Tarih

Kurtuluş Savaşına Hazırlık Dönemi

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken verilen savaş sürecinde halk örgütlenmiştir. Kurtuluş savaşına hazırlık dönemi dediğimiz bu dönem yapılan çalışmalar açısında kurtuluş savaşı kadar önemlidir.

Kuva-i Milliye Hareketi’nin Başlaması ve Batı Cephesinin Oluşması

Kuva-i milliye hareketi kurtuluş savaşı açısından çok önemli roller oynamıştır. Kurtuluş savaşı hazırlık dönemi için bu hareketin başlaması mühimdir.

Kuva-i Milliye (Milis Kuvvetler)

Kuva-i milliye kurtuluş savaşına hazırlık döneminde ortaya çıkmış ve kurtuluş savaşı içerisinde çok etkin rol oynamıştır. İşgaller karşısında İstanbul hükümeti önlem almayınca halk bulunduğu bölgeyi korumak için teşkilatlanmaya başladı. Halkın içinden çıkan bu direniş ruhuna Kuva-i Milliye denilmiştir.

Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mustafa Kemal, Adana’nın ileri gelenlerini ve gençlerini, düşman işgaline karşı mücadeleye çağırmış aralarında bir teşkilat kurarak hazırlanmalarını teşvik ederek Türk milletini içine düştüğü bu durumdan kurtarmak yolundaki kararlılığını ilk olarak belirtmiştir, işgallere karşı ilk direniş Güney cephesinde Hatay Dörtyol ilçesinde, Fransızlara karşı başlamıştır. Daha sonra Maraş, Antep, Urfa, Adana ve Hatay’da devam etmiştir.

İşgallere karşı ikinci direniş hareketi ise Ege Bölgesi’nde Yunanlılara karşı olmuştur.

İzmir’i işgal eden Yunanlılar daha sonra Manisa ve Aydın yörelerini de işgal etmeye başladı. Ayvalık yöresine giren Yunanlılar, burada Ali (Çetinkaya) Bey’in emrindeki Kuva-i Milliye birliklerinin direnişi ile karşılaştılar.

Ayvalık sahillerinden başlayarak Soma, Akhisar ve Nazilli kasabalarının batısından geçen hat üzerinde (Milne Hattı) milli bir cephe oluştu. Bu cepheye Batı cephesi adı verildi.

Kuva-i Milliye’nin Özellikleri

  • Belli bir otoriteye bağlı olmayan, askeri tekniğini bilmeyen, halkın içinden doğmuş efelerden oluşmuştur.
  • Bölgesel direniş hareketidir, çete savaşı yapmıştır. Düşmanı oyalamıştır.
  • Düzenli ordunun çekirdeğini oluşturmuştur. TBMM’ye karşı çıkan ayaklanmaları bastırmıştır. Yapılan kongrelerle desteklenmiştir.
  • İstanbul - Ankara yolunu açık tutarak İstanbul’da Anadolu’ya insan, silah ve cephane naklini kolaylaştırmışlardır.
  • İhtiyaçlarını halktan karşılamışlardır, bazı Kuva-i Milliye grupları halkın elindeki bütün zenginlikleri almaya kalkışmışlardır.
  • Kuva-i Milliyeci Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe düzenli ordunun kurulmasına karşı çıkarak TBMM karşı ayaklanmışlardır.
  • Ulusal bilincin uyandırılmasını sağlamışlardır.

Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919)

Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı kurtuluş savaşına hazırlık dönemi içerisindeki önemli basamaklardan biridir.

Yıldırım Orduları Grup Komutanı olan Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti Mondros Ateşkes Antlaşması ile I. Dünya Savaşı’ndan çekilince, Ahmet izzet Paşa hükümeti tarafından İstanbul’a çağrıldı.

İstanbul’a 13 Kasım 1918’de gelen Mustafa Kemal işgalcileri görünce rahatsız olmuş ve “Geldikleri gibi giderler.” demiştir.

İşgalden uzak Anadolu’ya geçmek isteyen Mustafa Kemal bunun yollarını ararken Pontusçu Rumlarla, Türkler arasında yoğun çatışmalar yaşanmaya başlamıştır. Bu arada İngiltere, Pontusçu Rumlara karşı direnişe geçen Karadenizlilerin biran önce bu faaliyetleri durdurmalarını aksi takdirde Doğu Karadeniz’i işgal edeceklerini bir nota ile Osmanlı Devleti’ne duyurmuşlardır.

