Biyoloji

Hayvansal Dokular

1. Epitel Doku

Vücudun iç ve dış kısımlarını örten bir dokudur. Derinin üst yüzeyi ile sindirim sisteminin iç yüzeyini örten doku epitel dokusudur. Bu dokunun hücreleri birbirine çok yakındır. Hücreler arasında çok az miktarda ara madde bulunur. Epitel doku örtü ve salgı epiteli olmak üzere iki grupta incelenir. Örtü epiteli tabaka yapısına göre tek tabakalı ve çok tabakalı olarak ikiye ayrılır. 

Tek tabakalı epitel dokusu

Hücrelerin şekline göre yassı, kübik ve silindirik epitel diye üçe ayrılır. Yassı epitel hücreleri, yandan bakıldığı zaman yassı bir görünüme sahiptir. Hücreleri arasında boşluk yok denecek kadar azdır. Kan damarlarının iç yüzeyini kaplar. 

Kübik epitel

Hücreleri küp şeklinde olup bu hücrelerin yan yana sıralanması ile meydana gelir. Böbrek ve tiroid bezinde bulunur.

kübik epitel

Silindirik epitel

Silindir şeklindeki hücrelerden meydana gelmiştir. Solunum yolları, ince bağırsak ve mide gibi organların iç yüzeyini kaplar. 

Çok tabakalı epitel

Hücreleri birden fazla tabaka teşkil edecek şekilde sıralanmıştır. Omurgalıların derisinde çok tabakalı epitel dokusu bulunur. Çok tabakalı epitel dokusunda hücrelerin arasında kan dokusu yoktur. Hücrelerin beslenmesi ve artık maddelerin dışarıya atılması difüzyonla gerçekleşir. Epitel dokusunu meydana getiren hücreler salgı yapma yeteneğine sahipse böyle epitele salgı epiteli denir. Salgı yapan silindir şeklindeki hücreler goblet hücreleridir. 

Çok hücreli bezler birden çok salgı yapan hücrelerden meydana gelir. Kanallı ve kanalsız olmak üzere iki çeşit bez vardır. Kalanlı olanlara ekzokrin, kanallı olanlara da endokrin bezler denir. Örneğin tükürük salgılayan bezler ile sindirim enzimleri salgılayan bezler kanallı bezlerdir. Hipofiz, böbrek üstü ve tiroid bezleri ise kanalsız bezlerdir. Bu bezler salgılarını doğrudan kana verirler. 

2. Bağ Dokusu

Bu doku canlılardaki doku ve organları birbirine bağlar. Ayrıca yumuşak organları korur ve onlara desteklik yapar. Bağ dokusunu oluşturan hücreler, hücreler arası madde ve liflerden meydana gelir. Hücre sayısı az, fakat hücreler arası madde fazladır. Bağ dokusunun esas hücresine fibroblast adı verilir. Ayrıca bağ dokusu arasında özelleşmiş makrofaj ve mast hücreleri bulunur. 

Makrofajlar, amip gibi yalancı ayaklar çıkararak vücuda giren yabancı cisimleri ve bakterileri yutar. Bağ dokusu lifleri ağsı, kollagen ve elastik olmak üzere üç tipte görülür. 

3. Kıkırdak Dokusu

Kıkırdak hücreleri ile hücrelerin arasını dolduran maddelerden oluşur. Kıkırdak hücrelerine kondrosit ara maddesine ise kondrin denir. Kıkırdak dokusu ara maddesine göre hiyalin, elastik ve lifli kıkırdak olmak üzere üçe ayrılır. Hiyalin kıkırdak, bütün omurgalı hayvanların embriyoları ile kıkırdaklı balıkların erginlerinde, iskelet görevini yapar. Elastik kıkırdak, karada yaşayan ergin memelilerin dış kulak yolu, kulak kepçesi ve östaki borusunda bulunur. Lifli kıkırdak, uzun kemiklerin eklem yerlerinde bulunur. 

