Biyoloji

Hücrede Madde Geçişleri Özet

Hücre zarı seçici geçirgen olma özelliğinden dolayı, bütün maddelerin hücre içerisine girmesini engeller. Yani hücreye herhangi bir maddeyi alırken rastgele  geçirmeyip seçici davranır. Bazı maddeler kolayca geçerken bazıları hiç geçemez. Hücre zarından küçük moleküller büyüklere oranla daha hızlı geçer. Nötr moleküller de iyonlara oranla daha kolay geçer. Ayrıca hücre zarının yapısında yağ bulunduğu için yağı çözen maddeler ve yağda çözünen A, D, E, K vitaminleri daha kolay geçer.

Fagositoz: Hücre zarının yalancı ayaklar oluşturarak büyük moleküllü katı besinleri hücre içine alma olayına denir.

Pinositoz: Büyük moleküllü besinleri bir sıvıyla birlikte yalancı ayakları aracılığıyla hücre içine alınmasına denir. 

Fagositoz ve pinositoz yoluyla normal olarak osmoz ile hücre zarından geçemeyen maddeler hücre içerisine alınır. Fagositoz ve pinositoz olaylarında enerji harcanır. Dışarıdan alınan besinler, hücrede yapıtaşlarına dönüşürken tekrar yapım için o canlıya özgü bir yapı kazanır. Fagositoz ve pinositoz tek hücreli canlılarda ve hayvanlarda görülür. Bitkilerdeki hücre çeperi bu olayların gözlenmesine engeldir. Fagositoz ve pinositoz amipte rahatça gözlenebilir. Fagositoz ve pinositoz olaylarında hücre dışaradan madde aldığı için bu iki olaya genel olarak endositoz denir. 

madde iletimi

Ekzositoz: Hücredeki artık maddelerin hücre zarında oluşan ceplerden hücre dışına atılması olayına denir.

Difüzyon (Yayılma)

Katı, sıvı ve gazların çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğru yayılmasına difüzyon denir. Parfüm kokusunun odaya yayılması, şekerin su içinde dağılması ve delik bir toptan gaz çıkışı difüzyona örnektir. Difüzyon hızına ortamın sıcaklığı, ortamlar arasındaki yoğunluk farkı, yayılan maddenin molekül büyüklüğü gibi faktörler etki eder. 

Diyaliz: Çözünmüş bir maddenin yarı geçirgen bir zardan difüzyonuna diyaliz denir. Diyaliz iki ortamın yoğunluğu dengelenene kadar devam eder. 

Osmoz: Suyun veya çözücü bir maddenin yarı geçirgen bir zardan ve az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğru geçmesidir. 

Bir hücre kendi osmotik değerine eşit bir sıvı içine bırakılırsa alış veril yapılamaz. Hücreyle aynı yoğunluktaki bu sıvıya izotonik sıvı, olaya da osmotik denge denir. Eğer hücre, osmotik değeri hücreninkinden daha düşük bir sıvı içerisine, hücre su alıp şişer. Hücreden daha yüksek oranda su bulunduran sıvıya hipotonik sıvı, olaya ise deplazmoliz denir. Hücre, kendisinden daha yüksek osmotik değere sahip bir sıvıya konursa hücre su kaybeder ve büzüşür. Bu olaya plazmoliz denir. Hücreden daha yoğun olan sıvıya ise hipertonik sıvı denir. 

Hayvan hücresi hipotonik ortamda patlar. Bu olaya hemoliz denir. Bitki hücresi su alsa da hücre çeperi bulundurduğundan patlamaz. 

Hücre sitoplâzmasında veya çözelti içerisindeki çözünmüş moleküllerin derişimi osmotik basıncı verir. Bir bitkinin kökleriyle topraktan su alabilmesi için kök hücrelerindeki osmotik basıncın topraktaki osmotik basınçtan yüksek olması gerekir. Özellikle bitkisel hücrelerde, dışarıdan hücre içine geçen suyun içten hücre çeperine doğru yaptığı basınca turgor basıncı denir. Otsu bitkilerin dik ve esnek durmasını, yapraktaki gözeneklerin açılıp kapanmasını bu turgor basıncı sağlar. 

Aktif Taşıma

Hücre zarından geçebilecek büyüklükteki moleküllerin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama geçmesine aktif taşıma denir. Aktif taşıma bir difüzyona karşı yapılan bir iştir diyebiliriz. Aktif taşıma yapılırken enerji harcanır. Balığın vücudundaki mineral oranı denizden daha fazla olduğu halde aktif taşıma ile balık denizden mineral almaya devam eder. 

Hücrede en önemli aktif taşıma sistemlerinden birisi sodyum (Na+) ve potasyum (K+) iyonlarının hücre zarı yoluyla taşınmasıdır. Maddelerin dışarıya ve içeriye pompalanması sınırsız değildir. Örneğin sodyum iyonları normal koşullarda hücre dışında hücre içindekinden 10 kat daha fazladır. Dış ortamla hücre arasında iyon derişim farkının bulunması hücrenin çalışmasında önemli rol oynar.