Karadeniz’de çıkan Türk ayaklanmalarını bastırmak, bunlarla ilgili rapor hazırlamak ve Mondros Ateşkes Antlaşmasının hükümlerini uygulatmak için Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettişliğine atadılar.

9. Ordu Müfettişi (daha sonra 3. Ordu Müfettişliği oldu) olarak olağanüstü yetkilerle idari ve askeri makamlara emir verme yetkisi olan Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Böylece Milli Mücadele hareketi başlamış oldu.

Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında vatanı kurtarmak isteyenler üçe ayrılmıştır.

  1. İngiliz mandasını isteyenler
  2. ABD mandasını isteyenler
  3. Bölgesel direniş hareketi devam etsin diyenler

9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal görev ve yetkilerine dayanarak 22 Mayıs 1919’da Osmanlı yönetimine bir rapor (Samsun raporu) gönderir.

Samsun Raporu

  • Samsun’daki Rumlar siyasi emellerinden vazgeçerlerse bölgedeki kargaşalık sona erer.
  • Türklerin yabancı egemenliğine kontrolüne tahammülü yoktur.
  • İzmir’in işgali haksızdır işgal bitirilmelidir.
  • Millet, milli hâkimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul etmiştir. Bunu mutlaka gerçekleştirmeye çalışacaktır.

Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)

M. Kemal Anadolu’da kurtuluş mücadelesini başlatmak amacıyla Samsun’dan ayrılarak Anadolu’nun iç bölgelerine geçmiş ve Havza’ya gelmiştir. M. Kemal, Havza’ya geldikten sonra burada Kurtuluş savaşının ilk genelgesi olan Havza Genelgesini yayınlamıştır. Bu genelgenin yayınlanmasındaki temel sebep; işgal hareketlerini, işgallerde Türk halkına yapılan baskı ve katliamları, İstanbul Hükümetinin işgallere karşı sessiz kalmasını halka anlatmak, Türk milletinin milli duyguların ortaya çıkarmak ve Türkleri işgal hareketlerine karşı harekete geçirmektir.

M. Kemal bu genelgeyi hazırladıktan sonra ordu komutanlarına telgrafla bildirmiş, onlarında onayını aldıktan sonra tüm yurtta yayınlamıştır.

Havza Genelgesi’nin Kararları

  • İzmir”in işgali ve diğer işgaller yurt genelinde heyecanlı mitinglerle protesto edilmelidir.
  • İstanbul hükümetine ve büyük devletlerin temsilcilerine İzmir’in işgalini kınayan telgraflar çekilmelidir.
  • Mitingler esnasında Hıristiyan ahaliye zarar verilmemesine dikkat edilmedir.
  • Askeri birliklerin ve milli kuvvetlerin terhisi derhal durdurulmalıdır.

Havza Genelgesi Kurtuluş Savaşı’nda ilk milli bilinci uyandırma çağrısıdır. Anadolu’nun her köşesinde işgalcileri protesto eden mitingler düzenlendi.

30 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in de katıldığı Havza Mitingi yapıldı. 8 Haziran 1919’da Harbiye Nezareti tarafından Mustafa Kemal, İstanbul’a çağrıldı.

Havza Genelgesi ile Mustafa Kemal ve İstanbul hükümeti arasındaki görüş ayrılığı artık açığa çıkmıştır.

Amasya Genelgesi (Tamimi) (22 Haziran 1919)

Mustafa Kemal İstanbul hükümetinin geri dön çağrısına uymadı. Havza’da güvenlikte olmadığını düşünerek 12 Haziran 1919’da Havzalılarla son bir görüşme yaparak Amasya’ya gitti.

14 Haziran 1919’da Mustafa Kemal’in isteği üzerine Amasya’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Görüşmeler 19 Haziran 1919’da Ali Fuat Cebesoy, Rauf (Orbay), Rafet (Bele) ve Samsun valisi Hamit Bey’in de çağrılmasıyla başladı.

