliliğine daha az neden olmaktadır. Ayrıca kara yoluna göre çok daha az yer kapladığı için çevresel etkileri de azdır.

hızlı tren

Kuzey Amerika Demir Yolları

ABD ve Kanada, demir yolu ağı bakımından gelişmiş ülkelerdir. Bu iki ülkenin demir yolları birbiriyle bağlan­tı, hâlindedir. ABD, Dünya’da demir yolu ağının en sık olduğu bölgedir. Kuzey Amerika’nın kuzeyinde ise de­mir yolları ulaşımı yoktur.

ABD ve Avrupa'da ulaşım yükünün yarıdan fazlasını demir yolları üstlenmektedir. Hatta bu ülkelerde de­mir yolları, hava yollarıyla rekabet eder düzeye ulaş­mıştır. Hızlı trenlerde saatte 300 - 400 km hız yapan­lar mevcuttur. İnsanlar kara yollarına göre daha hızlı bir şekilde ulaşım olanağına kavuşmuş durumdadır.

Avrupa Demir Yolları

Kuzeybatı Avrupa’daki demir yolu ağı oldukça yoğun­dur. Ovaları takip ederek Urallar’a kadar uzanıp Alplerde seyrekleşmektedir. Alpleri kat eden tünellerden geçerek Avrupa'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki ulaşı­mı sağlar. Batı Avrupa ile Kuzey Amerika’nın toplam demir yolu ağı, Dünya demir yolu ağının % 60'ına ya­kındır.

Asya Demir Yolları

Asya çok büyük bir kıta olmasına rağmen, demir yolu ağı diğer kıtalara nazaran çok gelişmemiştir. Hindis­tan, Asya’daki demir yolu ağının geliştiği bir ülkedir. Asya Kıtası'nın batısındaki demir yolları Avrupa Kıtası ile bağlantılıdır. Japonya’daki demir yolu ulaşımı kıta­daki diğer ülkelerle kıyaslanamayacak derecede ilerle­miştir. Bu ülkede hızlı trenlerle yapılan demir yolu ula­şımı çok gelişmiştir.

Afrika Demir Yolları

Bu kıtadaki demir yolları orta derecede gelişmiştir. De­mir yollarının gelişiminde Fransızların desteği olmuş­tur. Kuzey Afrika kesiminde demir yolları doğu - batı yönünde uzanır. Fas, Tunus ve Cezayir limanları ile iç kısımlardaki bağlantıyı sağlayan hatlar vardır. Güney Afrika’da demir yolları genelde maden bölgelerini li­manlara bağlar.

Kara Yolu

Kara yolları, Dünya’nın en eski ulaşım sistemidir. Ana­dolu’da yapılan en eski yollardan biri Kral Yolu’dur. Lidyalılar zamanında ticareti geliştirmek için Manisa yakınlarındaki Sart şehrinden Mezopotamya’ya kadar uzanan bir yol yapılmıştır. Kral Yolu’nun yapılmasıyla Anadolu ile Mezopotamya arasındaki ticari ve kültürel etkileşim artmıştır. Kara yolları, deniz ve demir yoluna kıyasla daha pahalıdır. Kara yolları, mal ve eşya taşı­macılığı açısından deniz ve demir yolları ile bütünleş­mektedir.

ABD gerek yol kalitesi, gerekse uzunluğu bakımından önde gelir. Yol yoğunluğu en fazla Japonya ve Batı Av­rupa ülkelerindedir. Asya’da Çin, Pakistan'ın doğu ke­simi ve Güney Hindistan yoğun kara yolu ağına sahip­tir. Asya’da en önemli kavşak Türkiye’dir. Türkiye, As­ya ve Avrupa'dan gelen yolları birbirine bağlar.

Kara yollarının uzunluğu ve kalitesi bir ülkenin geliş­mişliği hakkında bilgi verir. Genellikle gelişmiş olan ülkelerde kara yollarının yoğunluğu fazladır. Günümüzde çok fazla şeridi olan, oldukça geniş ve hızlı akan trafiğiyle otobanların en çok olduğu yerler Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya’dır.

Hava Yolu

Hava ulaşımı, diğer ulaşım sektörlerine göre geç baş­layan ve hızla gelişen bir sektördür. Hava yolu ulaşımı, deniz yolu ulaşımında olduğu gibi belirli hatlarda yo­ğunlaşmıştır. Avrupa’nın önemli hava limanları kıtanın merkezi ve batı kesimlerinde yoğunlaşır. Ayrıca Avru­pa hava limanları, Amerika, Uzak Doğu ve Orta Doğu’ya giden uçakların uğrak yeridir. Dünya yolcu trafi­ğinin 1/4’ü, yük trafiğinin 1/3’ü bu kıtadan yapılır.

ABD, Dünya'da hava ulaşımının en yaygın ve en geliş­miş olduğu ülkedir. Kuzey Amerika’da 11 000’den faz­la hava alanı vardır. Hava ulaşımında, Dünya trafiğinin 1/3’ü ABD sınırları içinden geçmektedir. Uluslararası bir hava limanı olan Kennedy’e bazı günler saatte 85 uçak iniş kalkış yapmaktadır. Dünya’da hava yolu ulaşımı son yıllarda hızlı bir geli­şim göstermektedir. Bu durumun nedenleri arasında; uçak sanayisinin hızla gelişmesi, hava alanı teknikleri­nin gelişmesi ve uluslararası hava yolu ulaşımını dü­zenleyen antlaşmaların yapılmasıdır.