4. Kemik Dokusu

Omurgalı hayvanların iskeletini oluşturan kemikler, kemik dokusundan meydana gelir. Gerçek kemik hücresine osteosit denir. Bu hücreler arasındaki ara maddeye osein denir. Oseinin esasını ise kollagen bağ dokusu lifleri meydana getirir. Bu liflerin arasına kalsiyum fosfat, magnezyum fosfat, kalsiyum karbonat, kalsiyum florür gibi inorganik tuzlar birikerek kemik dokusunu sertleştirir. 

Yaş ilerledikçe inorganik tuzların kemikteki oranı yükselir. Çocuklarda ve gençlerde kemik elastiki, yaşlılarda ise sert ve kırılgandır. İki çeşit kemik dokusu vardır. 

Sert doku

Uzun kemiklerin orta kısmında bulunur. Ortasında sinir ve kan damarlarının geçtiği havers kanalları vardır. Bu kanalların içerisinde besin ve oksijen taşınır. 

Sünger doku

Uzun kemiklerin uç kısımlarında ve yassı kemiklerde bulunur. Gözenekli bir yapısı vardır. Gözeneklerin içerisinde akyuvar ve alyuvarların yapıldığı kırmızı kemik iliği bulunur. Havers kanal sistemi yoktur. Kuşlarda kemiklerin içerisinde solunum keseleri oluşmuştur. Memelilerde buna uygun olarak burun ve çenenin yanında sinüs boşlukları meydana gelmiştir. 

5. Kan Dokusu

Kan, hücre dışı bir ortamdan ve bu ortam içerisinde özelleşmiş hücrelerden oluşmuştur. Bu doku kan hücreleri ile kan plazmasından oluşmuştur. Kan hücreleri alyuvar, akyuvar ve kan pulcuklarıdır. Kan plazmasının yapısında protein, aminoasit, glikoz, su, madensel tuzlar, üre, ürikasit, fibrinojen, hormon vb. maddeler bulunur. 

Alyuvar (Eritrosit)

Kan hücrelerinin yarısını oluştururlar. Genç halde çekirdekli, ergin halde ise çekirdeklerini kaybederler. Kana kırmızı renk veren hemoglobin molekülü bulunur. Bu molekül hem ve globinden oluşmuştur. Hem kısmı demir içerip bütün canlılarda aynıdır. Globin kısmı ise proteinden oluşmuştur ve türe özgü bir yapısı vardır. Alyuvarlar kırmızı kemik iliği, karaciğer ve dalakta sentezlenirler. Yaşlanan alyuvarlar ise dalak ve karaciğer tarafından parçalanır. Ortama 4 - 7 hafta yaşarlar. Alyuvarların görevi oksijeni solunum organlarından alıp hücrelere taşımak, hücresel solunum sonucu olaşan CO2 moleküllerini solunum organlarına taşımaktır.

Eğer canlı oksijeni az olan bir yere gitse alyuvar miktarı artar. Kandaki alyuvar sayısı yaşa, cinsiyete, coğrafik bölgeye ve fizyolojik özelliklere bağlı olarak değişir. 

Akyuvar (Lökosit)

Hemoglobin içermeyen renksiz ve çekirdekli hücrelerdir. Dalak, lenf düğümleri ve kırmızı kemik iliğinde üretilirler. Daha çok bağ dokusunda bulunurlar. Gerek duyulduğunda kana karışarak gerekli yerlere giderler. Dört saat ile dört gün arasında ömre sahip olan akyuvarlar 1 mm3 kanda 7 - 10 bin kadardırlar. Akyuvar hücrelerinin anormal bir hızla çoğalması ve olgunlaşmasında çok sayıda hücrenin dolaşım sistemine katılmasıyla lösemi adı verilen kan kanserine neden olurlar. Yeni doğan çocuklarda akyuvar sayısı fazladır. 