Amasya Genelgesi’nin metnini Mustafa Kemal hazırlamış ve Yaveri Cevad Abbas Bey tarafından kaleme alınmıştır.

Mustafa Kemal, Refet (Bele) Bey, Rauf (Orbay) Bey ve Ali Fuat (Cebesoy) Bey’in imzaladığı genelge 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın ve Konya’daki Yıldırım Müfettişi Mersinli Cemal Paşa’nın da onayı alındıktan sonra 22 Haziran 1919 günü yayımlandı.

Amasya genelgesine göre;

1. Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.

2. İstanbul Hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok gibi göstermektedir.

Bu iki madde ile Kurtuluş savaşının gerekçesi ortaya konulmuştur.

3. Milletin bağımsızlığını yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.

Bu madde ile kurtuluş savaşının yöntemi, metodu açıklanmış ve ilk defa millet egemenliğinden burada bahsedilmiştir. Ayrıca bu madde Kurtuluş savaşının bir tek düşman işgalin kaşı değil aynı zamanda saltanat rejimine yönelik olduğunun bir göstergesidir. Bu madde Amasya genelgesine bir ihtilal beyannamesi özelliği katmıştır.

4. Millet adına karar almak ve bu kararları uygulamak için her türlü etki ve denetimden uzak mili bir kurulun varlığı şarttır.

Bu maddede bahsettiği kurul, Temsil Kuruludur. Amasya Genelgesinde karara bağlanan Temsil Kurulu, ilk defa Erzurum Kongresinde oluşturulmuş, Sivas Kongresinde ise yetki ve sorumluluğu tüm vatanı kapsar nitelikte genişletilmiştir.

5. Anadolu’nun her yönden güvenli yeri olan Sivas’ta milli bir kongre derhal toplanacaktır.

6. Anadolu’nun her şehrinden halkın güvenini kazanmış üç delege seçilerek en kısa zamanda yola çıkmalıdır.

Amasya Genelgesinin bu maddesinde Sivas Kongresine katılacak olan delegelerin Anadolu’nun her şehrinden ve halkın seçimine bağlı olarak belirlenen vekillerin gönderilmesi istenmiştir. Bundaki amaç Kurtuluş mücadelesini bölgesellikten çıkarıp milli bir karakter kazanması ve alınan kararların halk tarafından benimsenmesini sağlamaktır.

7. Delegeler Redd-i ilhak, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ile belediyeler tarafından seçilecektir.

Sivas Kongresine katılacak olan delegelerin seçiminde Redd-i ilhak, Müdafaa-i Hukuk ve Belediyeleri görevlendirilmesinin sebebi, bu gruplara dâhil olan insanların milli mücadeleye gönül vermiş olmaları ve bu doğrultuda çalışmış olmalarından dolayıdır. Aynı zamanda Mustafa Kemal aynı duygulara sahip olan insanların bir araya gelmesinin, kurtuluş mücadelesinde daha etkili kararların alınabileceğine inanmıştır.

8. Delegeler güvenliklerini sağlamak açısından gizlice Sivas’a gelmelidirler.

9. Doğu illeri adına 10 Temmuzda Erzurum’da bir kongre düzenlenecektir. Kongre bitiminde Sivas’a delege gönderilmelidir.

Amasya Genelgesinde geçen Erzurum Kongresi, Doğu illeri adına toplanan bölgesel bir kongredir. Bu kongrenin toplanmasını sağlayanlar ise Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetidir. M. Kemal, Erzurum Kongresinin çalışmalarını tamamladıktan sonra Anadolu’nun bütünlüğünü sağlamak amacıyla milli kongre olan Sivas Kongresine, delege göndermelerini istemiştir.

10. Bu genelge mili bir sır olarak saklanmalıdır.

11. Hiçbir surette milli kuvvetler dağıtılmayacak, komuta bırakılmayacak, komuta devredilmeyecek.

M. Kemal Amasya genelgesini hazırladıktan sonra Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde görev yapan komutanlara bir telgrafla bu genelgeyi göndermiş, onların onaylarını da alarak tüm yurt genelinde yayınlamıştır. M. Kemal, komutanların onayını almak istemesinin sebebi; genelgeye milli bir karakter kazandırmak istemesidir.

