Felsefe

Ahlak Felsefesi

İnsanların iyi kötü çizelgesi etrafında ölçülerini ve buna bağlı olarak da davranışlarını etkileyen kurallar sistemine ahlak denir. Ahlakla ilgili kavramları ilk defa tanımlayıp sorguladığı için Aristoteles ahlak felsefesinin yani etiğin kurucu sayılabilir. Ahlak felsefesi sosyolojiden farklı olarak belirli bir zamanda yaşan belli bir insan topluluğunun davranışlarını değil, genel anlamda ahlak olgusunu ele alır. İdeal davranışın örneklerini de ortaya koyan etik insanın her davranışını değil, sadece toplumsal boyutu olan ve bireyin özgür iradesiyle bilinçli olarak gerçekleştirdiği davranışları ele alıp değerlendirir. Çünkü ahlaki davranış kötü olanı seçme fırsatı varken irade kullanarak iyiye yönelmeyle ortaya çıkan davranıştır. Eğer iki alternatif birden yoksa ahlakilikten söz edilemez. 

Genel olarak ahlak felsefesi ahlakın ne olduğunu, ahlaki davranışın nasıl oluştuğunu, iyi ve kötünün ne anlama geldiğini ve insan yaşımın amacının ne olduğunu anlama çalışır. İnsanın olmadığı bir yerde etik olgusundan da söz edilemez. Dolayısıyla ahlakın teorik olarak tartışılması dışında pratikte insan hayatıyla doğrudan ilişki içinde olduğu bir boyutu da vardır. 

Ahlak Felsefesinin Temel Problemi

Ahlak felsefesinin en temel problemi her zaman ve her yerde geçerli olabilecek ahlaki değerlerin var olup olmadığıdır. Evrensel ahlak yasası denen bu ortak ahlaki değerler hakkında filozoflar farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Hedonizm, egoizm ve anarşizm gibi akımlara göre insanların kabul edebileceği evrensel bir ahlak ilkesinden söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte Sokrates, tüm kötü davranışların sebebini insanın kendisine doğuştan verilen erdemli temel erdemi hatırlayamaması bağlamıştır. Evrensel ahlak yasasının en büyük savunucuların olan Kant ise bir eylemin ödev duygusu içinde hiçbir çıkar veya beklenti gözetmeden yapıldığı taktirde ancak ahlaki sayılabileceğini dile getirmiştir. 

Ahlak felsefesi bu ana problem karşısında ikiye bölünmüştür. 

Evrensel Ahlak Yasasını Reddedenler

Hedonist (hazcı) ahlak felsefesi: Bu görüşe göre insan yapısı gereği acıyı istemeyen ve haz peşinde koşan bir varlıktır. Haz peşinde olan herkesin haz anlayışı farklı olduğu için bütün insanların üzerinde uzlaşabileceği bir ahlak yasasından söz etmek mümkün değildir. 

Egoist (bencil) ahlak felsefesi: İnsan doğası gereği kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutar. İnsanda hâkim olan bu bencil histen dolayı evrensel ahlak yasası olamaz. 

Anarşist ahlak felsefesi: Bu anlayışa göre doğuştan iyi olan insan daima özgür olmalıdır. Hukuk, devlet, ahlak gibi kavramlar özgürlüğe engel olmak için çıkarılmış kavramlardır. Bütün insanların idealleri ve beklentileri farklı olduğu için ortak insanlık idealine dayanan bütün inanç ve düşünceler saçmadır. 

Bu felsefelerin dışında Nietzsche ve Sartre de ortaya koydukları düşüncelerle evrensel ahlak yasasını reddetmişlerdir. 

Evrensel Ahlak Yasasını Kabul Edenler

Bütün insanların davranışlarında temel alabilecekleri ortak ilkelerin var olduğunu savunan filozoflar, evrensel ahlak ilkesini subjektif ve objektif olmak üzere iki şekilde açıklamaya çalışmışlardır. 

Evrensel ahlak yasasının subjektif temelde açıklayan filozoflara göre evrensel ahlak yasası Tanrı, doğa gibi insana dışarıdan dayatılan insandan bağımsız bir yasa değildir. Tam tersine bu yasalar insanın özünden çıkar ve insanlar tarafından belirlenir. Bir eylemin ondan etkilenen herkesin mutluluğuna göre iyi veya kötü olabileceğini savunan utilitarizme göre bir insanın mutlu olması diğer insanlara da bağlıdır. Bu yüzden insanın mutluluğunun diğer insanların mutluluğu ile uzlaşması gerekir. Aksi halde mutluluk sağlanamaz. Bunun dışında sezgici ahlak felsefesine göre de evrensel ahlak yasası kişi temellidir. Sezgi ahlakı içinde kuralların yer almadığı sevgi ve özgürlükle dolu açık bir ahlaktır. 

Birçok filozof evrensel ahlak yasasını objektif temelde ele almıştır. Bu filozoflara göre evrensel ahlak yasası insandan bağımsız olarak vardır. Sokrates insanların doğuştan bir erdemle var olduğuna ancak önemli olan o erdemi ortaya çıkarmak olduğuna inanmıştır. Platon evrensel ahlak yasasını idealar dünyasına dayandırmıştır. Ona göre mutluk bu dünyada değil, gerçek dünya olan idealar dünyasındadır. Gerçek iyi idealar dünyasında belirlenmiş olan mutlak iyidir. İnsanlara bağlı değildir. Kant ödev ahlakı anlayışıyla ahlaka yaklaşmıştır. Ona göre önemli olan ahlaka uygun davranmak değil, ahlaklı olmaktır. Ahlakı koşulsuz bir buyruk olarak ele alıp hiçbir çıkar gözetmeden sadece uyulması gerektiği için uymak esas olandır.