Kan pulcuklar (Trombositler)

Kanın en küçük, renksiz ve çekirdek hücreleridir. 1 mm3 kandaki sayılar 200 - 300 bin kadar olup, kanın pıhtılaşmasında etkin trombokinaz enzimini taşırlar. 

Kanın pıhtılaşması

Kan damarının kesilmesi ve zedelenmesiyle tromboplastin meydana gelir. Zedelenen dokular, kan plazmasında bulunan çeşitli proteinler, etkileşerek bir kaç basamaktan sonra pıhtılaşma gerçekleşir. Trombin etkisiyle fibrinojen fibrine dönüşür. Fibrin de çökelerek kesik damarı bir tıkaç gibi kapatır ve kanamayı durdurur. 

Kan grupları

Kan grupları alyuvardaki A ve B aggutinojenleri (protein) ile plazmadaki a ve b antikorlarının bulunup bulunmamasına göre yapılır. Alyuvarlarında Rh proteini varsa Rh(+) denir. Yoksa Rh(-) olmuş olur. Kan grupları A, B, 0 ve AB şeklindedir. 0 kan grubu genel verici, AB kan grubu ise genel alıcıdır. Kan uyuşmasında Rh faktörü de çok önemlidir. Kan naklinde uyuşmayan kan verilirse alyuvarlar kümeleşir. Kümeleşen alyuvarlar sonradan hemolize uğrar ve insanın ölmesine neden olur. 

6. Kas Dokusu

İnsan ve hayvan vücudunun hareket sistemlerinin en önemli kısımlarıdır. Bütün hayvanlarda tüm uyarılara tepki gösteren bir dokudur. Bütün hayvanlarda, kasların hareketini meydana getiren uyarmalar beyin ve omurilikte bulunan sinir hücrelerinden gelir. Hücreleri iğ şeklinde olup ara madde görülmez. 

Hücre zarlarına sarkolemma, sitoplâzmasına sarkoplazma denir. Hücrelerinde miyofibril denilen aktin ve miyozin proteinlerinden oluşmuş iplikler bulunur.  Kasların hareketlerini bu iplikler sağlar. Kas hücreleri, enerjisini ATP'den sağlarlar. Yapılarına göre üçe ayrılırlar.

Düz kaslar

Hücreleri tek çekirdeklidir. Otonom sinirlerle donatılmış olup istemsiz olarak hareket ederler. Kasılmaları yavaş fakat uzun sürelidir. Damar, mide ve bağırsak hareketlerini düz kaslar gerçekleştirir. 

Çizgili kaslar

Hareketli oldukları bunlara iskelet kasları da denir. Hücreleri çok çekirdeklidir. Çizgili kaslar isteğimizle çalışırlar. Hızlı kasılır ancak çabuk yorulurlar. Bu kaslarda miyofibril iplik demetleri bulunur. Mikroskopla bakıldığında açık ve koyu bölgeler görülür.

Kalp kası

Yapı bakımından çizgili kaslardan oluşmuştur. Fakat istemsiz olarak çalışması itibariyle düz kaslara benzer. Kalp kası glikojen ve mitokondri bakımından çok zengindir. 

7. Sinir Dokusu

Bu doku hücrelerine nöron denir. Her nöronda bir gövde bir de gövde uzantısı olan akson bulunur. Gövdeye bağlı bu uzantılara dentrit denir. Dentritler uyarıyı alıp ana hücreye iletmekle görevlidir. Sayıları bir veya birden fazladır. Aksonlar uyarıları bir hücreden diğer hücreye iletirler. Bir nöronun aksonu ile diğer nöronun dentritinin buluştuğu yere sinapsis bölgesi denir. Bazı nöronlarda aksonu çevreleyen bir zar bulunur. Bu zara miyelin kılıfı denir. Bu kılıf yarıların çok daha hızlı iletilmesini sağlar. Sinir dokusunun ana özellikleri; uyarıları almak, iletmek, değerlendirmek ve çeşitli organları harekete geçirmektir.