Amasya Genelgesini yayınlayan M. Kemal, buradan ayrılarak, Erzurum’da toplanacak olan bölgesel kongreye katılmak amacıyla harekete geçmiştir.

Havza Genelgesinden sonra İstanbul Hükümeti M. Kemal’i İstanbul’a geri çağırmıştı. Ancak M. Kemal bu emre uymamış Amasya’ya gelmişti. Mustafa Kemal Erzurum’a harekete geçtiğinde Erzincan’dayken İstanbul Hükümeti bir telgraf göndererek kendisini görevden aldığını bildirmiştir. Ancak M. Kemal kendisini bu göreve Padişah buyruğuyla atandığını, İstanbul Hükümetinin kendisini görevden alma yetkisinin olmadığını bildirmiştir.

M. Kemal 8- 9 Temmuz gecesi Erzurum’a varmıştır. Aynı gece İstanbul’dan bir telgraf alan M. Kemal, bu sefer padişah tarafından görevden alındığı kendisine bildirilmiştir. Bunun üzerin M. Kemal, Harbiye Nezaretine ve İstanbul Hükümetine yazdığı telgrafla 9. Ordu Müfettişliğinden ve askerlik mesleğinden istifa ettiğini bildirmiştir.

M. Kemal Erzurum kongresinden önce askeri görevinden istifa etmiştir. M. Kemal bu olayla birlikte sivil bir vatandaş olarak kurtuluş mücadelesine devam etmiştir.

M. Kemal istifa ettiği sırada XV. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir, ordum ve ben emrindeyim paşam diyerek, kendisini desteklediğini dile getirmiştir.

Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)

17 Haziran 1919’da Ermenilerin saldırıya geçecekleri haberi üzerine Erzurum halkı Doğu illeri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuştu. Kongrenin daha geniş bir teşkilata kavuşması için illere bir genelge gönderilerek temsilciler istenmiştir. 10 Temmuz 1919’da toplanması gereken kongre il delegelerinin çeşitli nedenlerle gelememesi üzerine 23 Temmuz’a ertelendi.

Mustafa Kemal kongreye katılması için davet edilmiş, Kongre üyelerinden birinin istifa etmiş ve Mustafa Kemal onun yerine geçmiştir.

Erzurum Lisesi salonunda başlayan kongreye Mustafa Kemal başkan seçildi.

Kongreyi Doğu illeri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti topladı. Ayrıca 15. Kolordu komutanı Kazım Karabekir’in çalışmaları etkili olmuştur. Erzurum, Trabzon, Sivas, Bitlis ve Van delegeleri katılmıştır. Kongrenin toplanma amacı Doğu Anadolu ve Karadeniz’deki Ermeni - Rum faaliyetlerine engel olmaktır.

Damat Ferit Paşa, basın - yayın organlarına verdiği demeçte: Kongreyi bir isyan olarak ilan etti ve Kazım Karabekir Paşa’ya gizli bir şifre göndererek Mustafa Kemal’in tutuklanmasını istedi. Kazım Karabekir bunu reddetti. (1 Ağustos 1919)

Erzurum Kongresinin Kararları;

1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, asla parçalanamaz.

Alınan bu kararla birlikte ilk defa Türk devletinin milli sınırlarından bahsetmiştir. Aynı zamanda bu madde son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Millide de aynen kabul edilmiştir.

Erzurum Kongresi bölgesel toplanmasına rağmen almış olduğu kararlar itibariyle ulusaldır. Alınan bu kararla milli sınırlarımızı çizmiştir.

2. Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının korunmasında İstanbul hükümeti yetersiz kalırsa geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir. Milli kongre toplanmamış ise bu işi Temsil Kurulu üstlenecektir.

Kurtuluş mücadelesinde yapılacak olan çalışmalarda başarılı olmak ve etkili kararlar almak amacıyla yeni bir hükümetin kurulmasına yönelik karar alınmıştır. Bu hükümetin Sivas kongresi tarafından seçilmesine karar verilmişse de kongrenin toplanmaması riskine karşı, Temsil kurulunun hükümet gibi çalışma yapma izni verilmiştir.

3. Milli kuvvetleri etkili, milli iradeyi hâkim kılmak esastır.

Milli kuvvetleri etkili, Milli iradeyi hâkim kılmak esastır. Maddesi ile halk egemenliğine dayalı yeni bir devletin kurulacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir. Halk egemenliğine yönelik ilk karar Amasya Genelgesinde, Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Maddesi ile karara bağlanmıştır.

4. Manda ve himaye kabul edilemez.

Manda ve himaye ilk defa Erzurum kongresinde reddedilmiştir. Aynı zamanda alınan bu karala İngiliz ve Amerikan mandaterliği reddedilmiş, tam bağımsızlık kabul edilmiştir.

Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra başlayan işgaller karşısına Türk halkı içinde üç kurtuluş çaresi görülmüştür. Bunlar;

  1. İngiliz mandası altına girerek varlığı devam ettirmek
  2. ABD mandası altına girmek
  3. Bölgesel kurtuluşu sağlamaktır.

Mustafa Kemal Amasya Genelgesinde, Sivas’ta milli bir kongre toplamaya karar vermekle, bölgesel mücadeleyi tasvip etmediğini dile getirmiş oldu. Erzurum Kongresinde ise manda ve himayenin reddedilmesiyle, tam bağımsızlık şuuru gelişmeye başlamış, halk tarafından da kısa zamanda benimsenmiştir.

5. Hıristiyan azınlığa siyasi egemenliğimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu ahalinin can, mal ve ırzları her türlü tehlikeye karşı korunacaktır.

Bu madde ile birlikte, Osmanlı Devleti’nin Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla azınlıklara verdiği ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Ancak Hıristiyanların hakları güvence altına alınmış, sadece azınlıkların haklarını bahane eden Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışması engellenmeye çalışılmıştır.

6. Ulusal irade ve ulusal güçler padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır.

Bu madde Ulusal egemenliğe ters düşen bir karardır. Bu kararın alınmasının sebebi ortamın daha böyle bir değişikliğe uygun olmamasıdır.

Kongre’nin sonunda Sivas Kongresi’ne katılmak üzere 9 kişilik Temsil Heyeti (Heyet-i Temsiliye) seçildi. Başkanlığına Mustafa Kemal getirildi.

Temsil Heyeti üyeleri: Mustafa Kemal, Rauf Bey (eski Bahriye nazırı), Raif Efendi (eski Erzurum milletvekili) izzet Bey (eski Trabzon milletvekili), Servet Bey (eski Trabzon milletvekili), Şeyh Fevzi Efendi (Nakşî Şeyhi), Bekir Sami Bey (eski Beyrut valisi) Sadullah Efendi (Eski Bitlis milletvekili) Hacı Mustafa Bey (Mutki aşiret başkanı)

Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar ABD Cumhurbaşkanı Wilson’a da gönderildi. Wilson’a kararların yanında bir de muhtıra gönderildi, ilân ettiği prensipler hatırlatıldı.

Mustafa Kemal “Herhangi bir devletin teknik, sanayi, iktisdi yardımını sevinçle karşılarız ama bu mandacılığın anlamı ve özü kesinlikle değildir.” diyerek Erzurum Kongresi’nde açıklama yapmıştır.

Erzurum Kongresi’nin Önemi

Doğu illeri için toplanan Erzurum Kongresi’nde bütün yurdu ilgilendiren kararlar alınmıştır.

Bütün yurdu ilgilendiren kararlar olduğu için milli bir program niteliğindedir.

Sivas Kongresi kararları Erzurum Kongresi kararlarına dayalıdır.

Cumhuriyet rejimi ilk burada “milli iradeyi hâkim kılmak” esasında yatar.

Milli sınırlardan ilk kez burada bahsedilmiştir. Bu karar Misak-ı Milli’de yer almıştır.

Doğu illerindeki yararlı cemiyetler Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin bünyesinde toplanmıştır.

TBMM’nin açılmasına kadar görev yapacak küçük hükümet Temsil Heyeti burada oluşturulmuştur. Manda ve himaye ilk kez reddedilmiştir.

Erzurum Kongresi’nin Sonuçları

Erzurum Kongresi kararları bütün yurtta sevinç yaratmış ve bağımsız yaşama azmini kuvvetlendirmiştir.

Erzurum Kongresi İstanbul hükümeti ve itilaf Devletleri tarafından hoş karşılanmadı. Damat Ferit Paşa, kongrenin başlamasına bir gün kala bunun anayasaya aykırı olduğunu basın yolu ile duyururken işgalcilere mütarekenin tam olarak uygulanacağını ifade etmiştir.

Yabancı gazetelere basın toplantısı yapan Damat Ferit Paşa, Anadolu Hareketi’nin durdurulamaz boyutlara ulaştığını kabul ediyor ve basın mensuplarından ülkelerinde Anadolu Hareketi aleyhine kamuoyu oluşturmasını istiyor.

Balıkesir Alaşehir Kongreleri (26 Temmuz - 25 Ağustos 1919)

Yunanistan İzmir ve çevresinde işgal hareketlerine başlayınca Ege Bölgesi’nde yurtseverler direniş örgütleri kurdu, daha düzenli savunma gücü oluşturmak amacıyla Balıkesir’de bir kongre düzenledi. (26-31 Temmuz 1919)

Balıkesir Kongresi’nde,

  • Padişah’a bağlılık bildirildi.
  • Yunanlılarla savaşmak üzere asker toplanması kararı verildi.
  • Bölgesel direniş amaçlandı.

16-25 Ağustos 1919’da Alaşehir Kongresi, Erzurum ve Balıkesir Kongrelerinin kararlarını değerlendirmek amacıyla toplanmıştır.

Alaşehir Kongresi’nde,

  • Yunanlılara karşı ölümüne savaşma kararı alındı.
  • Gerekirse Anlaşma Devletleri’nden yardım alınabileceği kararlaştırıldı.

Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri bölgeseldir ve padişaha bağlılıklarını bildirmişlerdir. Ulusal egemenlik anlayışı içermez.

Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri Yunanlılara karşı Batı cephesinin oluşmasında rol oynamıştır.

Nazilli, Edirne, Pozantı bölgelerinde de bölgesel kongreler toplanmıştır.

Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)

Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçme sebebi, Anadolu’da kurtuluş mücadelesini başlatmaktı. M. Kemal Anadolu’ya geçtikten kısa bir süre sonra Amasya’ya gelmiş ve burada Kurtuluş savaşı için çok önemli olan Amasya genelgesini yayınlamıştır. Amasya Genelgesi bilindiği üzere Kurtuluş Mücadelesinin planı yöntemi ve gerekçesini oluşturmuştur. Bu genelgede milletin bütününü Kurtuluş Savaşına dahil etmek için Sivas’ta milli bir kongre toplanmasına karar alınmıştır. Erzurum Kongresi toplanıp kararlarını aldıktan sonra, milli bir kongre olan Sivas kongresine Doğu illerini temsil etmesi açısından 9 kişilik bir Temsil Heyeti oluşturulmuş ve başkanlığına ise M. Kemal getirilmişti. Mustafa Kemal bu dönemde Sivas Kongresine katılmak için yanındaki heyetle birlikte Sivas’a harekete geçti. Amasya Genelgesinden sora Sivas Kongresine katılım için Anadolu’nun her ilinde seçimler düzenlenmiş belirlenen delegeler Sivas’a hareket etmişlerdir. Ancak o dönemlerde İstanbul Hükümetinde bulunan Damat Ferit, Sivas Kongresinin toplanmasını önlemek amacıyla Elazığ valisi Ali Galip’i harekete geçirmiş, Ali Galip Malatya’ya kadar ilerlemiştir. Ancak Malatya’daki XV. Alayın harekete geçmesi neticesinde, bu olay engellenmiştir.

Bütün engelleme çalışmalarına rağmen bütün delegelerin Sivas’a ulaşması neticesinde Sivas Kongresi, 4 Eylül’de resmen toplantıya geçmiştir. Sivas Kongresi bu dönemde toplam 38 delege ile toplantıya geçmiştir.

Sivas Kongresi Anadolu’nun bütün illerinden delegelerin katılımı neticesinde toplanan milli bir kongre olmasına rağmen 38 gibi az sayıda delege ile toplantıya geçen bir kongredir. Bunun sebebi;

  1. İstanbul Hükümetinin engellemesine bağlı olarak bazı illerin delege gönderememesi,
  2. İtilaf Devletlerinin engellemesi,
  3. Doğu illeri adına bu kongreye 9 kişilik temsil kurulunun Sivas Kongresine katılmış olmasıdır.

Kongre Öncesi Yaşanan Sorunlar

Başkanlık Sorunu: Rauf Bey ile Mustafa Kemal arasında yaşanmıştır. Mustafa Kemal’in Kongre Başkanı seçilmesiyle sorun çözümlenmiştir.

Manda Sorunu: Amerikan mandacılığı tartışıldı. Ancak reddedildi.

Kongre başkanlığına Mustafa Kemal seçilince, kongreye katılanların ittihatçılıkla suçlandığını belirterek kongrenin hiçbir partiyle ilişkisinin olmadığının açıklanması için kongre üyelerince yemin edilmesini istedi. Böylece kongrenin milleti ve memleketi kurtarma amacına yönelik bir hareket olduğu açıkça belirtilmiş oldu.

Sivas Kongresi Kararları

1. Erzurum Kongre kararları aynen kabul edilmiştir.

2. Anadolu ve Rumeli’de kurulmuş olan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında tek cemiyet haline getirilmiştir. Başkanı da M. Kemal olmuştur.

Milli güçler birleştirilerek Kurtuluş savaşı tek elden yönetilmesi sağlanmıştır. Milli birlik ve beraberlik sağlanmıştır.

3. Manda ve Himaye kesin olarak reddedilmiştir.

Manda ve himaye bağımsızlık anlayışına ters düştüğü gerekçesi ile kesin olarak Sivas’ta reddedilmiş, tam bağımsızlık kabul görmüştür.

4. Erzurum kongresinde oluşturulan 9 kişilik temsil kurulunun sayısı 15 ‘e çıkarılmış yetki ve sorumluluğu tüm vatanı kapsar nitelikte genişletilmiş, başkanlığına yine M. Kemal getirilmiştir.

Sivas’ta oluşturulan Temsil Heyeti bütün yurdu temsil etmiş TBMM açılıncaya kadar siyasi varlığını sürdürmüştür.

5. Batı Anadolu Kuva-i Milliye komutanlığına Ali Fuat paşa getirilmiştir.

Bu uygulama ile temsil heyeti ilk defa yürütme yetkisini kullanmıştır.

6. İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılmasına karar verilmiştir.

Sivas kongresinden sonra Temsil Kurulu başkanı M. Kemal, İstanbul Hükümetindeki Damat Ferit'i baskı altına almak için bir genelge yayınlamış, Anadolu ile İstanbul arasındaki bütün ulaşım ve haberleşmeyi kesintiye uğratmıştır. "Artık İstanbul, Anadolu’ya hakim değil, bağlı olmak zorundadır.” diyerek açıklama yapmıştır. Anadolu ile İstanbul arasındaki ulaşım ve haberleşmenin kesintiye uğraması, itilaf devletlerinin tepkisini çekmiş ve İstanbul Hükümetine baskı yapmalarına neden olmuştur. Baskılara dayanamayan Damat Ferit istifa etmek zorunda kalmıştır. İstanbul Hükümetine ise Ali Rıza Paşa gelmiştir. Ali Rıza Paşa, Anadolu’daki Temsil Heyeti ile uzlaşma yolları aramış ve sonuçta iki taraf arasında, Amasya’da bir görüşme yapmaya karar vermişlerdir.

Damat Ferit Hükümetinin Sivas Kongresinden sonra baskılara dayanamayıp istifa etmesi Kuva-i Milliye hareketinin İstanbul Hükümetine karşı kazandığı ilk başarıdır.

Sivas Kongresi’nin Önemi

Erzurum Kongresi kararları milli bir kongre tarafından onaylanarak bütün ulusa mal edilmiştir. Ulusal güçler birleştirilerek yönetimi tek elde toplanmıştır.

Mustafa Kemal Milli Mücadele’nin lideri olmuştur. Türk ulusunun temsilcileri işgalcilere karşı milletçe savunma ve direnme kararı almıştır.

Amerikan mandası en çok tartışılan konudur. 38 delegeden 25’i manda sistemini istemiştir. Ancak manda yönetimi bağımsızlığa aykırı olduğu için reddedilmiştir. Manda isteyen aydınların düşüncesi değişmiştir.

Misak-ı Milli’nin esasları ortaya çıktı. Mebusan Meclisi’nin toplanması için çalışmalara devam edilmesi kararı çıktı.

Temsil Heyeti ilk kez yürütme gücünü kullandı.

Sivas Kongresi Anadolu’daki Milli Hareket’le, İstanbul hükümeti arasında bir kuvvet dengesi sağlamıştır.

Milli kuruluşlarla birlikte sivil ve askeri makamlar Sivas Kongresi’nden sonra başvurabilecekleri bir makam bulabilmişlerdir.

Sivas Kongresi’nin Sonuçları

Mustafa Kemal 11 Eylül 1919’dan itibaren yönetimi, fiilen ve hukuken ele almış Milli Hükümet’in başkanı olmuştur.

Mustafa Kemal’in mücadelesi, Anadolu’daki Milli hareket’in etkisi ve Temsil Heyeti’nin baskısı ile Damat Ferit istifa etmek zorunda kalmıştır.

Padişah Vahdettin baskı ve şiddetle Mustafa Kemal’i ve Anadolu Hareketi’ni durduramayacağını görmüş ve Mustafa Kemal’e yakınlaşma politikası gütmüştür.

Padişah Vahdettin vatansever olarak bilinen Ali Rıza Paşa hükümetini kurdurmuştur. (2 Ekim 1919)

Mustafa Kemal, kongrenin bitiminden bir hafta sonra Sivas’a gelen Amerikalı General James G. Harbord’la yaptığı konuşmada; “Her şeye rağmen yurdumuzu kurtarmak özgür ve uygar bir Türk devleti kurmak, insan gibi yaşayabilmek için yapacağım bunu” diyerek yeni Türk devletini kurmak arzusunu ve amacını açıklamıştır.

Amasya Görüşmesi (Protokolü) (20 - 22 Ekim 1919)

Sivas Kongresi’nde alınan karar doğrultusunda Temsil Heyeti, İstanbul hükümeti ile bütün haberleşme ve görüşmeleri kesti. Ancak Ali Rıza Paşa kabinesinde Kuva-i Milliye’ye sempati duyan üyelerinin olması Temsil Heyeti’ni umutlandırdı. Mustafa Kemal Milli Teşkilata saygılı olması şartıyla Ali Rıza Paşa hükümetine yardımcı olacağını, ayrıca meclis toplanıncaya kadar milletin geleceği hakkında bir anlaşmaya girmemesini ve Barış Konferansı’na gönderilecek delegelerin Temsil Heyeti’nin güveneceği kimselerden oluşmasını istedi.

Temsil Heyeti ile Ali Rıza Paşa hükümeti arasında yazışmalar bir süre devam ettikten sonra Ali Rıza Paşa hükümeti Anadolu’ya bir temsilci göndermeye karar verdi.

Amasya’da yapılacak olan görüşmeye Bahriye Nazırı Salih Paşa gönderildi.

Rauf Bey, Bekir Sami Bey ve Mustafa Kemal Sivas’tan Amasya’ya gittiler.

Mustafa Kemal ve Salih Paşa arasında yapılan görüşmelerde; üçü açık ve imzalı, ikisi gizli ve imzasız beş protokol tespit edildi.

1. Protokol

Ordunun siyasetle uğraşmaması, hükümeti küçük düşürecek müdahalede bulunulmaması, hükümet hakkında yazı yazılmaması istendi. Bunlar Salih Paşa’nın isteklerini kapsıyordu.

2. Protokol

Azınlıklara, sosyal dengeyi ve siyasal egemenliği bozacak, ayrıcalıkların verilmemesi belirtildi. Mondros Ateşkes Antlaşması ile belirlenen sınırların kabul edileceği belirtildi.

Meclisin İstanbul’da toplanmasının uygun olmayacağı belirtildi.

3. Protokol

Temsil Heyeti’nin seçimlere katılması kabul edildi. Ayrıca Ermeni Göçü sırasında suç işleyenlerin mebus seçimlerine katılmalarının önlenmesi ve siyasi partilerin Hıristiyan toplulukların seçime katılmalarının sağlanması için çaba gösterileceği belirtildi.

4. Protokol

  • Bazı komutanların görevden alınmaları ve bazı subayların mahkeme